bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası28
- ismet gurbuz 20249
- kahvaltım güzel mi5
- sinek as5
- kale3112 ifşa9
- mısır daki haladan miras kalması6
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi4
- masklavi ile çay içmek5
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
- arkadaşlar slm falıma bakın3
- eve jobs4
- cüneyt arkın'ın bizans ta savaş suçu işlemesi3
- kötü adamın kahkaha atarak suçunu itiraf etmesi3
- kötü adamın iyi adamı öldürmek yerine konuşması3
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- fakirliğin kuşaktan kuşağa aktarılması2
- zenginlerin de geçinemiyoruz demeye başlaması2
- bizanslılıktan soğumak2
- pasifik okyanusuna gay demek2
- kolye140
- yol yemek ssk sağlayan mafya babası2
- saçını topuz yapan erkek3
- fizik kurallarından muaf olmak2
- kötü adamların adamlarına sigorta yapmaması2
- fon vurgunu29
- sergen yalçın2
- amigurumi2
- parcalandim toparlanamiyorum37
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- gözlüğü çıkarınca superman olan clark kent2
- yeşilçam da zenginlerin sürekli viski içmesi2
- filmlerde bir yere girince kapıyı kapamamaları2
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- platon un mağara alegorisi7
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- 20 ekim 2026 galatasaray strasbourg basketbol maçı2
- sabahları nefret edilen şeyler3
- can sıkıntısı3
- ihvan'ın türkiye de yeni vakıf kurması3
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek8
- yüksek enflasyon12
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- sözlük yazarlarının salataları15
- kabataş yalanı3
- güzellik göreceli değildir7
- bdsm ci kadın yazar12
- ozan tufan'ın beşiktaş'a karşı gol geleneği2
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
Cuma gecesi bile tunalı hilmi caddesi ölü gibi olan şehir üstelik bu mevsimde. Bi de kışı düşünün. Yazın zaten kimse kalmıyor ankarada. Kısaca gece hayatı olmayan bir başkent.
Hiç sevmediğim bir şehir son derece kasvetli .deniz yok.
Yakın zamanda gitmeyi düşündüğüm geçmişte kalamayan şehir.
deniziyle meşhur ilimiz.
hayatımın bir kısmını geçirdiğim fakat şuan sevemediğim şehir.
değişik bir şehir vesselam.
yalnızken sövülen ardından güzellemeler dizilen nadide şehir.
yalnızken sövülen ardından güzellemeler dizilen nadide şehir.
yaşlandıkça gereksiz romantize edildiğini düşünmeye başladım. üniversite hazırlıkta falan bayılıyodum.
edit: yandaki şehir bilgilerindeki belediye başkanı bilgisini düzeltelim yav. meczupun birinin ismi yazıyor.
edit: yandaki şehir bilgilerindeki belediye başkanı bilgisini düzeltelim yav. meczupun birinin ismi yazıyor.
Koşulsuz, geri dönülemez ve çok saçma bir şekilde aşık olduğum şehir. Sürekli içimde ona karşı bir özlem, koskocaman bir sevgi ve kendisinin aksine rengarenk çiçeklerim var.
ilk ve son kez orada aşık olduğum için mi, devlet binalarına ve bürokrasiye bayıldığımdan mı yoksa ilk kez orada kar gördüğümden mi bilmem ama ben hayatımda hiçbir şeyi bu kadar sevmedim. Çünkü canımın içi Ankaram gittikçe, baktıkça, ayrıldıkça ağlıyorum. Lütfen sen de içinden ağla, dışından ağlarsan otobüsle gelmek zorunda kalırım, korkuyorum.
ilk ve son kez orada aşık olduğum için mi, devlet binalarına ve bürokrasiye bayıldığımdan mı yoksa ilk kez orada kar gördüğümden mi bilmem ama ben hayatımda hiçbir şeyi bu kadar sevmedim. Çünkü canımın içi Ankaram gittikçe, baktıkça, ayrıldıkça ağlıyorum. Lütfen sen de içinden ağla, dışından ağlarsan otobüsle gelmek zorunda kalırım, korkuyorum.
dünyaya ait olamayacak kadar değerli bir yere sahip olan güzel şehir.
iki defa yolumun düştüğü, insanlarının soğuk olduğu, oldukça kasvetli bir şehir.
istanbul'da balkona çıkıp sigara içince dansöz geliyor çünkü.
tanımlamaya kelimelerin yetmediği ömrümün büyük kısmının geçtiği/geçmeye devam ettiği gri şehir.
sonbahar’ da atakule’nin yanındaki botanik parkın kahverengiliğini adımlamayı, botanik park’ın hemen yanındaki atakule’nin en tepesinden ankara’ya bakıp, ayrancı’nın, kavaklıdere’nin, esat’ın, ulus’un, balgat’ın; ankara’ya ait her şeyin yerli yerinde olduğunu görmeyi, bir kış günü kuğulu park’ın beyaza bürünmesine eşlik etmeyi, ankara’nın, konuştukça ağızlardan buhar çıkartan soğuğunda kızılay’ın caddelerinde dolaşmayı, hemen hemen her adım başındaki dönercilerden birinde ekmek arası döner yemeyi, metroya ya da ankaray’ a binmek için bilet kuyruğuna girmeyi, gençlik parkı’nda ankara havaları eşliğinde çay içmeyi,
özlediğim şehir...
özlediğim şehir...
önüm arkam sağım solum sobe...
önüm arkam sağım solum bildiğin bozkır bir bok aq... daral gelir bana hep orda. ki yıllarca yaşadım.
önüm arkam sağım solum bildiğin bozkır bir bok aq... daral gelir bana hep orda. ki yıllarca yaşadım.
Bir türlü ısınamadığım şehir.
yillar sonra tekrar gidecegim kent. sadece bir gunlugune. ufak bir is icin. gezecegim ama elbette. orada anilarim var. biraz onlari anmak isterim.
Ankara’da kışla etrafını ateşe vermeye çalışan adamı nie serbest bıraktınız? Kimden talimat geldi’de serbest bırakıldı? Bu iş kötü kokuyor kötü şehridir..
bozkır.
"ankara" dendiğinde bazıları hep denizinin olmamasını gündeme getririrler, bundan bir eksiklikmiş gibi söz ederler. ankara’ yı hep denizi olan şehirlerle kıyaslarlar.
bana göre, ankara’ da illa ki bir denizin olması gerekmiyor; ya da ankara’ da bir deniz olmamasını illa ki bir eksiklik olarak görmek gerekmiyor.
bir şehirde bir denizin olmamasını ben ankara’ ya çok yakıştırmışımdır.
deniz tuhaf şeydir, zaten. yüzünüzü denize verdiğinizde arkanızı dönersiniz,
insanlara. bu yüzden, ancak deniz şehirlerinde yalnız kalabilir insan,
denize kalır, kendine kalır...
ankara mı? bakacak tek şey insan yüzleridir. bu yüzden insanlar kırıp dökmeye cesaret edemez birbirini kolay kolay.
murathan mungan bir keresinde bunun için "ankara'da oturma odası ahlakı vardır" demişti, "oysa istanbul'da bıçaklar ortadadır." doğrudur; hem de nasıl ortadadır... denizin şımartması belki de, herkes bıçaklarıyla birbirinin peşindedir. dürüstlük mü bu? yoksa insanlarin birbirine bakması için denizden daha "enteresan" olması gerektiği için mi?
bana göre, ankara’ da illa ki bir denizin olması gerekmiyor; ya da ankara’ da bir deniz olmamasını illa ki bir eksiklik olarak görmek gerekmiyor.
bir şehirde bir denizin olmamasını ben ankara’ ya çok yakıştırmışımdır.
deniz tuhaf şeydir, zaten. yüzünüzü denize verdiğinizde arkanızı dönersiniz,
insanlara. bu yüzden, ancak deniz şehirlerinde yalnız kalabilir insan,
denize kalır, kendine kalır...
ankara mı? bakacak tek şey insan yüzleridir. bu yüzden insanlar kırıp dökmeye cesaret edemez birbirini kolay kolay.
murathan mungan bir keresinde bunun için "ankara'da oturma odası ahlakı vardır" demişti, "oysa istanbul'da bıçaklar ortadadır." doğrudur; hem de nasıl ortadadır... denizin şımartması belki de, herkes bıçaklarıyla birbirinin peşindedir. dürüstlük mü bu? yoksa insanlarin birbirine bakması için denizden daha "enteresan" olması gerektiği için mi?
1 haftalığına şereflendirdiğim şehir. Yalnız niye daha önce söylemediniz çok eğlenceliymiş bu şehir he.
Gece soğuk, gündüz ise sıcak bir seyri var bu aralar. insan sevmiyor canımın içi.
Genelde griliği hakkında edebiyat yapılmasına rağmen, her kavuşmamızda beni bütün renkleriyle selamlamıştır şehirim ankara.
Ankara bizim ama harbi çekilmez.
Şu sıralar öğlen saatlerinde sıcaklık dayanılmaz hale gelebiliyor. Eskiden bu kadar sıcak olmazdı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar