bugün
- kıvırcık saç7
- bir bela geliyor11
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi3
- türklerin yoğurt dışında icadının olmadığı gerçeği3
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci18
- serhat kılıç19
- rennie4
- sağlıklı beslenmek2
- filenin sultanları7
- tung tung tung sahur2
- deccal internetten çıkacak10
- sözlüğü 2000 ve sonrası doğumluların basması5
- italyan mutfağı2
- en sevmediğin insan tipleri9
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- ikinci defa askere gitmek8
- ahmet hakan'ın kalkan topuk analizi2
- dur bakalım kimin elinde kalacak2
- tai lung42
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- namaz kıl rahatla yoga yap rahat batsın2
- ey insan4
- kurusıkı3
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- özbek kadınlar14
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- claudian clouds22
- cop316
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- askerliğin gençler için faydalı olması7
- bir kızla dalga geçmek6
- sözlük whatsapp grupları13
- mavi göz7
- sarapci koala45
- gizli hesap6
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- friedrich hegel la bi cay icek12
- uludağ itiraf10
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- enayimiknatisii32
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- melissa vargas7
ya- sin suresinde geçer(mealde parantezde verilmişti) hz. isa' nın elçilerini inkar etmişlerdir. Ama peyniri müthiştir.
(bkz: antakya peyniri)
(bkz: antakya peyniri)
doğup büyüdüğüm, ama küçük yaşta gurbete gitmek zorunda kaldığım yer yüzü cenneti.
arkeoloji müzesi ve Saint Pierre klisesi görülmeye değer..
http://gezente.com/turkiy...u-2/kilis-yesemek-antakya
http://gezente.com/turkiy...u-2/kilis-yesemek-antakya
insanlarının sıcak kızlarının güzel olduğu şehir.
şu saatlerde tarihi bir buluşmaya evsahipliği yapan bir semt:
http://haber.sol.org.tr/s...celleme-1754-haberi-72151
http://haber.sol.org.tr/s...celleme-1754-haberi-72151
hatayın şehir merkezi hatay demişken: (bkz: hatay mutfağı)
Şu an itibariyle armutlu semti savaş alanına dönmüş kent. Kolay değil, aylardır düşen bombalar, suriye'den sallanan kurşunlar, canlı bombalar, bir de üstüne üstlük gezi parkı olaylarında verilen iki can. Tüm bunlar Rize'de veya Kayseri'de olsa Meclis'ten olağanüstü hal çıkar, bu iki kente yardım yağardı. Antakya/ Hatay olunca AKP'nin pek sikinde olmuyor.
Son seçimde %60 oy vermiştiniz AKP'ye, karşılığını görüyorsunuz işte.
Son seçimde %60 oy vermiştiniz AKP'ye, karşılığını görüyorsunuz işte.
bu gece devlet faşizmine karşı destan yazan kent.
Bugüne kadar hiç gitmedim, görmedim, hasbelkader birkaç kişi tanıdım oralı olan ve yalnızca künefesiyle bilirdim. Ama son iki aydır anladım ki en delikanlı ve cesur memleketlerden birisiymiş, belki de en delikanlısıymış.
farklı medeniyetlere, farklı dinlere çok adaletli bir şekilde ev sahipliği yapan şehrimizdir.
diktanın işleyeceği en son şehirdir. hatta o listede ismi bile yoktur.
"5'e binerseniz çok dolaştırır."
bir antakyalı olarak söyleyebilirim ki antakyada çok gezilecek yer yok o nedenle kafe tarzı yerlere falan gitmekten ziyade antakya parkına gidin, orası çok büyük bir parktır ve içinde çay bahçeleri falan var. (orta kahve veya sarmaşık aile çay bahçesi önerimdir)
eğer oncesinde yemek yiyecekseniz direk olarak atlayıp harbiyeye gitmeniz lazım, harbiyeye ulaşımı dolmuşlarla yapabilirsiniz, eğer araba yoksa il jandarmanın oradan köy garajlarına gidip oradan harbiye şelalelerine giden dolmuşlara binin. şelaleye geldiğiniz anda zaten bi dolu kasap göreceksiniz ve bence kağıt kebabını denemelisiniz. muhteşem bir yemektir. kebapları aldıktan sonra şelaleye inip bir masa kiralayıp oradan da içeçeklerinizi alıp afiyetle yemeginizi yiyebilirsiniz.
daha sonra yeniden dolmuşla şehir merkezine dönüp bir güzel künefe önerebilirim. ama künefeyi köprübaşı olarak adlandırılan şehrin merkez noktsında yemeyin onlar iyi degil. asıl künefeyi mangalda yapan yerler var.
hemen onu da tarif edeyim: köprübaşında ilk gördüğün kişiye ayakkabıcılar çarşısını sor. (100 mt ileride olacak) ayakkabıcılar çarşısına girer girmez de mangalda künefe yapan yerleri sorun ve çarşının içine doğru girin. zaten size tarif edeceklerdir ama çarşının içinde 100-200 mt gittikten sonra solda küçük bir ara olacak ve oraya girdiginizde avlu gibi bir yere çıkacaksınız. oradaki tüm künefeciler künefeyi mangalda pişiriyor ve iddia ediyorum hiç bir yerde böylesini yemediniz. ama sakın üzerine dondurma kaymak falan koydurup tadını bozmayın. benim önerim avluya girer girmez hemen sagdaki ilk künefecidir.
eger vaktiniz varsa humus, cevizli biber gibi mezeleri de tadabileceğiniz yerleri de tarif ederim. ama dediğim gibi zaman geçirmek için antakya parkı iyidir. kısacası antakyada acıkmak zordur ve yemek üzerine kurulu bir düzen oldugundan. müze, kilise vb tarihi ve ören yerlerinin önemi bazen yemeklerin gölgesinde kalabiliyor..
eğer oncesinde yemek yiyecekseniz direk olarak atlayıp harbiyeye gitmeniz lazım, harbiyeye ulaşımı dolmuşlarla yapabilirsiniz, eğer araba yoksa il jandarmanın oradan köy garajlarına gidip oradan harbiye şelalelerine giden dolmuşlara binin. şelaleye geldiğiniz anda zaten bi dolu kasap göreceksiniz ve bence kağıt kebabını denemelisiniz. muhteşem bir yemektir. kebapları aldıktan sonra şelaleye inip bir masa kiralayıp oradan da içeçeklerinizi alıp afiyetle yemeginizi yiyebilirsiniz.
daha sonra yeniden dolmuşla şehir merkezine dönüp bir güzel künefe önerebilirim. ama künefeyi köprübaşı olarak adlandırılan şehrin merkez noktsında yemeyin onlar iyi degil. asıl künefeyi mangalda yapan yerler var.
hemen onu da tarif edeyim: köprübaşında ilk gördüğün kişiye ayakkabıcılar çarşısını sor. (100 mt ileride olacak) ayakkabıcılar çarşısına girer girmez de mangalda künefe yapan yerleri sorun ve çarşının içine doğru girin. zaten size tarif edeceklerdir ama çarşının içinde 100-200 mt gittikten sonra solda küçük bir ara olacak ve oraya girdiginizde avlu gibi bir yere çıkacaksınız. oradaki tüm künefeciler künefeyi mangalda pişiriyor ve iddia ediyorum hiç bir yerde böylesini yemediniz. ama sakın üzerine dondurma kaymak falan koydurup tadını bozmayın. benim önerim avluya girer girmez hemen sagdaki ilk künefecidir.
eger vaktiniz varsa humus, cevizli biber gibi mezeleri de tadabileceğiniz yerleri de tarif ederim. ama dediğim gibi zaman geçirmek için antakya parkı iyidir. kısacası antakyada acıkmak zordur ve yemek üzerine kurulu bir düzen oldugundan. müze, kilise vb tarihi ve ören yerlerinin önemi bazen yemeklerin gölgesinde kalabiliyor..
Şuan çok özlediğim memleketimdir.. Ahh özledim oof değerini bilemedim senin diyorum. Finallerden sonra hemen gidip sokaklarında saatlerce gezeceğim.
Neyse güzel şehrimi tanıtacak olursam: Antakya, M.Ö. 300 civarında Büyük iskender'in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından kurulmuştur. Eski kaynaklara göre Antakya üçyüz bin nüfusuyla Roma imparatorluğu'nun 3. dünyanın ise 4. büyük kentiydi. Fakat Antakya civarının tarihi daha eskilere dayanmaktadır. Antakya ve çevresinde Akdeniz iklimi hakimdir. Ters yönde akan Asi Nehrine ev sahipliği yapar. Bir zamanlar Amik Gölü vardı uzunluğu 16 km genişliği de 10 km idi. 1955 yılında başlayıp 1980 yılında tamamlanmış olan kurutma işlemi sonucunda elde edilen alana da Amik Ovası adı verildi. Kurutulmasına çok üzüldüm keşke kurutulmasaydı. Ayrıca; Armageddon ya da Melhame-i Kübra olarakta bilinen, kimi kesimlerce de 3. Dünya Savaşı olarak adlandırılan savaşın burada yapılacağına inanılır. Tarihini araştırmakla bitmez dünya üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Barışın kardeşliğin şehri olarak bilinir. Habib-i Neccar Camii yine bu şehirdedir Anadolu'da yapılan ilk camii olarak bilinir. Yine Saint Pierre Kilisesi bu şehirdedir 13 metre derinliğinde, 9.5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde bir mağaradan oluşmaktadır. Antakya'daki ilk Hıristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları bu mağara Hıristiyanlığın en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilir. Hıristiyanlar hac ibadeti için bu kiliseye gelirler. Çok uzatmayayım bütün dinlerin kardeşçe yaşandığı bir şehirdir. Sokaklarında caddelerinde herkes istediği gibi gezebilir ve kimse tarafından rahatsız edilmez. Fakat son yıllarda başımıza öso belasını çıkaranlar utansın!! Artık güzel şehirimiz eski huzurunu kaydetmiştir hala halkı bölmeye birbirine düşürmeye çalışırlar. Fakat neyseki bu konuda bilinçliyiz bu tuzaklara düşmüyoruz. insanların dinine ırkına cinsiyetine değil insanlığına bakıyoruz bizim için önemli olan bu. Ama dediğim gibi son birkaç yıldır çok büyük bir bela var başımızda. Yani yolda rahat yürüyemez hale geldik yolumuz kesilip para isteniyor, otobüslere biniyoruz eşekler gibi para veriyoruz fakat bu ösocu herifler otobüse biniyor bir kart gösteriyor para ödemiyor sonra pis pis sırıtarak otobüsteki insanlara bakıp yerine oturuyor, utanmadan!! Zaten esnafa bela oldukları yetmiyormuş gibi oturdukları yerden maaşda alıyorlar. Birkaç olaya şahit olduk. Bu pislik herifler alevi kardeşlerimizin dükkanlarına gelip harraç istiyor, sizi öldüreceğiz size şöyle böyle yapacağız şeklinde pis pis söylemlerde bulunuyor. Ve kimsede buna dur demiyor?!! Artık sabrımız taştı, Reyhanlıdaki patlamaları da unutmadık. Ki gezi olaylarında da en delikanlı olan şehirlerden birisiydik. Aylarca bu öso belasından kurtulmak için bağırdık sesimizi duyan olmadı. Bu yaz güzelce haykırdık o gerçeği.. Bu olaylarda hayatını kaybeden kardeşlerimide burdan anmadan edemem.. Neyse daha fazla yazmak istemiyorum çok sinirleniyorum yazarken isteyenler zaten araştırıp bakabilir, burada siyasete de girmek istemiyorum..
Neyse şimdi gezilecek görülecek yerleri anlatayım aklıma geldiğince elbetteki unuttuklarım olacaktır şimdiden affola. iskenderun çok güzeldir sahilinde güzel bir yürüyüşü hakediyor. iskenderundan Antakya'ya geçerken yoldaki kocaman rüzgar gülleri ( elektrik üretenlerden bahsediyorum ) güzel bir manzara oluşturur ben seviyorum o gülleri. Antakya ya geldiğinizde ise Künefesini,oruğunu,kaytazını,humusunu, tavuk dönerini yemeden gitmeyin. ( Uzatmıyorum daha çok yemek var ) Antakya parkına gidin baya büyük bir park içinde güzel çay bahçeleri vardır. Harbiye'ye gitmeniz o şelaleleri görmeniz şiddetle tavsiye edilir. Muhteşem kebapçılar vardır kağıt kebabını denemelisiniz. Harbiyede yemek yemek bir başkadır. Oturup bir güzel karşılıklı içilirse o günün keyfine diyecek söz yok! Uzun çarşıda güzel künefe yapan yerler vardır. Ayrıca Arkeoloji Müzesi'ne gitmenizi tavsiye ederim. Dünyanın ikinci büyük mozaik eserleri koleksiyonuna sahiptir. Sergilenen eserlerin çoğu Antakya'nın Roma dönemine ait mozaiklerden oluşmaktadır. Eser demişken Saray Caddesinede bir gidin şuan araçlara kapalıdır. Caddeyi hafif yürüdüğünüzde yer altında bir köprü göreceksiniz camlarla kapatılmış. Aslında o köprü yeni bulundu birkaç yıl oluyor daha. Önce çıkarmayı denediler sonra bir baktılar köprü çok büyük çıkartmak için bütün caddenin gözden çıkarılması gerekiyordu vazgeçildi o şekilde kaldı etrafı korumaya alındı gelen geçen insanlar rahatlıkla gelip izleyebiliyor. Yine yukarda bahsettiğim gibi kiliselere camiilere gitmeyi ihmal etmeyin. Samandağına geçecek olursak, Samandağ Sahili dünyanın en uzun ikinci sahilidir. 4 senemi Samandağ'da geçirdim çok güzeldir, insanları yine dediğim gibi çok iyidir hemde çook ! Ama malasef sahili keşdedilmemiş ( bence görmezden geliniyor ) şuraya biraz bir yatırım yapılsa dünyada meşhur bir sahil olurdu başkada birşey demiyorum neyse bu sahili ve Çevlik'i gezmenizi öneriyorum çok güzel mekanlar var yine burada. Ayrıca yazın festivaller olur, yılın bazı zamanları herkese şarap dağıtılır. Yine Samandağ'ında bulunan Titus Tüneli ve Beşikli Mezar'a gitmenizi tavsiye ederim. Neyse benden bu kadar olsun sözlük, elbetteki şuan aklıma gelmeyen bir sürü doğal,tarihi güzellikler, gezilecek yerler vardır fakat aklıma şimdilik bunlar geldi, çok ta uzatmak istemedim. Son olarak bizim Antekece dediğimiz şirin konuşma tarzına bakmanızı tavsiye ederim. Birkaç sayfa önce bir arkadaş yazmış öyle bir entry.
Özet : Ezan, çan , hazzan dendiğinde akla gelen şehirdir. Kilise ve camiyi yan yana görebileceğiniz bir yerdir. "Anteke" bir başkadır. Dünyada gece aydınlatılan ilk cadde bu şehirdedir.
