bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- almanya7
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri19
- danimarka5
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey2
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- coca cola zero gerçekten zararlı mı8
- gürcistan2
- termosa bira koymak2
- bülent ersoy2
- gece denize girmek20
- manifest grubu vs tarkan21
- film izlerken kendini filmin içinde zannetmek3
- içi ve dışı farklı olan insan7
- sibel can2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- luks araba almak6
- kaş rengini açma2
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- bir insanın arkasından konuşmak6
- yoran insanların ortak özellikleri3
- mehdiye inanıyor musunuz10
- z kuşağı3
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- islam düşmanlarına bir soru9
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- bugün farklı bi gün değil aslında3
- dolunayı seyretmek4
- yeni parti51
- bmw3
- eren kaşıkçı6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- araba2
- ankara3
- hikayeyi devam ettir54
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak3
- fenerbahçe5
- turkiye musluman bir ulkedir musluman kalacaktir3
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- adem ile havva'nın siyahi olması3
- gelecek partisi4
- cherry tiggo4
- elmas bey birader yazar2
- yukarı kattan gelen ahh sesi3
- islamcilara sorulmasi gereken sorular3
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
Gecici bir sey. Fakat yogun yasaniyor evet.
Alışkanlık şehvet ve kıskançlık duygularını barındıran ama insanı mutlu eden güzel bir duygu taki ayrılana dek.
gerçekten artık var olduğuna inanmıyorum.
istiyorum inanmak ama olmuyor işte ben de bir iş yok ama çoğu erkeğin aklı başka tarafta.
karşısında ki kişyi düşünmeden davranıyorlar evet belki kızlar da böyle ama bizim yüzdemiz daha az bu konu da zaman mı çok değişti insanlar mı yoksa ortam mı.
vicdanımıza yada aklımıza ne oldu bizim anlayamıyorum artık ben akılsız ve vicdansız gibi davranıyoruz.
bence aşkın adını değiştirmişler onun tanımı seks falan olmalı yada sizin bulduğunuz o değerli şeyi ben bulamıyorum.
sadece üzülüyorum..
istiyorum inanmak ama olmuyor işte ben de bir iş yok ama çoğu erkeğin aklı başka tarafta.
karşısında ki kişyi düşünmeden davranıyorlar evet belki kızlar da böyle ama bizim yüzdemiz daha az bu konu da zaman mı çok değişti insanlar mı yoksa ortam mı.
vicdanımıza yada aklımıza ne oldu bizim anlayamıyorum artık ben akılsız ve vicdansız gibi davranıyoruz.
bence aşkın adını değiştirmişler onun tanımı seks falan olmalı yada sizin bulduğunuz o değerli şeyi ben bulamıyorum.
sadece üzülüyorum..
Yoktur. ilk görüşte aşka inanan hatta ilk görüşte aşka düşmüş biri olarak söylemek isterim ki kendinizi harap etmekten başka bir işe yaramaz. Yorar, yıpratır. Bir defa mutlu ediyorsa on defa ağlatır ve karşı tarafın egosunu da haliyle iyice besler.
Hayatiniza "şak" diye giren "kaş" yaparken göz çikarmaniza sebep olan şeydir "aşk".
Gençlik katili.
Eski bir masal.
Sanırım bugün hissettiğim duygu. Sanırım..
Dolu cüzdan, son model araba, ve villa kavramlarının karşılığı.
aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi.
Sonuna kadar okumanız ve bilmeniz gereken mukaddes mi mukaddes bir aşk hikayesi yazıyorum...
Yine o belalı uhud'da sonsuzluk nebisi'nin bir dişi şehid edilmişti. Bunu duyan veysel karanî elini ağzına atarak:
- acaba benim efendim cenab-ı muhammed'in hangi dişini kırdılar? Bu mu, yoksa şu mu? Diyerek ağzındaki bütün dişlerini kendi eliyle kırıp döktü... ve annesinden izin alıp tâ yemen çöllerinden medine'nin yolunu tuttu...
Bitmek tükenmek bilmeyen kum denizini tek başına aşarak cenâb-ı mustafa'ya gidiyordu... gökte güneş, yerde fokur fokur kaynayan kumlar, sivri kayaların akrep dişleri, kuytularda canavar homurtular onu yıldırmıyordu...
Veysel karanî (r.a) kâbe mumu gibi yanıyor ve bir an önce peygamber şehri medine'ye varmak istiyordu...
Nihayet veysel karanî nûr yuvası medine'ye vasıl oldu. Işte şimdi sevgilinin diyarındaydı.
Garip bir manzarası vardı veysel karanî'nin... yanından gelip geçenler, durup ona bakıyorlardı.
Göğsü, bağrı açık, çölün bütün tozu toprağı sinmiş üstüne... ayakları çıplak ve kan revan içinde... yüzü güneşin hararetiyle iyice yanmış, alnında benek benek ter...
Ve tatlı bir koku... misk gibi bir şey...
-habib-i hüda'nın kokusu tâ sokaklara taşmış!...
Bir adım daha attı, mukaddes odanın kapı eşiğinin üzerine bakmaktan hayâ etti, öylece bir zaman ayakta kaldı...
Kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Kapı açıldığı an cenab-ı mustafayla göz göze gelecekti.
Kapı aralandı...
Her tarafı örtüler içinde bir kadın...
Daldığı hayal aleminden hazreti aişe'nin sesiyle uyandı:
- ey allah'ın kulu, kimsin?
- bana karanlı üveys derler!
- neydi muradın?
- allah'ın resûlünü görmeye gelmiştim!
- ya üveys! Allah'ın resûlü seferdeler!
Veysel karani'nin yüreğine sanki yüzlerce mızrak saplanmıştı.
Hazreti aişe merakla sordu:
- niçin ağlıyorsun?
- ey annelerin en azizi! Ben, annemden bu kapıya kadar izin aldım.
- iyi ya işte! bir kaç gün bekle!
- beklemeye imkânım el vermez. Annemden bu kadarcık izin alabilmiştim!...
Hazreti aişe'nin de gözleri buğulandı... gözyaşlarını göstermemek için kapının arkasına gizlenme ihtiyacı duydu. O ân veysel karanî, tekrar koynundan, kırdığı dişleriyle yaptığı tesbihi çıkarıp uzattı:
- ey mübarek annem! Bunu da allah resûlüne ver!...
Hazreti aişe (r.anha) hayretle sordu:
- nedir o, yâ üveys?
- ne olduğu allah resûlüne malûmdur!
Hazreti aişe büsbütün irkildi ve dedi:
- peki, peki, ya üveys! Selamını ve emanetini resûl-i ekrem'e ulaştıracağım...
Ve saâdethanenin kapısını kapatıp içeri girdi...
Veysel karanî gözyaşları içinde yere eğildi, peygamber evinin kutlu eşiğini öptü, yüzünü gözünü iyice oraya sürdü. Sonra kalkıp istemeye istemeye yürümeye başladı... artık gidiyordu, fakat gönlü hep oradaydı... hicran arkına düşen bu gönül, ebediyen sevgilisine kavuşamayacaktı.
Yine o belalı uhud'da sonsuzluk nebisi'nin bir dişi şehid edilmişti. Bunu duyan veysel karanî elini ağzına atarak:
- acaba benim efendim cenab-ı muhammed'in hangi dişini kırdılar? Bu mu, yoksa şu mu? Diyerek ağzındaki bütün dişlerini kendi eliyle kırıp döktü... ve annesinden izin alıp tâ yemen çöllerinden medine'nin yolunu tuttu...
Bitmek tükenmek bilmeyen kum denizini tek başına aşarak cenâb-ı mustafa'ya gidiyordu... gökte güneş, yerde fokur fokur kaynayan kumlar, sivri kayaların akrep dişleri, kuytularda canavar homurtular onu yıldırmıyordu...
Veysel karanî (r.a) kâbe mumu gibi yanıyor ve bir an önce peygamber şehri medine'ye varmak istiyordu...
Nihayet veysel karanî nûr yuvası medine'ye vasıl oldu. Işte şimdi sevgilinin diyarındaydı.
Garip bir manzarası vardı veysel karanî'nin... yanından gelip geçenler, durup ona bakıyorlardı.
Göğsü, bağrı açık, çölün bütün tozu toprağı sinmiş üstüne... ayakları çıplak ve kan revan içinde... yüzü güneşin hararetiyle iyice yanmış, alnında benek benek ter...
Ve tatlı bir koku... misk gibi bir şey...
-habib-i hüda'nın kokusu tâ sokaklara taşmış!...
Bir adım daha attı, mukaddes odanın kapı eşiğinin üzerine bakmaktan hayâ etti, öylece bir zaman ayakta kaldı...
Kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Kapı açıldığı an cenab-ı mustafayla göz göze gelecekti.
Kapı aralandı...
Her tarafı örtüler içinde bir kadın...
Daldığı hayal aleminden hazreti aişe'nin sesiyle uyandı:
- ey allah'ın kulu, kimsin?
- bana karanlı üveys derler!
- neydi muradın?
- allah'ın resûlünü görmeye gelmiştim!
- ya üveys! Allah'ın resûlü seferdeler!
Veysel karani'nin yüreğine sanki yüzlerce mızrak saplanmıştı.
Hazreti aişe merakla sordu:
- niçin ağlıyorsun?
- ey annelerin en azizi! Ben, annemden bu kapıya kadar izin aldım.
- iyi ya işte! bir kaç gün bekle!
- beklemeye imkânım el vermez. Annemden bu kadarcık izin alabilmiştim!...
Hazreti aişe'nin de gözleri buğulandı... gözyaşlarını göstermemek için kapının arkasına gizlenme ihtiyacı duydu. O ân veysel karanî, tekrar koynundan, kırdığı dişleriyle yaptığı tesbihi çıkarıp uzattı:
- ey mübarek annem! Bunu da allah resûlüne ver!...
Hazreti aişe (r.anha) hayretle sordu:
- nedir o, yâ üveys?
- ne olduğu allah resûlüne malûmdur!
Hazreti aişe büsbütün irkildi ve dedi:
- peki, peki, ya üveys! Selamını ve emanetini resûl-i ekrem'e ulaştıracağım...
Ve saâdethanenin kapısını kapatıp içeri girdi...
Veysel karanî gözyaşları içinde yere eğildi, peygamber evinin kutlu eşiğini öptü, yüzünü gözünü iyice oraya sürdü. Sonra kalkıp istemeye istemeye yürümeye başladı... artık gidiyordu, fakat gönlü hep oradaydı... hicran arkına düşen bu gönül, ebediyen sevgilisine kavuşamayacaktı.
inancımızı yitirdiğimiz...
acıyı aşk sanmışız. aşk kıymet bilende güzel.
sirf birine asik oldugum icin, anlami cok daha farkli olan duygu.
Benim sana olduğum senin durmadan üstüne bastığın.
beklemeyin. kalbiniz temizse bir şekilde gelecektir.
dünyanın en güzel en saf duygusu.
Tam olarak şöyle hissettirmesi gerektiğine inandığım duygu.
" uykudan uyandırdığım kadın, kadın; beni uykudan uyandıran " olga braumas.
" yuvanım ben senin, sen benim yuvamsın " birhan keskin.
" uykudan uyandırdığım kadın, kadın; beni uykudan uyandıran " olga braumas.
" yuvanım ben senin, sen benim yuvamsın " birhan keskin.
hangi şarkı yarışmasına katılırsa katılsın tüm jürileri mest eden şebnem ferah şarksı.
aşk güzel şeydir..ama illa yaralar..
Çok güzel bir Cemal Süreya şiiridir.
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatma
bir dilim ekmeğin iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatma
bir dilim ekmeğin iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.
insanoğlu aşkla beslenir. ister karşılıklı bir aşk olsun ister tek taraflı acı veya mutlu insanoğlu aşksız hiçbir şeydir.
başka ne olsundu hayatın mazareti.
onun mutluluğu senin mutluluğunsa,onun üzgünlüğü senin üzgünlüğünse işte bu sen bittin demektir. çünkü tüm hayatını bu aptal duyguya harcayabilirsin. seni yer bitirir ama seni ayakta tutan tek şeydir aynı zamanda. uyuşturucu gibidir . bi anda tüm dinlediğin şarkılar anlam kazanır tüm şiirler sana daha dokunur hale gelir . acı kaçınılmazdır . 6 milyar nüfuslu dünya 1'e iner senin için.
Kirpiklerine dokunmak,gözlerini kirpistirip dur der sana,sen durmazsin.O gözlerini kırpar,kalbin kanat cirpar.
Anlık bir his paylaşımı aşk.genelde yakıyor lakin yanmayı severim.
Anlık bir his paylaşımı aşk.genelde yakıyor lakin yanmayı severim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar