bugün

/400
tam bir aşk meşk havasına sahip bugün.
Bi kere de asti de karsilayanim olsun sehri.
göt donduran soğuklarının etkisini göstermeye başladığı şehir.
bu pis soğukta arı tarafından boynu sokulacak kadar bedevi beni barındıran şehir.
şiir yazdırandır.

Bir şehir ol mesela Ankara gibi,
de ki;
Paçam kalmadı, işkembe vereyim?
götünün donduğu şehir an itibariyle dışarı çıkışlar yasaklansın.
Bir kerede havasından şikayet etmeyin şehri.
Hayır önceleri ekvator daydı da benim mi haberim yok?
Standart ankara ayazı dondurup itinayla mahfeder.
O değil de kar yağarsa yollar mısının. gb
çükindiren soğukları'nın başladığı şehir. ellerimi hissetmiyorum sözlük.
devletin çökmeye başladığının göstergesi olan şehir. tayyip efendinin oturduğu keçiören bok içinde. mahalleler, okullar, iş yerleri sokak çeteleri ile dolu. ahlaksızlık, suç, gücü gücü yetene mantığı almış kendini gidiyor. her türlü pislik dolu.
Deri ceketten parkaya dönüşlerin başlayacagi şehir.
Özellikle kış mevsiminde aşk şehri olarak nitelendirilmesinin sebebi kesinlikle ayazıdır. Millet ısınmak için civciv gibi birbirine yapışıyo mnskyym.
ilk izlenimde ; soğuk , kanı çekilmiş gibi gelen şehirdir . hiç mi hiç yaşanılası gelmemiştir. ilk izlenimler de yanıltıcı olabilir tabi . *
yine geldi ayrılık vakti

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...

Kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...”
Akşamın 10’u… Kızılay’dayım… Ankara’da yaşayanlar bilir.
Kış geldiğinde akşamları, genzi hafif yakan bir is kokusu vardır Ankara’nın…
Çocukluğumda daha yoğundu o is…
Hava kirliliği azalmış olsa da hala hamurunda var. Hep kokar…
O kesif kokuyu çekiyorum ciğerlerime… Çok rüzgar esmese de yürüdükçe yüzüme çarpan ayaza bırakıyorum kendimi…
Yürüyorum…
Bir çok kişi bu şehri neden bu kadar sevdiğime hayret ediyor… istanbul varken, hatta izmir, nasıl bu gri, sisli, denizsiz şehir sevilebilir…
Beni ben yapan, sokaklarında kendimi özgür hissettiğim yer burası…
ilk gençliğimde nefret ettiğim, bir an evvel kaçmak istediğim… Kaçtığım… Yıllar sonra da büyük bir özlemle hep geldiğim…
Özlemek… O özlemle anın kıymetini bilmek…
Şehirleri özlemek aslında insanları özlemeye benzer…
Gidersin, en sevdiğin yerlerine dokunursun, kokusunu derin derin çekersin içine…
Bazen çok konuşur, bazen de susarsın… Ve büyük bir huzurla uyursun kollarında…
Sonra alışkanlık başlar (ki bazıları sever bunu)…
Ne genzi yakan is, ne yüzüne vuran ayaz, ne de en sevdiğin yerler… Aynı heyecanı, kalp çarpıntısını hissetmezsin…
Nasılsa O oradadır… Hatta şikayet etmeye başlarsın o grilikten.
Halbuki, sen o griliğe vurulmuştun…
Bir şehre olan aşk aslında insana olan aşka benzer…
O kavuşamama hali çeker hep kendine seni…
Çilingir sofralarında özlemin artar, bir şarkı da şehrin için söylersin…
insanın bir şehir ile olan ilişkisi, bazen bir insanla olana benzer…
Tek taraflı bir sevda gibi…
O şehrin kollarından kaç insan geldi geçti, sardı, uyuttu kollarında…
Ama sen sadece sana ait sanırsın o ışıkları, yanılgı bunda…
Ankara, benim tek taraflı sevdam… Gri bulutlarını sevdiğim, kara gözlerinden öptüğüm…
Yine geldi ayrılık vakti… Ben yüreğimin yarısını, sızısını bırakıp dönüyorum başkasının sevdası istanbul’a…
Benim sevdiğim gibi Ankara’nın da beni sevmesini artık beklemeden…
Özleyip geri dönmek için, o beni özlemese de…
Ankara’da geçirdiğim anların kıymetini bilmek için…
Bazı insanların neden bu kadar çok O’nu sevdiğime hayret etmelerini gülümseme ile izlemek için…
“Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden Ankara’yı sevdiğini anlamadan
Ankara’da yaşamak… “ (Yılmaz Erdoğan’a Sevgilerle…)

özge uzun
sürekli yaşayanın sevmese bile vazgeçemediği, bir kaç kez görmeye gelenlerin içinin ısınmadığı bomboş bulduğu şehirdir.
doğma büyüme oralı olmayanın asla daimi olarak yaşamayacağı gri şehir...
cok resmi sehirdir ondan sevilmez ankara. evet gridir denizi yoktur krosu coktur yalanci politikicalara ev sahipligi yapar ama ankarada yasayanda ayri bi bagimlilik yapar asik eder o gri sehir kendine.
Kesinlikle bir Başkent'ten daha fazlası olmayan, olamayacak olan şehirdir. iticidir, soğuktur yatıp kalkıp Atatürk'e dua etmesi gereken şehirdir.
çok özlediğim şehir. ankarada yaşayan insanlar kıymetini bilsin. gezilecek şehir değil yaşanacak şehirdir ayazına kurban olduğum. bence türkiyede en yaşanılası şehirdir. şu aralar deli gibi de soğuk vardır oralarda. ah o ayazında sigara içebilsem balkona çıkıp şimdi.
bakanlığın önünden geçerken kızıl saçlarınızın dalgalandığı şehir.
kara yüzünü bu günlerden sonra gösterecek olan şehirdir ayazı başlamıs olan şehirdir karasal iklime sahip başka bir şehirden gelince dengesiz havası zorlamaz ama soğuğu başka bu şehrin.
içinde yaşadığım şehir.

içimde yaşayan şehir.

-Ankara'nın bir tek neyini seviyorum biliyor musun?
+neyini abi?
-ne gidişini ne dönüşü... sadece ankaranın başkenti olan kızılayda avare avera gezişini...
sevenin vazgeçemeyeceği güzel şehir.
bir istanbul çocuğu olarak hiç sevmezdim halbuki. sonradan yakınında bir yere gelince üniversite için, şehrin samimiyetini sevdim. çok bilmem yeni yeni öğreniyorum toplasan 6-7 kere gitmişimdir. kızılaydaki koşuşturmacayı sevdim sanırım ya da behzodan sonra sevdim. veganın şarkısından sonra sevdim. ama sevilmeyecek gibi değil ki.
insanı güzel şehirdir. istanbul insanından çok farklıdır Ankaralı. Ankarada istanbul mısır çarşısı esnafı tipinden insan bulamazsın. Herkesin gözü cebinde değildir. Herkes seni düdüklemeye çalışmaz. Rahat rahat dolaşırsın. Hastır ankaralı arkadaş. Adamdır. Candan verir. Göçmeni saf anadolu çocuğudur. Saflığını aşmasına bünyesi izin vermez.

Yapacak şey çoktur. Çıkarsın park caddesine, gönlünce kopar eğlenirsin. Geceyarısı antrikot yersin. Seymenlerde muhabbet eder, içersin. Zekide sigara çeker, canlı müziğe eşlik edersin. Hacettepe ve bilkentte tepelere çıkar, manzaraya şarapla eşlik edersin.

Ata yatar Ankarada. Saygıyla ziyaret edersin.

Candır Ankara. Anadolunun özetidir.
an itibariyle ostimde bulundugum sehir.
© copyright 2005 - 2026