bugün

/400
duvağını kaldırıp, yüzünü ilkyazdan kalma sevinçlerimle öpmek istediğim şehir. şehrim.
yavaş yavaş ankara'm olma yolunda ilerleyen şehir.
soguk, uzak, ama içinde sevdigin bir insanı barındırdıgında dünyanın en güzel yeri olabilecek bir şehir.
21.00'da kapanan şehir.
amaleler şehri.
Yavaş yavaş sevmeye başladığım şehir..
bugün ilk defa seni seviyom lan şehir. çünkü yazık sana, kimse seni sevmiyor.
zorunlu birlikteliğimiz yüzünden bir türlü sevemediğim şehir.

o çok ünlü alışveriş merkezlerinde öğrencilerin alışveriş yapamadığı şehir.

soğuktan donduran şehir.

daha fazla kalmak istemediğim ama yine de beni bırakmayan şehir.

susuz şehir.

gri şehir.
üvey anne gibi, acıtıyor her defasında.
güzel dostluklarla beraber insanların ne kadar iki yüzlü olabileceğini de öğrendiğim, birgün kahkahalarla güldürürken ertesi gün ölesiye canımı acıtan, hem sevilen hem de olabildiğince nefret edilen, kangren olmuş tuhaf bir şehir.
götün kara, eskilerde kalan bir tekerleme.
renksiz, denizsiz, soğuk, ciddi şehir. istanbul gibi renkli cilveli değil.
kisi nasil yaklasirsa ona, o da o kisiye oyle yaklasir. hissetmeyi, gormeyi, yasamayi bilmek gerekir.
olesiye nefret edenlere, sevmeyenlere, gri-denizi yok diyenlere, "seni buraya zincirle baglamadim, defol git" der ama anlayana tabii.

hem dogdugum, hem doydugum, canim sehrim. karin yakistigi, griliginin icinde tum renkleri barindiran sehrim.
dahasi burda sirtinizi insanlara donup bakabileceginiz bir deniz olmadigi icin, insanlarla icicesinizdir. insanligin degerini daha iyi anlayabilirsiniz burda.
18 senemi yiyen şehir, kız arkadaşlarım, üzüntülerim, sevinçlerim. ilk arabam.. ilk kez bir kızı öpmem, ilk kez aşktan kalbimin sıkışması, üniversiteyi kazanmam, ilk paramı kazanmam, çapkınlıklarım, okula giderken kardan donacağımı hissetmem, askeri lojmanlarım, mesafeler, eskişehir yolu.. aşti, armada.. her seferinde nefret etsem de genede içten içe sevdiğim asık suratlı sevgilim.
üstadım söyleyecek söz bırakmamıştır bu kentle ilgili...

"hasretin nazlıdır ankara!".
son 3 senemi verdiğim çatısında hep kara bulutlarını barındıran yüzü gülmek istesede sırf resmiyet adına kahkahasını patlatamayan soğuk şehir.
boş şehir.

gökçek gibi bir belediye başkanı olduğu için bile gıcık olduğum memleketim.

doğru dürüst zaman geçirecek bir şeyi, gidecek bir yeri olmayan başkent.
izmir den sonra köy gibi gelen sade basit odun davar dolu yer.
şu anda gölbaşı semalarında hafif kar yağışının olduğu şehir.
sevdiğim şehir. 18 ayımı yesede sevdim be hacı.
an itibariyle kar yağmaktadır.
pavyon kültürüyle coşmuştur.anlatılanlara göre olay orada çok büyük.
kütahyaya raybüs metro birleşimi ile 3 saat de ama otobüsle 5saat uzaklıkta olan sehir.
an itibariyle açık bir hava vardır, aralık sonuna gelmemize rağmen hava oldukça sıcaktır.
ankara
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)...
© copyright 2005 - 2026