bugün

/400
yine günlerden rezalet.
Hava durumu Haziran ayına kadar yer yer kar yağışlı sağanak şeklinde görülüyor.

bık-dım.
Edit: yahu Ankara'da 8. Senemi geçiriyorum. B*k atma gibi bir niyetim yok. Bebeler hemen eksilemiş.
mis gibi şehir.

demeyin öyle.
ankaraya küfür edenin anasını sikerim!! lan şehri beğenmiyosanız aha orada çorum yozgat var s. gidin!!
Şu aralar Sibirya'nın daha sıcak olduğu söyleniyor. Temmuzdan önce ısınmayacak galiba. Doğalgaz faturaları kol gibi giriyor bize. Gökçe başkan acilen bi çözüm bulsun. Yapay ısınma gibi falan. Yapay deprem yaratılıyorsa ısınma neden olmasın neyse saçmaladım ben yatıyorum geceniz iyi olsun.
Sadece aspava kulturunu taniyabilmek icin bile gitmek isterim. Ulam hersey ikram bunlar nereden para kazaniyor ben anlamadim.
Gri soğuk şehir yazmayanı dövüyorlar.
Alnının ortasında ciddi bir devlet asabiyeti.
hayatımın amına koyan o kaldırım taşı da buradadır.
edit:nadas.
Camları buz tutmuş servislerde yolculuk yaptıran şehir.

Cam kenarına oturunca buz camların verdiği vücudunuzu morartıcam hissi, iki şehir değiştirseniz de geçmez.
Eskisehiri kıskanıp hemen kar yağışına başlamış şehir. Öyleymiş.
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.)

Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim.
Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım.
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece.

sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
ama sen yoktun.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde.

(bkz: Yılmaz Erdoğan - Yaşayabilme ihtimali)
gökyüzünden şeker yağan şehir. az önce yağan kocaman kar taneleri o kadar güzeldi ki anlatamam.
Üniversite hayallerimi kurduğum şehirdir ama hayaldi işte bahtımıza erzulüm düştü.
köy başkent.
Gün içerisinde dört mevsimin yaşandığı şehir.
Gaalldaaaş

Soğuk

Gri

Kızılay.
Bir garip şehir, ne onunla olur ne de onsuz. Sevdik, nadiren sevildik - en azından öyle zannettik-. Ağladık, güldük, parasız kaldık. Ama mutluyduk. Sonra büyüdük, dertler de büyüdü. Gitmek istiyorum, gidemiyorum. Daha neler yazılırdı da, yürünecek çok sokağı var Ankara'mın.
Çöl iklimine sahip memleket. Sabah fakülteye giderken saat 7-8 sularında 2 derece olup , öğlen 16 derece olmayı nasıl başarıyor anlamıyorum. ince giysem sabah titriyorum kalın giysem öğlen terliyorum. Bıktım bu şehrin havasından.
Hasreti nazlidir, bilhassa iki senedir.
Bu şehirden uzaklaşmak için en az 200 km katetmelisiniz. Yoksa ankaranın o bunaltıcı, yoğun, kalabalık havasından çıkamıyorsunuz. Şehir peşinizi bırakmıyor sanki.
denizi olmamasıyla tanınan tek şehir.
içilecek tek bir manzara dahi bulamadığım şehir. önceden gider tren istasyonlarında gecenin bi vakti içerdim, şimdi o da yok.
Hiç gitmediğim ve merak ettiğim şehir. En çok sevilen yerinin aşti olduğunu duydum.
her sıcaklıkta, her dokuda insan bedeni barındıran şehir. bot giyen, mont giyen, tshirt giyen, şemsiye taşıyan, güneş gözlüğü takan her renk, model ve kalınlıkta kıyafetle insan bulup, kafalarımızı ne kadar karıştırdığını belli edendir aynı zamanda. dünya da böyle başka bir yer var mıdır çok merak ediyorum..
görsel
© copyright 2005 - 2026