bugün
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- erdal beşikçioğlu10
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- galatasaray9
- çay içen kız10
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek4
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması5
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- dönmek istenilen yıl2
- anın fotoğrafı14
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- uludağ sözlük çeteleri9
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- duyulan en ilginç isim5
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- oralet içen erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- çaya şeker atan erkek5
- en boktan on yıl7
- bir şeyler söyle4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- kalem4
- mutsuz olmak3
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
- yıkık yazarlar4
- menemen9
- latte içen erkek4
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- gocu bak bi5
- patates kızartması4
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- ona bir şey söyle13
- hırvatistan14
- yunanistan29
- ayrılık8
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- yerinde dur3
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- en tehlikeli insan tipleri2
- ölüm9
- yüksek sesle gülmek6
karakterler,tarihte yer almış önemli kişileri sembolize etmektedir. (bkz: metafor)marangoz nuh , nuh peygamberi simgeler; çünkü rivayete göre kendisinden bir gemi yapılması istenmiştir. romanda da amat gemisini yapan marangoz nuhtur.ayrıca kur'an'a göre sur borusunu üfleyecek meleğin adı israfildir. amat'ta, borudan ses çıkarmayı başaran tek kişi olarak bahsedilen karakterin adı israfil'dir. rüzgara hükmettiği rivayet edilen hz.süleyman'ı simgeleyen amat kaptanı kırbaç süleyman da şiddetli rüzgar sırasında amat'ı rüzgardan kurtarmaktadır. tüm yorumlarda da geçtiği üzere 247 meşe ağacından yapılan amat'ta 247 adet denizci vardır; fakat anlam veremediğim, hikayede hiç birşeyle ilişkilendiremediğim bikaç şeyden kafama en çok takılanı sürekli aynı sayıları getiren zar.
en az içindeki hikaye kadar gerçek ihsan oktay anar klasiği.
kitapda bahsi geçen bodrumlu cevat şakir, halikarnas balıkçısından başkası değildir.
(bkz: cevat şakir kabaağaçlı)
(bkz: cevat şakir kabaağaçlı)
kullanilan onca terime ragmen heyecanla okunan kitap.anar in kitaplarinin bu kadar sevilmesinin sebebi sanirim osmanli ictimai hayatina olan yabanciligimiz,lakaplar,hitaplar,ifadeler,mekanlar;sikca kullandigi kendi tabiri ile konstantiniye de mekanlar,olaylar ozlemimizin,merakimizin gostergesi.
döngü...
kitabın meşrulaştırdığı en önemli şey budur. denizcilik terimleri ile örülü olmasının ve bu terimlerin anlaşılabilirliğini etkilemesinin pek bir anlamı yok. kitabı okuyup denize açılacak değilsiniz. ki hangi kelime artık bilinmeyen olarak kalabilme yeteneğine sahip.
amat tüm metaforları/simgeleri/göndermeleri ile aslında kelimelerin gizemini de artırıyor. misal saldırı anında üflenecek prinç boru/onu üfleyecek olan. ölüm/ölümsüzlük. kaptan/yardımcı kaptan. kelimelerin giderek kendi anlamlarını kaybetmeye başlaması ihsan oktay'ı etkilemiyor anlaşılan. bu romanında da kelimeleri gereğinde/dozunda saklayarak/saklıanlamlaryükleyerek kullanıyor.
gidip bir şapka edinin. *
kitabın meşrulaştırdığı en önemli şey budur. denizcilik terimleri ile örülü olmasının ve bu terimlerin anlaşılabilirliğini etkilemesinin pek bir anlamı yok. kitabı okuyup denize açılacak değilsiniz. ki hangi kelime artık bilinmeyen olarak kalabilme yeteneğine sahip.
amat tüm metaforları/simgeleri/göndermeleri ile aslında kelimelerin gizemini de artırıyor. misal saldırı anında üflenecek prinç boru/onu üfleyecek olan. ölüm/ölümsüzlük. kaptan/yardımcı kaptan. kelimelerin giderek kendi anlamlarını kaybetmeye başlaması ihsan oktay'ı etkilemiyor anlaşılan. bu romanında da kelimeleri gereğinde/dozunda saklayarak/saklıanlamlaryükleyerek kullanıyor.
gidip bir şapka edinin. *
tersine kurguyla yazılmış şaşırtıcı roman. öyle ki; kitabı okuyup bitirdiğinizde anlatılan olayların aslında henüz gerçekleşmemiş olduğunu öğrenirsiniz. örneğin, diyavol paşa'nın çaldığı keman, 1699 yılında yapılmıştır, oysa romandaki olaylar 1670 yılında yaşanmaktadır.
--spoiler--
"ilk kez öldürdüğünde bir değil, sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilân eden o delikanlıyı da, zavallı bir kadının kocasını da, savaşa giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. ikinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişi öldürmüşsündür. üçüncü kez ise, kimseyi öldürmüş sayılmazsın."
--spoiler--
--spoiler--
"ilk kez öldürdüğünde bir değil, sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilân eden o delikanlıyı da, zavallı bir kadının kocasını da, savaşa giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. ikinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişi öldürmüşsündür. üçüncü kez ise, kimseyi öldürmüş sayılmazsın."
--spoiler--
beni benden alan kitap. kurul zamanındaki biricik sıgnagım oldu.sagolasın
ihsan oktay anar
sayende dört duvar arasından okyanuslara harika bir yolculuk yaptım.
ihsan oktay anar
sayende dört duvar arasından okyanuslara harika bir yolculuk yaptım.
en güzel en edebi beddua örneklerinden birini içinde barındıran kitap;
--spoiler--
allah sizi sürüm sürüm süründürsün! yetmiş yerde yetmiş türlü belaya tuş olasınız da can verip kurtulamayasınız! hepinizin yedi ceddine lanet olsun! gözünüzün elifi sönsün! ocağınız tütmez olsun! ömrünüz ahla vahla geçsin! kolunuz çolak başınız kabak olsun! allah size bilenmez dertler versin! can evinize kurşun rastlasın! zındanlarda leşiniz kalsın! tuttuğunuz oruç boşa gitsin! kenlı kefenleriniz elime geçsin! bre zalimler!
--spoiler-- *
--spoiler--
allah sizi sürüm sürüm süründürsün! yetmiş yerde yetmiş türlü belaya tuş olasınız da can verip kurtulamayasınız! hepinizin yedi ceddine lanet olsun! gözünüzün elifi sönsün! ocağınız tütmez olsun! ömrünüz ahla vahla geçsin! kolunuz çolak başınız kabak olsun! allah size bilenmez dertler versin! can evinize kurşun rastlasın! zındanlarda leşiniz kalsın! tuttuğunuz oruç boşa gitsin! kenlı kefenleriniz elime geçsin! bre zalimler!
--spoiler-- *
ihsan oktay anar ın 4. kitabı. keşke hiç bitmese denilen kitaplardandır. hikayenin genel akışı içinde karakterler hakkında ufak hikayeler ile zaman zaman kitabın asıl konusunu unutturur. sonu hakkında oldukça merak uyandıran bir kitap, sayfaları ikişer ikişer okumaya zorlar insanı. ancak sonu pek tatmin edici değil. yine de baş yapıt sayılabilir. * * *
çok kaliteli bir denizcilik hikayesini anlatan ihsan oktay anar romanıdır..yazar tüm alanlarda olduğu gibi denizcilik alanında da bilgi ve terminoloji zenginliğini döktürüyor resmen..islam dinine ve Kuran'a göndermeler yaparak daha bir mistik hava veriyor kitaba..dili ağır gibi görünsede aslında değildir,sadece tasvirlerin gerektirdiği denizcilik terimleri fazladır hepsi o
ihsan oktay anar'ın son kitabı. puslu kıtalar atlası'nın gölgesinde kalma tehlikesi olmasına rağmen, yazar'ı hiç okumamış olan biri için amat'ı okumak gayet çarpıcı bir deneyim olabilir. anar'ın tüm kitaplarındaki karakterlerin gizliden gizliye birbirine bağlı olduğu fikri bu kitapla pekişti diyebilirim. zira puslu kıtalar atlası'nda kör Uzun ihsan Efendi en son açık denizlere yol alıyordu. Ve (olağan mantığı bir kenara bırakırıp yazar'ın döngüsel zaman takıntısını da hesaba katarsak ) kitaplar arasındaki bağ tesadüften fazlasına inandırıyor...
Mutlaka okunması tavsiye edilir.
Mutlaka okunması tavsiye edilir.
puslu kıtalar atlası ve efrasiyab'ın hikayeleri'ndeki tadı veremeyen, terimlerle okuyucuyu boğan kitap. Yine de güzel.
kitabı tam olarak anlamak için denizcilik terimlerinin bilinmesi bilinmese dahi tahayyul edilebilmesi gereken ihsan oktay anar'ın her romanı gibi mükemmel hayalgücünün kanıtı olan roman.
kitaptaki bazı terimlerin anlamları şöyledir.
- omurga : baş-kıç doğrultusu boyunca postaların bağlandığı ağaç veya çelik kısım
- posta : omurga'dan küpeşte'ye kadar uzanan, geminin şeklini belirleyen, kaplama saç veya tahtalarının bağlandığı ahşap veya çelik kısımlardır.
- güverte : geminin kemereleri üzerine döşenmiş, baştan kıça kadar uzanan kısım.
- karina : geminin sualtında kalan kaplamalarının dış kısmıdır.
- sintine : geminin sualtında kalan kısmının iç tarafıdır.
- alabanda : geminin yan satıhlarının yukarıdan aşağıya kadar olan iç kısmıdır.
- loça : baş demir zincirinin geçtiği büyük deliktir.
- mapa : el incesi yada halatların geçtiği halkalardır.
- neta : herşeyi hazır etmek, çalışır hale getirmek.
- alesta : dikkatli bir şekilde beklemek.
- mayna : herhangi bir şeyi halat veya palanga ile indirmek.
- avara : limandan ayrılma, açılma.
- volta : halatı bağlamak.
- funda : bırakmak, boşaltmak.
- vira : demir almak yada ırgat veya vinci çalıştırmak.
- aganta : halatı gergin tutmak.
- laçka : boşalt, gevşet.
- hisa : iki kat bağla.
- iskele alabanda : dümeni tam sola kır ( max. 35° ).
- sancak alabanda : dümeni tam sağa kır ( max. 35° ).
- viya : tutulan rotada ilerle, rotayı bozma.
- toka : bayrağı çekmek.
- arya : bayrağı indirmek.
- mezestre : bayrağı yarıya kadar çekmek.
- ispasa : palanga donanımını çözmek veya çıkartmak.
- yalpa : geminin sancak - iskele yönünde yaptığı salınımlar.
- meyil : geminin bir tarafa ( sancak - iskele ) yatık olması.
- trim : geminin baş - kıç doğrultusunda eğimli durması.
sancak tarafı geminin solu
iskele tarafı geminin sağıdır *
http://www.turkishnavy.com
kitaptaki bazı terimlerin anlamları şöyledir.
- omurga : baş-kıç doğrultusu boyunca postaların bağlandığı ağaç veya çelik kısım
- posta : omurga'dan küpeşte'ye kadar uzanan, geminin şeklini belirleyen, kaplama saç veya tahtalarının bağlandığı ahşap veya çelik kısımlardır.
- güverte : geminin kemereleri üzerine döşenmiş, baştan kıça kadar uzanan kısım.
- karina : geminin sualtında kalan kaplamalarının dış kısmıdır.
- sintine : geminin sualtında kalan kısmının iç tarafıdır.
- alabanda : geminin yan satıhlarının yukarıdan aşağıya kadar olan iç kısmıdır.
- loça : baş demir zincirinin geçtiği büyük deliktir.
- mapa : el incesi yada halatların geçtiği halkalardır.
- neta : herşeyi hazır etmek, çalışır hale getirmek.
- alesta : dikkatli bir şekilde beklemek.
- mayna : herhangi bir şeyi halat veya palanga ile indirmek.
- avara : limandan ayrılma, açılma.
- volta : halatı bağlamak.
- funda : bırakmak, boşaltmak.
- vira : demir almak yada ırgat veya vinci çalıştırmak.
- aganta : halatı gergin tutmak.
- laçka : boşalt, gevşet.
- hisa : iki kat bağla.
- iskele alabanda : dümeni tam sola kır ( max. 35° ).
- sancak alabanda : dümeni tam sağa kır ( max. 35° ).
- viya : tutulan rotada ilerle, rotayı bozma.
- toka : bayrağı çekmek.
- arya : bayrağı indirmek.
- mezestre : bayrağı yarıya kadar çekmek.
- ispasa : palanga donanımını çözmek veya çıkartmak.
- yalpa : geminin sancak - iskele yönünde yaptığı salınımlar.
- meyil : geminin bir tarafa ( sancak - iskele ) yatık olması.
- trim : geminin baş - kıç doğrultusunda eğimli durması.
sancak tarafı geminin solu
iskele tarafı geminin sağıdır *
http://www.turkishnavy.com
bütün öykünün "amat" adındaki bir gemide geçtiği ihsan oktay anar romanı..önceki romanları "puslu kıtalar atlası", "efrasiyabın hikayeleri" ve "kitabül hiyel" de olduğu gibi bu kitabında da bizi büyülü bir dünyaya götürüyor yazar..sadece güzel osmalıca türkçe karışımı dili için bile okumaya değer bir kitap..
elif mim elif te.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar