bugün

sevdiği entry'ler

butlan chp törenine giden figüranların itirafları

chp butlan yönetiminin istanbul sarıyer'deki rauf denktaş kültür merkezi'nde üye katılım töreni adıyla düzenlediği ve yüzlerce figüranın katıldığı etkinlikte yer alan figüranlar, "bizi parayla tuttular. kılıçdaroğlu'na şak şak yapacağız" diyorlar.

https://www.youtube.com/shorts/hQBcRcrgnzk

bu da figüranlardan sezer çakmak'ın gazeteci zeynep kuray'a verdiği söyleşi:

https://halktv.com.tr/siy...ni-de-istemisler-1045292h

smallville'deki konuk oyuncular

Bayak Büyük isimler barındıran oyunculardır:

1. Christopher Reeve: Superman dendiğinde akla gelen oyuncuydu.
Diziye Dr Virgil Swan olarak katıldı.

2. Margot Kidder: Christopher Reeve Superman'inin Lois Lane'idir kendisi, dördüncü sezonda Bridgette Crosby olarak yer almıştı.

3. ian Sommerhander: The Vampire Diaries dizisinin Damon Salvatore'u, bu dizinin 3. Sezonunda Adam Knight olarak yer aldı.

4. Jensen Ackles: Supernatural dizisinin Dean Winchester'ı, The Boys dizisinin Soldier Boy'u.
Bu dizide de Jason Teague olarak yer almıştı.

5. Terrence Stamp: Christopher Reeve üçlemesinin General Zod'u, bu dizide Jor El'in sesi olarak yer almıştı.

6. Helen Slater: Supergirl'ü oynayan ilk aktris, kendisi bu dizide de Superman'in öz annesi Lara El'i canlandırdı.

7. Amy Adams: Man Of Steel filminin Lois Lane'i.
O filmde oynamadan önce Smallville dizisinde Yeme bozuklukları olan bir Meteor Ucubesi olan Jodi Melville karakterini canlandırdı.

8. Sean Faris: Never Back Down filminin başrolü.
Smallville dizisinde de Byron Moore karakterini canlandırdı.

9. Krista Allen: Bazılarınız onu Emmanuelle olarak tanır, bu dizide de baştan çıkarıcı bir Meteor ucubesi olan Desiree Atkins karakterini canlandırdı.

10. Tyler Posey: Teen Wolf dizisinin Scott Mccall'u, bu dizide Meksikalı bir göçmen olan Xavier adlı bir çocuğu canlandırdı.

11. Batista: WWE'nin Efsanevi güreşçilerinden, bu dizide Kripton hapishanesinden çıkmış, insan kemikleriyle beslenen bir psikopatı canlandırdı.

vaka i vakvakiye

1656 senesi, dördüncü mehmet’in tahtında oturup “ben padişahım lan” diye hava attığı ama aslında iç ağalarının elinde oyuncak olduğu dönem. hazine boşalmış, para pul yok, yeniçeriler aylık alacak diye ağa kapısına gidiyor, orada kul kethüdası “alçak akçe veriyoruz size” diye dalga geçiyor.

yeniçeriler de tabii ki sinirleniyor, “ulan bu işin sorumlusu kim” diye sorunca parmaklar saray ağalarına, iç oğlanlarına, bostancıbaşılara falan dönüyor. derken isyan patlıyor, at meydanına doluşuyorlar, padişaha “şu şu şu herifleri bize ver” diye ültimatom çekiyorlar. dördüncü mehmet de korkudan “tamam lan alın” diyor, hatt-ı şerif imzalamaya başlıyor.

30 kadar devlet adamı, vezir, paşa, ağa falan tek tek yakalanıp boğduruluyor, kesiliyor, cesetleri yerlerde sürükleniyor. sonra da sultanahmet’teki o koskoca çınar ağacına, dallarına bir bir asılıyorlar. dallar insan başıyla, insan cesediyle doluyor. halk bakıyor, “ulan bu ne lan” diyor, orta çağ islam ve fars efsanelerinde anlatılan, vakvak ağacını hatırlıyor: meyvesi insan kafası şeklinde, dalından “vak vak” diye ses çıkaran o efsanevi ağaç. tamam, bu çınar da aynen öyle olmuş, dalları meyve yerine kelle dolu. o yüzden olaya “vaka-i vakvakiye” demişler, bir de “çınar vakası” demişler.

düşünsene lan, imparatorluğun başkenti istanbul’da, at meydanının ortasında bir ağaç, üstünde vezir kelleleri rüzgârda sallanıyor, kuşlar konup gagalamaya çalışıyor. padişah sarayda tir tir titriyor, yeniçeriler işte bu diye sevinçten zıplıyor, halk da ulan bu devlette işler ne kadar da boktanmış diye izliyor. bütün o “devlet-i aliyye” havası, kayser-i rum fiyakası bir anda çökmüş, yerine bir çınar ağacıyla kelle bahçesi kalmış.

maoist komünist parti

kaypakkaya yoldaş'ın katillerinden hesap sormuş örgüttür.

mkp den gezi parkı direnişi açıklaması

yasadışı maoist komünist parti'nin açıklamasıdır.

Maoist Komünist Partisi (MKP) Türkiye-Kuzey Kürdistan’da günlerdir devam eden halk hareketiyle ilgili bir açıklama yayınlayarak “Kitleler işkenceden geçirilip kurşunlanıp katledilirken proleter devrimciler seyirci kalamazlar!” dedi

--spoiler--
HABER MERKEZi (03. 06. 2013)- Maoist Komünist Partisi (MKP) Taksim’deki Gezi Parkı direnişiyle başlayan ve dalga dalga ülkenin dört bir yanına yayılan halk hareketiyle ilgili bir bildiri yayınladı. Elimize e posta yoluyla ulaşan açıklamayı güncelliğinden dolayı paylaşıyoruz:
““Direnen ve Ayaklanan Halk Kitleleriyle Omuz Omuza Mücadele Yükseltilmelidir!
Emekçi Halklarımız, Yoldaşlar!
Önderlikler önderlik yapacakları halk kitlelerini takip eder durumdadır bugün! Komünist ve devrimciler bugün bir sınavdan daha geçiyor. Kendiliğinden gelme hareket diye burun kıvırmadan ve ama burjuva kliklerin de yedeğine düşmeden fedakarca mücadele etmenin tam zamanıdır! Devrimci hareket ve devrimci dalga denen olay bu gün kitlelerin sergilediği devasa pratiktir. Kitleler devrimcidir, tepkileri demokratiktir, isyan ve ayaklanmaları meşrudur! Önderlik rolümüzün de gereği olarak bize rağmen yaşanan devrimci süreç ve eylemin içinde kitlelerin yanında olalım! Direnelim, çatışalım, bedel ödeyelim! Kitleler işkenceden geçirilip kurşunlanıp katledilirken proleter devrimciler seyirci kalamazlar!
Değerli Halkımız;
Her türden gerici baskı, şiddet ve faşizme karşı biriken öfke seliyle ülkenin dört bir yanında meydanları dolduran kitlelerin devrimci başkaldırısı ‘’TC’’ devleti hakim sınıfları ve iktidarlarını sarstı. istanbul/Taksim Gezi Parkında burjuva çıkarlar ve azgın sömürü uğruna gerçekleştirilmek istenen doğa katliamına karşı patlayan kitle ayaklanması tüm ihtişamıyla devam ediyor. Haykıran kitleler yazgılarını ellerine alarak kendilerinin tayin edebileceklerini neo-liberal burjuva zırvalıklara karşı yeniden gösterdi. AKP iktidarının azılı faşist baskısı direnişi durduramadı, halk kitlelerine sökmedi. Yüzlerce gözaltı, içlerinde ağır yaralılar olmak koşuluyla yüzlerce yaralı, şehirleri bulut gibi kaplayan tonlarca gaz bombası, cop, tazyikli su terörü ve işkencelere rağmen direnen halk kitleleri yılmadan çatışıp demokrasi ve özgürlük taleplerinden ödün vermedi. Burjuva satılık basının suskunluk sansürü ve bilumum burjuva kalemşorun ağzını bıçak açmamasına karşın direniş sesini tüm dünyaya duyurarak dünya ölçeğinde ilgi bularak destek aldı.
Muazzam kalabalığın AKP iktidarı şahsında gerici hakim sınıfların baskıcı, yasasını bile tanımaz, faşist zulüm ve sömürü düzenine karşı dışa vurduğu demokratik tepki dalgalar halinde demokrasi ve özgürlük istemi olan kitleleri kavrayarak AKP iktidarının kabusu olup ‘’TC’’ devleti hakim sınıflarının rüyalarını kaçırdı. Geniş halk kitlelerinin doğa katliamına tepkiyle başlayan ve son tahlilde baskıcı barbar iktidara karşı demokratik mücadeleye dönüşen devrimci isyanı beşinci gününde Türk hakim sınıfları ve özgülde AKP iktidarına geri adım attırarak zaferini ilan etti!
Bilumum gerici egemen sınıflar gibi komprador bürokratik burjuva sınıf iktidarı olan cemaatler koalisyonu burjuva-feodal AKP iktidarı da halk kitlelerin demokratik talep ve mücadelelerine karşı tarihsel gelenek ve davranışını tekrarlayarak baskı ve şiddete başvurarak direnişi bastırmaya, ayaklanmayı kana boğmaya çalıştı. Ne var ki, ayaklanan kitleler kararlılıkla direnerek ağır bedeller pahasına eylemini büyüterek sürdürdü. Ülkenin onlarca ilinde yapılan protesto gösterilerinde yüz binler alanlara çıkarak Taksim Gezi Parkı Direnişiyle buluştu!
AKP iktidarı baskıcı faşist karakteri ve tüm küstahlığına karşın ayaklanan kitleler karşısında korkuya kapılarak tükürdüğünü yaladı ve geri adım attı. Direnen ve ayaklanan kitleler zafer doğurdu. Gerçek kahramanın halk kitleleri olduğu ve tarihi onların yazdığı bir kez daha kanıtlandı. Gerici sınıfların kağıttan kaplan olduğu yeniden ve yeniden teyit olundu.
Gerici sınıfların iktidar tarihi halk kitlelerini ezip sömürmek ve onlara her türden acıyı reva görerek uygulamak olmuştur. Egemenliklerini sağlama ve iktidarlarını korumanın yolu olarak dünyanın yoksullarına ve ezilenlerine gerici şiddet uygulamakta bir an bile tereddüt etmemiştirler. Egemen sınıf olarak iktidarda örgütlenmiş olan gerici sınıflar, bu olanak veya avantajlarıyla birlikte gerici sınıf karakterleri ve çıkarları gereği tarih boyunca halk kitlelerini küçümseyip horlayarak onlara karşı her türlü pervasızlığı sergilemiş ve barbarca acılar yaşatarak hoyrat davranmakta sakınca görmemiştirler. Onlara emeklerine yabancılaştırmayı dayatmış, açlık ve yoksulluk içinde yarı aç-yarı tok yaşamayı yeterli görmüştür.
Ama halk kitleleri gerici hakim sınıfların unuttukları gerçeği hatırlatarak gerçek kahramanın kendileri olduğunu göstermiş, kaderlerini ellerine alan devrimci eylemleriyle toplumsal alt-üst oluşlara imza atarak tarih yazmışlardır. Devrimci halk kitleleri gerici sınıfların halkı küçümseyen küstahlıklarına karşın, ‘’üç-beş baldırı çıplak’’ ve ‘’çapulcu’’ takımı olmadıklarını unutulmaz biçimde ispatlamışlardır. işte bu tarih ve tarihi gerçek bugün Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın değişik millet ve milliyetlerden, ötekileştirilen inanç guruplarından halk kitlelerinin faşist AKP iktidarına karşı başkaldırısıyla vücut bulmaktadır!
AKP iktidarı ve ‘’TC’’ devleti başbakanı Erdoğan alçakça bir üslup ve küstahlıkla ayaklanan halk kitlelerini ‘’üç-beş çapulcu’’ olarak tanımlayarak küçümsemektedir. Küstahlığını ileri götürerek ‘’ben parti olarak bir milyon toplarım’’ diyerek tehditler savurmaktadır. Ancak, ‘’bu baldırı çıplak çapulcular’’ bir kere uyandı mı; ne kuru tehditler söker, ne de kan ve katliam kokan vampir dişler korkutamaz, durduramaz onları! Savaş kışkırtıcısı ve saldırgan politikasıyla Suriye ve Esat diktatörlüğünü halka şiddet ve katliam uygulamakla eleştirip laf söyleme ikiyüzlülüğü sergileyen Erdoğan, meydanları dolduran ve pencerelerden sarkan yüz binlere ‘’çapulcu’’ deme aczi içindedir. Onu bu denli kudurtan halk kitlelerinin ayaklanmasından duyduğu korku ve panikten başka bir şey değildir!
AKP iktidarı ayaklanma ateşini söndürmek ve tepkilerin odağından çekilmek ve aynı zamanda kendi kitlesine mesaj vermeyi de ihmal etmemek hedefiyle iki yüzlüce ‘’papaz-cellat’’ oyununu sahneliyor. Bülent Arınç, Meclis başkanı Cemil Çiçek ve bir dizi AKP’li yetkili(hatta yarım ağız olmak koşuluyla Erdoğan da) tepkilerin demokratik olduğunu söyleyerek kitleleri yumuşatmaya çalışırken, Erdoğan azılı dişlerini göstermekten geri durmamaktadır. Özcesi, Cumhur başkanı A. Gül ve Meclis başkanı C. Çiçek ve B. Arınç gibileri kitlelerin demokratik tepkisini karşısına almayıp yumuşatmaya çalışırken, Erdoğan ve Mehmet Metiner, Şamil Tayyar, Melih Gökçek gibi belirli şürekası ayaklanan halk kitlelerine küstahça hakaret edip saldırarak kendi tabanını tutmaya çalışıyor.
Proletarya ve halk kitleleri bu bayat numaraları yutacak kadar tecrübesiz ve saf değildir. Tüm taktikleriniz o bronz duvara çarparak iktidarınızda paralanacaktır. Direniş bitmedi daha sürüyor. Halk kitlelerine ‘’çapulcu’’ diyen gericiler zümresinin kabusu devam edecektir. Kimin çapulcu, kimin kahraman olduğu çok geçmeden açığa çıkmış ve çıkmaya devam edecektir.
Sonuç Olarak;
Biz proleter devrimciler CHP, MHP gibi faşist parti ve burjuva gerici güçleri tenzih ederek halk kitlelerinin demokratik tepki ve isyanını meşru devrimci bir reaksiyon olarak görüyor, ezilen halk kitlelerinin direniş ve ayaklanmalarını selamlıyoruz. Halk kitleleriyle birlikte omuz omuza çatışmayı devrimci görev ve sorumluluğumuzun bir parçası olarak telakki ediyoruz! Aynı sınıf tavrımızla kitlelere uygulanan azılı faşist baskı, işkence ve katliamı lanetliyor, faşist baskının karşısında savaşmak üzere kitlelerin pratik kıtalarında saf tutuyoruz.
Daha etkili, nitelikli ve belli bir önderliğe sahip başarılı devrimci bir hareket için başta proleter devrimci güçler olmak üzere, bütün devrimci demokratik güçleri birleşik mücadeleye çağırıyoruz! Bu vesileyle çeşitli millet ve milliyetlerden Türkiye- Kuzey Kürdistan proletaryası ve ezilen yoksul halklarını, tüm yoldaşlarımızı, militan ve taraftarlarımızı gerici sınıflar iktidarı ve düzenlerine karşı kitlelerle birlikte direnmeye, çatışmaya ve savaşmaya çağırıyoruz.

Son tahlilde Halk Savaşımızın kahredici gücü ve kızgın ateşiyle gerici düzeni yerle bir edip gerici sınıf iktidarlarını alaşağı edeceğimizin bilincindeyiz. Halk iktidarı ve giderek Sosyalizmin inşası ve Komünizme yürüyüş anlamında nihai zafer Halk Savaşıyla kazanılacaktır! Ne ki, büyük-küçük bütün demokratik devrimci dinamik ve devrimci kitlelerin her türden isyanını proletarya bayrağı altında Marksizm-Leninizm-Maoizm ideolojisiyle birleştirerek hakim sınıflara karşı yürüttüğümüz devrim ve iktidar mücadelemize kanalize etme yeteneğini sergilememiz zorunlu olduğu kadar reddedilemez devrimci yoldur.
Halk kitlelerinin önünde hiçbir engel duramaz! Gerici zor, karşıtı olan devrimci zoru koşullar. Halk kitlelerinin elinde devreye giren devrimci zor meşru ve zorunludur. Çünkü o, gerici sınıflara karşı demokrasi, özgürlük ve Komünist topluma giden yolda tarihsel olarak ilerici rol oynayan ve gerici sınıflar tarafından zorunlu kılınan devrimci metottur. Birleşen, direnen ve savaşan halk yenilmez. Bunun gibi, her türden gerici zor ve ona sarılan gerici sınıflar eninde sonunda yenilmeye mahkumdur!
Tarihi yazan devrimci halk kitleleri ve onların devrimci eylemidir!

Yaşasın Halkların Meşru-Demokratik Direnişi ve Mücadelesi!
Yaşasın Halkların Birleşik Devrimci isyanı!
Yaşasın Halk Savaşı!
Maoist Komünist Partisi
Merkez Komite- Siyasi Bürosu
3 Haziran 2013”
--spoiler--

Kaynak : Halkın Günlüğü

eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız

memelerini görmeyin diye uğraşıyordur. dekolteyi estetik diye, ya da serinlemek için giymiş olabilir. eğildiğinde dekoltenin azizliği olarak memeler komple ortaya çıkacağından eliyle sansür uyguluyordur. normal yani. bunun garipsenmesi kadar garip bir şey yok.

pınar aydınlar

Yeldeğirmeni Dayanışması olarak, mahallemizde verdiğimiz konsere, bizleri kırmayarak iştirak eden. önce coşturup, sonra hüzünlendirip, en sonunda da halaya kaldıran güzel insan. Duruşu, görüşü, tavrı, sesi, yorumu çok farklı. Umarım daha nice etkinliklerimize iştirak ederek bizleri sevindirir.

9 haziran 2026 belfast olayları

belfast'ın sokakları yine karıştı, 9 haziran'da yaşananlar şehri birbirine kattı. protestocularla polis arasındaki çatışmalar akşam saatlerinde iyice kızışmış, ortalık savaş alanına dönmüş. kuzey irlanda'daki bu gerilim, ingiltere'nin güneyine kadar sıçramış durumda.

https://en.wikipedia.org/...26_Northern_Ireland_riots

var

aşağıdaki linkten dinleyebileceğimiz, sözleri neyzen teyfik'e ait olan bir kuan parçası.

https://www.youtube.com/watch?v=1Fn7czCmVwc

yo yo ma

bach yorumlari dinlemeye doyum olmayan cellisttir. sahip oldugu cellolardan biri 2,5 milyon degerinde olup, kendisi ayni zamanda birlesmis milletlerin baris elcisidir.

the elephant man

--spoiler--
"never, never! nothing will die. the stream flows, the wind blows, the cloud fleets, the heart beats. nothing will die."
--spoiler--

the elephant man

kraliçe victoria döneminde gerçekten yaşamış enteresan kişilik. bir hastanede yaşıyordu ve boynunu yana eğmesi halinde kafasının kırılma olasılığı vardı. ince bir boynun üzerinde ağır bir başla yaşarken, hep güzel bir kadınla birlikte olmayı düşlediğini söylediği kaydedilmiştir. yaşadığı en büyük absürdlüklerden biri, yerinden kolay kıpırdayamazken, karındeşen jack cinayetlerinde şüpheli ilan edilmesiydi. uykusunda huzur içerisinde öldü.

ismail arı

Bugün görülen duruşmada tahliyesine karar verilen birgün gazetesi muhabiri. 75 gündür tutukluydu.

https://www.birgun.net/ha...iye-karari-verildi-716600

nuovo cinema paradiso

şu dünyada samimiyetle ve içtenlikle yapılmış işler var. kitap olsun film olsun heykel olsun ne olursa olsun sanat'ın (hatta zanaat da buna dahildir) böylesine içten ve samimi olanlarına denk geldikçe insan keyifleniyor ya ne keyiflenmesi bildiğin nefes alıyor ahanda öyle bi film. bitince "yaşadığımı hissettim anasını satayım" dedirtti. ama o genç 99. günün sonunda neden terk etti alfredo gibi ben de bilmiyorum anlamadım. ah alfredo baba ah sen ne güzel adamsın ki sayende nice Tornatore'ler yetişti, yetişiyor ve yetişecek.

ek: 31 mart 2015'e inat.

doruk madencilik işçilerinin direnişi

--spoiler--

Beypazarı ve Ayaş’ta kolluk, iki ayrı noktada geniş çaplı çevirme ve kimlik kontrolü yapıyor.

Geçen her araç tek tek durduruluyor, madencilerin Ankara’ya ulaşmasını engellemek için fiili bir abluka kuruluyor.

Hakları için yola çıkan tek bir madencinin bile geçişine izin verilmemesi hedefleniyor.

Bunlarla uğraşmayın. Ya bizi köle ilan edin, ya da hakkımızı verin!

Ankara’ya varacağız. Ses ver Türkiye!

--spoiler--

https://x.com/i/status/2061331180352323608

neo liberal iktisadi düzenle tükenen türkiye

bireyin mutlak özgür iradesi safsatası liberal ekonominin bel kemiği. toplumsal sorumluluktan kaçmak isteyen idiotların can simidi.

bu düzende kişilerin kararında organizasyonun, altyapının, çevrelerinin, ekolojinin, bunların hiçbir önemi yok. aslında bunlara izin yok, çünkü bunların olmadığı yere kar etmenin, rantın altyapısı döşenecek.

bağımlılık? bireysel irade sorunu. sağlık? bireysel irade sorunu. bahis, kumar? bireysel irade sorunu. suç? bireysel psikoloji sorunu bile değil, tam teşekküllü bir irade sorunu. ekonomik koşullar? bireysel irade sorunu. yapısal hiçbir şey yok, sadece ahlaksız bireyler ve zayıf iradeler.

e bu bireyler bir araya gelmek istiyor, iyi olma iradelerini bir organizasyona dönüştürmek istiyor. sendika kurmak istiyor, sivil toplum kuruluşu kurmak istiyor, parti kurmak istiyor. aa ne tesadüf, bunlara da bir 50 senedir pek izin yok. insan kaynaklarıyla, şirketlerle, devletle, hepsiyle ske ske teke tekte kapışacaksın, her seferinde sil baştan tek başına pazarlık yapmaya çalışacaksın. hepsine karşı tek başına hakkını korumak zorundasın.

diğer bir ifadeyle toplumun daha iyi olmaya dair bir organizasyonuna baştan izni yok. hakkı yendiğinde miting falan bile yapamaz. ama o hakkın yenmesi, o aklın çelinmesi için dünyanın her köşesinden derin bir tüccar organizasyonu işbirliği oluşabilir, üzerinde devletlerin şiddet tekeliyle korunabilir.

Neo liberalizm, özgürlük kisvesi altında muazzam bir organizasyonel asimetri oluşturuyor.

lovecraft favori yazarımdır deyip uzaklara bakmak

lovecraft’ı gerçekten okuyan adamın kız düşürmeye mecali kalmıyor. adam bütün kariyerini insanlık evrende yanlışlıkla oluşmuş önemsiz bir küf tabakasıdır fikrine adamış resmen. cthulhu falan işin süsü sadece. asıl olay, evrenin sana zerre kadar anlam borçlu olmadığını yüzüne vurması. bunu gerçekten anlayarak okuyan adam gizemli gizemli uzaklara bakmıyor, gece tavana bakıp varoluş sancısı çekiyor. ama toplumun çoğu lovecraft’ı hala “ahtapotlu cool korku hikayeleri” seviyesinde bildiği için, uzaklara bakınca entelektüel aura çalışıyor tabii. schopenhauer’ı sadece “kadınlar aptal” kısmından bilen tayfa gibi işte.

ibrahim kaypakkaya

Muzaffer Oruçoğlunun tohum kitabını okuyun ve kırmızı gül buz içinde DVD filmini izleyin.

ibrahim kaypakkaya

ben hiç bir görüşünün tasvip etmem, deniz de sevmezdi onu.

fakat bu adam onu sevmeyen denizin dahil yüzlerce kişinin yerini biliyordu. tek tek tırnaklarını söktüler, vücudunu parça parça kestiler. bu adam konuşmadı.

ayağını masanın kenarına vursa anne kızlık soyadının ilk iki harfini verecek insanlar var aranızda. o yüzden o yanını taktir ederim. işkenceye konuşmamak ki bunun eğitimini almadıysanız irade gerektirir. hem de çok güçlü bir irade.

grup ekin

işte ötekilere bıraktık parçası.

ötekilere bıraktık
güneşi karşılamayı
nasıl ama nasıl isterdik
isterdik biz de yaşamayı

erken öleceğiz seninle biz
şafaktan önce öleceğiz
madem ki biz partizanız
zincirin ilk halkasıyız
erken öleceğiz seninle biz
şafaktan önce öleceğiz

anımsar mısın seninle
gece nasıl vedalaşmıştık
silah sesleriyle yüklüydü gece
nasıl heyecanlıydık nasıl
kulağımız yüreğimizde.
© copyright 2005 - 2026