Neyse güzel şehrimi tanıtacak olursam: Antakya, M.Ö. 300 civarında Büyük iskender'in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından kurulmuştur. Eski kaynaklara göre Antakya üçyüz bin nüfusuyla Roma imparatorluğu'nun 3. dünyanın ise 4. büyük kentiydi. Fakat Antakya civarının tarihi daha eskilere dayanmaktadır. Antakya ve çevresinde Akdeniz iklimi hakimdir. Ters yönde akan Asi Nehrine ev sahipliği yapar. Bir zamanlar Amik Gölü vardı uzunluğu 16 km genişliği de 10 km idi. 1955 yılında başlayıp 1980 yılında tamamlanmış olan kurutma işlemi sonucunda elde edilen alana da Amik Ovası adı verildi. Kurutulmasına çok üzüldüm keşke kurutulmasaydı. Ayrıca; Armageddon ya da Melhame-i Kübra olarakta bilinen, kimi kesimlerce de 3. Dünya Savaşı olarak adlandırılan savaşın burada yapılacağına inanılır. Tarihini araştırmakla bitmez dünya üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Barışın kardeşliğin şehri olarak bilinir. Habib-i Neccar Camii yine bu şehirdedir Anadolu'da yapılan ilk camii olarak bilinir. Yine Saint Pierre Kilisesi bu şehirdedir 13 metre derinliğinde, 9.5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde bir mağaradan oluşmaktadır. Antakya'daki ilk Hıristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları bu mağara Hıristiyanlığın en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilir. Hıristiyanlar hac ibadeti için bu kiliseye gelirler. Çok uzatmayayım bütün dinlerin kardeşçe yaşandığı bir şehirdir. Sokaklarında caddelerinde herkes istediği gibi gezebilir ve kimse tarafından rahatsız edilmez. Fakat son yıllarda başımıza öso belasını çıkaranlar utansın!! Artık güzel şehirimiz eski huzurunu kaydetmiştir hala halkı bölmeye birbirine düşürmeye çalışırlar. Fakat neyseki bu konuda bilinçliyiz bu tuzaklara düşmüyoruz. insanların dinine ırkına cinsiyetine değil insanlığına bakıyoruz bizim için önemli olan bu. Ama dediğim gibi son birkaç yıldır çok büyük bir bela var başımızda. Yani yolda rahat yürüyemez hale geldik yolumuz kesilip para isteniyor, otobüslere biniyoruz eşekler gibi para veriyoruz fakat bu ösocu herifler otobüse biniyor bir kart gösteriyor para ödemiyor sonra pis pis sırıtarak otobüsteki insanlara bakıp yerine oturuyor, utanmadan!! Zaten esnafa bela oldukları yetmiyormuş gibi oturdukları yerden maaşda alıyorlar. Birkaç olaya şahit olduk. Bu pislik herifler alevi kardeşlerimizin dükkanlarına gelip harraç istiyor, sizi öldüreceğiz size şöyle böyle yapacağız şeklinde pis pis söylemlerde bulunuyor. Ve kimsede buna dur demiyor?!! Artık sabrımız taştı, Reyhanlıdaki patlamaları da unutmadık. Ki gezi olaylarında da en delikanlı olan şehirlerden birisiydik. Aylarca bu öso belasından kurtulmak için bağırdık sesimizi duyan olmadı. Bu yaz güzelce haykırdık o gerçeği.. Bu olaylarda hayatını kaybeden kardeşlerimide burdan anmadan edemem.. Neyse daha fazla yazmak istemiyorum çok sinirleniyorum yazarken isteyenler zaten araştırıp bakabilir, burada siyasete de girmek istemiyorum..
Neyse şimdi gezilecek görülecek yerleri anlatayım aklıma geldiğince elbetteki unuttuklarım olacaktır şimdiden affola. iskenderun çok güzeldir sahilinde güzel bir yürüyüşü hakediyor. iskenderundan Antakya'ya geçerken yoldaki kocaman rüzgar gülleri ( elektrik üretenlerden bahsediyorum ) güzel bir manzara oluşturur ben seviyorum o gülleri. Antakya ya geldiğinizde ise Künefesini,oruğunu,kaytazını,humusunu, tavuk dönerini yemeden gitmeyin. ( Uzatmıyorum daha çok yemek var ) Antakya parkına gidin baya büyük bir park içinde güzel çay bahçeleri vardır. Harbiye'ye gitmeniz o şelaleleri görmeniz şiddetle tavsiye edilir. Muhteşem kebapçılar vardır kağıt kebabını denemelisiniz. Harbiyede yemek yemek bir başkadır. Oturup bir güzel karşılıklı içilirse o günün keyfine diyecek söz yok! Uzun çarşıda güzel künefe yapan yerler vardır. Ayrıca Arkeoloji Müzesi'ne gitmenizi tavsiye ederim. Dünyanın ikinci büyük mozaik eserleri koleksiyonuna sahiptir. Sergilenen eserlerin çoğu Antakya'nın Roma dönemine ait mozaiklerden oluşmaktadır. Eser demişken Saray Caddesinede bir gidin şuan araçlara kapalıdır. Caddeyi hafif yürüdüğünüzde yer altında bir köprü göreceksiniz camlarla kapatılmış. Aslında o köprü yeni bulundu birkaç yıl oluyor daha. Önce çıkarmayı denediler sonra bir baktılar köprü çok büyük çıkartmak için bütün caddenin gözden çıkarılması gerekiyordu vazgeçildi o şekilde kaldı etrafı korumaya alındı gelen geçen insanlar rahatlıkla gelip izleyebiliyor. Yine yukarda bahsettiğim gibi kiliselere camiilere gitmeyi ihmal etmeyin. Samandağına geçecek olursak, Samandağ Sahili dünyanın en uzun ikinci sahilidir. 4 senemi Samandağ'da geçirdim çok güzeldir, insanları yine dediğim gibi çok iyidir hemde çook ! Ama malasef sahili keşdedilmemiş ( bence görmezden geliniyor ) şuraya biraz bir yatırım yapılsa dünyada meşhur bir sahil olurdu başkada birşey demiyorum neyse bu sahili ve Çevlik'i gezmenizi öneriyorum çok güzel mekanlar var yine burada. Ayrıca yazın festivaller olur, yılın bazı zamanları herkese şarap dağıtılır. Yine Samandağ'ında bulunan Titus Tüneli ve Beşikli Mezar'a gitmenizi tavsiye ederim. Neyse benden bu kadar olsun sözlük, elbetteki şuan aklıma gelmeyen bir sürü doğal,tarihi güzellikler, gezilecek yerler vardır fakat aklıma şimdilik bunlar geldi, çok ta uzatmak istemedim. Son olarak bizim Antekece dediğimiz şirin konuşma tarzına bakmanızı tavsiye ederim. Birkaç sayfa önce bir arkadaş yazmış öyle bir entry.
Özet : Ezan, çan , hazzan dendiğinde akla gelen şehirdir. Kilise ve camiyi yan yana görebileceğiniz bir yerdir. "Anteke" bir başkadır. Dünyada gece aydınlatılan ilk cadde bu şehirdedir.
Antakya-iskenderun yolundaki tehlikeli olumcul virajin, daha ancak duzeltilmeye baslanmis oldugu sehir.
onca kaza oldu ama bi seyleri duzeltmek icin yaklasan secimler beklendi yine.
Su kafalar degisemedi gitti.
onca kaza oldu ama bi seyleri duzeltmek icin yaklasan secimler beklendi yine.
Su kafalar degisemedi gitti.
Su mevsimden baska vakit gezilmez zaten de esya toplanacaknkadar var mi bilemedim?
Yeminle hayal kirikligi yasadim, bu kadar geri ve pis kokulu sehir olamaz...
geri değil de otantik demek daha uygun olacağı hatay merkez ilçesi. pis koku da belediyenin şehrin ortasından akıttığı kanaldan dolayıdır. ama o da genelde yazın kokuyor zaten.
onun haricinde öyle iki dakikada bu ne lan deyip geçilecek bir yer değildir. yaşamak için rahat bir yerdir aslında.
ayrılınca özlersiniz.
onun haricinde öyle iki dakikada bu ne lan deyip geçilecek bir yer değildir. yaşamak için rahat bir yerdir aslında.
ayrılınca özlersiniz.
hiç gitmedim gitmek isterim merak ettiğim bir yer.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar