bugün

/400
gittiğimde nedense nefes alamadığım, denizi olmayan, ülkemin güzide şehirlerindendir. Başkenttir.

birde unutmadan; BursAnkara kardeşliğiylede tapılası şehirlerdendir.
4 senemi yiyen şehir.
canına yandığımın şehri.
çeşitli semtlerine yapılan fıskiyeli havuzlarla şelaleleriyle şehrin nem oranının arttırılıp,
yazları nerdeyse çakma antalya yapılan güzide başkent.
buzz gibi gezmek isteseniz kafe ve alışveriş merkezinden başka birşey olmayan bir şehir.
en sevdiğim sendeyken neden ben buralardayım ankara bir beni sevemedin ankara bir ben olamadım sende ama seni seviyorum ankara.
yahya kemal'e sormuşlar

ankara'nın en çok nesini seviyorsun diye?
o da istanbul'a geri dönüşünü demiş..
Hacetttepe ingilizce tıp fakültesinin olduğu şehirdir. öğrenciyken göze hoş görünür. diploma cebe konduğu gün ilk otobüs, uçak, tren, artık ne bulursan terkedilendir. ikide bir 56 tane eskort eşliğinde "06 bilmem ne, çekil kenara, açılın lan, bakan geliyor" gibisinden anonslar eşliğinde trafiğin alnına koyan makam araçları görülür.
başkentim.
Birhan keskin 'in dediği gibi ; '' ankara kekliğinim, boynumda bir siyah halka ''
19 gün sonra 1 haftalığına da olsa tekrar kavuşacağım şehirdir.
farklı bir yanı yoktur belki de diğer şehirlerden, ama belki de bu durumdur onu sevmemi sağlayan.
beyaz görünümünden arınmış ve griliğine geri dönmüş şehrim.
an itibarı ile üzülerek ayrılmak zorunda kaldığım şehir.
kızılay da karanfil sokakta koskoca 3 metrelik bi afiş...
" lütfen yerlere tükürmeyelim,
tükürenleri uyaralım. "
başkentti dimi burası, hani 72küsür milyon insanın yaşadığı,
avrupa birliğine gireceğiz diye kaç hükümettir masallar anlatılan ülkemin başkenti ?
10 üniversitenin binlerce öğrencisinin yaşadığı şehirdi?
büraksi şehriydi?
memur şehirdi?
..........
bu nası bi şehirdir, nası bi şehirciliktir de o afiş açılır, o da bi tartışılır, ama ben o yazıyı gördüğümde utandım...
başkente yakışmıyor ya ne bunları duymak, ne de bunlara sebep olan insanları omzunda taşımak...
ankara! işte bugün acıdım sana!
sonunda beyaz elbisesini giymiş bizleri mutlu etmiştir. cemrelere bu kadar az kamışken dileriz uzun süre çıkarmaz bu beyaz elbiseyi.*
(bkz: biz onu böyle bilirdik)
(bkz: biz onu böyle sevdik)
ilk defa gelmeme rağmen sevemediğim, betonlarla örülü şehir.
karın geç geldiği ama çok hoş geldiği şehir.
(bkz: kar yağdı mı şiir olur ankara da) *
an itibarı ile bembeyaz olmuştur. doğa ana örtmüştür üzerini. birazdan millet uyansın, ortalığın birbirine girmesi kuvvetle muhtemeldir.
sevmek için hareketli,canlı ve belki biraz da cozutuk yönünü görmek gereken şehir. alışmak içinse içten birkaç insan yetiyor. ama büyük beton binaların resmiyeti, denizsizliği ve biraz da ruhsuz oluşu işi bazen bozmuyor değil.
(bkz: ankara ya öyle yakışırdı ki kar)
fark ettim ki hiç özlenmeyen şehir. anadolunun diğer şehirlerinden tek farkı nüfusu.
28 ocak 2010 perşembe sabahı kar yağması beklenmekteymiş...
dar geliyorsun artık dar
başkent olsan neye yarar...
marketten aldığınız suyun eve gelene kadar donduğu şehir.
© copyright 2005 - 2026