bugün
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba10
- evliya çelebi'nin hiç evlenmemesi6
- coskuyla sabunlanan pipi7
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler9
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı4
- kpss ön lisans 70 puan mealinin yorumu3
- israil de arapların seçim dengelerini değiştirmesi2
- galatasaray ın 4 nala şampiyonluğa koşması3
- nervio18
- izmir den brisbane'a otostopla gitmek6
- ölümden sonra hayatın varlığı sorunsalı8
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği10
- bik bik 219
- engineer28'e bırak bu ayakları demek4
- ücretsiz kargo sınırı için sepet şişirme2
- ayak yalarken aniden gelen ben ne yapıyorum hissi2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı8
- 1800 ler sibirya da kış gecesi3
- anın görüntüsü18
- nick istemeyen adam ile engineer283
- ne bikbikmiş beee4
- kol saati8
- reyon görevlisi2
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- teomancalmasur23
- tüm akrabalara haddini bildirmek4
- yazılımcıların flört edememesi10
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- siyasi hasım iftirası ile idam2
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek7
- ayak gurmesi2
- insanı çalışmaktan soğutan şeyler3
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi4
- heyt bea4
- herzevekil13
- türk solu16
- idiocracy3
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor7
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik4
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- ismet bin helvacı el paşa vel ingilizevi2
- ipkis'in evinde yatılı misafir olmak3
- eşek2
- tipe boya paraya karaktere bakmayan kız3
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
sadece belli bir kesime, bir sınıfa hitap ediyormuşçasına sınıflandırılan his, duygu karmaşası vesairedir.
araştırmadım ama sadece bu başlıkta bile biri çıkıp "görünüşe göre her yazar aşkı tatmış burada.hahah.cahiller ya siz ne bilirsiniz" tarzı bir entry girmiştir,eminim buna.
halbuki bir odada tek başına büyümeyen, iki insan yüzü gören (hatta görmesine de gerek yok) herkes bunu yaşar, yaşamaya yaklaşır en azından. herkes aşkını süslü,yıldızlı şiirlerle anlatamayabilir. ama herkes aşık olur. kimse bu "aşk" denen kavramı sadece kendisinin yaşayabildiği, diğer herkesin kendini kandırdığı bir hezeyanmış gibi göstermeye çalışmasın. komik olur zira.
siz kimsiniz la?
araştırmadım ama sadece bu başlıkta bile biri çıkıp "görünüşe göre her yazar aşkı tatmış burada.hahah.cahiller ya siz ne bilirsiniz" tarzı bir entry girmiştir,eminim buna.
halbuki bir odada tek başına büyümeyen, iki insan yüzü gören (hatta görmesine de gerek yok) herkes bunu yaşar, yaşamaya yaklaşır en azından. herkes aşkını süslü,yıldızlı şiirlerle anlatamayabilir. ama herkes aşık olur. kimse bu "aşk" denen kavramı sadece kendisinin yaşayabildiği, diğer herkesin kendini kandırdığı bir hezeyanmış gibi göstermeye çalışmasın. komik olur zira.
siz kimsiniz la?
insanı vezir de eder rezil de.
geçicidir o yüzden yalandır.
aşk kelimesi arapça ''aşeka'' dan gelir.
aşeka; bir ağacı saran, besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren ve kendine ceviren bir sarmaşıktır. "aşeka" yüreğe yapışan bir "doğru" gibi, ağaca yapışan bir sarmaşıktır. sarar, sarmalar, sard
ıkça büyür, büyüdükçe biraz daha sarmalar, suyunu emer, kısaca aşeka; ağacın can'ını alıp canan'ı yapan bir sarmaşıktır.
hani yüzyıllardır aşk anlatılır ya da yüzyıllardır anlatılmasına rağmen anlaşılmaz ve her seferinde daha güzel bir anlam beklenir ya! Iste onlardan biri..
bir başka deyişle dostlar aşk bingbang in tam zıttıdır.. koca bunye topyekun bedeniyle beraber içe doğru buzusur kalbin tam orta yerinde bir noktaya donusur ve benlik yok olur.sen diye birsey kalmazsın o olursun..
Bir başka gözle bakarsakta gerçek aşk, kalbi ,onu tasarlayana ulaşıncaya kadar bir hamur gibi yogurup tenden ve senden ve benden geçip allaha ulasip atese ışıgindan dolayi aşık kelebekler gibi zar gibi kanatlarindan yana yana pervane olup yok olma halidir.. gercek asiklar allah dostlaridir..
Peki aşk ne degildir...alternatifler ureten bir duygu sistemi degildir.. aysu olmazsa bengican olur hic degildir.yani ask virgulle calismaz.unlemle baslar noktayla biter.kim demis unlem cumle sonuna gelir diye..unlem ilk bakisin sonuna gelir..
aşeka; bir ağacı saran, besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren ve kendine ceviren bir sarmaşıktır. "aşeka" yüreğe yapışan bir "doğru" gibi, ağaca yapışan bir sarmaşıktır. sarar, sarmalar, sard
ıkça büyür, büyüdükçe biraz daha sarmalar, suyunu emer, kısaca aşeka; ağacın can'ını alıp canan'ı yapan bir sarmaşıktır.
hani yüzyıllardır aşk anlatılır ya da yüzyıllardır anlatılmasına rağmen anlaşılmaz ve her seferinde daha güzel bir anlam beklenir ya! Iste onlardan biri..
bir başka deyişle dostlar aşk bingbang in tam zıttıdır.. koca bunye topyekun bedeniyle beraber içe doğru buzusur kalbin tam orta yerinde bir noktaya donusur ve benlik yok olur.sen diye birsey kalmazsın o olursun..
Bir başka gözle bakarsakta gerçek aşk, kalbi ,onu tasarlayana ulaşıncaya kadar bir hamur gibi yogurup tenden ve senden ve benden geçip allaha ulasip atese ışıgindan dolayi aşık kelebekler gibi zar gibi kanatlarindan yana yana pervane olup yok olma halidir.. gercek asiklar allah dostlaridir..
Peki aşk ne degildir...alternatifler ureten bir duygu sistemi degildir.. aysu olmazsa bengican olur hic degildir.yani ask virgulle calismaz.unlemle baslar noktayla biter.kim demis unlem cumle sonuna gelir diye..unlem ilk bakisin sonuna gelir..
Elif şafak'ın romanıdır.
--spoiler--
bundan uzun zaman önceydi. bir roman düştü gönlüme. aşk şeriatı. yazmaya cesaret edemedim. dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. dünyayı dolaştım. insanlar tanıdım, hikâyeler topladım. üzerinden çok bahar geçti. fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...
“hamuş” derdi mevlâna kendine. yani suskun. düşündün mü hiç, bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine suskun adını verdiğini..?
kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. her bir insanı yaradan’ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. dinlemeyi sevdim. cümleleri, kelimeleri ve harfleri... oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
mesnevi’yi şerhedenlerin çoğu bu ölümsüz eserin “b” harfiyle başladığına dikkat çeker. ilk kelimesi “bişnev!”dir. yani “dinle!” tesadüf mü dersin ismi “suskun” olan bir şairin en kıymetli yapıtına “dinle!” diye başlaması. sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. “neden?” diye sorma, ne olur. cevabını sen bul. ve kendine sakla.
çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.
a. z. zahara
--spoiler--
--spoiler--
bundan uzun zaman önceydi. bir roman düştü gönlüme. aşk şeriatı. yazmaya cesaret edemedim. dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. dünyayı dolaştım. insanlar tanıdım, hikâyeler topladım. üzerinden çok bahar geçti. fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...
“hamuş” derdi mevlâna kendine. yani suskun. düşündün mü hiç, bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine suskun adını verdiğini..?
kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. her bir insanı yaradan’ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. dinlemeyi sevdim. cümleleri, kelimeleri ve harfleri... oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
mesnevi’yi şerhedenlerin çoğu bu ölümsüz eserin “b” harfiyle başladığına dikkat çeker. ilk kelimesi “bişnev!”dir. yani “dinle!” tesadüf mü dersin ismi “suskun” olan bir şairin en kıymetli yapıtına “dinle!” diye başlaması. sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. “neden?” diye sorma, ne olur. cevabını sen bul. ve kendine sakla.
çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.
a. z. zahara
--spoiler--
son 1 yılda hayatımı sikendir. doğru kişiye karşı olursa reddedilseniz bile dayanılabilir ama bir orospuyu seversiniz o kızla beraber sizde sikilirsiniz.
Stray Heart şarkısında tanımı aşırı güzel olan duygudur.
Everything that I need, I need from you but I just can have you.
Everything that I need, I need from you but I just can have you.
Aşktan daha ciddi şeyler olduğunu anladığınız an küllerinizden doğarsınız... Evet, daha değerli daha ciddi şeyler vardır. Tek sorununuz bu olsun gençler ya hiii.
uzaktır.
Aşk:
Anlamayana ömrü bi günlük,
Anlayanaysa bi ömürlük...
Anlamayana ömrü bi günlük,
Anlayanaysa bi ömürlük...
Aşk:
Anlamayana ömrü bi günlük,
Anlayanaysa bi ömürlük...
Anlamayana ömrü bi günlük,
Anlayanaysa bi ömürlük...
hani kalbin yerinden çıkacak gibi olur ya işte öyle bir afallama durumu.
gözlerine bakarsın ve kaybolursun, umarsız bir çocuk gibi.
(bkz: aşık olsan duramazsın)
gözlerine bakarsın ve kaybolursun, umarsız bir çocuk gibi.
(bkz: aşık olsan duramazsın)
oyle cok isterdim askin beni bulmasini, evlenmeyi, cocuk yapmayi.
Artık varlığına inanmadığım enerjiler bütünü.
Tam unuttum derken, bir şey olur. Bir şarkı çalar. Biri O'nun gibi güler. Biri parfümünü sıkıp O'nun gibi kokar. insanın tüm unuttuğu boşa gider.
#Aşıksan unutamazsın.
#Aşıksan unutamazsın.
onun gözlerinde kaybolmaktır.
insanın mutlaka tatması gereken bir duygudur iyi mi kotu mu oldugu aşık olan kişi ile ilgilidir.
yaradır..ama göze alırsın..öyle de güzel..
Ota da konan trollede konan tüm hayatının içine eden bi duygu bir eylemdir.
Aşk iki kişiliktir.
ruhun karşı tarafa ya da düşünceye bir süreliğine kiralanmasıdır.
Acıya şikayetsiz katlanma eylemi.
yıllar önce hoşlandığım biri tarafından "zayıflık" olarak nitelendirilen duygudur.
ergenlik çağlarımdı, hani her sana ilgi gösteren insanların gözüne hoş göründüğü zamanlar. ota boka aşık olma evresindeydim, komşuluğumuza yeni taşınan benden 7-8 yaş büyük biri vardı. geldiği günden beri çok iyi anlaşıyorduk, o ilgi gösterdikçe ben kendimi kaybediyor ona aşık oluyordum. her hareketinden bir anlam çıkarıp, boşuna tribe giriyorum. bir gün onun laflarını yanlış anladım ve kırıldım, önce farketmedi ona darıldığımı. yanına gidip surat astım, ne oldu dedi. cevap vermedim. karşıma geçip kafamı kaldırdı
- seni üzecek bişey mi yaptım?
+ gitmem lazım
- dur nereye! önce niye üzüldüğünü söyle
+ sen bana laf arasında bacaksız mı dedin?
- yok o laf sana değildi, yanlış anlamışsın. hiç öyle şey söyler miyim ben?
+ niye? (içimde bir umut vardı soruyu sorarken, bu tavrı bana özel sanıyordum)
- ben kimsenin kalbini kıramam, ister erkek olsun ister kadın. ister yakınım olsun, ister hiç tanımadığım.
o an ne diyeceğimi bilemedim, onun için herkes gibiyimişim. bu çok ağır geldi, ben neler kurmuşum neler düşünmüşüm kendiliğimde. aptallığıma ağlamaya başladım
- hayda şimdi ne oldu, niye ağlıyorsun?
+kötü hissediyorum kendimi, sana bişey sorabilir miyim?
- tabi
+ aşık olunca nasıl hisseder insan?
- güçlü hissettiğini sanır ama gün geçtikçe daha da zayıfladığını hisseder.
+ nasıl yani?
- birini seversin bu normaldir ama biri için kendini kaybetmek saçmalıktır. aşk yok eder insanı ve en büyük zayıflık aşktır. insan kimse için zayıf düşmemeli! karşılığı olan aşk bile gün gelir yakar canını, karşılıksız olanı felaket zaten. hayırdır niye böyle sorular soruyorsun, aşık mı oldun yoksa? (gülerek)
+ (göz yaşlarımı silip) yok canım, zayıflığa yenik düşecek göz var mı bende?
- var malesef, hala ağlıyorsun baksana.
anlamıştı, ama beni daha fazla üzmemek için belli etmemişti. haklıydı aslında, aşk bir şeklide yakıyordu insanın canını ve bu duygu benim en büyük zayıflığımdı.
ergenlik çağlarımdı, hani her sana ilgi gösteren insanların gözüne hoş göründüğü zamanlar. ota boka aşık olma evresindeydim, komşuluğumuza yeni taşınan benden 7-8 yaş büyük biri vardı. geldiği günden beri çok iyi anlaşıyorduk, o ilgi gösterdikçe ben kendimi kaybediyor ona aşık oluyordum. her hareketinden bir anlam çıkarıp, boşuna tribe giriyorum. bir gün onun laflarını yanlış anladım ve kırıldım, önce farketmedi ona darıldığımı. yanına gidip surat astım, ne oldu dedi. cevap vermedim. karşıma geçip kafamı kaldırdı
- seni üzecek bişey mi yaptım?
+ gitmem lazım
- dur nereye! önce niye üzüldüğünü söyle
+ sen bana laf arasında bacaksız mı dedin?
- yok o laf sana değildi, yanlış anlamışsın. hiç öyle şey söyler miyim ben?
+ niye? (içimde bir umut vardı soruyu sorarken, bu tavrı bana özel sanıyordum)
- ben kimsenin kalbini kıramam, ister erkek olsun ister kadın. ister yakınım olsun, ister hiç tanımadığım.
o an ne diyeceğimi bilemedim, onun için herkes gibiyimişim. bu çok ağır geldi, ben neler kurmuşum neler düşünmüşüm kendiliğimde. aptallığıma ağlamaya başladım
- hayda şimdi ne oldu, niye ağlıyorsun?
+kötü hissediyorum kendimi, sana bişey sorabilir miyim?
- tabi
+ aşık olunca nasıl hisseder insan?
- güçlü hissettiğini sanır ama gün geçtikçe daha da zayıfladığını hisseder.
+ nasıl yani?
- birini seversin bu normaldir ama biri için kendini kaybetmek saçmalıktır. aşk yok eder insanı ve en büyük zayıflık aşktır. insan kimse için zayıf düşmemeli! karşılığı olan aşk bile gün gelir yakar canını, karşılıksız olanı felaket zaten. hayırdır niye böyle sorular soruyorsun, aşık mı oldun yoksa? (gülerek)
+ (göz yaşlarımı silip) yok canım, zayıflığa yenik düşecek göz var mı bende?
- var malesef, hala ağlıyorsun baksana.
anlamıştı, ama beni daha fazla üzmemek için belli etmemişti. haklıydı aslında, aşk bir şeklide yakıyordu insanın canını ve bu duygu benim en büyük zayıflığımdı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar