bugün
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- özelden gelen saçma mesajlar12
- mercimek makarnası5
- fon vurgunu36
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor4
- kim bu erzincanlı9
- sergen yalçın6
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- boşalırken anıran erkek2
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması3
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- clemence baptista16
- pavyon bu dünya4
- acı soslu süs domuzu4
- palmiye3
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- george puşt2
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- kemal kılıçdar3
- platon un mağara alegorisi10
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- buz mavisi gözler3
- murat ağırel3
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- saraca'ya uzaylı soruları4
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur9
- türkiye20
- futbol16
- türkiye de liyakata önem verilseydi3
- kostas mitroglou nun akhisarspor a attığı gol3
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz5
- yılmaz erdoğan3
- kolye140
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- s'i l v'e r m'i s t15
- etrüsk anforası2
- zulzula cin kabilesi3
- ktç3
- kahvaltım güzel mi8
- karıncalar da rüya görür mü3
milleti kızım diye kekleyen yazar.
milleti oğlum diye kekleyen yazar.
milleti kazım diye kekleyen yazar.
muhasebeciye sorulduğunda "kaç etmesini istersiniz" cevabı alınacak sorudur.
milleti sapım diye kekleyen yazar.
türkiye gibi bir ülkede kimlik sorunu yaşamakta sonun kareköküne kadar haklı olan yazar. kendisine allah'tan sabır diliyorum.
kardeşim sabret, elbet bizim ülkemiz de birgün adam olacak!
kardeşim sabret, elbet bizim ülkemiz de birgün adam olacak!
dün akşam emesen zirvesinde mutfağa sıçıp,yanan koltukla seviştiğini iddaa eden yazar kişisi.
milleti kuşum diye kekleyen yazar.
sütle kafa olup milleti kızım diye kekleyen ender yazarlarımızdan.
Kingte milleti kozum diye kekleyen yazar.
katy perry olduğu gerçeğini özenle saklayacağıma söz verdiğim yazar. ama... tüh! *
Herkese itina ile yalan söylemiş yazar.
Ne kadar sakınırsa sakınsın, ne yaparsa yapsın birinin hikayesinde "kötü karakter" olmayı itinayla beceren insan.
öyle günlerim var benim, gemim batmak bilmiyor. denizin tuzu kalmış üzerimde, kurudukça beyaz beyaz dökülüyor derim.
öyle günlerim var benim, rüzgarda taşıyamıyor gemimi yırtık yelkenlerim, beyhude gözler bulutları gözlerim.
öyle günlerim var benim, gürültüyle uyanıp, kimseyi göremediğim güvertemde öğlen sıcağı.
öyle günlerim var benim, oltalarım balık dolu, kıyamadan atıyorum denize, aç uykularımda kıvranıyorum delice.
öyle günlerim var benim, herkes adını kazımış bir yerlere, kendi gemimde kendi adımı bulamıyorum.
öyle günlerim var benim, her limandan yükler alıyorum, batmıyor gemim.
batmıyor gemim...
öyle günlerim var benim, rüzgarda taşıyamıyor gemimi yırtık yelkenlerim, beyhude gözler bulutları gözlerim.
öyle günlerim var benim, gürültüyle uyanıp, kimseyi göremediğim güvertemde öğlen sıcağı.
öyle günlerim var benim, oltalarım balık dolu, kıyamadan atıyorum denize, aç uykularımda kıvranıyorum delice.
öyle günlerim var benim, herkes adını kazımış bir yerlere, kendi gemimde kendi adımı bulamıyorum.
öyle günlerim var benim, her limandan yükler alıyorum, batmıyor gemim.
batmıyor gemim...
tüm pencerelerimi kırdı az önce çocuklar. soğuk var, yağmur yalıyor döşemelerimi. soğuk var, yağmur akıyor merdiven boşluklarıma... yağmur, doldurmuyor kimsesizliğimi. Meyvesiz, kara yapraklı canavarlar sanki ağaçlar... Kökleri terk ediyor beni, bir yamacın tutunması imkansız kayalıklarına. Dalgalar beni çağırıyor, rüzgarın dilime düşmüş bir orospu gibi adım, çarparken güvenli evlerin güvensiz duvarlarına.
Üşüyorum tanrım, yarattığın yalnızlığımda. Yalandan da olsa gülse maskeli yüzler ve düşse maskeler.. utandırmam onları kapatırken gözlerimi. Utandırmam, utandırmadım da yalnızlığıma saklanırken.
neden gittiler, nedenlerini bırakıp bana?
neden gittiler, anıları çürütemezken zaman?
neden gittiler, gitmeseydiler...
Gittiler, gitmeleri gerekti, biri fısıldadı kulaklarına.
mutluluk dedi, "buradan çok uzakta"
aşk dedi, "kim ister dikenlerim arasından geçmeyi"
sevgi dedi, "çırılçıplakken çok itici"
gurur dedi, "asla terk etmez burayı"
vicdan dedi, "gereksiz bir dil sürçmesi"
sadakat dedi, "kimin kalbi değerli ki?"
nefret dedi, ve getiremedi devamını.
Kendimi kandırıyorum şimdi, isyanımı duyan yok kuru dallar, çatlak tuğlalar ve kırık camlardan başka.
Kuşlar bile susuyor, üzerimden geçerken bir bulut, arasına girip kayboluyorlar.
Geceleri köpekler uyuyor kapımın önünde, gün doğmadan gidiyorlar.
Hikayeler anlatıyor cesaretini toplayıp, bahçeme giremeyenler.
Otlar, yiyor bedenimi, karıncalar gıdıklar gibi öldürüyor.
Kar yağınca gülümsüyor bir fotoğrafçı, karesine hapsederken beni.
Başka da kimsem yok, gittiniz ya neden götürmediniz beni?
Her yalan gibi beni de unuturdu birileri.
Üşüyorum tanrım, yarattığın yalnızlığımda. Yalandan da olsa gülse maskeli yüzler ve düşse maskeler.. utandırmam onları kapatırken gözlerimi. Utandırmam, utandırmadım da yalnızlığıma saklanırken.
neden gittiler, nedenlerini bırakıp bana?
neden gittiler, anıları çürütemezken zaman?
neden gittiler, gitmeseydiler...
Gittiler, gitmeleri gerekti, biri fısıldadı kulaklarına.
mutluluk dedi, "buradan çok uzakta"
aşk dedi, "kim ister dikenlerim arasından geçmeyi"
sevgi dedi, "çırılçıplakken çok itici"
gurur dedi, "asla terk etmez burayı"
vicdan dedi, "gereksiz bir dil sürçmesi"
sadakat dedi, "kimin kalbi değerli ki?"
nefret dedi, ve getiremedi devamını.
Kendimi kandırıyorum şimdi, isyanımı duyan yok kuru dallar, çatlak tuğlalar ve kırık camlardan başka.
Kuşlar bile susuyor, üzerimden geçerken bir bulut, arasına girip kayboluyorlar.
Geceleri köpekler uyuyor kapımın önünde, gün doğmadan gidiyorlar.
Hikayeler anlatıyor cesaretini toplayıp, bahçeme giremeyenler.
Otlar, yiyor bedenimi, karıncalar gıdıklar gibi öldürüyor.
Kar yağınca gülümsüyor bir fotoğrafçı, karesine hapsederken beni.
Başka da kimsem yok, gittiniz ya neden götürmediniz beni?
Her yalan gibi beni de unuturdu birileri.
sanırım bir hesap makinesi ihtiyacım var.
duygusala bağlamış yine amcam. bağlasın güzel yazıyor.
Her gün atıyor kendini bir yerden, kedi olsa ölürdü. Bunun için de kimseyi suçlamıyor, kimseye kızmıyor.
Tanrı fısıldıyor kulağına "daha var..."
Tanrının dünyasında günler, sizinkine benzer izler bırakıyor üzerimde.
Acıyor bazen, bazen gülümsetiyor, kandırıyor bazen, bazen meyve çalan çocukları uzak tutmak için duvar üstlerine döşenmiş cam parçaları gibi kesiyor. susuyorum meyveyi yemek için, eski gazete kağıtlarına siliyorum kanımı. Avuçlarımda sıkıp, sokuyorum cebime. Öğreniyorum ihtiyacım olan her şeyi yanımda taşımayı.
Bazen diyorum "tanrı ölse ya!"
Tüm çaresizliğimizi yükleyip onun sırtına, "şükredip kaçmak" hangimizin yapısında var?
Tırnaklarım avuç içlerimi kanatıyor, dişlerim kırılıyor sıkmaktan.
Yalnızlığımda giyinip, kuşanıp karışıyorum aranıza. Sonra tekrar başlıyor her şey.
Şakalaşıp, gülüyorum.
hızlı adımlarla, kendimden utanarak dönüyorum evime.
Herkesin hayatı kendi için devam ediyor, giden biri, nedenlerini de götürüyor.
Kalan biri, gideceğini biliyor, bilmiyormuş gibi yapıyor.
Tanrı fısıldıyor kulağına "daha var..."
Tanrı fısıldıyor kulağına "daha var..."
Tanrının dünyasında günler, sizinkine benzer izler bırakıyor üzerimde.
Acıyor bazen, bazen gülümsetiyor, kandırıyor bazen, bazen meyve çalan çocukları uzak tutmak için duvar üstlerine döşenmiş cam parçaları gibi kesiyor. susuyorum meyveyi yemek için, eski gazete kağıtlarına siliyorum kanımı. Avuçlarımda sıkıp, sokuyorum cebime. Öğreniyorum ihtiyacım olan her şeyi yanımda taşımayı.
Bazen diyorum "tanrı ölse ya!"
Tüm çaresizliğimizi yükleyip onun sırtına, "şükredip kaçmak" hangimizin yapısında var?
Tırnaklarım avuç içlerimi kanatıyor, dişlerim kırılıyor sıkmaktan.
Yalnızlığımda giyinip, kuşanıp karışıyorum aranıza. Sonra tekrar başlıyor her şey.
Şakalaşıp, gülüyorum.
hızlı adımlarla, kendimden utanarak dönüyorum evime.
Herkesin hayatı kendi için devam ediyor, giden biri, nedenlerini de götürüyor.
Kalan biri, gideceğini biliyor, bilmiyormuş gibi yapıyor.
Tanrı fısıldıyor kulağına "daha var..."
Cezası,sürekli silinmek olan adam. altın harflerle yazılan adının üzerine itinayla beton dökülür.
Bu yazarı en çok ben seviyorum. Ruhunda taşıdığı bitmez tükenmez enerjisiyle asla öğrenemedi vazgeçmeyi. Her şey geldi üstüne, yeri geldi küfür gibi isyanlar savurdu tanrısının tasavvuru imkansız suratına. Ve ardından çaresizce sıraladı isteklerini "n'olur beni de mutlu et" diye. Olmadı, tanrısı sanki onu yalnız bırakmıştı ve o, yalnız kaldıkça daha da güçlü olduğunu düşünerek yıkılmadan tüketti yılların her ayını, haftasını, gününü, saatini, saniyesini, saliyesini. tüm yaşanmışlıklardan yumruk büyüklüğünde tecrübeler oturttu göğüs kafesine ve bunların hepsine özetle "an" dedi. Sakladı o anları, her insanın bile iyi tek bir yanı kaldı, en saf hali kaldı içinde. Nefret etmedi kimseden, zamanla herkesin aslında kendi gibi olduğunu öğrenip, vazgeçti insanları tanımak için zaman harcamaktan. Sadece baktı ve gördü, önyargı diyenlere inat hep çıktı büyük ikramiye. açılan ağızlardan çıkan kelimeler asla örtemez gözlerin anlattığını.
en çok ben seviyorum bu yazarı, karanlığında aydınlık hayalleri olan, garip hallerin adamı.
en çok ben seviyorum bu yazarı, karanlığında aydınlık hayalleri olan, garip hallerin adamı.
Garip insan. Portishead, "roads" derken, kahvesiz, sigarasız bir çölün ortasında gibi ekranın karşısında. Biri düşünüyor mu acaba onu, seviyor mu? Gözlerini, bakışını, anlamlı/anlamsız suskunluğunu, nasıl koştuğunu, terlediğini, nasıl öptüğünü, öpüştüğünü özlüyor mu, bu çölden uzak başka bir çölde. Yoksa "unutmak" dediğimiz "imkansızın" üstü mü örtülüyor, trafik kazasından arta kalmış gibi, sıcağını kaybetmiş soğuk bir morgun, karanlık bir çekmecesine konmuş gibi. Hem de nabzı kontrol bile edilmeden, "öldü" demek gibi.
Ölmedim ben!
suskunluğum sevgimden olamaz mı, aşk diyemez miyiz ki buna. Neden ölüm olsun!
Ölmedim, bana inan!
soğukluğum, senden kalan...
Ölmedim ben!
suskunluğum sevgimden olamaz mı, aşk diyemez miyiz ki buna. Neden ölüm olsun!
Ölmedim, bana inan!
soğukluğum, senden kalan...
gülüp geçtiğimiz sözler ne kadar da gerçek. Hepsi kanlı beton çivileriyle sabitlenmiş bir yere ama göremiyoruz yaşarken. Yola girdiğimizde, yolun götürdüğü yere gitmek kolay oluyor hep, tabelalara aldırmadan, çift kişilik bir koltukta öpüşüyor, sevişiyoruz, bittiğimizi bilmeden, çoğaldığımıza inanarak. Ellerimizden kayıyor eli, dudaklarımızdan düşüyor dudağı, tutup kaldırdığımızda unutuyoruz düştüğünü.
bugün duaya ihtiyacı olan yazar. inanan, inanmayan herkesi göreve davet ediyorum.
Edit : bu mudur lan, koskoca sözlük ahalisi bu kadar mı dua etti?
Edit : bu mudur lan, koskoca sözlük ahalisi bu kadar mı dua etti?
sözlükte durum güncellemesi yapan yazar. *
2 kare 2 4 edecek hali yok ya dediğim.
8. Nesil yazar.
8. Nesil yazar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar