bugün
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı75
- arkadaşlar size bi soru sorucam55
- herkesin tavsiye verdiği insan10
- erkeği karizmatik gösteren şeyler21
- silvermist11
- gece nöbetten çıkınca eve gidip uyumak2
- herkes istediği yazarı yazsın20
- farklılıkları olan insanların varoluş mücadelesi4
- beni neden sevmediniz13
- metpamid2
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- israil6
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- simko332
- sözlükteki galatasaraylılar8
- keşke benim olsa denilen yazarlar10
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- bekar erkeklerin en büyük neşesi8
- kendin hakkında bir gerçek bırak6
- kısa boylu olmak6
- ne kadar paranız var9
- ilham aliyev28
- kendini sevmek5
- ofsaytımsı vol 220
- yavuz sultan selim16
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur3
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- çok azdım porno izliyorum3
- 2027 de neler olsun8
- galatasaray9
- sözlük erkeklerine bir hediye bırak7
- sevgiliye saat hediye etmek5
- gece 3 00 da sözlükte dolaşmak2
- victor osimhen7
- sevmek bir başkasını geliştirmektir4
- çorba8
- sevgilinin bisepsinden sushi yemek6
- baloncan çakır5
- youtube shorts6
- marksizm bu topraklarda biterse dünyada biter4
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi3
- sözlük kızlarının kombinleri43
- sözlükteki ilişki skandalı39
- gece 3 00 da içilen demli çay2
- bastırılmış üzüntü3
- türkiye'nin ab vize muafiyeti hamlesi2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- ortadoğuda kartlar dağıtılıyor4
--spoiler--
Hatırlarsınız: Önceki yıl, Van depremzedelerine giden bir yardım paketindeki montun cebinden şu not çıkmıştı.
"Geçmiş olsun kardeşim. Ben de Gölcükte, aynısını yaşadım. Maddi, manevi ne sıkıntın olursa bana telefonumdan ulaşabilirsin, hiç çekinme.
Üç gün sonra mont sahibinden şu mesaj gelmişti:
Allah razı olsun kardeşim. Şu an, gönderdiğin montla ısınıyorum. Sana söz: Bir gün sen düşersen, ben de seni kaldıracağım.
* * *
Bu toplumdan umudu kesmiyorsak, bu örnekler sayesinde...
Bu coğrafyada ırkçılığın kök salamayacağına inanıyorsak, işte bu kardeşlik ruhuna güvenerek...
O kolilerden, bayrağa sarılı taşlar da çıktı; ancak bir kan davasını tetikleyemedi.
Türkler ve Kürtler, çok örselendiyse de aklını, vicdanını, kardeşlik bağını yitirmedi.
Yoksa 30 yılda 30 bini aşkın cana mal olan bir çatışmadan, parçalanmadan çıkabilir miydik?
* * *
Çıktık mı?
Henüz değil...
Ama hiç değilse yola çıktık.
Şiddetle sonuç alınamayacağını, ağır bir bedelle öğrendikten sonra barışın peşine düştük.
Kindarlığın çığırtkanlığına rağmen, toplumun büyük kesiminin, Kan dursun artık diye haykırdığını gördük.
Yeni doğmuş bir bebek itinasıyla üstüne titredik barışın...
Eller tetikten çekilince, çehreler gevşedi, diller yumuşadı.
Diyarbakır Emniyet Müdürü, Dağda ölene ağlamıyorsanız, insan değilsiniz diye konuşturdu vicdanını...
BDP Eşbaşkanı, şehit ana babalarının ellerinden öperek, sürece destek istedi.
BDPnin Siirt il Kongresinde konuşmacı, kazara düşen Türk bayrağının asılmasını bekledi.
Daha geçen ay Vanda, 3 çocuğunu dağda kaybeden anne ile kardeşini Şemdinlide şehit veren baba, aynı masada yan yana oturup Artık çocuklarımız ölmesin dedi.
* * *
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde tekerlemesi, Türk siyasetinin asırlık alfabesidir.
Genelde baskı dönemlerinin bahanesidir.
Ancak galiba en çok bugün, digergamlığın günü...
Acıları paylaşma, hemdert olma, barış için kucaklaşma zamanı...
Bu yola mayın döşemek, süreci torpillemek isteyen çok olacaktır.
Bize düşen, çatışmada bırakmadığımız kardeş eline, barış yolunda daha da sıkı sarılmaktır.
Barışı, uzak bir adada yapılan pazarlık olmaktan çıkarıp topluma yaymaktır.
Kanayan yaraları sarmak, kapanan kapıları açmaktır.
--spoiler--
* * *
Yarın bir BDP heyeti, süreci anlatmak üzere Karadenize gidiyor.
Heyettekilerden Sırrı Süreyya Önderle görüştüm dün...
Karadeniz, barışın lokomotifi olacak insanların yurdudur. Oraya kalbimizi elimize alarak gidiyoruz dedi.
Tehditlerden ve daha önce Ahmet Türkün başına gelenden endişeli olup olmadığını sorunca da ekledi:
Devlet kışkırtmazsa hiçbir şey olmaz. Karadenizlilerin sitemleri olursa da başımız gözümüz üzerine...
