bugün
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması17
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor4
- kızlar naber10
- öğrencilik halleri3
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- çok sıcak olması4
- mürted öldürmek2
- manifest5
- asgari ücretle çalışan yazarlar4
- şükürcülük3
- komşuya kahveye gitmek8
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- hamama gitmek4
- erdal beşikçioğlu16
- yağmurcu neden akpli8
- parmak kılları4
- g3 ile intihar etmek2
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- en tehlikeli insan tipleri6
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- pazartesi diyete başlamak2
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi4
- nervio hamferdi10
- bacınızı üniversiteye gönderir miydiniz2
- yar2
- rak2
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- 3 ağustos 20263
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- aile hekimi2
- trivagoya bakmadın mı2
- mod geldi mod geldi4
- çay içen kız13
- iş ilanı2
- sinem dedetaş10
- smallville'deki konuk oyuncular6
- galatasaray10
- yanlış ata oynamak3
- arıların biraz mallaşmış olması4
- yeğen2
- gammazların göze batması2
- bacanak3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık15
- ütü13
- sözlükler arası savaş çıksa11
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- borsa4
bir gerçek...
üretebilirdi, ama geçmişte kaldı o potansiyel...
ülkemiz virüs salgınları ile yıllardır mücadele ediyor.
sadece cumhuriyet döneminde değil, osmanlı döneminde de virüs ve salgınla mücadele için aşı geliştirme ve üretilmesine önem verilirdi.
kendini osmanlı torunu zanneden, ama osmanlı'nın "o" sunu dahi bilmeyen zevat bunları bilmez tabi...
19. yy sonları, 2. abdülhamid döneminde osmanlı'da başgösteren kolera salgını sonrası pasteur'dan yardım istenir.
pasteur, andre chantemesse adlı yardımcısını yollar.
istanbul'da 3 ay kalan ve çalışmalar yapan dr.chantemesse, 2. abdülhamid'e bir bakteri ve mikrobiyoloji merkezi kurulmasını tavsiye eder.
bunun üzerine 1893 yılında 2. abdülhamid'in talimatı ve çabasıyla istanbul'da bakteriyolojihane i şahane adlı türkiye'nin ilk bakteri ve aşı merkezi kurulur.
görsel
----------------------
ara not: bu arada kendini osmanlı torunu zannedenler bilmez lakin 2. abdülhamid bilimsel gelişmeleri çok yakından takip ederdi, bu yüzden de pasteur'e büyük destekler vermiştir.
öyle ki pasteur kuduz aşısını bulduğunda bütün dünya liderlerine enstitü kurulması için yardım talebi içeren mektup gönderir, bu mektuba en olumlu yanıt abdülhamid tarafından verilir. abdülhamid pasteur'un çalışmalarını tetkik için fransa'ya bir heyet gönderir, akabinde de 1. derece mecidiye nişanı ve 10 bin frank ödül verir. takip eden günlerde de pasteur'un enstitüyü kurması için abdülhamid gerekli her türlü desteği sağlar ve pasteur kuduz aşısını abdülhamid'in yardımları ile geliştirir. işte osmanlı'nın salgın için yardım talep etmesine de pasteur bu yüzden derhal yanıt vermiştir.
pasteur enstitüsüne gönderilen osmanlı heyeti;
görsel
abdülhamid'in pasteur'e yaptığı yardımlardan birini gösterir belge;
görsel
------------------------
neyse devam edelim,
bakteriyolojihane i şahane kurulduktan bir süre sonra dr.chantemesse fransa'ya dönünce yerine pasteur enstitüsü'nden dr. maurice nicolle gönderildi.
dr. nicolle bakteriyolojihane i şahane'ye müdür yapıldı ve buranın ilk müdürü oldu.
dr. nicolle, hem tıbbi hem veterine bakteriyolojiye de önem verdi, difteri, veba, kolera vb pek çok mikrobiyolojik hastalık için serumlar geliştirdi ve pek çok bakteriyolog yetiştirdi.
görsel
(bkz: bakteriyolojihane i şahane/#39896491)
neyse, savaşlar, işgaller döneminde bakteriyolojihane i şahane faaliyetlerine kuduz enstitüsü ve daha sonra da kuduz tedavi müessesesi adları altında devam eder.
cumhuriyetin kurulması ile başlayan türk devrimi neticesinde abdülhamid döneminde kurulan bakteriyolojihane i şahane, 1928 yılında ulu önder mareşal gazi mustafa kemal atatürk'ün destekleri ile dr refik saydam tarafından yeniden kuruldu.
görsel
kurulan enstitüye de refik saydam hıfzıssıhha enstitüsü adı verildi.
osmanlı'dan gelen, cumhuriyetle doruk noktasına ulaşan modernizm, bilim ve fennin, araştırma ve gelişmenin ilerlemesine verilen önem kendini "osmanlı torunu" olarak tanımlayan zihniyetin ortaya çıkışıyla önce duraklatıldı, sonra durduruldu ve sonra yok edildi.
bu ülkenin kendi öz enstitüsünde hem bu ülkenin vatandaşları için, hem de dünyanın diğer ülkelerindeki insanlar için kızamık, çocuk felci, verem, tetanos, difteri, tifüs, kolera, kuduz, tüberkiloz (bcg) ve çiçek aşıları "yerli ve milli" olarak üretildi.
görsel
hem ülkemizdeki insanlara şifa oldu, hem de yurtdışına gönderildi...
ama bazılarına göre devlet üretmezdi...üretmek devletin vazifesi değildi.
bu kafayla 2011 yılında hıfzısıhha enstitüsü kapatıldı.
1940'lı yıllarda dünyaya aşı satan türkiye, şu an tifüs aşısını dahi dışardan ithal eder hale geldi...
ha, devletin işi üretim değil, devlet kumaş üretmez, kundura üretmez diyen zihniyet, aşı fabrikasını kapattığı gibi, ilaç fabrikamızı da kapattı sevgili arkadaşlar.
1979 yılından beri yerli ve milli ilaç üreten ssk ilaç fabrikası, 2005 yılında kapatıldı.
görsel
başları her sıkıştığında "kılışdar ssk'yı batırdı" diyenler, nedense ssk'ya ait ilaç fabrikasını neden kapattıkları konusuna hiç değinmediler yıllardır.
ama sanki yerli ve milli ilaç fabrikasını kapatan kendileri değilmiş gibi, adeta insanların aklıyla dalga geçer gibi 2023'te yerli ve milli ilaç üreteceklerinin reklamını yapıyorlar.
(bkz: ilaç fabrikası kapatıp yerli ilaç üreteceğiz demek/#40429245)
görsel
bakın yukarıdaki haberde diyor ki, "yıllık 28 milyarlık ilaç ithalatının 10 milyarı cebimizde kalacak" diyor.
ilaç fabrikasını kapatıyorlar, sonra çıkıp ilaç fabrikası kuracağız diye propaganda yapıyorlar.
onları ilaç fabrikasını kapatırken alkışlayanlar, "ilaç fabrikası kuracağız" dediğinde de alkışa devam ediyor.
vah güzel ülkem vah...
peki ssk'nın ilaç fabrikasını kapatmasaydınız, hıfzısıhha enstitüsünü kapatmasaydınız, orada araştırma ve geliştirmeye önem verip, gerekli yatırımları yapsaydınız da bugün tüm ilaç ve aşılarımız yerli ve milli olsaydı, ilaç için, aşı için yurtdışına ödediğimiz milyarlar da ülkede kalsaydı ne olurdu???
konuyu çok uzattım farkındayım ama, gerçek gün gibi ortada değil mi?
biz aşı geliştiren ve üreten hıfzısıhha enstitüsünde covid19 aşısını şu an geliştiriyor olabilir miydik? corona virüsü için kendi ilaç fabrikamızda ilaç üretiyor olabilir miydik?
şayet 1923 vizyonu ile devam etseydik şüphesiz ilacı da üretirdik aşıyı da...
sahi siz tarihe baktıkça "bütün dünya ülkeleri yıllar geçtikçe ileri giderken, biz neden tam tersi bir şekilde geri gidiyoruz" diye düşünmüyor musunuz?
bakınız sadece cumhuriyet tarihinden değil, osmanlı tarihinden de örnek verdim sizlere abdülhamid torunları...
hepiniz abdülhamid'e hayransınız, ama keşke abdülhamid'in vizyonunun yüzde 1'ine sahip olsaydınız...
#tarih
------------------
edit: geçen gün sözcü gazetesinde uğur dündar'ın, kapatılan refik saydam hıfzısıhha enstitüsü eski başkanı dr. erol afşin'in mektubunu paylaştı.
burada anlıyoruz ki hıfzısıhha enstitüsünün modern bir aşı fabrikası kurması için 200 milyon dolar gerekliymiş, ama bu para ayrılmamış. oysa ki nerelere kimlere kaç milyar dolarlar verdi bu ülke.
bu yazının linki de şurada;
https://www.sozcu.com.tr/...uretebilirdi-ama-5687539/
üretebilirdi, ama geçmişte kaldı o potansiyel...
ülkemiz virüs salgınları ile yıllardır mücadele ediyor.
sadece cumhuriyet döneminde değil, osmanlı döneminde de virüs ve salgınla mücadele için aşı geliştirme ve üretilmesine önem verilirdi.
kendini osmanlı torunu zanneden, ama osmanlı'nın "o" sunu dahi bilmeyen zevat bunları bilmez tabi...
19. yy sonları, 2. abdülhamid döneminde osmanlı'da başgösteren kolera salgını sonrası pasteur'dan yardım istenir.
pasteur, andre chantemesse adlı yardımcısını yollar.
istanbul'da 3 ay kalan ve çalışmalar yapan dr.chantemesse, 2. abdülhamid'e bir bakteri ve mikrobiyoloji merkezi kurulmasını tavsiye eder.
bunun üzerine 1893 yılında 2. abdülhamid'in talimatı ve çabasıyla istanbul'da bakteriyolojihane i şahane adlı türkiye'nin ilk bakteri ve aşı merkezi kurulur.
görsel
----------------------
ara not: bu arada kendini osmanlı torunu zannedenler bilmez lakin 2. abdülhamid bilimsel gelişmeleri çok yakından takip ederdi, bu yüzden de pasteur'e büyük destekler vermiştir.
öyle ki pasteur kuduz aşısını bulduğunda bütün dünya liderlerine enstitü kurulması için yardım talebi içeren mektup gönderir, bu mektuba en olumlu yanıt abdülhamid tarafından verilir. abdülhamid pasteur'un çalışmalarını tetkik için fransa'ya bir heyet gönderir, akabinde de 1. derece mecidiye nişanı ve 10 bin frank ödül verir. takip eden günlerde de pasteur'un enstitüyü kurması için abdülhamid gerekli her türlü desteği sağlar ve pasteur kuduz aşısını abdülhamid'in yardımları ile geliştirir. işte osmanlı'nın salgın için yardım talep etmesine de pasteur bu yüzden derhal yanıt vermiştir.
pasteur enstitüsüne gönderilen osmanlı heyeti;
görsel
abdülhamid'in pasteur'e yaptığı yardımlardan birini gösterir belge;
görsel
------------------------
neyse devam edelim,
bakteriyolojihane i şahane kurulduktan bir süre sonra dr.chantemesse fransa'ya dönünce yerine pasteur enstitüsü'nden dr. maurice nicolle gönderildi.
dr. nicolle bakteriyolojihane i şahane'ye müdür yapıldı ve buranın ilk müdürü oldu.
dr. nicolle, hem tıbbi hem veterine bakteriyolojiye de önem verdi, difteri, veba, kolera vb pek çok mikrobiyolojik hastalık için serumlar geliştirdi ve pek çok bakteriyolog yetiştirdi.
görsel
(bkz: bakteriyolojihane i şahane/#39896491)
neyse, savaşlar, işgaller döneminde bakteriyolojihane i şahane faaliyetlerine kuduz enstitüsü ve daha sonra da kuduz tedavi müessesesi adları altında devam eder.
cumhuriyetin kurulması ile başlayan türk devrimi neticesinde abdülhamid döneminde kurulan bakteriyolojihane i şahane, 1928 yılında ulu önder mareşal gazi mustafa kemal atatürk'ün destekleri ile dr refik saydam tarafından yeniden kuruldu.
görsel
kurulan enstitüye de refik saydam hıfzıssıhha enstitüsü adı verildi.
osmanlı'dan gelen, cumhuriyetle doruk noktasına ulaşan modernizm, bilim ve fennin, araştırma ve gelişmenin ilerlemesine verilen önem kendini "osmanlı torunu" olarak tanımlayan zihniyetin ortaya çıkışıyla önce duraklatıldı, sonra durduruldu ve sonra yok edildi.
bu ülkenin kendi öz enstitüsünde hem bu ülkenin vatandaşları için, hem de dünyanın diğer ülkelerindeki insanlar için kızamık, çocuk felci, verem, tetanos, difteri, tifüs, kolera, kuduz, tüberkiloz (bcg) ve çiçek aşıları "yerli ve milli" olarak üretildi.
görsel
hem ülkemizdeki insanlara şifa oldu, hem de yurtdışına gönderildi...
ama bazılarına göre devlet üretmezdi...üretmek devletin vazifesi değildi.
bu kafayla 2011 yılında hıfzısıhha enstitüsü kapatıldı.
1940'lı yıllarda dünyaya aşı satan türkiye, şu an tifüs aşısını dahi dışardan ithal eder hale geldi...
ha, devletin işi üretim değil, devlet kumaş üretmez, kundura üretmez diyen zihniyet, aşı fabrikasını kapattığı gibi, ilaç fabrikamızı da kapattı sevgili arkadaşlar.
1979 yılından beri yerli ve milli ilaç üreten ssk ilaç fabrikası, 2005 yılında kapatıldı.
görsel
başları her sıkıştığında "kılışdar ssk'yı batırdı" diyenler, nedense ssk'ya ait ilaç fabrikasını neden kapattıkları konusuna hiç değinmediler yıllardır.
ama sanki yerli ve milli ilaç fabrikasını kapatan kendileri değilmiş gibi, adeta insanların aklıyla dalga geçer gibi 2023'te yerli ve milli ilaç üreteceklerinin reklamını yapıyorlar.
(bkz: ilaç fabrikası kapatıp yerli ilaç üreteceğiz demek/#40429245)
görsel
bakın yukarıdaki haberde diyor ki, "yıllık 28 milyarlık ilaç ithalatının 10 milyarı cebimizde kalacak" diyor.
ilaç fabrikasını kapatıyorlar, sonra çıkıp ilaç fabrikası kuracağız diye propaganda yapıyorlar.
onları ilaç fabrikasını kapatırken alkışlayanlar, "ilaç fabrikası kuracağız" dediğinde de alkışa devam ediyor.
vah güzel ülkem vah...
peki ssk'nın ilaç fabrikasını kapatmasaydınız, hıfzısıhha enstitüsünü kapatmasaydınız, orada araştırma ve geliştirmeye önem verip, gerekli yatırımları yapsaydınız da bugün tüm ilaç ve aşılarımız yerli ve milli olsaydı, ilaç için, aşı için yurtdışına ödediğimiz milyarlar da ülkede kalsaydı ne olurdu???
konuyu çok uzattım farkındayım ama, gerçek gün gibi ortada değil mi?
biz aşı geliştiren ve üreten hıfzısıhha enstitüsünde covid19 aşısını şu an geliştiriyor olabilir miydik? corona virüsü için kendi ilaç fabrikamızda ilaç üretiyor olabilir miydik?
şayet 1923 vizyonu ile devam etseydik şüphesiz ilacı da üretirdik aşıyı da...
sahi siz tarihe baktıkça "bütün dünya ülkeleri yıllar geçtikçe ileri giderken, biz neden tam tersi bir şekilde geri gidiyoruz" diye düşünmüyor musunuz?
bakınız sadece cumhuriyet tarihinden değil, osmanlı tarihinden de örnek verdim sizlere abdülhamid torunları...
hepiniz abdülhamid'e hayransınız, ama keşke abdülhamid'in vizyonunun yüzde 1'ine sahip olsaydınız...
#tarih
------------------
edit: geçen gün sözcü gazetesinde uğur dündar'ın, kapatılan refik saydam hıfzısıhha enstitüsü eski başkanı dr. erol afşin'in mektubunu paylaştı.
burada anlıyoruz ki hıfzısıhha enstitüsünün modern bir aşı fabrikası kurması için 200 milyon dolar gerekliymiş, ama bu para ayrılmamış. oysa ki nerelere kimlere kaç milyar dolarlar verdi bu ülke.
bu yazının linki de şurada;
https://www.sozcu.com.tr/...uretebilirdi-ama-5687539/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar