bugün

sevdiği entry'ler

referandumda hayır demek için nedenler

benim için şunlar, kol gibi yazdım ama belki fikri olmayanlar ve maddeleri bilmeyenler için bir şeyler ifade eder.
öncelikle 18 maddede yapılan değişiklikler şu linkte. isteyen önce yapılan değişiklikleri okuyabilir.
http://www.aljazeera.com....yasa-teklifinin-tam-metni

1) 600'e çıkarılan milletvekili sayısı. ne değişecek yani 600 olunca, daha çok eş dost akrabanızı dolduracaksınız. başka?

2) 18 yaşındaki çocuğu milletvekili yapmanın anlamı ne? ayrıca bir de askerlikten muaf tutacaksınız. askere, savaşa gitmesini istemediğiniz çocuklarınız mı var? gidenlerden ne farkı var onların?

3) 4. maddedeki durum.

MADDE 4- türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.

ya cumhurbaşkanlığı ilk seçimde seçilemezse? ya da cumhurbaşkanının partisinin tek olarak girdiğini düşünsenize meclise? tek partili bir sistem. bu demokrasi mi?

4) Bakanlar kurulunun olmaması, bakanların memur pozisyonuna düşürülmesi. bakanlar kurulu ortadan kaldırılıyor. bakanlar kurulunu denetlemek de tbmm'nin yetkisinden çıkarılıyor. baştakinin 2 dudağının arasında her şey.

5) TBMM’nin denetim görev ve yetkisi “genel görüşme açılması”, “yazılı soru”, “Meclis araştırması”, “Meclis soruşturması” şeklinde sınırlanıyor. Cumhurbaşkanına, cumhurbaşkanı yardımcılarına ve bakanlara sözlü soru bile sorulamayacak. Hiçbiri Meclis’e gelmeyecek. yani denetleme ortadan kalkıyor.

6) 8. maddedeki durum. yürütmenin tamamı, yasama ve yargının büyük bölümü başkanın eline geçiyor. başkan tek başına kafasına göre kararname çıkarabiliyor, tek imza ile bunu kanunlaştırabiliyor ve bunu tbmm'ye sormasına bile gerek olmuyor. böyle demokrasi olur mu?

7) tbmm'nin herhangi bir savaş durumunda asker gönderme ile ilgili karar alması gerekmiyor. başkan nereye isterse o şekilde türk askerini yollayabiliyor? atıyorum, peru'da bir s avaş mı var. hadi gidin diyebiliyor.

8) başkan bundan sonra herhangi bir denetlemeye tabi değil. 600 milletvekilinin 2/3'ü yani 400 kişinin ok demesi ile yüce divana gönderilebiliyor. bu da pek mümkün görünmüyor.

9) istediği kadar, istediklerini yardımcı olarak atayabiliyor. yani yarın istese kadir mısır'ı da, yiğit bulut'u da ne bileyim nihat doğan'ı da başkan yardımcısı yapabiliyor. aynı ziamanda istediklerini de bakan olarak atayabiliyor. bununla birlikte bakanlar da milletvekillerinden olmayacak.

10) kafasına göre seçime gidebiliyor.

11) istediği zaman ohal ilan edebiliyor.

12) Hakimler ve savcılar yüksek kurulu 13 kişiye iniyor. bunun 6'sını kendi, 7'sini tbmm seçiyor. yani tamamını kendileri seçecek.

13) bütçenin tamamı kendisine bağlanıyor.

benim hayır deme sebeplerim bunlar.

bunlara evet diyenin de bildiğinden evet dediğini sanmıyorum. şunlara bile bile evet diyen birinin de demokrasi ve parlamenter sistemi kavramından çok uzak olduğunu düşünüyorum.

ayrıca 15 senedir tek başına iktidar olan akp'nin önceliğinin başkanlık değil, iç huzur, savaş, suriyeliler, ekonomide istikrar, daha demokratik bir hayat, özgür düşünce, çevre bilinci olması gerektiğini söylüyorum.

izmir marşı muhalefetinin hiçbir işe yaramaması

son zamanlarda hepimizin bildiği üzere izmir marşı tekrar popüler bir hale geldi. sosyal medyada paylaşılıyor, konserlerde veya basketbol-futbol maçlarında coşkuyla söyleniyor. kemalist ideolojiye sahip ve referandumda 'hayır' oyu verecek kitleler tarafından, taraflarını belli etmek için kullanılıyor. zaten maçlarda izmir marşından hemen sonra söylenen 'mustafa kemal'in askerleriyiz' sloganı da bunu doğrular nitelikte.

referandumda neden hayır denmesi gerektiği şu ana kadar uzun uzun tartışıldı (ve elbette tartışılmaya da devam edilecek). hatta gerek bazı siyasi partiler, gerekse de barolar birliği teker teker hangi maddelerin değiştiği, bu değişimler sonucunda yasama-yürütme-yargının nasıl tekbir kişinin elinde kontrolsüz ve denetimsiz olarak toplandığı, temsili demokrasi sisteminin nasıl 'çoğulcu' demokrasiden 'çoğunlukçu' demokrasiye evrildiğini, küçük kitapçıklar halinde açıkladılar. isteyen kimseler google'dan çok basit bir araştırma ile bunlara zaten çok rahat bir şekilde ulaşabilir.

bu sebeple açıkçası ben referandumun nasıl rejim değişikliğine sebebiyet verdiğini tartışmaktan ziyade, yapılan muhalefetin bana göre çok niteliksiz, öfke dolu ve yanlış zeminde yapıldığını tartışmak istiyorum. öncelikle oldukça açık ki; ülkesini seven, kendisinin ve ailesinin geleceğini düşünen birisi için bu referandum oldukça hayati bir öneme sahip. yani 'aman ya ne olursa olsun benim için çok bir şey değişmez' diyebileceğimiz bir durumda hiçbirimiz değiliz. dolayısı ile herkesin elinden geldiğince bu sürece dahil olması, 'ben oyumu veririm gerisine karışmam, benim görevim bu kadar' anlayışından daha fazlası ile mücadele etmesi gerektiği açık. yoksa şaka değil ilerleyen yıllarda tarih kitaplarında 'yüz karası nesil' olarak isimlendirilmemiz oldukça olası.

bu mücadelenin en kilit noktası ise elbette referandumda 'evet' oyu vermeyi düşünen kesimlerle diyalog içine girebilmek, onlarla tartışabileceğimiz kanallar yaratmak. diğer bir değişle, referandum sürecinin parti üstü olduğunu ve yediden yetmişe herkes için son derece tehlikeli sonuçlara gebe olduğunu bu kesime açıklayabilmemiz oldukça elzem. bu sayede ise evet oyu vermeye yatkın, ama kararsız olan kesimleri (ve emin olun ki çevremden biliyorum sayıları hiç de az değil) ikna edebilmemiz mümkün. bu zaten siyasetin kendisidir. burada önemli olan nokta; 'onlar zaten değişmez ya da beni ilgilendirmezler, onlarla ben hayatta bir araya gelmem' 'şımarıklığına' kapılmamaktadır ki eminin referandumun ne kadar kritik olduğunu bilen kimseler de bu şımarıklığa kapılmaz.

ancak hayır oyu kullanacak kesimin muhalefet şekline baktığımda, yapılanın diyalog kurmaktan çok uzak ve öfke dolu olduğunu ya da yanlış düzlemde şekillendirildiğini görüyorum (elbette bu sadece benim kendi yorumum yanlış da olabilir yeter ki nedenlerini açıklayın). mesela referandum sürecini izmir marşı ya da mustafa kemalin askerleriyiz düzlemine indirgemek bize ne kazandırabilir çok merak ediyorum. zaten atatürkçü kesimlerin ne olursa olsun hayır oyu vereceği çok malum. peki bu anlayış türkiye'deki diğer sosyal kesimler tarafından nasıl oy almayı planlıyor? onların oyu da en az bizimki kadar geçerli ve değerli değil de ben mi bilmiyorum yoksa? aksine 'sizin karşınızda biz varız' anlayışı, ak parti seçmeni olan ama referandum sürecinde hayır diyebilecek kesimi daha da çok öfkelendiriyor ve erdoğan etrafında mobilize edilmelerini oldukça kolaylaştırıyor. akp'nin bu sosyal çatlağı yıllarca nasıl ustalıkla manipüle ettiği ve kendine oy olarak devşirdiği çok açık. inanın isteyen olursa onlarca örnek verebilirim. aynı şekilde karşı tarafa sürekli olarak 'çomar' dedikten sonra, nasıl onlarla bir daha sağlıklı bir kanalda iletişime geçmeyi ve konunun 'devlet meselesi' olduğunu anlatabilmeyi umabilirsiniz ki? işin daha da kötü yanı emin olun bu yaptığınız bunun için mücadele eden kişilerin de işlerini oldukça zorlaştırıyor. hayır chp'nin referandum sürecinde aldığı karar dahi bu şekilde bir siyaset izlenmemesi gerektiğini gösteriyor. delegelerden chp rozetlerini çıkarmaları, kesinlikle parti veya atatürkçülük siyaseti yapmamaları ve özellikle evet oyunun yüksek gelmesi düşünülen bölgelerde kapı kapı dolaşılarak, referandumun ve tek kişi diktatörlüğünün 'herkes' için ne kadar tehlikeli olduğunun anlatılması isteniyor.

bu bakımdan bence bu süreci ciddiye alan herkesin bu saçma elitistlikten, senin diktatörlüğün bitsin benimki başlasın mantığından uzaklaşarak, türkiye'nin öbür gerçekliği ile sağlıklı bir iletişime geçmesi şart. ben bu kadar şeyi de bu süreç için elinden geldiğince mücadele etmeyi düşünen insanlar için yazdım. diğerleri ciddeye almasa da, ya da bana küfür etseler de olur. tabii okunursa.

edit: bir yazar arkadaş demiş ki 'izmir marşını muhalefet etmek için söylemiyoruz'. bunun doğru olmadığı zaten çok açık, sadece youtube'da izmir marşı söylenen bir videonun altına baksan, nasıl sayfalarca referandum tartışması döndüğünü görebilirsin ki bu zaten çok normal. böyle zamanlarda bazı türküler, şarkılar sloganlar vs. simge olur insanların taraflarını gösterebilmeleri için. önemli olan bunun işe yarayıp yaramadığıdır.

aynı arkadaş daha sonra "izmir ve onuncu yıl marşlarını umutsuz dostlarımıza henüz bitmedi biz hala buradayız demek için söylüyoruz" demiş. açıkçası beni asıl umutlandıran şey hayır diyen insanların bir araya gelmesi ve referandumun hayır olarak sonuçlanması için 'etkili' bir şekilde mücadele edilmesi olur. eğer yapılan şey evet demeyi düşünen bir kişiyi, şu kısa süre içerisinde oyunu hayır'a dönüştürmesini sağlamıyorsa anlamlı değildir ve umut da vermez. öfkelerimiz yüzünden kafamızı kuma sokmak nasıl bir yarar sağlayabilir bize bilmiyorum ben.

bir diğer arkadaş ise özet olarak akp seçmeninin blok olarak zaten rejimin değiştirilmesini istediğini, bu sebeple bahsedilen şeylerin anlatılsa bile hiçbir geçerliliğinin olmadığını söylemiş. bu bence türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan 'indirgemeciliğin' harika bir örneği. elbette akp seçmeni içerisinde partinin ideolojisi ile organik bir şekilde bağlanmış, din tabanlı bir yönetime umutsuzca özlen duyan böyle bir sosyal taban var. ama bütün akp seçmeni bundan ibaret demek ise çok basite indirgenmiş ve hiçbir getirisi olmayan bir düşünüş şekli. akp içerisinde partiyi dinci değil muhafazakar bulduğu için, anap çizgisinden geldiği için, alternatif bir sağ partinin olmadığını düşündüğü için ya da ekonominin iyi yönetildiğine kendini inandırdığı için oy veren bir çok insan var. bunlar sandığınızın aksine partiye ve erdoğana ilk grup kadar sıkı ya da organik bir şekilde bağlı değiller. bu sebeple bu gruplar içerisinde evet oyu vermeyi düşünen insanlar, uygun bir diyalog vasıtası ile referandumun herkes için ne kadar tehlikeli olabileceği anlatılırsa ikna edilebilir.

başka bir arkadaş ise neden sadece muhalefet eleştirilmiş demiş. bak güzel kardeşim akp'nin referandumu savunabileceği bir argümanı bile yok. bu sebeple tek yapabildiği saçma sapan bir şekilde fetö-pkk-hdp-chp aynı safta, bu sebeple hayır diyenlere bakın ona göre kararınızı verin demek. bu çok etkisiz, somut bir düzleme oturtulmayan bir propaganda şekli. neden bundan şikayet edeyim ki. aksine hayır denmesini istediğim için çuvaldızı kendime batıracağım elbette ilk olarak ve hayır oyu nasıl arttırılabilir diye kafa yoracağım. bu çok açık değil mi?

geri kalan arkadaşlar ise beni akp'li ya da vatan haini olarak görmüşler onlara zaten söylemem gereken bir şey yok. kısacası sadece yaptığınız siyasetin; nasıl evet oyu vermeyi düşünen bir kişiyi hayır oyu vermeye ikna edebileceğini kendinizce düşünün. benim bütün dediğim özetle bu. cevabı hala dışlama ve küçümseme siyasetinde görüyorsanız, devam edin ne diyeyim ki?

olası terör eylemlerinde hayatta kalma rehberi

Her geçen gün artan ve günden güne şehirlerde daha çok görülen terör eylemlerinde sırandan vatandaşın hayatta kalmasını sağlayabilecek tavsiyeleri içeren rehberdir. Sözlük yazarlarının katkılarıyla büyür. Belli mi olur. Belki bir can kurtarır.

Öncelikle son zamanlarda yapılan saldırıları gruplandırmamız gerekir;

1-) Bombalı saldırılar

- Canlı bombalar
- Bomba yüklü araçlar
- Tuzaklamalar/zaman ayarlılar/ uzaktan kontrollüler (hani şu şüpheli paketler)

2-) Silahlı saldırılar

- Açık mekan
- Kapalı mekan

Öncelikle Bombalı saldırılar;

Canlı bombalar:
a-) Etrafınızda gördüğünüz şüpheli tipleri mutlaka kolluk kuvvetlerine haber verin! Ancak haber verirken şüphelinin dikkatini çekmeyin. eğer gerçekten bir canlı bomba ise eylem yeri ve zamanını umursamadan kendini patlatacaktır."ya adam masumsa!?" diyorsanız eğer. Bu ayıp değil! En kötü ihtimalle bi kimlik kontrolüyle serbest bırakırlar. ama haklıysanız sizinki de dahil bir çok can kurtarabilirsiniz.

b-) Canlı bombalı eylemlerin bazıları önce silahlı saldırı, ardından (yakalanmaya yakın) kendilerini imha şeklinde gerçekleşmiştir. Yani kargaşa esnasında yaralı ve hatta ölü bir terörist görürseniz sakın yaklaşmayın!

c-) Şu sıralar kış mevsimini yaşamaktayız ancak canlı bombalar üzerlerinde taşıdıkları "Bombalı Yelek"i saklamak için bir kaç kat fazladan giyinebiliyorlar. Bu durum ayırt etmek için size yardımcı olabilir.

d-) Bazı canlı bombalar eylemlerinden önce kısa bir bağırış bir konuşma son söz gibi şeyler söyleyip kendilerini öyle patlatıyorlar. işte tam bu esnada anlarsanız olabildiğince uzağa kaçın. Cam kenarı, Ahşap dekorasyon gibi siperlerden uzak durun. sadece başka çareniz yoksa kullanın. şarapneletkisini unutmayın! En ideal siperler bulabiliyorsanız çukurlardır. Kaldırım eşiği bile siper almak için idealdir. yere yüzükoyun uzanın ve başınızı ellerinizin arasına alıp koruyun.

e-) Canlı bombaların üzerlerinde taşıyabileceği patlayıcı taşıyabilecekleri ile sınırlıdır. bu yüzden belirli menzilin ötesine erişemezler. özetle mesafenizi koruduğunuz sürece, güvenli mesafede kaldığınız sürece hayatta kalma olasılığınız yükselir.

Bomba yüklü araçlar;
a-) Öncelikle bu araçları ayırt etmek bizim gibi istihbaratı olmayan siviller için çok zordur. Çok zayıf bir ihtimalle bir şüpheniz olursa; mesela semtinize ait olmayan bir araç dikkatinizi çekebilir. Karakol devlet dairesi askeriye gibi kritik noktalarda park halinde bir araç olabilir. kısacası şüpheniz olursa mutlaka kolluk kuvvetlerine haber verin!

b-) Eylemi gerçekleştirmeden önce kural ihlali yapmaları büyük olasılık. eğer aracınızda ilerlerken böyle bir şey dikkatinizi çekerse güvenli bir şekilde sağa yanaşıp saklanacak bir yer bulun arabada kalmayın. eğer yaya iseniz uzaklaşın.

Tuzaklamalar/zaman ayarlılar/ uzaktan kontrollüler (hani şu şüpheli paketler);

a-) Şüpheli gördüğünüz paketleri mutlaka ama mutlaka kolluk kuvvetlerine bildirin!
b-) Kesinlikle paketi açmayın! dokunmayın! yaklaşmayın! Bu oyuncak değil!
c) bir şüpheli paketi imha etmeye çalışan uzmanın etrafında toplanmayın! Uzaklaşın!
neden mi?
ca- paket gerçekten bomba olabilir.
cb- etrafta tuzaklanmış bir paket daha olabilir.
cc- uzmanın dikkatini dağıtabilirsiniz!

2-Silahlı Saldırılar

Açık mekan
a-) ilk fırsatta kolluk kuvvetlerine haber verin!

b-) Eğer saldırı açık mekanda gerçekleşiyorsa ilk silah sesini duyduğunuz anda hemen yere yatın. yerdeyken göz ucuyla etrafı izleyin ve ateşin geldiği yönü kestirmeye çalışın. eğer kestire bilirseniz en yakın siper niteliği taşıyan şeyin arkasına koşun. buna sıçramadenir. sipere karar verin ayağa kalkın ve sipere doğru koşun.koşarken sayın; bir bir, bin iki, bin üç, bin dört bin beş dediğiniz anda sipere varsanız da varmasanız da yere yatın. bir insanın siz koşarken size nişan alıp vurma süresi budur. bin altı da ölüsünüz. bin beşte yaşarsınız. yere yattınız. siperle aranızda kısa bir mesafe varsa eğer sürünün. mesafe uzunsa ilk fırsatta tekrar sıçrayın.

c-) Siper aldınız, eğer durduğunuz nokta yeterince güvenli ise sakın kımıldamayın. eğer süpheniz varsa sıçrama yaparak siperden sipere geriye doğru değil boş olan tarafa (sağa yada sola) doğru kaçın. saldırganın önüne durduğunuz sürece geri çekilmenin bir manası yoktur zira ellerindeki silahlar en iyi senaryoda ak-47 olacağından etkili menzili 400 metredir. geri çekilmek anlamsızdır. boş olan tarafa kaçmak, dağılmak, kalabalık grup olarak kalmamak en mantıklısıdır.

d-) Siper aldığınız cismin sağlamlığından emin olun. kullandıkları mermiler 7,62'lik mermiler ve tahrip olarak azımsanamazlar.
merminin delemeyeceği bir siper bulamıyorsanız saldırganın görüş alanından çıkmak için arkasına saklanacak bir şey bulabilirsiniz.

Kapalı mekan
a-) Kapalı mekanlarda çıkışa yakın yerlere oturmaya özen gösterin. Ve özellikle gittiğiniz mekanın yangın çıkışını (acil çıkışını) mutlaka önceden nerde olduğunu öğrenin.

b-) ilk silah sesini duyduğunuzda hemen siper alın.

c-) ilk fırsatta kolluk kuvvetlerini arayın!

d-) acil çıkışa ulaşmak için siperden sipere seri bir şekilde ilerleyin. etrafta panik olacak. bu gibi durumlarda soğuk kanlı düşünen ve hareket edenler kazanır.

e-) eğer bulabiliyorsanız ve güvende olacağınızdan eminseniz(!) mekanın temizlik odası, tuvalet, havalandırma boşluğu hatta varsa panik odası sığınak gibi yerlerine sığının! son silah sesini duyduğunuzdan emin olamadan sakın çıkmayın! kolluk kuvvetlerinden olduğuna emin olmadığınız kimseye kapıyı açmayın!

f-) kahramanlık yapmayın!

Saldırı sonrası yapılması gerekenler;

Saldırı şekli ne olursa olsun mutlaka kısa süreli bile olsa bir şok yaşayacaksınız. öncelikle nefesinizi toparlayın. sakinleşmeye çalışın.

- yaralanıp yaralanmadığınızı kontrol edin.
- yaralanma ihtimalinize karşı önceden mutlaka ilk yardım dersi alın! (bu bir tek terör olayları için değil. her durumda lazım olabilir)
- eğer yaralı değilseniz, etrafınızdaki yaralıları tespit edin, sayısını dikkatinizi çekiyorsa yaraların ciddiyet durumunu. ve hemen acil yardımı arayın. mekanın adresini net bir şekilde belirtin. yaralıların sayısını da. yaralanma şekillerini de.

Ne olursa olsun unutmayın;
- ateş edilirken kaçmak sizi hedef yapar. önce siper alın sonra siperden sipere sıçrayın!
- şüphelendiğiniz kişi, araç, paket ne varsa mutlaka kolluk kuvvetlerine haber verin!
- iç güdülerinize güvenin. unutmayın; binlerce yıldır iç güdülerimiz sayesinde hayatta kaldık. bir mekan, bir kişi sizi rahatsız ediyorsa huzursuzsanız uzaklaşın.

islam dini reina saldırısını lanetler

bahsettiğimiz din "gerçek islam"dır.
ki, gerçek islam'da, yani kuran'da "içki içen insanları öldürün, içkili mekanları yakın yıkın" diye bir şey yoktur.

işte 1999 yılında timurtaş hoca'nın bu konudaki yorumu;
https://www.facebook.com/...29637277/?hc_ref=NEWSFEED

30 aralık 2016 elektriğin gelmemesi

https://indigodergisi.com...lektrik-kesintisi-sebebi/

elektrik mühendisleri odası nın açıklamasına göre plansız hareket edilerek kış saati uygulamasına geçilmemesi, bunun yanında erken saatlerde uyanan halkın doğalgaz ve elektriğe yüklenmesi (elektrik doğalgaz dan dönüştürülüyor.) doğalgazın yetişmemesi sebebiyle kesintiler oluyor. odanın öngörüsü ileride daha büyük sıkıntılar çıkabilme ihtimali yönünde!

kış saati uygulaması daha fazla elektrik ve doğalgaz tüketimine neden olduğunu haberlerde görmüşsünüzdür. bu uygulama elektrik şirketlerinin özelleştirilmesi ve daha fazla kazanmak istemesi nedeni ile iktidara baskı yapması sonucu ortaya çıkmış. hükümet çareyi bu şekilde bulmuş.

çoğu özelleştirmede elektrik dağıtım şirketleri milletin a.... koyacağız sözleriyle tanınan isme aitmiş!
© copyright 2005 - 2026