* * *
Bir sivil toplum girişimi olan Türkiye küçük Millet Meclisleri de bir öneri yaptı:
izmirdeki Meclis, 1 Martta Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemiri izmire davet ediyor. Evsahibi Kocaoğlu olacak.
Ertesi gün Diyarbakırdaki küçük Meclis, Kocaoğlunu, Baydemirin konuğu olarak Diyarbakırda ağırlayacak.
Ardından Topbaşla Baydemir birbirine gidip gelecek.
Harika olmaz mı?
* * *
Baharın arifesinde, buzların çözülme mevsimindeyiz.
Gün, Bir gün düşersen, ben de seni kaldıracağım deme günüdür.
Hatırlarsınız: Önceki yıl, Van depremzedelerine giden bir yardım paketindeki montun cebinden şu not çıkmıştı.
"Geçmiş olsun kardeşim. Ben de Gölcükte, aynısını yaşadım. Maddi, manevi ne sıkıntın olursa bana telefonumdan ulaşabilirsin, hiç çekinme.
Üç gün sonra mont sahibinden şu mesaj gelmişti:
Allah razı olsun kardeşim. Şu an, gönderdiğin montla ısınıyorum. Sana söz: Bir gün sen düşersen, ben de seni kaldıracağım.
* * *
Bu toplumdan umudu kesmiyorsak, bu örnekler sayesinde...
Bu coğrafyada ırkçılığın kök salamayacağına inanıyorsak, işte bu kardeşlik ruhuna güvenerek...
O kolilerden, bayrağa sarılı taşlar da çıktı; ancak bir kan davasını tetikleyemedi.
Türkler ve Kürtler, çok örselendiyse de aklını, vicdanını, kardeşlik bağını yitirmedi.
Yoksa 30 yılda 30 bini aşkın cana mal olan bir çatışmadan, parçalanmadan çıkabilir miydik?
* * *
Çıktık mı?
Henüz değil...
Ama hiç değilse yola çıktık.
Şiddetle sonuç alınamayacağını, ağır bir bedelle öğrendikten sonra barışın peşine düştük.
Kindarlığın çığırtkanlığına rağmen, toplumun büyük kesiminin, Kan dursun artık diye haykırdığını gördük.
Yeni doğmuş bir bebek itinasıyla üstüne titredik barışın...
Eller tetikten çekilince, çehreler gevşedi, diller yumuşadı.
Diyarbakır Emniyet Müdürü, Dağda ölene ağlamıyorsanız, insan değilsiniz diye konuşturdu vicdanını...
BDP Eşbaşkanı, şehit ana babalarının ellerinden öperek, sürece destek istedi.
BDPnin Siirt il Kongresinde konuşmacı, kazara düşen Türk bayrağının asılmasını bekledi.
Daha geçen ay Vanda, 3 çocuğunu dağda kaybeden anne ile kardeşini Şemdinlide şehit veren baba, aynı masada yan yana oturup Artık çocuklarımız ölmesin dedi.
* * *
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde tekerlemesi, Türk siyasetinin asırlık alfabesidir.
Genelde baskı dönemlerinin bahanesidir.
Ancak galiba en çok bugün, digergamlığın günü...
Acıları paylaşma, hemdert olma, barış için kucaklaşma zamanı...
Bu yola mayın döşemek, süreci torpillemek isteyen çok olacaktır.
Bize düşen, çatışmada bırakmadığımız kardeş eline, barış yolunda daha da sıkı sarılmaktır.
Barışı, uzak bir adada yapılan pazarlık olmaktan çıkarıp topluma yaymaktır.
Kanayan yaraları sarmak, kapanan kapıları açmaktır.
--spoiler--
* * *
Yarın bir BDP heyeti, süreci anlatmak üzere Karadenize gidiyor.
Heyettekilerden Sırrı Süreyya Önderle görüştüm dün...
Karadeniz, barışın lokomotifi olacak insanların yurdudur. Oraya kalbimizi elimize alarak gidiyoruz dedi.
Tehditlerden ve daha önce Ahmet Türkün başına gelenden endişeli olup olmadığını sorunca da ekledi:
Devlet kışkırtmazsa hiçbir şey olmaz. Karadenizlilerin sitemleri olursa da başımız gözümüz üzerine...
* * *
Bir sivil toplum girişimi olan Türkiye küçük Millet Meclisleri de bir öneri yaptı:
izmirdeki Meclis, 1 Martta Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemiri izmire davet ediyor. Evsahibi Kocaoğlu olacak.
Ertesi gün Diyarbakırdaki küçük Meclis, Kocaoğlunu, Baydemirin konuğu olarak Diyarbakırda ağırlayacak.
Ardından Topbaşla Baydemir birbirine gidip gelecek.
Harika olmaz mı?
* * *
Baharın arifesinde, buzların çözülme mevsimindeyiz.
Gün, Bir gün düşersen, ben de seni kaldıracağım deme günüdür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar