bugün
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- dinsize inanır mısın14
- alkol alıp hoşlanılan kıza açılmak7
- sözlükte salça olunabilecek altenatif yazarlar5
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- gördüğüne sabah birader akşam gay demek3
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi3
- kemalist silkeleme uzmanı3
- üzücü bir aşk filmi izlemek5
- haluk levent25
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı10
- kuran da neden namaz yok4
- sabah ezanı2
- elmas bey birader bay biraderdir3
- az önce sözlükten silinen çıplak yazar fotoğrafı3
- ankara da habur sınır kapısına dönen aquapark2
- joker haksızdır3
- devletten başkasına güvenilmez11
- diyetteyken bira içmek3
- bruce wayne mi zengin tony stark mı2
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması5
- zall buraya bak aslanım2
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- kalori hesaplama deliliği2
- oğlak burcu kadını18
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması16
- m kemal'in 1922 de suikast sonucu öldüğü iddiası2
- anın görüntüsü16
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- elalemin derdi true olmuş3
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- 18 temmuz 2026 malatya depremi4
- izmirliyken iş yerinden aranmak2
- sinema salonlarının yoğun bakımda olması2
- en çok sevdiğiniz yazar19
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak3
- saç boyama perileri4
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- aykolikle site havuzuna girmek4
- hindistan başbakanı modi'nin temizlik açıklaması2
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- slavko vincic3
- chatgpt ile sohbet etmek9
- sinema bileti2
- aptalları hipnotize etmek6
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- futbol4
- telegram kullanan erkek3
- zenginlere 1 den fazla eş verilmesi gerektiği2
kimilerinin beğenip beğenmeme aşamasında çelişkiye düştüğü, izleyenlerin yansız hatta kayıtsız kalamadığı bir film. bir film ki, baştan aşağıya soluksuz izletti kendini. muhteşem miydi? 7.8 verirdim filme, ama beni soluksuz izletti.
neydi peki beni bu kadar soluksuz izleten? Oyuncular mı? Ah, onlar zaten ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmışlar.
Vietnam'a çok mu meraklıyım peki? yoo, aksine nazi almanya'sını anlatan bir belgesel kadar çekici değildir vietnam filmleri.
ee, bu değil o değil ne?
o her iki kelime arasına sıkıştırılmış binlerce söz öbeği, türkçeye çevrilmesine rağmen insanı etkileyebilecek kalitedeki şiirler.
insani duygular belki de. ya da hiç bir şey. sadece marlon brando'nun kazıttığı kafasını kaşıyan eli.
izleyenlerin beğenmek ya da beğenmemek zorunda olmadığı bir film bu.
siz sevin diye değil. siz anlayın diye. ya da anlamayın diye.
oturun sadece boş boş izleyin. ya da izlemeyin...
neydi peki beni bu kadar soluksuz izleten? Oyuncular mı? Ah, onlar zaten ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmışlar.
Vietnam'a çok mu meraklıyım peki? yoo, aksine nazi almanya'sını anlatan bir belgesel kadar çekici değildir vietnam filmleri.
ee, bu değil o değil ne?
o her iki kelime arasına sıkıştırılmış binlerce söz öbeği, türkçeye çevrilmesine rağmen insanı etkileyebilecek kalitedeki şiirler.
insani duygular belki de. ya da hiç bir şey. sadece marlon brando'nun kazıttığı kafasını kaşıyan eli.
izleyenlerin beğenmek ya da beğenmemek zorunda olmadığı bir film bu.
siz sevin diye değil. siz anlayın diye. ya da anlamayın diye.
oturun sadece boş boş izleyin. ya da izlemeyin...
oyunculuğa ve the end e rağmen vasat bir film.
john conrad'ın heart of darkness isimli romanından esinlenilerek çekilmiş bir sinema başyapıtıdır.conrad romanında afrika'nın derinlerine doğru ilerleyen bir sömürgeciyi anlatırken, sömürge,sömürgeci ve sömürülen kavramlarını derinlemesine bir şekilde betimler.film de bambaşka bir düzlemde, benzer bir kaygıyı taşır.basit bir amerika ve savaş karşıtı film değil, 500 yıllık sömürge tarihinin bireysel sonuçlarının derinlemesine bir analizi olarak izlenmelidir.
biraz kasvetli ve ağır bir tempoda geçtiği için herkese göre olmayan ama türün meraklılarını ve kaliteli oyunculuk görmek isteyenleri fazlasıyla memnun edecek savaş filmi.
insan psikolojisi savas cinnet vahset gibi konular uzerine yapilmis en iyi bir kac filmden biridir....
siz filmi değil..
film sizi izliyor.
film sizi izliyor.
kadrosunda marlon brando, robert duvall, martin sheen, laurence fishburne, harrison ford gibi aktörleri barındıran francis ford coppola'nın vietnam savaşını konu alan 1979 tarihli eseri. türkçeye kıyamet adı altında çevrilmiştir.
http://www.imdb.com/title/tt0078788/
laurence fishburne'ün morpheus olarak karizma yapmadan önceki sıska ve ezik bir karakteri oynadığı filmdir aynı zamanda. amerikan ordu anlayışının nasıl olduğunu gözler önüne sermektedir. filmin uzun olması karakterlerin tanınması ve söyledikleri sözler hakkında fikir yürütmeye olanak verir. çoğu savaş filmlerinin aksine salt aksiyon içermez, bu nedenle bazı bünyelere sıkıcı gelebilir. izlenilmesi gereken klasiklerden biridir.
http://www.imdb.com/title/tt0078788/
laurence fishburne'ün morpheus olarak karizma yapmadan önceki sıska ve ezik bir karakteri oynadığı filmdir aynı zamanda. amerikan ordu anlayışının nasıl olduğunu gözler önüne sermektedir. filmin uzun olması karakterlerin tanınması ve söyledikleri sözler hakkında fikir yürütmeye olanak verir. çoğu savaş filmlerinin aksine salt aksiyon içermez, bu nedenle bazı bünyelere sıkıcı gelebilir. izlenilmesi gereken klasiklerden biridir.
"savaş bir cinayettir" sözünü anlatan en iyi vietnam filmlerinden birisi. marlon brando'nun karizması filme yetmiş.
atmosferik havası müthiş olan film. çatışma sahneleride çok gerçekçidir. romanına uygun olarak çekildiği için, temposu bayağı yavaş ilerler.
romanı kadar iyi bir şekilde felsefeyi iyi yansıtması beklenemezdi zaten. burda seyirciye iş düşüyor ,düşünmeli, hissetmeli dehşeti. marlon brando' seyircide büyük bir gizem ve beklenti yaratmakta film boyunca en önemli bağlayıcı etken.
yapılmış en iyi savaş filmi.
iyi bir film. uzun olsa da sürükleyici sayılır.
son bir saati çok yavaş ilerleyen filmdir. ama oldukça etkili sahneleri ve bu sahnelere saklanmış mesajları vardır izlenilesidir.
vietnam olaylarını anlatan savaş filmidir. savaş halindeki insan psikolojisini bence on numara anlatmıştır. sörf manyağı komutan buna en iyi örnektir. bizdeki nefes filmi full metal jacketin benzeri değil de bu filmin benzeri olabilir bence.
bence aşırı şişirilmiş bir film. aman şöyle harika, böyle "şiirsel" diyenlerin yorumlarında filmin 2 oscar almış olması, marlon brando'nun oynuyo olması, imdb top 250de de ilk 50 içinde olması etkendir diye düşünüyorum, bir anlamda güçlü olanın yanında durmak gibi birşey. ortalarına kadar gayet iyi ilerliyor film fakat ilerledikçe sürreal bir havaya bürünüyor, uzun sessizlikler, nerden geldiği belli olmayan renkli dumanlar, lunaparkı andıran köprü sahnesi.. son bir saati o kadar donuk ve sıkıştırılmış ki bayılacak gibi oldum, yani yapmak istediği buysa yönetmenin gayet başarılı diyebilirim.
bir de filmin sonuna kadar seyirci marlon brando için hazırlanıyor hakkında birsürü bilgi veriliyor hayran edilmeye çalışılıyor bekliyorsun sonra puff yarım saatte credits.
vietnam savaşıysa izlenmek istenen full metal jacket yada platoon daha doğru bir tercih olabilir bence. ayrıca martin sheen kalp krizini otel sahnesinde geçirmiyormuş o sahnede sarhoşmuş sadece tabi filmin çekim dönemi ayrı bir macera.
velhasıl -bana göre- güzel bir 1 saat + o kadar da iyi olmayan bir 1,5 saatlik iki bölümden oluşan kült film. tamam doğru açılışı güzel doors filan.
bir de filmin sonuna kadar seyirci marlon brando için hazırlanıyor hakkında birsürü bilgi veriliyor hayran edilmeye çalışılıyor bekliyorsun sonra puff yarım saatte credits.
vietnam savaşıysa izlenmek istenen full metal jacket yada platoon daha doğru bir tercih olabilir bence. ayrıca martin sheen kalp krizini otel sahnesinde geçirmiyormuş o sahnede sarhoşmuş sadece tabi filmin çekim dönemi ayrı bir macera.
velhasıl -bana göre- güzel bir 1 saat + o kadar da iyi olmayan bir 1,5 saatlik iki bölümden oluşan kült film. tamam doğru açılışı güzel doors filan.
200 dakikalık uzun bir yapım olmasına karşın kendini izleten bir film. marlon brando son yarım saatte görünmesine rağmen duruşuyla yetmiş.
marlon brando nun, oynamadığı ilk 2 buçuk saat içinde bile sinema tarihinin en iyi oyuncularından biri olduğunu gözümüze sokan, son yarım saat içindeki bir kaç dakika süren akıl almaz oyunculuğunun ise hayrete düşürdüğü film.
aslında film, marlon brando görünmeden önce ve marlon brando göründükten sonra diye ikiye ayrılabilir. çünkü film, izleyenlerin de bileceği üzere karanlıklar içinden çıkan marlon brando ile birlikte bambaşka bir hal alıyor, aşıyor, kopuyor, abartıyor, sinema ve oyunculukla ilgili bilinen her şeyi silip süpürüyor, yerle yeksan ediyor.
film, çoğu filmin finaliyle bile yapamadığı etkiyi, daha en başta açılış sahnesiyle yapıyor. bununla birlikte, filmin genelindeki oyunculuklar, diyaloglar, manzara sahnelerindeki görsel şölen, özellikle marlon brando lu sahnelerdeki ışık gölge oyunları ve soundtrack dudak uçuklatan cinsten. izlemeden ölmeyin.
son olarak;
(bkz: marlon brando)
aslında film, marlon brando görünmeden önce ve marlon brando göründükten sonra diye ikiye ayrılabilir. çünkü film, izleyenlerin de bileceği üzere karanlıklar içinden çıkan marlon brando ile birlikte bambaşka bir hal alıyor, aşıyor, kopuyor, abartıyor, sinema ve oyunculukla ilgili bilinen her şeyi silip süpürüyor, yerle yeksan ediyor.
film, çoğu filmin finaliyle bile yapamadığı etkiyi, daha en başta açılış sahnesiyle yapıyor. bununla birlikte, filmin genelindeki oyunculuklar, diyaloglar, manzara sahnelerindeki görsel şölen, özellikle marlon brando lu sahnelerdeki ışık gölge oyunları ve soundtrack dudak uçuklatan cinsten. izlemeden ölmeyin.
son olarak;
(bkz: marlon brando)
bitmeyen nehir sahnesinin aguirre der zorn gottes filmindeki sahnesinden esinlenilmiştir.
kanımca sinema tarihinde yapılmış en iyi açılış sahnesine sahip, insan doğasının iğrençliği ve bir o kadar da kırılganlığı ile ilgili çok vurucu tespitlere sahip savaş karşıtı Coppola başyapıtı.
geçen senelerde bir depresif dönemimde, sabahın bir körü yatakta uzanmış elimde sigara, otel odasında tavanları seyrediyorum, birden Jim Morrison'un the end sarkisi patlayıverdi, sanıyorum CBS'de idi.
Kafami hafifçe kaldırıp baktığımda, yatakta uzanmış Martin Sheen, sigara, depresyonu iliklerine kadar hisseden bir adam, Jack Daniels... şarkının bitmesini bekledim, usulca kalktım, pencereye doğru ağır adımlarla ilerledim, pancuru hafifçe araladım, ağzımdan bilinçsize çıkan ilk cümle şu oldu;
Texas... shit; I'm still only in Texas... Every time I think I'm gonna wake up back in the desert. (orijinalinde Texas yerine Saigon koyun, ben o zamanlar orada olduğum için Txs çıkıverdi ağzımdan *
Öyle bir filmdir işte bu film. *
geçen senelerde bir depresif dönemimde, sabahın bir körü yatakta uzanmış elimde sigara, otel odasında tavanları seyrediyorum, birden Jim Morrison'un the end sarkisi patlayıverdi, sanıyorum CBS'de idi.
Kafami hafifçe kaldırıp baktığımda, yatakta uzanmış Martin Sheen, sigara, depresyonu iliklerine kadar hisseden bir adam, Jack Daniels... şarkının bitmesini bekledim, usulca kalktım, pencereye doğru ağır adımlarla ilerledim, pancuru hafifçe araladım, ağzımdan bilinçsize çıkan ilk cümle şu oldu;
Texas... shit; I'm still only in Texas... Every time I think I'm gonna wake up back in the desert. (orijinalinde Texas yerine Saigon koyun, ben o zamanlar orada olduğum için Txs çıkıverdi ağzımdan *
Öyle bir filmdir işte bu film. *
charlie sheen'in platoon daki şahane performasına rağmen babasının gölgesinde kalacağı filmdir.
adamlar nehirleri aşıp kilometrelerce yol katediyor kıçı kırık bir tekne ile ama ne yemek yediklerini gördüm ne de uyuduklarını.
savaş sahneleri mükemmeldi orası ayrı.
ayrıca adaya napalm bombası atılırken, çılgın komutan; ekibine denizde sörf yapmaktan bahsediyordu.
adaya napalm bombası atılmış adam denizin dalgası kaçtı diye dert yanıyor iyi mi?
filmin son bölümlerinde (sanırım inekti) canlı hayvan kesim sahnesi için de sansüre gerek duyulmamış.
savaş sahneleri mükemmeldi orası ayrı.
ayrıca adaya napalm bombası atılırken, çılgın komutan; ekibine denizde sörf yapmaktan bahsediyordu.
adaya napalm bombası atılmış adam denizin dalgası kaçtı diye dert yanıyor iyi mi?
filmin son bölümlerinde (sanırım inekti) canlı hayvan kesim sahnesi için de sansüre gerek duyulmamış.
ağır aksak kurgusu, izleyicinin kimi zaman içini bunaltan senaryosu ile hedefine ulaşmış kvlt sinema filmi.
soundtrack seçimlerinden mekanlara diyaloglarına kadar her şey zekice kurgulanmış.
şafak vakti sırf keyfi için koca bir ormanı napalm bombaları ile kilgore için bile izlenir.
soundtrack seçimlerinden mekanlara diyaloglarına kadar her şey zekice kurgulanmış.
şafak vakti sırf keyfi için koca bir ormanı napalm bombaları ile kilgore için bile izlenir.
tüm zamanların en iyi savaş filmi seçilmiştir. marlon brando "albay walter kuntz" rolünde, o kısacık rolde bile, resmen döktürmüştür.
ilgi çekici bir konusu var. Sadece Marlon Brando'nun oynadığı sahneler izlenip bitirilebilir. Çünkü adeta yoğurdun kaymağı olmuş. Bir insan 20 dakika süre alıp da böyle bir performans nasıl ortaya koyar anlamadım.. Marlon brando, haftalarca geç kalarak sete geldiğinde kafası 0 traşlıymış, 20 kilo fazlası varmış. Özellikle yüzünün fazla ışıkta aydınlıkta çekilmesine izin vermemiş, ayrıntılı görüntü aldırmamış, Copolla'ya ayrı dert olmuş.
Özellikle filmle ilgili olarak harika savaş sahnelerini barındırdığını söyleyebilirim. Çekildiği yılı da dikkate alarak. Yaşamda ki cehennem ve acı anlarını çok iyi kırpmış bir yapım. Ama buna etken olarak film çalışanlarının gerçekten delirmesini gösteriyorum. Neler yaşanmamış ki sette. Ancak, psikopat bir film olduğunu söyleyebilirim. En azından öykülemesiyle ve atmosferin bana verdiği haz bana bunu söyletiyor. Yorum kabiliyetinizle gittikçe anlam kazanan, derinleşen,hem bildiklerinizi hem de filmin sonunda ki çıkarımlarınızı tekrar sorgulatabilen bir yapıya sahip. insanoğlunun evrimsel sürecinin parçalarını takip ederken, değişmeden kalan insanı insan veya hayvan yapan temel dürtüleri bile yargılamaya başlıyorsunuz ki filmin çarpıcılığı burda. Savaş sahneleriyle klasik holywood filmine benzese de bu filmi değerli kılan şey bu derinliği ve izleyiciyi sorgulamaya itmesi.
Bu filmi izleyin ancak belirtmek istediğim birşey var, filmi izyenlere..
--spoiler--
O ineğin suçu neydi be? Hak etti mi bunu! Gerçek olmasaydı iyiydi.
--spoiler--
Özellikle filmle ilgili olarak harika savaş sahnelerini barındırdığını söyleyebilirim. Çekildiği yılı da dikkate alarak. Yaşamda ki cehennem ve acı anlarını çok iyi kırpmış bir yapım. Ama buna etken olarak film çalışanlarının gerçekten delirmesini gösteriyorum. Neler yaşanmamış ki sette. Ancak, psikopat bir film olduğunu söyleyebilirim. En azından öykülemesiyle ve atmosferin bana verdiği haz bana bunu söyletiyor. Yorum kabiliyetinizle gittikçe anlam kazanan, derinleşen,hem bildiklerinizi hem de filmin sonunda ki çıkarımlarınızı tekrar sorgulatabilen bir yapıya sahip. insanoğlunun evrimsel sürecinin parçalarını takip ederken, değişmeden kalan insanı insan veya hayvan yapan temel dürtüleri bile yargılamaya başlıyorsunuz ki filmin çarpıcılığı burda. Savaş sahneleriyle klasik holywood filmine benzese de bu filmi değerli kılan şey bu derinliği ve izleyiciyi sorgulamaya itmesi.
Bu filmi izleyin ancak belirtmek istediğim birşey var, filmi izyenlere..
--spoiler--
O ineğin suçu neydi be? Hak etti mi bunu! Gerçek olmasaydı iyiydi.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar