bugün
- gocu31
- ermeni rum soykırımını inkar etmek11
- true'nin moderasyon tarafından kollanması3
- uludağ sözlük kostüm partisi5
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları12
- günün sözü11
- askerde nefret edilen şeyler4
- 26 eylül 2026 slovenya iskoçya maçı5
- dünya41
- kalbinde sevgiye yer olmayan insan5
- sarapci koala hatayi11
- allah bize salat etti8
- israil14
- bir yazarın silik olması için ne yapması lazım2
- sözlüğün en güzel kadını26
- akademisyenlik vs belediye memurluğu2
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği11
- iç sıkıntısı ve mide bulantısı2
- babası fakir olup evlenirken altın isteyen kezban7
- en kötü chp başkanı5
- çorapsız ayakkabı giymek3
- mossad ajanı dinciler5
- 26 eylül 2026 slovakya moldova maçı2
- günün iddaa kuponu2
- kemal kılıçdaroğlu'nun bop taki rolü3
- ilticanın terk edilmesi5
- bop eşbaşkanları tam sıralı liste3
- iron man ateist bir kafirdir3
- panto2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- flörtü bir üst seviyeye taşıyan detaylar4
- fatma betül sayan kaya2
- fc basel2
- amerika birleşik devletleri29
- hangi klarnet calan sarapci koala 6 sın oyunu2
- kova burcunun bağımlılık yapıyor olması5
- cenaze evinde yemek dağıtmak5
- arda güler8
- hitler ve nazilere sempati beslemek2
- yaşam enerjisi veren şeyler2
- özgür özel mallığı3
- avrupa6
- pis hissettiren şeyler7
- iremga4
- filistinde ölen 60 bin vs suriyede ölen 1 milyon2
- instagram tedavisi olmayan hastalıktır4
- özkanlar5
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- özgür özel ikiyüzlülüğü3
- arkadaşlar ben saçımı hangi renge boyayacağım ya5
sevdiği entry'ler
dostluk bir kez sağlamlaştıktan sonra, çok görüşmek tez ayrılık getirir mantığını hayata geçirmek. her gün iç içe olmak, o ömürlük bağı bir süre sonra yıpratıp eskitebiliyor sanki.
önceki ilişkisinde sağlam kazık yemiş kişi de olabilir.
(bkz: gocu/#48122253)
"rahat bırakın!" kankacılığı ve devamını izleyen aileye kadar uzattığı dil ile sözde atar koyan sahipşınas.
neyse ki bizi domuz doğurmadı. ki böylesine bir balçıklık da olsa olsa pederine denk düşer, şahsımıza değil.
yine de şans sunmadık değil özelden ulaşarak o "bir ihtimal?" e.
ki bakarsın analara söverken babalarından birisi ile tanışırsın.
tşkrler.
(bkz: morkstar)
"rahat bırakın!" kankacılığı ve devamını izleyen aileye kadar uzattığı dil ile sözde atar koyan sahipşınas.
neyse ki bizi domuz doğurmadı. ki böylesine bir balçıklık da olsa olsa pederine denk düşer, şahsımıza değil.
yine de şans sunmadık değil özelden ulaşarak o "bir ihtimal?" e.
ki bakarsın analara söverken babalarından birisi ile tanışırsın.
tşkrler.
(bkz: morkstar)
aynen şöyle icabet edeceğim partidir: https://ibb.co/b9d3N29
kartoncu belli ki gocunun izinde ve bilmiyor analara bulaşırsa babalarını bulacağı ihtimalini.
ulaştık yine de özelden. umarım varıp dayatırım bir yere.
tşkrler.
(bkz: morkstar)
ulaştık yine de özelden. umarım varıp dayatırım bir yere.
tşkrler.
(bkz: morkstar)
peşin imza: morkstar. atabaka bu girdiden sorumlu değildir.
güzide yazarımız, muhterem gocu hazretleri. kırkını çoktan geçmiş olmanıza rağmen z kuşağıyla didişmeyi, tehditleşmeyi ve sosyal medya mecralarında delikanlılık nümayişi vermeyi halen sürdürdüğünüzü gözlemlemekten şahsım adına hicap duyarım. yaş ilerledikçe insanın bazı huylarını emekliye ayırması beklenir. siz maşallah, mesaiyi uzatmışsınız.
özenilesi mi?
insanlara ve ailelerine sövecek kadar geniş bir lisan, kendi hanesine yönelen en küçük lafla birlikte daralan bir tahammül. doğrusu etkileyici. mertlik dediğimiz şeyin de adres tarifine göre şekil değiştirebildiğini böylece öğrenmiş olduk.
daha da hayranlık verici olan, çaylak yiyenin arkasından konuşulmaması gerektiğine dair o ulvi prensibiniz. kendi hesabınız sessizliğe kavuşunca yan hesapların, dostların ve türlü maiyetin nöbetleşe söz alması ise herhalde bu prensibin yüksek lisansıdır. hazretleri konuşmuyor, çevresi konuşuyor. prensip bozulmasın diye olsa gerek.
bir de mukaddesat meselesi var. insanların ailesine kadar uzanan dil, sıra kendi hanesine geldiğinde birden ahlak ve haysiyet kürsüsüne çıkıyor. insan ister istemez düşünüyor, değerler gerçekten var mı, yoksa yalnızca ihtiyaç halinde açılan bir çekmece mi?
kırkını aşmış bir delikanlılığın en parlak tarafı da bu olsa gerek. prensip sahibi görünmek için önce prensiplerini karşı tarafın üzerine uygulamak.
yani özetle, eyleyebilirsiniz iflahınızı rahatlıkla efendim. benden de en halis sevgiler, en içten selamlar. kapıyı kapatırken ışığı da ben söndürürüm.
tşkrler.
not: e, bu da silik yerse... bari sözlüğün adını değiştirin. burada artık ifade değil, yalnızca izin verilen yankı kalıyor.
güzide yazarımız, muhterem gocu hazretleri. kırkını çoktan geçmiş olmanıza rağmen z kuşağıyla didişmeyi, tehditleşmeyi ve sosyal medya mecralarında delikanlılık nümayişi vermeyi halen sürdürdüğünüzü gözlemlemekten şahsım adına hicap duyarım. yaş ilerledikçe insanın bazı huylarını emekliye ayırması beklenir. siz maşallah, mesaiyi uzatmışsınız.
özenilesi mi?
insanlara ve ailelerine sövecek kadar geniş bir lisan, kendi hanesine yönelen en küçük lafla birlikte daralan bir tahammül. doğrusu etkileyici. mertlik dediğimiz şeyin de adres tarifine göre şekil değiştirebildiğini böylece öğrenmiş olduk.
daha da hayranlık verici olan, çaylak yiyenin arkasından konuşulmaması gerektiğine dair o ulvi prensibiniz. kendi hesabınız sessizliğe kavuşunca yan hesapların, dostların ve türlü maiyetin nöbetleşe söz alması ise herhalde bu prensibin yüksek lisansıdır. hazretleri konuşmuyor, çevresi konuşuyor. prensip bozulmasın diye olsa gerek.
bir de mukaddesat meselesi var. insanların ailesine kadar uzanan dil, sıra kendi hanesine geldiğinde birden ahlak ve haysiyet kürsüsüne çıkıyor. insan ister istemez düşünüyor, değerler gerçekten var mı, yoksa yalnızca ihtiyaç halinde açılan bir çekmece mi?
kırkını aşmış bir delikanlılığın en parlak tarafı da bu olsa gerek. prensip sahibi görünmek için önce prensiplerini karşı tarafın üzerine uygulamak.
yani özetle, eyleyebilirsiniz iflahınızı rahatlıkla efendim. benden de en halis sevgiler, en içten selamlar. kapıyı kapatırken ışığı da ben söndürürüm.
tşkrler.
not: e, bu da silik yerse... bari sözlüğün adını değiştirin. burada artık ifade değil, yalnızca izin verilen yankı kalıyor.
Rahat bırakın lan gocuyu çaylak zaten
Problemi olan gelsin bana bulaşsın.
bi tur ananıza şiir yazayım.
Problemi olan gelsin bana bulaşsın.
bi tur ananıza şiir yazayım.
Element nedir, nasıl ve nereden uydurulur isimli çalışma. Atıp tutmak kolay tabii ki. Türk Milleti çabuk gaza gelir ve gözü bir şey görmez ama onun gibi merhametlisi de yoktur, asla olamaz. Böyle bir şeyi iddia edenlere inanmak için tarih cahili bile olmak yetmez, kötü niyetli olmak da gerek.
peşin imza: morkstar. atabaka bu girdiden sorumlu değildir.
güzide yazarımız, muhterem gocu hazretleri. kırkını çoktan geçmiş olmanıza rağmen z kuşağıyla didişmeyi, tehditleşmeyi ve sosyal medya mecralarında delikanlılık nümayişi vermeyi halen sürdürdüğünüzü gözlemlemekten şahsım adına hicap duyarım. yaş ilerledikçe insanın bazı huylarını emekliye ayırması beklenir. siz maşallah, mesaiyi uzatmışsınız.
özenilesi mi?
insanlara ve ailelerine sövecek kadar geniş bir lisan, kendi hanesine yönelen en küçük lafla birlikte daralan bir tahammül. doğrusu etkileyici. mertlik dediğimiz şeyin de adres tarifine göre şekil değiştirebildiğini böylece öğrenmiş olduk.
daha da hayranlık verici olan, çaylak yiyenin arkasından konuşulmaması gerektiğine dair o ulvi prensibiniz. kendi hesabınız sessizliğe kavuşunca yan hesapların, dostların ve türlü maiyetin nöbetleşe söz alması ise herhalde bu prensibin yüksek lisansıdır. hazretleri konuşmuyor, çevresi konuşuyor. prensip bozulmasın diye olsa gerek.
bir de mukaddesat meselesi var. insanların ailesine kadar uzanan dil, sıra kendi hanesine geldiğinde birden ahlak ve haysiyet kürsüsüne çıkıyor. insan ister istemez düşünüyor, değerler gerçekten var mı, yoksa yalnızca ihtiyaç halinde açılan bir çekmece mi?
kırkını aşmış bir delikanlılığın en parlak tarafı da bu olsa gerek. prensip sahibi görünmek için önce prensiplerini karşı tarafın üzerine uygulamak.
yani özetle, siktirebilirsiniz götünüzü rahatlıkla efendim. benden de en halis sevgiler, en içten selamlar. kapıyı kapatırken ışığı da ben söndürürüm.
tşkrler.
not: e, bu da silik yerse... bari sözlüğün adını değiştirin. burada artık ifade değil, yalnızca izin verilen yankı kalıyor.
güzide yazarımız, muhterem gocu hazretleri. kırkını çoktan geçmiş olmanıza rağmen z kuşağıyla didişmeyi, tehditleşmeyi ve sosyal medya mecralarında delikanlılık nümayişi vermeyi halen sürdürdüğünüzü gözlemlemekten şahsım adına hicap duyarım. yaş ilerledikçe insanın bazı huylarını emekliye ayırması beklenir. siz maşallah, mesaiyi uzatmışsınız.
özenilesi mi?
insanlara ve ailelerine sövecek kadar geniş bir lisan, kendi hanesine yönelen en küçük lafla birlikte daralan bir tahammül. doğrusu etkileyici. mertlik dediğimiz şeyin de adres tarifine göre şekil değiştirebildiğini böylece öğrenmiş olduk.
daha da hayranlık verici olan, çaylak yiyenin arkasından konuşulmaması gerektiğine dair o ulvi prensibiniz. kendi hesabınız sessizliğe kavuşunca yan hesapların, dostların ve türlü maiyetin nöbetleşe söz alması ise herhalde bu prensibin yüksek lisansıdır. hazretleri konuşmuyor, çevresi konuşuyor. prensip bozulmasın diye olsa gerek.
bir de mukaddesat meselesi var. insanların ailesine kadar uzanan dil, sıra kendi hanesine geldiğinde birden ahlak ve haysiyet kürsüsüne çıkıyor. insan ister istemez düşünüyor, değerler gerçekten var mı, yoksa yalnızca ihtiyaç halinde açılan bir çekmece mi?
kırkını aşmış bir delikanlılığın en parlak tarafı da bu olsa gerek. prensip sahibi görünmek için önce prensiplerini karşı tarafın üzerine uygulamak.
yani özetle, siktirebilirsiniz götünüzü rahatlıkla efendim. benden de en halis sevgiler, en içten selamlar. kapıyı kapatırken ışığı da ben söndürürüm.
tşkrler.
not: e, bu da silik yerse... bari sözlüğün adını değiştirin. burada artık ifade değil, yalnızca izin verilen yankı kalıyor.
peşin imza: (bkz: morkstar) ve ayrıca teşekkürler atabaka'ya hesap silik'ine kadar gidebilecek kullanım için.
mecramızda pek bulunmayan bir ayrıcalık. burada kovalanan sinekler, kollanan kankalar ve birbirinin sırtını kaşıyan kalabalıklar varken, birinin gerçekten ne dediğini anlamaya çalışmak gereksiz lüks. anladık.
clouds mesela, gocu'ya laf ettiğimde "burası o kadar ciddiye alınacak yer değil" diye akıl düşmüştü. güzel. benim ciddiye aldığım yer burası değil zaten. şahsıma edilen hakaret. ki insanın suratına taş atıp ardından "ama burası park" demek gibi bir mantık bu. mekanın hafifliği, yapılanı hafifletmiyor.
madem konuşuyoruz, bari sözün bir ayağı yere bassın. çünkü aynı eleman bana karşı üç kuruşluk bir kabadayılığı bile tamamlayamazken, başkalarına dönünce ailesine uzanan küfürleri, allaha kadar tırmanan hakaretleri rahatça savurabiliyor. burada "ciddiye almayalım" tavsiyesi biraz komik kalıyor. ortada sinek yok artık, duvarın içinden yürüyen bir çatlak var.
ben hala ciddiye alınacak şeyin mecranın kendisi değil, insanın yaptığı olduğunu düşünüyorum. yoksa bütün bu mesele, birbirine taş atan çocukların sınıf öğretmenine "oyun oynuyorduk hocam" demesine döner.
neyse. itiraz hakkı denilen şey, yalnızca kendi tarafının konuşabildiği yerde değil, karşı tarafın da ağzını açabildiği yerde anlamlıdır.
ve bütün anlamsızlık da kankacığınızın damarına hak ettiğince basmamla başlayıp çaylak yememe kadar uzanıyorsa, demek ki mesele benim ne söylediğim değil, kimlerin canını sıktığımdır.
gerisi de zaten sözlük adabından ziyade mahalle baskısı.
tşkrler.
mecramızda pek bulunmayan bir ayrıcalık. burada kovalanan sinekler, kollanan kankalar ve birbirinin sırtını kaşıyan kalabalıklar varken, birinin gerçekten ne dediğini anlamaya çalışmak gereksiz lüks. anladık.
clouds mesela, gocu'ya laf ettiğimde "burası o kadar ciddiye alınacak yer değil" diye akıl düşmüştü. güzel. benim ciddiye aldığım yer burası değil zaten. şahsıma edilen hakaret. ki insanın suratına taş atıp ardından "ama burası park" demek gibi bir mantık bu. mekanın hafifliği, yapılanı hafifletmiyor.
madem konuşuyoruz, bari sözün bir ayağı yere bassın. çünkü aynı eleman bana karşı üç kuruşluk bir kabadayılığı bile tamamlayamazken, başkalarına dönünce ailesine uzanan küfürleri, allaha kadar tırmanan hakaretleri rahatça savurabiliyor. burada "ciddiye almayalım" tavsiyesi biraz komik kalıyor. ortada sinek yok artık, duvarın içinden yürüyen bir çatlak var.
ben hala ciddiye alınacak şeyin mecranın kendisi değil, insanın yaptığı olduğunu düşünüyorum. yoksa bütün bu mesele, birbirine taş atan çocukların sınıf öğretmenine "oyun oynuyorduk hocam" demesine döner.
neyse. itiraz hakkı denilen şey, yalnızca kendi tarafının konuşabildiği yerde değil, karşı tarafın da ağzını açabildiği yerde anlamlıdır.
ve bütün anlamsızlık da kankacığınızın damarına hak ettiğince basmamla başlayıp çaylak yememe kadar uzanıyorsa, demek ki mesele benim ne söylediğim değil, kimlerin canını sıktığımdır.
gerisi de zaten sözlük adabından ziyade mahalle baskısı.
tşkrler.
israilin öldürdüğü filistinli arap sayısı sadece 60 bin küsur. teröristler ve sivil kayıplar dahil.
ortada soykırım değil, etnik temizlik sayılabilecek bi teşebbüs var.
siyonist bir kahpe lisanı bu.
allah siyonistlerle beraber haşrt etsin amin.
ortada soykırım değil, etnik temizlik sayılabilecek bi teşebbüs var.
siyonist bir kahpe lisanı bu.
allah siyonistlerle beraber haşrt etsin amin.
Babaları tom barracktır.
bol bol tatava yapılan bir başlık. önce şunlardan başlasak mı?
(bkz: sözlük erkeklerinin fotoğrafları)
(bkz: sözlük yakışıklılarının fotoğrafları)
(bkz: sözlük erkeklerinin fotoğrafları)
(bkz: sözlük yakışıklılarının fotoğrafları)
Gürcü kürt Çerkez olabilirler.
Abbooovvvv dul mu kaldın leeğğnnn.
sözlük yönetiminin metinleri değil, kendi huzurunu düzenleme biçimidir.
yazıyorum, siliniyor. tekrar yazıyorum, yine siliniyor. insan bir yerden sonra kendi entry'sini değil, karşı tarafın tahammül sınırını test ettiğini düşünüyor.
demek ki bazı cümleler yanlış olduğu için değil, fazla isabetli olduğu için çöpe gidiyor. neyse. çöp kutusunun da bir arşivi vardır elbet.
tşkrler.
yazıyorum, siliniyor. tekrar yazıyorum, yine siliniyor. insan bir yerden sonra kendi entry'sini değil, karşı tarafın tahammül sınırını test ettiğini düşünüyor.
demek ki bazı cümleler yanlış olduğu için değil, fazla isabetli olduğu için çöpe gidiyor. neyse. çöp kutusunun da bir arşivi vardır elbet.
tşkrler.
Kendine tamamen bağımlı Hale getirmek için her hamleyi deneyen bir kova erkosu diye yorumladımsjshsj.
dikkatli olacaksın; çok temiz aptala yatar. yapmaya çalıştığın her şeyi defterine yazar, zamanı geldiğinde de sakin sakin suratına çarpar. masayı asla devirmez, cool bir şekilde sandalyeden kalkar, yoluna bakar.