bugün
- yeni uyanmış kadın güzelliği11
- nervio13
- seviştikten sonra teşekkür etmekk11
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması26
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay4
- ibne6
- ispanya da maricarmen isyanı3
- fiziği güzel sözlük kızları42
- recep tayyip erdoğan20
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması6
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- artvin de 30 yıllık cinayetin aydınlanması4
- işe giderken beslenme çantası götürmek5
- arap aksanı2
- memeleri kafam kadar kız21
- fatma betül sayan kaya58
- çaylaklar bizi okuyor mu sorunsalı2
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek18
- venüs ve mars'ın ıssız olması5
- konyada engelli bireyin gözlerinin oyulması5
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil11
- çanakkale savaşı4
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- çiftlik bank4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı12
- sabahları sevilen şeyler4
- cabrio araba2
- yine uyanmış olmak2
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- patrick bateman2
- metroda osuran adam2
- tinder da eşleşme algoritması2
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi8
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- turbocu abla2
- sokuşu çağdaşlık ve gençlik olarak gören zihniyet3
- parcalandim toparlanamiyorum33
- afyon civarı pasif var mı7
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- türkiyede 30 yıl sonra aynı kalacak şey3
- türkiye33
- eve escort çağırmak6
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- romanya53
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- amerikan filmlerinde banyo yapan kadını öldürmek3
- ne kadar yaşlısın15
Aşk Budur işte
Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında;
Poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden...
"Bu o..." diye içiniz titrer.
Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık; sarkmış göbeği,
Ağarmış saçlarıyla karşınızdadır...
iki elinde iki çocuk...
- Nasılsın?
- iyiyim... Ya sen?...
- Kızın amma da büyümüş... Benim de var 10 yaşında...
- Annen, baban?...
- Babamı kaybettik. Annem hasta...
- Mutlu musun?
- "Sessizlik..."
- Telefonumu vereyim, ararsın belki....
iki yanakta iki masum buse;
biri eski sevgiliye, diğeri onunla birlikte yitip giden maziye..."
- Kimdi o amca anne?...
" Yüreğinizde belli belirsiz bir iç çekme
ve aklınızda hınzır bir soru işareti :
"Acaba?.."
Aliye ile Ramazan'ın aşk hikayesinde buna benzer bir hüzün gizliydi.
Gerçi öyküleri, önce haklı olarak bir "tıp rezaleti" olarak yansıdı gazete
manşetine...
Ancak Ayşegül Aydogan'in dünkü haberi en az ilki kadar
hazindi :
Polis memuru Ramazan Bey, öğretmen Aliye Hanım'a
1954'te Karabük'te evlenme teklif etmiş.
Annesine bakmak zorunda
olduğundan kabul edememiş Aliye...
Bir baskasıyla evlenmis
Ramazan... Üç çocuğu olmuş, ancak Aliye'yi hep aklında, göğsünde saklamış.
Gün gelmiş, eşi göğüs kanserine yenik düşmüş.
Ailesi "3 çocukla bir başına baş edemezsin, "evlen" diye tutturmuş.
O da"Yıllar önce bir sevgilim vardı, evlenirsem onunla evlenirim" demiş.
17 yıl sonra gençliğinin Karabük'üne dönmüş ve Aliye'nin peşine düşmüş.
Öğretmenlik yaptiğı okulda bulmuş onu... Müdürün odasında beklemeye koyulmuş.
Aliye odaya girip de eski askını karşısında görünce şaşkınlıktan dışarı
kaçmış.
17 yıl önceki teklifi yinelemiş Ramazan:
"- Evet"
demiş bu kez Aliye öğretmen... 28 yıl evli kalmışlar.
ikinci baharı yaşamışlar.Malum,ikinci bahar, "son"bahardır.
Orada aşk,hayatla cilveleşmekten çok,
hayat denilen çileyi birlikte göğüslemektir.
71 yıllık yorgun kalbi teklemiş bir gün Aliye'nin...
Ramazan bir ambulansla hastaneye yetiştirmiş eşini...
Kabul etmemişler,paraları yok diye...
Sonra bir başkasına... yine ret...
Aliye Hanım ölümün eşiğinde duyuyormus Ramazan Bey'in çırpınışlarını;
"ALLAHım bunlar ne yapıyor? diye ürperiyormuş.
Ramazan Bey'se "ilk göz ağrım gidiyor" diye sızlanıyormuş için için...
"Ona bir şey olursa ben ne yaparım?.."
Sonunda Ramazan Bey'in yeğenlerinin parasıyla bir özel hastaneye yatırabilmişler.
Fotoğrafı vardı dünkü Milliyet'te...Aliye Hanım yatakta; Ramazan Bey başucunda...
sağ eli sımsıkı eşinin avucunda...
"ilk bahar"da çoğunlukla imkansızlıktır aşkı filizleyen, besleyen; "sonbahar"daysa fedakarlık...
Bütün Dünya dergisinde vardı; çocuklara "Aşk nedir" diye sormuşlar.
Söyle demiş afacanlardan biri: Annanem sırtından hasta olmuştu.
Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu.
Dedem devamlı elleri titremesine rağmen annanemin ayaklarına oje sürüyordu.
"Bence aşk budur"
Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında;
Poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden...
"Bu o..." diye içiniz titrer.
Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık; sarkmış göbeği,
Ağarmış saçlarıyla karşınızdadır...
iki elinde iki çocuk...
- Nasılsın?
- iyiyim... Ya sen?...
- Kızın amma da büyümüş... Benim de var 10 yaşında...
- Annen, baban?...
- Babamı kaybettik. Annem hasta...
- Mutlu musun?
- "Sessizlik..."
- Telefonumu vereyim, ararsın belki....
iki yanakta iki masum buse;
biri eski sevgiliye, diğeri onunla birlikte yitip giden maziye..."
- Kimdi o amca anne?...
" Yüreğinizde belli belirsiz bir iç çekme
ve aklınızda hınzır bir soru işareti :
"Acaba?.."
Aliye ile Ramazan'ın aşk hikayesinde buna benzer bir hüzün gizliydi.
Gerçi öyküleri, önce haklı olarak bir "tıp rezaleti" olarak yansıdı gazete
manşetine...
Ancak Ayşegül Aydogan'in dünkü haberi en az ilki kadar
hazindi :
Polis memuru Ramazan Bey, öğretmen Aliye Hanım'a
1954'te Karabük'te evlenme teklif etmiş.
Annesine bakmak zorunda
olduğundan kabul edememiş Aliye...
Bir baskasıyla evlenmis
Ramazan... Üç çocuğu olmuş, ancak Aliye'yi hep aklında, göğsünde saklamış.
Gün gelmiş, eşi göğüs kanserine yenik düşmüş.
Ailesi "3 çocukla bir başına baş edemezsin, "evlen" diye tutturmuş.
O da"Yıllar önce bir sevgilim vardı, evlenirsem onunla evlenirim" demiş.
17 yıl sonra gençliğinin Karabük'üne dönmüş ve Aliye'nin peşine düşmüş.
Öğretmenlik yaptiğı okulda bulmuş onu... Müdürün odasında beklemeye koyulmuş.
Aliye odaya girip de eski askını karşısında görünce şaşkınlıktan dışarı
kaçmış.
17 yıl önceki teklifi yinelemiş Ramazan:
"- Evet"
demiş bu kez Aliye öğretmen... 28 yıl evli kalmışlar.
ikinci baharı yaşamışlar.Malum,ikinci bahar, "son"bahardır.
Orada aşk,hayatla cilveleşmekten çok,
hayat denilen çileyi birlikte göğüslemektir.
71 yıllık yorgun kalbi teklemiş bir gün Aliye'nin...
Ramazan bir ambulansla hastaneye yetiştirmiş eşini...
Kabul etmemişler,paraları yok diye...
Sonra bir başkasına... yine ret...
Aliye Hanım ölümün eşiğinde duyuyormus Ramazan Bey'in çırpınışlarını;
"ALLAHım bunlar ne yapıyor? diye ürperiyormuş.
Ramazan Bey'se "ilk göz ağrım gidiyor" diye sızlanıyormuş için için...
"Ona bir şey olursa ben ne yaparım?.."
Sonunda Ramazan Bey'in yeğenlerinin parasıyla bir özel hastaneye yatırabilmişler.
Fotoğrafı vardı dünkü Milliyet'te...Aliye Hanım yatakta; Ramazan Bey başucunda...
sağ eli sımsıkı eşinin avucunda...
"ilk bahar"da çoğunlukla imkansızlıktır aşkı filizleyen, besleyen; "sonbahar"daysa fedakarlık...
Bütün Dünya dergisinde vardı; çocuklara "Aşk nedir" diye sormuşlar.
Söyle demiş afacanlardan biri: Annanem sırtından hasta olmuştu.
Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu.
Dedem devamlı elleri titremesine rağmen annanemin ayaklarına oje sürüyordu.
"Bence aşk budur"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar