bugün

itiraz hakkı

peşin imza: (bkz: morkstar) ve ayrıca teşekkürler atabaka'ya hesap silik'ine kadar gidebilecek kullanım için.

mecramızda pek bulunmayan bir ayrıcalık. burada kovalanan sinekler, kollanan kankalar ve birbirinin sırtını kaşıyan kalabalıklar varken, birinin gerçekten ne dediğini anlamaya çalışmak gereksiz lüks. anladık.

clouds mesela, gocu'ya laf ettiğimde "burası o kadar ciddiye alınacak yer değil" diye akıl düşmüştü. güzel. benim ciddiye aldığım yer burası değil zaten. şahsıma edilen hakaret. ki insanın suratına taş atıp ardından "ama burası park" demek gibi bir mantık bu. mekanın hafifliği, yapılanı hafifletmiyor.

madem konuşuyoruz, bari sözün bir ayağı yere bassın. çünkü aynı eleman bana karşı üç kuruşluk bir kabadayılığı bile tamamlayamazken, başkalarına dönünce ailesine uzanan küfürleri, allaha kadar tırmanan hakaretleri rahatça savurabiliyor. burada "ciddiye almayalım" tavsiyesi biraz komik kalıyor. ortada sinek yok artık, duvarın içinden yürüyen bir çatlak var.

ben hala ciddiye alınacak şeyin mecranın kendisi değil, insanın yaptığı olduğunu düşünüyorum. yoksa bütün bu mesele, birbirine taş atan çocukların sınıf öğretmenine "oyun oynuyorduk hocam" demesine döner.

neyse. itiraz hakkı denilen şey, yalnızca kendi tarafının konuşabildiği yerde değil, karşı tarafın da ağzını açabildiği yerde anlamlıdır.

ve bütün anlamsızlık da kankacığınızın damarına hak ettiğince basmamla başlayıp çaylak yememe kadar uzanıyorsa, demek ki mesele benim ne söylediğim değil, kimlerin canını sıktığımdır.

gerisi de zaten sözlük adabından ziyade mahalle baskısı.

tşkrler.
© copyright 2005 - 2026