bugün
- kolye140
- rüzgar11
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- medine2
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- kuş5
- var olmak için ne yaptınız12
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- gece gece sinirlenmek4
- billie eilish'in memeleri7
- dua6
- rüzgar türbini2
- mavi4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları2
- fil9
- türk dizi tarihinin en kötü oyuncuları2
- cadılar bayramında ne olacaksınız17
- at6
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- tabiat4
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- flamingo3
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- kaplan17
- evi ev yapan şeyler14
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- aslan15
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- brezilya7
- sevgili nedir7
- z kusagi4
- gül7
- kötüyü alaşağı etmek4
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- bileklik19
- anın görüntüsü22
- netflix asaf dizisi3
- pıtı atma4
- cemil tugay6
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- ankara8
- yol5
- elma5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
istanbul'nun orta yerine saplanmış bir bıçak gibi tarlabaşı. hakkında buyurulan bütün tanımlamaları çoktan aşmış. sosyolojik bütün tespitlerin ötesine geçmiş. artık, ete kemiğe bürünmüş safi öfke ve nefretten ibaret anlayana, anlamayana...
bir caddeyle hayattan soyutlanmış. sanki dünyanın sonunda. sanki hiç varolmamış, yaşamamış. sanki kimse inanmamış orada o rüya sokaklar ve masal evleri varken tablonun cehennem tasviri olabileceğine ve o cehennemin tam kalbinde o kadar çok çocuk olabileceğine. kimse inanmamış, onlar kimseye inanmamış. gayrıresmi kalmış bu yüzden belki; gayrıresmi ve illegal.
bir pazar günü, elinde bir fotoğraf makinesiyle ürkek dolaşırken sokaklarında bu satırların sahibi anlamış: hayat çok acımasızmış, insanlar filan. bu ne verdin de ne istiyorsun manzaraları çok manidarmış ve yazılanların, söylenenlerin hepsi yalan. utanacakmış kendinden bile; yanıbaşında bu istiklal caddesi, bu karnaval...*
bir caddeyle hayattan soyutlanmış. sanki dünyanın sonunda. sanki hiç varolmamış, yaşamamış. sanki kimse inanmamış orada o rüya sokaklar ve masal evleri varken tablonun cehennem tasviri olabileceğine ve o cehennemin tam kalbinde o kadar çok çocuk olabileceğine. kimse inanmamış, onlar kimseye inanmamış. gayrıresmi kalmış bu yüzden belki; gayrıresmi ve illegal.
bir pazar günü, elinde bir fotoğraf makinesiyle ürkek dolaşırken sokaklarında bu satırların sahibi anlamış: hayat çok acımasızmış, insanlar filan. bu ne verdin de ne istiyorsun manzaraları çok manidarmış ve yazılanların, söylenenlerin hepsi yalan. utanacakmış kendinden bile; yanıbaşında bu istiklal caddesi, bu karnaval...*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar