bugün
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı16
- hangi manifest kızısın5
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- evli bir adama aşık oldum sözlük21
- güne acı bir gerçek bırak5
- sözlüğün manyak dolu olması6
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek5
- emekliler türk milletinin derin devletidir2
- günaydın nervio ve diğerleri2
- sözlüğün en tatliş yazarı2
- tele 22
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek6
- oyum ak partiye3
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması3
- oksijenin aslında 70 yılda öldüren bir zehir oluşu2
- from gold from dust28
- kız görünce değişen erkek2
- şarbonlu mektup2
- intel pentium 44
- asrın soygunu11
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması4
- yay burcu5
- geceler öyle bir kötü dinli gavur2
- ona bir cümle bırak2
- fiziği güzel sözlük kızları56
- uzak durulması gereken insanlar2
- meksika açmazı macerası6
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- recep tayyip erdoğan30
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- birine aşık olup kafayı yemek9
- fatma betül sayan kaya69
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita16
- kadının en öpülesi yeri11
- yapay zeka moderatör tatlişliği2
- senin aklini alirim9
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- kuran da namazın olmaması12
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- sevgililer2
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
Kendilerinden Hiç bir şekilde korkmamamız. Endişe etmememiz ve öldürmememiz gereken hayvanlar. Çünkü Bildiğimizi sandığımız şeyler tamamen yanlış. Yılanlar zararsız. Hatta insanlar için yararlı. Profesör Doktor Kurtuluş Olgun ile yapılan röportajdan özetliyorum:
(…) “Yılanların kendilerine saldırıldığı zaman ısırdığını belirten Prof. Olgun, “Her yılan zehirli değildir. Zehirleri avlanmak için kullandıklarından her ısırışta zehirlerini boşaltmazlar” dedi.
Yılanların evlere girmek istemediğini, insanlar için zararlı olan hastalık taşıyıcı fareleri avlamak için girebildiğini belirten Prof. Olgun, yılan zehri tıpta ilaç yapımında özellikle kanser hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını söyledi.” (…)
Prof. Dr. Kurtuluş Olgun:
“insanların yılanlardan korkma nedeni tamamen küçükken veya daha sonra yaşamının bir yerinde duyduğu yanlış bilgilerden kaynaklanmaktadır. Yoksa özellikle yılanlardan çok korkan kişilerin yaşamlarında yılanla hiç teması olmamıştır. Maalesef yanlış anlatılan kulaktan duyma bilgiler insanların hep bu hayvanlara karşı gereksiz tepki göstermesine neden olmuştur. Oysa yılanlarla ilgili özellikle çocuklara doğru bilgiler verildiğinde doğrudan bir sempati duymasalar da en azından yılanların da doğada doğal dengenin korunması yönünde önemli bir hayvan grubu olduğunu kabul etmektedirler.”
(…)
“Öncelikle belirtmem gerekir ki yılanların sokması diye bir olay yoktur. Bunun doğru tarifi yılan ısırmasıdır. Hayvanların büyük bir çoğunluğunda olduğu gibi yılanlarda da dişler vardır. Kendilerine karşı bir saldırı olduğunda savunmak amacıyla ısırırlar. Ama bu arada zehirli yılanlarda, zehirsiz yılanlardan farklı ve ilave olarak genellikle üst çenenin ön tarafında sayısı 2-4 arasında değişen zehir dişleri vardır. Ama tüm dünyadaki yılanların ancak 1/3’ü bu zehir dişlerine sahiptir. 15 Ağustos 2015 verilerine göre tüm dünyadaki yılan türü sayısı 3567’dir. Böylece zehirli yılan türü sayısı yaklaşık 1180 kadardır. Türkiye’de ise son verilere göre 56 yılan türü bulunmaktadır. Yine bunların 19-20 tanesi az veya çok zehire sahiptir.”
(…)
“Fakat zehirli yılanlarda zehir dişleri beslenmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Çünkü zehirli yılanlar avlarını yiyebilmek için önce onları öldürürler. Sonra av tamamen hareketsiz kaldıktan sonra avlarını bütün halinde yutarlar. Bu durumda yılanlardan korkmamıza gerek yoktur ve her yılan öldürmez. Biz yılanın üzerine yanlışlıkla basarsak kendini korumak amacıyla ısırabilir. Ama bu zehrini boşaltacağı anlamına gelmez. Zehir bir yılan için hayatta kalabilmek amacıyla çok önemlidir. Bundan dolayı avlanmada ve dolayısıyla beslenmede kullanacağı silahını gereksiz yere bitirmek istemeyecektir.”
(…)
“Yazlıklarda yapılması gereken normal yaşama devam etmektir. Çünkü yılanlar özellikle bahçe, tarla veya diğer yerlerdeki insanlar açısından oldukça zararlı farelerle beslenirler. Hiçbir yılan eve girmez veya girmek istemez ama özellikle yazlıklarda fareler evlere girerek bize oldukça fazla zararlar verebilirler. Yapılması gereken yılanlara bu açıdan bize yarar sağladıkları için daha sevecen yaklaşılmasıdır.”
(…)
“Isırma olayları için ısırılan kişiye tedavi uygulayabilmek için yılan çiftliği kurmak ve onlardan zehir sağmak doğru bir yaklaşımdır. Fakat bunun Sağlık Bakanlığı’na bağlı birimlerce yapılması daha doğrudur. Maalesef bildiğim kadarıyla Sağlık Bakanlığı’nın yılan zehri üretimi ve serum elde etme konusunda bir faaliyetinin olmadığını biliyorum. Bu serumların yurt dışından ithal edilmesi nedeniyle ciddi döviz kayıplarına neden olmaktadır. Devletin böyle bir organizasyon içerisinde bulunması döviz kaybını önleme açısından elbette karlı bir iştir.”
(…)
“Maalesef anlamsız korkulardan dolayı yılanlar öldürülmektedir. Ama bu toplumdaki çevre bilincinin gelişmesi ve korumacılık anlayışının olumlu yönde değişmesiyle biraz olsun ortadan kalkmıştır. Şimdi asıl tehlike tarımda kullanılan kimyasal ilaçların yılanlara verdiği zararlardır. Bilinçsiz bir şekilde doğaya salınan bu ilaçlar toprağa ve suya karışmakta, tüm besin zincirinde yer alan hayvanlara zarar vermektedir. Ayrıca bu ilaçların kutularının doğaya gelişigüzel bırakılması yine yılanlara ve diğer hayvanlara zarar vermektedir.”
(…)
“Sürüngenler ve en fazla da yılanlar insanlara zararı olmayan aslında bizler için özellikle hastalık taşıyıcısı ve tarımın en önemli düşmanı fareleri yiyip yok etmeleri nedeniyle faydalı canlılardır. Onlara öncelikle bu gözle bakmamız gerekmektedir. Kesinlikle kendilerine bir saldırı olmadıkça savunmaya geçmezler bizleri ısırmazlar. Ayrıca şunu önemle belirtmem gerekir. Yılanlar sağır olan hayvanlardır. Yani havadaki titreşimleri algılayan duyu organları gelişmemiştir. Bununla beraber yerdeki titreşimleri algılayan özellikle başlarının altında ve tüm derilerinde özel duyu reseptörleri bulunmaktadır. Bu reseptörler sayesinde yaklaşmakta olan ve kendisinden oldukça kuvvetli ve bazen acımasız insanları hemen fark etmekte daha biz onu görmeden bizden uzaklaşmakta, bizden kaçmaktadırlar. Bununla beraber onların yaşam alanlarına yapılan müdahaleler her geçen gün onların evlerinden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Unutmayalım yılanlar bu dünyada 150 milyon yıldır vardır. Oysa dünyada insana benzer canlıların ortaya çıkışı 28 milyon yıl, ilk insan Homo sapiens’in ortaya çıkışı da sadece 500 bin yıl öncedir. Bu durumda bulunduğumuz çevrede yılanlar ev sahibi bizler daha sonra geldiğimiz için kiracı durumundayız. Bu nedenle bu gerçeği unutmadan ev sahiplerini evlerinden kovmak yerine onlarla birlikte yaşamaya alışmamız en doğrusudur.”
Link: https://www.haberhurriyeti.com/170218/
görsel
(…) “Yılanların kendilerine saldırıldığı zaman ısırdığını belirten Prof. Olgun, “Her yılan zehirli değildir. Zehirleri avlanmak için kullandıklarından her ısırışta zehirlerini boşaltmazlar” dedi.
Yılanların evlere girmek istemediğini, insanlar için zararlı olan hastalık taşıyıcı fareleri avlamak için girebildiğini belirten Prof. Olgun, yılan zehri tıpta ilaç yapımında özellikle kanser hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını söyledi.” (…)
Prof. Dr. Kurtuluş Olgun:
“insanların yılanlardan korkma nedeni tamamen küçükken veya daha sonra yaşamının bir yerinde duyduğu yanlış bilgilerden kaynaklanmaktadır. Yoksa özellikle yılanlardan çok korkan kişilerin yaşamlarında yılanla hiç teması olmamıştır. Maalesef yanlış anlatılan kulaktan duyma bilgiler insanların hep bu hayvanlara karşı gereksiz tepki göstermesine neden olmuştur. Oysa yılanlarla ilgili özellikle çocuklara doğru bilgiler verildiğinde doğrudan bir sempati duymasalar da en azından yılanların da doğada doğal dengenin korunması yönünde önemli bir hayvan grubu olduğunu kabul etmektedirler.”
(…)
“Öncelikle belirtmem gerekir ki yılanların sokması diye bir olay yoktur. Bunun doğru tarifi yılan ısırmasıdır. Hayvanların büyük bir çoğunluğunda olduğu gibi yılanlarda da dişler vardır. Kendilerine karşı bir saldırı olduğunda savunmak amacıyla ısırırlar. Ama bu arada zehirli yılanlarda, zehirsiz yılanlardan farklı ve ilave olarak genellikle üst çenenin ön tarafında sayısı 2-4 arasında değişen zehir dişleri vardır. Ama tüm dünyadaki yılanların ancak 1/3’ü bu zehir dişlerine sahiptir. 15 Ağustos 2015 verilerine göre tüm dünyadaki yılan türü sayısı 3567’dir. Böylece zehirli yılan türü sayısı yaklaşık 1180 kadardır. Türkiye’de ise son verilere göre 56 yılan türü bulunmaktadır. Yine bunların 19-20 tanesi az veya çok zehire sahiptir.”
(…)
“Fakat zehirli yılanlarda zehir dişleri beslenmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Çünkü zehirli yılanlar avlarını yiyebilmek için önce onları öldürürler. Sonra av tamamen hareketsiz kaldıktan sonra avlarını bütün halinde yutarlar. Bu durumda yılanlardan korkmamıza gerek yoktur ve her yılan öldürmez. Biz yılanın üzerine yanlışlıkla basarsak kendini korumak amacıyla ısırabilir. Ama bu zehrini boşaltacağı anlamına gelmez. Zehir bir yılan için hayatta kalabilmek amacıyla çok önemlidir. Bundan dolayı avlanmada ve dolayısıyla beslenmede kullanacağı silahını gereksiz yere bitirmek istemeyecektir.”
(…)
“Yazlıklarda yapılması gereken normal yaşama devam etmektir. Çünkü yılanlar özellikle bahçe, tarla veya diğer yerlerdeki insanlar açısından oldukça zararlı farelerle beslenirler. Hiçbir yılan eve girmez veya girmek istemez ama özellikle yazlıklarda fareler evlere girerek bize oldukça fazla zararlar verebilirler. Yapılması gereken yılanlara bu açıdan bize yarar sağladıkları için daha sevecen yaklaşılmasıdır.”
(…)
“Isırma olayları için ısırılan kişiye tedavi uygulayabilmek için yılan çiftliği kurmak ve onlardan zehir sağmak doğru bir yaklaşımdır. Fakat bunun Sağlık Bakanlığı’na bağlı birimlerce yapılması daha doğrudur. Maalesef bildiğim kadarıyla Sağlık Bakanlığı’nın yılan zehri üretimi ve serum elde etme konusunda bir faaliyetinin olmadığını biliyorum. Bu serumların yurt dışından ithal edilmesi nedeniyle ciddi döviz kayıplarına neden olmaktadır. Devletin böyle bir organizasyon içerisinde bulunması döviz kaybını önleme açısından elbette karlı bir iştir.”
(…)
“Maalesef anlamsız korkulardan dolayı yılanlar öldürülmektedir. Ama bu toplumdaki çevre bilincinin gelişmesi ve korumacılık anlayışının olumlu yönde değişmesiyle biraz olsun ortadan kalkmıştır. Şimdi asıl tehlike tarımda kullanılan kimyasal ilaçların yılanlara verdiği zararlardır. Bilinçsiz bir şekilde doğaya salınan bu ilaçlar toprağa ve suya karışmakta, tüm besin zincirinde yer alan hayvanlara zarar vermektedir. Ayrıca bu ilaçların kutularının doğaya gelişigüzel bırakılması yine yılanlara ve diğer hayvanlara zarar vermektedir.”
(…)
“Sürüngenler ve en fazla da yılanlar insanlara zararı olmayan aslında bizler için özellikle hastalık taşıyıcısı ve tarımın en önemli düşmanı fareleri yiyip yok etmeleri nedeniyle faydalı canlılardır. Onlara öncelikle bu gözle bakmamız gerekmektedir. Kesinlikle kendilerine bir saldırı olmadıkça savunmaya geçmezler bizleri ısırmazlar. Ayrıca şunu önemle belirtmem gerekir. Yılanlar sağır olan hayvanlardır. Yani havadaki titreşimleri algılayan duyu organları gelişmemiştir. Bununla beraber yerdeki titreşimleri algılayan özellikle başlarının altında ve tüm derilerinde özel duyu reseptörleri bulunmaktadır. Bu reseptörler sayesinde yaklaşmakta olan ve kendisinden oldukça kuvvetli ve bazen acımasız insanları hemen fark etmekte daha biz onu görmeden bizden uzaklaşmakta, bizden kaçmaktadırlar. Bununla beraber onların yaşam alanlarına yapılan müdahaleler her geçen gün onların evlerinden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Unutmayalım yılanlar bu dünyada 150 milyon yıldır vardır. Oysa dünyada insana benzer canlıların ortaya çıkışı 28 milyon yıl, ilk insan Homo sapiens’in ortaya çıkışı da sadece 500 bin yıl öncedir. Bu durumda bulunduğumuz çevrede yılanlar ev sahibi bizler daha sonra geldiğimiz için kiracı durumundayız. Bu nedenle bu gerçeği unutmadan ev sahiplerini evlerinden kovmak yerine onlarla birlikte yaşamaya alışmamız en doğrusudur.”
Link: https://www.haberhurriyeti.com/170218/
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar