bugün
- almanya25
- nick vermeden bir yazara seslen14
- sözlük kızlarının ojeleri17
- romanya52
- kadınların sapık olması10
- gilded ile yağan yağmuru izlemek3
- yunanistan12
- hiçbir şeyin sarmaması10
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- sözlükteki ayakçılar5
- nikola tesla'nın kürt olması10
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam3
- çok uykum var3
- türkiye23
- fon soruşturmasında tedbirlerin kaldırılması2
- judas'ın cesedi2
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- fatma betül sayan kaya39
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- judas adlı yazarın 50 yaşlarında olması2
- açılı nude3
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- turizm3
- dünya61
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- kapalı hava bağımlılığı2
- adidas3
- hentbol5
- bulgaristan4
- karton toplayan çocuk4
- offf çok sıkıldım sözlük4
- biriyle konuşurken dinlemeyi unutmak2
- butlancıların birbirine girmesi5
- mehdinin en sevdiği balık7
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- batı'ya bok atıp arap hukukunu yüceltmek2
- 27 eylül dünya turizm günü3
- yarın iş var5
- borsada 2 milyar kazanan bir kişi eleştirmek4
- intihar2
- anın görüntüsü32
- silvermist nickli yazarın gizli ülkücü olması4
- meksika açmazı macerası10
- işte muhalefet ile aramızdaki fark3
- hırsız ekremi eleştirmeyip borsacıyı eleştirmek5
- irlanda2
- 4 büyükler bu transferleri nasıl yapıyor2
pınarbaşı'ndan, ılıca şelalesi mevkiine doğru gelmeden önce sağ tarafta yer alan küre dağları milli parkı kapısından içeri girin. yolu bırakmadığınız takdirde bu kanyona ulaşabilirsiniz. geçtiğimiz hafta üçüncü defa gittim buraya. fakat, bundan sonra asla gitmeyi düşünmüyorum. zira gözüm inanılmaz korktu.
beraber tatil yaptığım arkadaşlarıma horma kanyonu'nu görmelerini özellikle direttim. amasra'dan pınarbaşı'na doğru yola koyulduk. bartın'a geri döndük ve oradan ulus istikametine, yani, pınarbaşı'na tepeden inen dağ yoluna yöneldik. pınarbaşı'na gelmeden önce ulukaya şelalesi var. kastamonu'lu bir arkadaşım burayı görmem hususunda ısrar edince, horma kanyonu'ndan önce ulukaya'yı ziyaret ettik. kesinlikle görülmesi gerekiyormuş. yöre halkı arasında bu şelalenin adı ise "su çıkaran kayası".
neyse, devam ediyorum;
nihayet kanyona varabildik. bana eşlik eden arkadaşlarım sevgili oldukları için onları bu güzel ortamda yalnız bırakmak istedim. iki kumrunun bu güzellik içinde romantizm yaşamasını istedim. sırt çantamı aldım ve önden yürümeye başladım. yaklaşık 150-200 metre yürümüşümdür. arkadaşlar yavaş yavaş yürüdükleri için geride kaldılar. demir iskeleye gelmeden önce ahşap iskele üzerinden bir süre yürünüyor. ahşap iskelenin bitimine doğru yaklaşırken çatırdı sesleri duydum. ama inanılmaz gürültülü bir sesti. aklıma ilk gelen şey ise ekskavatör oldu. içimden "yahu kanyonun tepesinde taş mı kırıyorlar" dedim. ekskavatör falan değilmiş. yukarıdan devasa bir kayanın yuvarlandığını hemen akabinde idrak edebildim. ağaçları kıra kıra geliyordu üzerime. kayayı göremiyordum ama hemen tepemden bana doğru geldiğini tahmin edebiliyordum. kayaların oluşturduğu dik duvarlar yüzünden ses yankı yapıyordu. yankı yaptığı için kaçacağım noktayı bir türlü kestiremiyordum. sağa kaçsam olmaz, sola kaçsam olmaz. hemen o an kanyon duvarına doğru çömeldim ve ellerimi başımın üstüne koydum. sesi duyan arkadaşlarım bana doğru koşmuşlar o sıra. ikisi de bana bakıyor uzaktan ama ellerinden hiçbir şey gelmiyor. elimle gelmemeleri için işaret yaptım. yaptığım hareketin tek bir nedeni vardı; "ben yandım siz yanmayın"
içten içe; "her şey buraya kadarmış" dedim. kayadan ziyade, seslerin yoğunluğu heyelan gibiydi. bu anlattıklarımın hepsi birkaç saniye içerisinde gerçekleşti. yuvarlanan devasa kayanın bana yaklaştığı sırada sesin yönünü tespit edebildim. çömeldiğim yerden sesin geldiği yöne baktım ve iki saniye sonra dev kayanın üç metre önümden dereye doğru fişek gibi düştüğünü gördüm. iskeleyi kürdan gibi kırdı. dev kayanın peşinden irili ufaklı kayalar onu takip etti. arkadaşlarıma gelmemeleri için defalarca kez bağırdım. sesler kesildikten sonra hemen onların yanına koştum ve kollarından tutarak kanyondan seri adımlarla uzaklaştırdım.
daha önce ölüme yaklaştığım anlar oldu ama böylesi korkuyu hiç yaşamadım. ecelin geldiği yönü tespit edememek içimi kemirdi resmen. şanslıydım. bir daha asla gitmeyi düşünmüyorum. binlerce yıldır yerinde duran kaya benim gelmemi beklemişti resmen. olayın gerçekleştiği noktaya gelmeden önce fotoğraf çekmek için duraksamıştım. belki de hayatımı kurtaran şey o duraksama anı oldu.
işin enteresan tarafı, pınarbaşı'ndan sonra sinop istikametine doğru yöneldik. arabayı sürerken gördüğüm heyelan uyarısı tabelaları bile içimi titretiyordu. psikolojim bozuldu diyebilirim. o sesleri hayatım boyunca unutamayacağım. velhasıl; tehlikelerle dolu bir kanyon.
kırılan iskelenin fotoğrafı;
görsel
beraber tatil yaptığım arkadaşlarıma horma kanyonu'nu görmelerini özellikle direttim. amasra'dan pınarbaşı'na doğru yola koyulduk. bartın'a geri döndük ve oradan ulus istikametine, yani, pınarbaşı'na tepeden inen dağ yoluna yöneldik. pınarbaşı'na gelmeden önce ulukaya şelalesi var. kastamonu'lu bir arkadaşım burayı görmem hususunda ısrar edince, horma kanyonu'ndan önce ulukaya'yı ziyaret ettik. kesinlikle görülmesi gerekiyormuş. yöre halkı arasında bu şelalenin adı ise "su çıkaran kayası".
neyse, devam ediyorum;
nihayet kanyona varabildik. bana eşlik eden arkadaşlarım sevgili oldukları için onları bu güzel ortamda yalnız bırakmak istedim. iki kumrunun bu güzellik içinde romantizm yaşamasını istedim. sırt çantamı aldım ve önden yürümeye başladım. yaklaşık 150-200 metre yürümüşümdür. arkadaşlar yavaş yavaş yürüdükleri için geride kaldılar. demir iskeleye gelmeden önce ahşap iskele üzerinden bir süre yürünüyor. ahşap iskelenin bitimine doğru yaklaşırken çatırdı sesleri duydum. ama inanılmaz gürültülü bir sesti. aklıma ilk gelen şey ise ekskavatör oldu. içimden "yahu kanyonun tepesinde taş mı kırıyorlar" dedim. ekskavatör falan değilmiş. yukarıdan devasa bir kayanın yuvarlandığını hemen akabinde idrak edebildim. ağaçları kıra kıra geliyordu üzerime. kayayı göremiyordum ama hemen tepemden bana doğru geldiğini tahmin edebiliyordum. kayaların oluşturduğu dik duvarlar yüzünden ses yankı yapıyordu. yankı yaptığı için kaçacağım noktayı bir türlü kestiremiyordum. sağa kaçsam olmaz, sola kaçsam olmaz. hemen o an kanyon duvarına doğru çömeldim ve ellerimi başımın üstüne koydum. sesi duyan arkadaşlarım bana doğru koşmuşlar o sıra. ikisi de bana bakıyor uzaktan ama ellerinden hiçbir şey gelmiyor. elimle gelmemeleri için işaret yaptım. yaptığım hareketin tek bir nedeni vardı; "ben yandım siz yanmayın"
içten içe; "her şey buraya kadarmış" dedim. kayadan ziyade, seslerin yoğunluğu heyelan gibiydi. bu anlattıklarımın hepsi birkaç saniye içerisinde gerçekleşti. yuvarlanan devasa kayanın bana yaklaştığı sırada sesin yönünü tespit edebildim. çömeldiğim yerden sesin geldiği yöne baktım ve iki saniye sonra dev kayanın üç metre önümden dereye doğru fişek gibi düştüğünü gördüm. iskeleyi kürdan gibi kırdı. dev kayanın peşinden irili ufaklı kayalar onu takip etti. arkadaşlarıma gelmemeleri için defalarca kez bağırdım. sesler kesildikten sonra hemen onların yanına koştum ve kollarından tutarak kanyondan seri adımlarla uzaklaştırdım.
daha önce ölüme yaklaştığım anlar oldu ama böylesi korkuyu hiç yaşamadım. ecelin geldiği yönü tespit edememek içimi kemirdi resmen. şanslıydım. bir daha asla gitmeyi düşünmüyorum. binlerce yıldır yerinde duran kaya benim gelmemi beklemişti resmen. olayın gerçekleştiği noktaya gelmeden önce fotoğraf çekmek için duraksamıştım. belki de hayatımı kurtaran şey o duraksama anı oldu.
işin enteresan tarafı, pınarbaşı'ndan sonra sinop istikametine doğru yöneldik. arabayı sürerken gördüğüm heyelan uyarısı tabelaları bile içimi titretiyordu. psikolojim bozuldu diyebilirim. o sesleri hayatım boyunca unutamayacağım. velhasıl; tehlikelerle dolu bir kanyon.
kırılan iskelenin fotoğrafı;
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar