bugün
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi4
- pankek yiyen erkek4
- damat tıraşı4
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil13
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- traş olmaya üşenmek7
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- ahmet nazif zorlu3
- 30 liraya satılan tavuk döner11
- ben tevratı da okudum incili de12
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- 6 yaşındaki kızını satan anne7
- arkadaşlar naber ya4
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- sözlük kürdü54
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- 20073
- herkesin hayatına kimse karışamaz4
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- yahuda işkariyot3
- volkswagen passat9
- escort ile para kavgası4
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- charm2
- türkiyeli kahvesi8
- şanzıman ustası4
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- eski sevgiliyi cadılar bayramı kutlarken görmek3
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- cop315
- allah5
- simit ayran3
- zenginin çocuğu olaydım yiyip yataydım düşüncesi3
- millette manyak para var13
- 007 tarzı entry girmek3
- şehriyesiz pilav2
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- ortadoğuya atom atmak2
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- abd'nin irana nüfleer atma ihtimali2
- adana tarım fuarı3
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- ismail kartal21
- türkiye yeni irandır2
Sevdiğim adamı 'Yabancı' adlı kitabında birebir anlatmış varoluşculuğun babalarından saydığım duygularımın tercümanı yazardır. Her kitabı ince ince okunmalıdır. Çok şey bulacaksınız
ahlaksal çıkmazın en üst noktasının intihar olduğunu savunmuş ünlü fransız düşünür.
Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim. Sözüyle nickime kaynak olmuş kişidir. Ayrıca söylediği hiçbir sözün boş olmadığını düşünüyorum. kişsel zevklerime uymasada futbol için: ben bildiğim herşeyi futboldan öğrendim demiştir.
kitaplarını her daim bulundururum yakınlarda.
kitaplarını her daim bulundururum yakınlarda.
Absürdizmi ilk kullanan ve öldüğüm günü şimdiden kabullenmeme sebep olan adam.
keşke ben de anlayarak okuyabilseydim seni, ama geri zekalıyım kafam basmıyor.
çok büyük bir kayıp.*
çok büyük bir kayıp.*
varoluşçuluğun yazar hali.
tumturaklı görünen metinlerindeki kelimelerin hepsi tek tek, nakış gibi işler bu filozofun felsefesini. derin duygulardan - intihar başlığında de değindiğim- söz eder; kulağa hoş gelen bir kelime seçiminden ötedir "derin".
"derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olarak söylediklerinden daha fazla anlam taşır her zaman."
abzürd içinde insan, dolanıp durduğu o ıssız diyarda duyguların dibine kadar yaşar, çok çok köklüdür. kesintisiz olmasıyla da derindir bu duygular. intihar etmeli mi etmemeli mi sorusuyla yüzleşme bu derin duyguları da açığa çıkarır, ama çoğumuz bu duyguları sonuna kadar yaşamaktan kaçınır. korkak olduğumuz için belki de.
uyumsuzluk duygusu bizi köşe başında yakalayabilir, bir tokat gibi "çarpabilir". parıltısızdır, uyarı levhaları yoktur.
camus'de güzel olan bir şey daha vardır ki, insanın ikliminin bilinmesinden, ikliminin duyurulmasından bahseder. birini, kendini bildiği gibi bilemeyiz, hep bir boşluk, ulaşılamaz olan bir yanı vardır. davranışlarından -kılgısal olanlardan- hareketle o kişiyi tanırız ancak bu iklimini bilmektir; her zaman ne yapabileceğini kestirememeye açık kapı bulundurur. insan bilgi nesnesi yapılamaz, hep biraz daha fazla, biraz daha eksik bir şeyler vardır.
dalıp gittiğinizde birisi size sorar, ne düşünüyorsun, diye. cevap "hiç"tir. işte o "hiç" var ya "hiç" uyumsuzluk duygusunun belirtileridir. ne düşündüğümüzü bilmeyiz, ama dalıp gideriz. bulunduğumuz ortamdan, günlük hayatın zincirinden koparız. bu kopuşu yaşamaya başladığımız an uyumsuzluk duygusunun çanları çalmaya başlar. bunun bilincinde olarak yaşamaya devam etmek mi, yoksa onu yoksayıp yaşayan ölü haline mi gelmeliyiz?
herkese mutlu felsefece intiharlar.
"derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olarak söylediklerinden daha fazla anlam taşır her zaman."
abzürd içinde insan, dolanıp durduğu o ıssız diyarda duyguların dibine kadar yaşar, çok çok köklüdür. kesintisiz olmasıyla da derindir bu duygular. intihar etmeli mi etmemeli mi sorusuyla yüzleşme bu derin duyguları da açığa çıkarır, ama çoğumuz bu duyguları sonuna kadar yaşamaktan kaçınır. korkak olduğumuz için belki de.
uyumsuzluk duygusu bizi köşe başında yakalayabilir, bir tokat gibi "çarpabilir". parıltısızdır, uyarı levhaları yoktur.
camus'de güzel olan bir şey daha vardır ki, insanın ikliminin bilinmesinden, ikliminin duyurulmasından bahseder. birini, kendini bildiği gibi bilemeyiz, hep bir boşluk, ulaşılamaz olan bir yanı vardır. davranışlarından -kılgısal olanlardan- hareketle o kişiyi tanırız ancak bu iklimini bilmektir; her zaman ne yapabileceğini kestirememeye açık kapı bulundurur. insan bilgi nesnesi yapılamaz, hep biraz daha fazla, biraz daha eksik bir şeyler vardır.
dalıp gittiğinizde birisi size sorar, ne düşünüyorsun, diye. cevap "hiç"tir. işte o "hiç" var ya "hiç" uyumsuzluk duygusunun belirtileridir. ne düşündüğümüzü bilmeyiz, ama dalıp gideriz. bulunduğumuz ortamdan, günlük hayatın zincirinden koparız. bu kopuşu yaşamaya başladığımız an uyumsuzluk duygusunun çanları çalmaya başlar. bunun bilincinde olarak yaşamaya devam etmek mi, yoksa onu yoksayıp yaşayan ölü haline mi gelmeliyiz?
herkese mutlu felsefece intiharlar.
yaşarken çok kız düşürdüğü rivayet edilen overrated düşünce adamı,yazar.
Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim. Sözüyle nickime kaynak olmuş kişidir. Ayrıca söylediği hiçbir sözün boş olmadığını düşünüyorum.
dahiyle deli arası bi yazar.
bomboş bir yazar bomboş.
bugün ölüm yıl dönümü olan güzel yazar, düşünür. sen ve kitapların hep bizimle kalacak güzel insan.
veba kitabıyla çığır açmıştır. güzel adam.
her ne kadar Camus'nun tüm kitaplarını okuyup da halen adamcağızın soyadını kamus diye okuyanlar varsa da aldırmayın canlar o, kamü diye okunur.
insan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır. Lafının sahibi, sanırım.
Yabancı adlı romanı zeki demirkubuz'un 2001 yapımı yazgı filmine uyarlanmıştır.
eski kalecilerden. rivayet odur ki fena bir kaleci sayılmazmış camus. kaleci olmak içinde her zaman biraz bilgelik taşır.
Albert Camus'nün Veba Kitabında bahsettiği Lucretius'un "Veba Salgını" Şiiri
"..anlatalım sayrılıkların nedenlerini, açıklayalım,
budur dileğim. nedendir bu salgınlar kişi soyuna,
hayvan sürülerine ölüm saçan, yıkım getiren.
ilkin, birçok öğe vardır yukarda değindiğim,
bize canlılık veren. ölüm getirir birçoğu da,
sağlığı bozar, uçar öteye beriye, rasgele toplanır
bunlar, sonra yayılırlar ortalığa, havaya.
sayrılık getiren bir ortam oluşur havada.
tüm bu salgınlar, bulaşıcılar dıştan gelir,
sislerde, bulutlarda olduğu gibi, ağar göğe,
bunlar bir yandan çıkar yerden yağmurlar toprağa
işleyince, bir yandan da güneş sıcağından
ısınan kokmuş nesnelerden doğar, yayılır.
görmez misin, yuvasını bırakan, bize gelen
bir yabancıya, alışmadığı bir ülkenin suyu,
soğuğu nasıl dokunur, başka bir etki
gösterir? bir ayrılık vardır britanya havasıyla
mısır'ınki arasında, evren baltasının böyle
derine işlediği, pontus'tan gades'e değin
uzayan bir uçurum açtığı, insan soyunda
kara-yanık yüzlülerin yaşadığı yerde. evren
dört bölümdür birbirinden ayrı göksel
yörüngelere, esen yellere göre. kişiler
renklerinden, dış görünüşten dolayı ayrılır,
ulusların ayrılıkları da böyledir, kan soyundan,
sayrılıklardan. fil hastalığı orta mısır'da
nil ırmağı yakınlarında, görülmez yeryüzünün
başka yörelerinde. diz ağrısı attika'da, göz ağrısı
achaia'da çoktur. böyledir başka yerlerde de,
öteki örgenleri çökerten bu hava değişimleri.
uzun süre etkilerse, rasgele, hava akımı bizi,
yıpratıcı bir durum belirir, yayılır gökte
bulutlar gibi, sisler gibi yavaşça ortalığa,
bir değişme, karışıklık doğurur, gördüğümüz
gibi; bizim ülkemize varınca değişir durum,
bulaşır bize de salgınlar, dolar içimize
hızla, baskın gelir, ya sularda, ya yaban
yemişlerinde yuvalanır, ya kişisel besinlerde,
ya hayvan yeminde yerleşir, sayrılık taşıyan
uygun nesneler bekler, çıkar havaya, soluk
aldığımızda, ağulu salgının bulunduğu, yellerden
yutarız bilmeden salgın taşıyanları, solunandan,
benzer bir yolla bulaşır sığırlara salgın, kırar
geçirir bütün yünlü hayvanları. önemsizdir
bizim, salgın bölgesine girip girmememiz, ülkenin
havasına direnecek bir örtüye bürünmemiz.
doğa, kendince, getirir bir ülkeye yıkımı,
çökmüş, bozulmuşsa, çetin işler açar başımıza
alışmadığımız, yeni bir yıkıma sürükler bizi."
de rerum natura
çev: ismet zeki eyüboğlu
"..anlatalım sayrılıkların nedenlerini, açıklayalım,
budur dileğim. nedendir bu salgınlar kişi soyuna,
hayvan sürülerine ölüm saçan, yıkım getiren.
ilkin, birçok öğe vardır yukarda değindiğim,
bize canlılık veren. ölüm getirir birçoğu da,
sağlığı bozar, uçar öteye beriye, rasgele toplanır
bunlar, sonra yayılırlar ortalığa, havaya.
sayrılık getiren bir ortam oluşur havada.
tüm bu salgınlar, bulaşıcılar dıştan gelir,
sislerde, bulutlarda olduğu gibi, ağar göğe,
bunlar bir yandan çıkar yerden yağmurlar toprağa
işleyince, bir yandan da güneş sıcağından
ısınan kokmuş nesnelerden doğar, yayılır.
görmez misin, yuvasını bırakan, bize gelen
bir yabancıya, alışmadığı bir ülkenin suyu,
soğuğu nasıl dokunur, başka bir etki
gösterir? bir ayrılık vardır britanya havasıyla
mısır'ınki arasında, evren baltasının böyle
derine işlediği, pontus'tan gades'e değin
uzayan bir uçurum açtığı, insan soyunda
kara-yanık yüzlülerin yaşadığı yerde. evren
dört bölümdür birbirinden ayrı göksel
yörüngelere, esen yellere göre. kişiler
renklerinden, dış görünüşten dolayı ayrılır,
ulusların ayrılıkları da böyledir, kan soyundan,
sayrılıklardan. fil hastalığı orta mısır'da
nil ırmağı yakınlarında, görülmez yeryüzünün
başka yörelerinde. diz ağrısı attika'da, göz ağrısı
achaia'da çoktur. böyledir başka yerlerde de,
öteki örgenleri çökerten bu hava değişimleri.
uzun süre etkilerse, rasgele, hava akımı bizi,
yıpratıcı bir durum belirir, yayılır gökte
bulutlar gibi, sisler gibi yavaşça ortalığa,
bir değişme, karışıklık doğurur, gördüğümüz
gibi; bizim ülkemize varınca değişir durum,
bulaşır bize de salgınlar, dolar içimize
hızla, baskın gelir, ya sularda, ya yaban
yemişlerinde yuvalanır, ya kişisel besinlerde,
ya hayvan yeminde yerleşir, sayrılık taşıyan
uygun nesneler bekler, çıkar havaya, soluk
aldığımızda, ağulu salgının bulunduğu, yellerden
yutarız bilmeden salgın taşıyanları, solunandan,
benzer bir yolla bulaşır sığırlara salgın, kırar
geçirir bütün yünlü hayvanları. önemsizdir
bizim, salgın bölgesine girip girmememiz, ülkenin
havasına direnecek bir örtüye bürünmemiz.
doğa, kendince, getirir bir ülkeye yıkımı,
çökmüş, bozulmuşsa, çetin işler açar başımıza
alışmadığımız, yeni bir yıkıma sürükler bizi."
de rerum natura
çev: ismet zeki eyüboğlu
Yabancı isimli romanı beni çok etkilemişti. Romanı bitirdikten sonra Zeki Demirkubuz'un Yazgı filmini izlemem inanılmaz bir tesadüftür. Filmin 10. dakikasında şok geçirdim. Zira film, Yabancı'nın uyarlamasıydı...
Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.
Veba'nın yazarıdır.
Her gördüğümde adını albert camış şeklinde okuduğum bir yazar. Yanlış anlaşılmasın sözlük yazarı değil gerçek yazar. iyi de yazar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar