bugün
- uludağ sözlük gazozu6
- puura10
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan6
- 7 şişe eker çilekli kefir içmek7
- puura yetkili olsun kampanyası5
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge5
- ben eskiden birinci nesildim6
- pompeii de eli sikinde taş olan adam5
- velvet44
- ctrlx istesin anında nikahı kıyarım6
- buzlu salata yapmak4
- true yahudi mi10
- seri gizli artı oy veren meleğin yapay zeka olması4
- kürt devleti4
- irfan can kahveci gerard lampard'a dönüşür mü3
- arkadaşlar bakar mısınız9
- sol frame'in sözlük içi başlıklarla dolması4
- nick uzunluğu ile zeka arasındaki ters orantı6
- eğer gerçekten mehdi varsa o da atatürk tür4
- habire1239
- bir yazara uzaktan aşık olmak5
- ctrlx vs velvet4
- hz ömer'in şişmanlık uyarısı3
- mastürbasyon yapmayı unutmayın10
- fake hesapların sahibi6
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar6
- yeni parti24
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- bu başlıkta üstteki yazarı övüyoruz4
- true nefreti6
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir7
- hepinizi karim yapacam olum4
- velvet bu sevgi ve ilgi selinden memnun mu soruau4
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- ahmet sezer bey3
- adolf hitlerin adamın dibi olması2
- adana'ya damat gitmek3
- yazın yeme isteğinin azalması2
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler9
- bu entry 15 artı oy alsın true'ye veriyorum4
- true vs yagmurcu12
- taylan koyayım da yaylan2
- erdoğan'ın peygamber gibi bir adam olması3
- samsun yazısının önünde fotoğraf çektirmek2
- 2026 yılında kablolu kulaklık kullanan tip3
- canın erdoğan'a oy atmak çekmesi3
- hadise'yi seksi bulmayan erkek3
- din olmadan ahlak temellendirilemez10
- sözlüğün elleri en güzel kızını seçiyoruz3
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
birini sikebilmek için ihtiyaç duyulan masum bahane.
yeni alınan siyah montun koluna değen sigaranın yanığıdır. *
"kaybediyordum kendimi. bunun bilincinde olmaktı aşk. bilinçli bir kayıp, kayıplı bir bilinç ve aklımı yok sayıp beynime yerleşen aşk."
kahraman tazeoğlu
kahraman tazeoğlu
seviyorum bunu. o benden korkup kaçıyor da ben seviyorum onu. birbirimizi anlamadıkça daha da çok seviyorum. seviyorum da ben de korkuyorum galiba artık bundan. aklıma gelmesinden bile korkuyorum.
şimdi ben de kaçıyorum da umarım aynı yöne doğru kaçmıyorduruz. beklenmedik bi anda bunla karşılaşmak kötü olur diye düşündüm.
uzak olabilidiğim kadar uzak olmam gerek bundan. görmemek için her şeyi yapmam gerek. umarım bu sikik hayatım bu konuda bana güler bu konuda.
şimdi ben de kaçıyorum da umarım aynı yöne doğru kaçmıyorduruz. beklenmedik bi anda bunla karşılaşmak kötü olur diye düşündüm.
uzak olabilidiğim kadar uzak olmam gerek bundan. görmemek için her şeyi yapmam gerek. umarım bu sikik hayatım bu konuda bana güler bu konuda.
bir yerden sonra insan aşka inancını kaybediyor. eskiden de inanmıyordun zaten, ama bir gün birisi geldi, tüm ezberlerini bozdu. açtın kapıları, sonuna kadar.
sonra aylar geçti, tahta kapıları da kaldırdın hatta. hep böyle gidecek sandın. sonra bir gün geldi, kendi ellerinle kaldırdığın kapılardan geçti, gitti.
arkasına bakmadı. çünkü bakarsa geri döneceğini biliyordu.
ertesi gün bir kapıcı çağırdın, bu sefer çelikten yaptırdın kapıyı. hatta kapıyı yapana söyledin, çıkarken kapıyı dışarıdan kilitledi. içeriden de dışarıdan da açılmıyor kapı.
gün gelse, bilsen ki doğru insan geldi kapına, o geldi, açma imkanın yok. arada o kapı bulunarak nasıl yaşarsan yaşa aşkı.
sonra aylar geçti, tahta kapıları da kaldırdın hatta. hep böyle gidecek sandın. sonra bir gün geldi, kendi ellerinle kaldırdığın kapılardan geçti, gitti.
arkasına bakmadı. çünkü bakarsa geri döneceğini biliyordu.
ertesi gün bir kapıcı çağırdın, bu sefer çelikten yaptırdın kapıyı. hatta kapıyı yapana söyledin, çıkarken kapıyı dışarıdan kilitledi. içeriden de dışarıdan da açılmıyor kapı.
gün gelse, bilsen ki doğru insan geldi kapına, o geldi, açma imkanın yok. arada o kapı bulunarak nasıl yaşarsan yaşa aşkı.
insanı dengesize çeviren duyguların ilahı.
ders çalışmaktan fırsat bulamadığım duygu. (bkz: kpss canavarı)
bazı kapılara dayanır da ayrılmaz, bazı kapıları ise uzun süre çalmaz, insanla oynamayı seven sinsi ve heyecan verici bir olgudur.
entry girelerek anlatılamayaca bir şey. yaşayan bilir. acı tatlı her şeyi içinde barındıran muhteşem duygu..
''Size hiç romantikliğe kapılmadan güvenceleyebilirim ki tepeden tırnağa ve bütün ciddiliğimle aşığım'' der Marks bir yazısının başında...
konuşamamakdır ve belkide insanın çaresiz kaldığı anlardan biride olabilir.
(bkz: aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık)
(bkz: aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık)
en masum günahtır.
bir hayvan olsa, ancak kelebek olabilirdi.
pır pır, uçarı, rengarek, ele avuca sığmayan, hergüzel şey gibi çabuk ölen ve belki de hiç bulunayamayan.
pır pır, uçarı, rengarek, ele avuca sığmayan, hergüzel şey gibi çabuk ölen ve belki de hiç bulunayamayan.
aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
i̇çinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
i̇çinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
halil cibran
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
i̇çinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
i̇çinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
halil cibran
ilk seni seviyorum lafını duyana kadar olan heyecan ve arzuların tamamı...
zamanın değirmeninin zat'ına olan inancı öğüttüğü his.
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım.
yok öyle bir dünya. yalan yanlış yok
yarin işin gücün yokmuş gibi gecenin bir vakti onu umarsızca onu düşünmektir.gelecekteki günlerin hayalini kurmaktır. kainattaki tüm güzel şeyleri ona benzetmektir. herşeydir ya.
(bkz: başka)
aşk; dön ölümden geç tenimden gel gir dünyama...
aklınız tatile gittiğinde, duygularınızın yaptığı yaramazlıklardır.
diye tanımlamıştı bir hocam.
diye tanımlamıştı bir hocam.
"... aşk,
karşılıklı geçip birbirinin gözüne bakmak değil, elele verip ilerde aynı noktaya bakmak ve gene elele o noktaya doğru ilerlemektir." *
karşılıklı geçip birbirinin gözüne bakmak değil, elele verip ilerde aynı noktaya bakmak ve gene elele o noktaya doğru ilerlemektir." *
begenilen bedene dusuncelerin yuklendigi koca bir yalandır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar