bugün
- sözlüğün çapkın erkekleri10
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı22
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı9
- kolejle devlet okulunun farkı9
- bugün can sıkan şeyler8
- 14 eylül 2026 saçımı boyamaya karar vermem10
- bekarlık7
- ismail kartal32
- damarlı kol kası fetişi4
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz20
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi9
- burcunu açıklamayan insan9
- atatürkün dirileceğine inanan insan8
- çok mutsuzum6
- bilgisayar oyunu oynayan 40 yaşındaki adam4
- cenap abi10
- anın fotoğrafı23
- erebor'un hamamları3
- naruto dayıya aşık oldum4
- osmanlının tekrar kurulacağına inanan insan8
- 25 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı2
- antep in hamamları3
- 20164
- cedidacer3
- 14 eylül 2026 nervio'ya aşık olmam4
- şarabı şişeden içmek4
- hediye olarak bir kavanoz turşu5
- sözlüğü nerden buldunuz5
- anneye gel sözlük yazarı ol demek5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak22
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı4
- tahinli pide5
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- sonbaharda yapılacak en iyi şey15
- fetoyla barışılsa alkışlayacak kitle6
- şarap içerken hatayi deyişi dinlemek3
- fotomen2
- sinirli bir kadına yaklaşma rehberi7
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası26
- romelu lukaku6
- bizimkiler dizisi katil3
- ruknettin bey3
- sözlük yazarlarının yelekleri12
- aklınıza gelen şarkı sözü7
- sözlükte mutfağına konuk olunacak yazar olmaması3
- sonbaharda trakya4
- ai otomatik silme4
- hindistan ingiltereyi sömürgesi yapar mı2
- kaçak elektrik kullanan orospu çocukları5
- ümmü yengenin nervio'ya diktiği büyülü yelek2
izmir genelevinde 17 numarada.
kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmamak değildir. çünkü ben sikilmek istemiyorum ama sikmek istiyorum. dolayısıyla hayatın özünde adalet kavramı tümüyle var olmadığından asıl soru "evrimleşmemize rağmen adaletsizlik neden hala devam ediyor?" olabilirdi fakat bu soruyu idrak edecek potansiyelimiz yok çünkü hala içgüdülerimizin bilincimizi sık sık yenebildiğini görüyoruz. güçlünün yanında olma psikolojisiyle ahlaksal bir eylemde tecavüze başkaldırıp yalnızken 18 yaşından küçük kızların vücutlarına 31 çekebiliyoruz. çünkü hayvanız. adalet ancak yemeğini paylaşmak, paranı paylaşmak, sevgi göstermek, bir konuda destek olmak gibi paylaşımcı eylemlerle hissedilebilir. çünkü kendisi tümüyle yeryüzünde var değildir. yapılan bir iyilik evrendeki başka bir canlı için mutlaka kötülük olacaktır. yani adaletin ne olduğunu ancak o duruma göre söyleyebiliriz.
her insana gore ve yasanan her yere gore degisir bu algi. hic bir zaman dunya da kosulsuz ve kusursuz adalet mumkun olmaz. her zaman birileri haksizliga ugrar ve her zaman birileri adalet yerini bulmadan, siyrilirlar gerekli cezayi almadan. bir insan yaptigindan zerre kadar pismanlik duymassa onu senelerce hapisde tutsaniz bile hatta omur boyu, adalet yinede yerini bulmamistir demek.
ülkemizde bir 'saray' isminden öteye geçemeyen kavram.
lafta sözde havada gezen kelime.
ilahi adalet en güvendiğim adalettir. diğerleri tartışılır.
her insanın kendi vicdanındadır. karakolda, makhemede değil.
görsel adalet var tabi.
doğru insanları karalamak için oluşturulmuştur.
annemin ismi.
karikatürü bile hüzünlü hale gelmiş kavram.
görsel
görsel
Mahkemelerin, kendilerini kuran iradenin sesi olmaktan, muhakeme edip adaletin tecelli ettiği yer olması halinde "değiştik" diyebiliriz.
Türkiye'de adalet artık sadece bir kadın ismidir..
Haklıya hakkının verilmesi olarak bilirdik. Lakin yaşanmışlıklar ya bize öğretilen "adalet" kavramının tanımında ya da bizim algımızda bir sorun olduğunu düşündürüyor.
Aslında sayfalar dolusu yazmak geliyor içimden bu konuyla ilgili.
Fakat benim kaybettiklerim yanında, bu zihniyet yüzünden evladını, eşini, kardeşini, canını kaybedenleri düşününce ne yazsam eksik kalıyor. Öyle ya, bir ömrün içinde dört yıl nedir ki?
Aslında sayfalar dolusu yazmak geliyor içimden bu konuyla ilgili.
Fakat benim kaybettiklerim yanında, bu zihniyet yüzünden evladını, eşini, kardeşini, canını kaybedenleri düşününce ne yazsam eksik kalıyor. Öyle ya, bir ömrün içinde dört yıl nedir ki?
kesin olmasına ragmen görecelileştirilmiş, tarafsız olması gerektigi halde güçlünün iktidarın yerine geçmiş, yok olmaya yüz tutmuş, yakında sözlüklerden başka yerde göremeyecegimiz kavram.
Yok bu dünyada. Yok.
çok da adil bir şey olmayan.
son zamanlarda adalet hanımın köte yola düştüğü söylenmekte.
açık açık en güvenilebilecek ve açık açık en korkunç olan güçtür. saklısız, gizlisiz, oyunsuz, kar amacı gütmeden tamamen herkesin önünde, legal legal bir şekilde ölümüne, sürülmene, korkunç şartlarda bir yerde tıkılı kalmana neden olur. insanlar bu kadar riski hak yerini bulsun diye aldı herhalde.
insan hayatını kurumlar adına hiçe sayan kanunlardan bahsedilmiyor yalnız. şundan bahsediliyor; haklı kişinin işine gelen kanun geçerlidir. ya ne olacaktı.
insan hayatını kurumlar adına hiçe sayan kanunlardan bahsedilmiyor yalnız. şundan bahsediliyor; haklı kişinin işine gelen kanun geçerlidir. ya ne olacaktı.
sözlük anlamında hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesidir. haksızlığa uğrayanın sığınacağı çatıdır adalet. koşulsuz güvenebileceği ve kanuna inanabileceği değerdir. tabii ki bunlar sözlük anlamından türetebileceğimiz ifadeler, ama aslında hiçbiri değildir! günümüzde sözlük anlamının dışında adalet, dışarıdan bakıldığında tam formunda ve sızdırmayan gözüken ancak yakından bakıldığında her tarafı küçük çatlaklarla dolu bir fıçıdır. ve o küçük çatlaklar yüzünden her zaman açık veren bir kavramdır. adalet aslında hayatın ta kendisidir. adalet basit bir kelime değildir! asla olmamıştır. ancak insanoğlu bu kavramı o kadar aşağılamış ve hafife almıştır ki zamanımızda, artık güvenebileceği tek adalet tanrının adaleti haline gelmiştir. her zaman en güvenilir olan adalet...
insanların dünyasındaysa adalet kelimesi yerini daha çok adaletsizliğe bıraktı yavaşça ve sessizce. ve bu adaletsizlik düzeni bozdu adice, zalimce. haklı, haksız oldu. düzeni bozan galip oldu nedensizce... bir nedenleri vardı ama ona da neden denilebilirse... o neden ise satın aldı adaleti kalpsizce...
hırsızlığın, zalimliğin, savaşların, yıkımların, terörün nedeni adalet'sizlik' değil mi başka bir deyişle... bu kavram değişip düzelene kadar da maalesef azalmayacak bu kargaşa... adalet yerini bulur kadar da doğru bir söz yoktur bu arada... bahsettiğim adalet dünyadaki adaletti. dünyada adalet kavramına dair tek bir değer kalmasa bile yukarıdaki söz eninde sonunda amacına ulaşacak ve doğruluğunu kanıtlayacaktır. allah'ın adaletine inanmalı ve asla kaybetmemeli bu inancı...
insanların dünyasındaysa adalet kelimesi yerini daha çok adaletsizliğe bıraktı yavaşça ve sessizce. ve bu adaletsizlik düzeni bozdu adice, zalimce. haklı, haksız oldu. düzeni bozan galip oldu nedensizce... bir nedenleri vardı ama ona da neden denilebilirse... o neden ise satın aldı adaleti kalpsizce...
hırsızlığın, zalimliğin, savaşların, yıkımların, terörün nedeni adalet'sizlik' değil mi başka bir deyişle... bu kavram değişip düzelene kadar da maalesef azalmayacak bu kargaşa... adalet yerini bulur kadar da doğru bir söz yoktur bu arada... bahsettiğim adalet dünyadaki adaletti. dünyada adalet kavramına dair tek bir değer kalmasa bile yukarıdaki söz eninde sonunda amacına ulaşacak ve doğruluğunu kanıtlayacaktır. allah'ın adaletine inanmalı ve asla kaybetmemeli bu inancı...
Günlük hayatta bolca sorguya çekilen, geçmişte Allah'ın ve evrimin varlığından bahsedilmediği kadar gelecekte de bu alanda tahtını kimselere kaptırmayacağı tahmin edilen kavram.
masumun suçlu olduğu yerde adalet dengesi yalandır.
ülkemde adamına göre işleyendir.
--spoiler--
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var.... Karakuşi Kadı, fırıncıya:
- 'Ben bunu aldım' demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:
- 'Hani bizim ördek?' Fırıncı boynunu büküp:
- 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...
Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı'nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş...
Ördeğin sahibi,
- 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikáyet etmiş.
Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
- 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'
Fırıncı
- 'Uçtu' demiş.
Kadı, kara kaplı defterini açmış:
- 'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek, fırıncının ördek işinden beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:
- 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...
Davacı:
- 'Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak?' diye sorunca Karakuşi Kadı
- 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız. Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Karakuşi Kadı:
- 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.' Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:
- 'Senin şikáyetin nedir bre?' Yahudi bir süre düsündükten sonra ellerini açmış,
- 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa Sen, e mi !'
yaşasın adalet
ANOniM
--spoiler--
--spoiler--
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var.... Karakuşi Kadı, fırıncıya:
- 'Ben bunu aldım' demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:
- 'Hani bizim ördek?' Fırıncı boynunu büküp:
- 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...
Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı'nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş...
Ördeğin sahibi,
- 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikáyet etmiş.
Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
- 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'
Fırıncı
- 'Uçtu' demiş.
Kadı, kara kaplı defterini açmış:
- 'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek, fırıncının ördek işinden beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:
- 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...
Davacı:
- 'Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak?' diye sorunca Karakuşi Kadı
- 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız. Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Karakuşi Kadı:
- 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.' Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:
- 'Senin şikáyetin nedir bre?' Yahudi bir süre düsündükten sonra ellerini açmış,
- 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa Sen, e mi !'
yaşasın adalet
ANOniM
--spoiler--
adalet zengine işlemez, fakirin anasını ağlatır. adaletmiş peh.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar