bugün
- ilkokul bebesine türbanı savunmak32
- hırt sorununa kesin çözüm8
- dem terör partisi22
- akp iktidarı13
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı85
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- diktatör erdoğan18
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum18
- konyalıların özellikleri10
- karton toplayan piç9
- yagmurcu7
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- araplar çok zeki çok çalışkandır israil ise öcüdür3
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi8
- yavıdiye mi güvenirsin cahile mi6
- saraca ve ismet gürbüz adlı yazarlar2
- victor osimhen14
- piçe piç göte göt deriz2
- ankara abisi iyilik derneği4
- eski karıma mesaj attım2
- kedileri sevmiyorum4
- bedduanın geri dönmesi3
- dün gece intihar eden sözlük yazarı2
- buranın dayısı sanan bir vardı ne oldu ona5
- uzaylılarda üreme nasıl gerçekleşiyor2
- misafir ağırlamak7
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- uzaylılarda birliktelik ve eş seçimi2
- hala yağmur yağması6
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı4
- uzaylıların besin kaynağı2
- kız taklidi yapanları donuzlamak3
- halk tv'ye tmsf kayyımı ve 11 gözaltı5
- kankam dediğiniz için entryniz silinmiştir6
- sözlükteki galatasaraylılar13
- s'i l v'e r m'i s t20
- arkadaşlar dediğiniz niçin entryiniz silinmiştir5
- beyler haluk levent diye bir adam varmış4
- reddedilen erkek2
- kendin hakkında bir gerçek bırak7
- kendini sevmek8
- kartloncu ibna2
- sevgiliye saat hediye etmek6
- 2 memesini açmış italyan orospusu3
- galatasaray10
- görkemli hatıralar2
- arkadaşlar bakar mısınız diyen salaklar6
- lamine yamal3
- göbeklitepeyi uzaylıların yaptığı gerçeği6
- gece nöbetten çıkınca eve gidip uyumak5
duyarlı, her hücresiyle insan, farkındalıklarını kendine illet değil özgürlük yolu olarak görmüş, cesur, asil ve ilham kaynağı emsali ender özel bir hayat süren soylu ruh, özel insan, büyük sanatçı. 15 yıllık büyük ada yaşantısından sonra bir kaç maceralı bakırköy, çengelköy ziyaretlerinden sonra izmir'de yaşayan deha.
mihrimah'a sevgilerle...*
http://www.ttnetmuzik.com.tr/ss/26750/360636?v9
--spoiler--
"Hayatı dev bir sorun, bir denklem, daha doğrusu kısmen biribirlerine bağlı, kısmen de bağımsız bir denklemler yumağı olarak düşünün... Bu denklemlerin çok karmaşık, sürprizlerle dolu olduklarını ve çoğu zaman 'köklerini' keşfedemediğimizi de unutmayın."
Böyle diyor Fernand Braudel hayata dair. işte bu keşifsizliğimizden dolayıdır ki bir ömrü "orada" tüketiriz kimimiz, kimimiz de "burada". -"orası" ya da "burası" neresiyse, insanoğlu bilmekten aciz-
"Geçmiş hüzün, gelecek endişe yaratır. Benim geleceğim yok ki endişem olsun."
Bir aile dramından dolayı sosyal çevresinden koparak Büyükada'da bir kulübede hemen hemen 15 yıldır inzivada yaşayan besteci/müzisyen Ergüder Yoldaş da bunları söylüyor kendi hayatına dair. Zaten herkesin söylediği de kendi hayatına dair olmaktan başka nedir ki. Başkasına dair söylerken bile başkasında kendimizi söylemekten ibaret değil mi yaptığımız?
Kendisini "toplumdan soyutlanmış bir Robinson Crusoe" sayanlara da "Oradakiler (kentliler) öyle düşünürler. Ama ben ne yaptığımı biliyorum. Yaptığım hala algılanmıyorsa kim soyutlanmış oluyor. Ben mi, onlar mı? Toplumun sağlığı bozuk. iletişim yok. Toplum içinde yaşayanlar da birer Robinson Crusoe." diyerek cevap veriyor. Daha doğrusu sağlam bir duruşla kendinden soyutluyor "oradakiler" diye tasnif ettiği insan yığınlarını. Sanki başkalarıymış gibi oldu. Yanlış anlaşılmasın "oradakiler" denilerek kastedilen insan yığınları biziz. Biz sabah sekiz, akşam beş işçileri yani.
Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olan Yoldaş, 1939'da izmir de dünyaya gelir. Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra 1963 yılında eğitimli bir müzisyen olarak profesyonel müzik yaşamına kendi kurduğu "Halikarnas Altılısı Grubu"yla başlar. ikincisi şarkıcı Nur Yoldaş'la olmak üzere iki evliliği vardır ve iki çocuk sahibidir. Ergüder Yoldaş çocuklarının ara sıra Büyükada'da kendisini ziyarete geldiklerini söylüyor. Adada vaktinin çoğunu onların ders notlarıyla ilgilenerek geçirdiğini de ekliyor buna. Hani insanın içinde öğrenme aşkı olmaya görsün. Orada veya burada olmak engel değil.
"Neden bu hayata küskünlük, bu kaçış?" sorusuna da "Küskünlük ya da hayattan bir kaçış değil bu. Bu bir tercih. Yaşarken burada olmak tercihi." diyerek cevap veren ve modern hayatın yapaylığını eleştiren Yoldaş, Büyükada'da bu ormanda sağlık durumunuz nasıl sorusuna da "sağlıklı insanların sağlık sorunu yoktur. Sağlık sorunu insanlara dışarıdan empoze edilebilen bir şey" demekle yetiniyor.
Pek tabiidir bu cevaplar. Farklı yaşamların faklı dilleri olacaktır. Zaten bu dil uyuşmazlığı yüzünden değil mi bu farklı tercih. Hangi yaşam alanının, yani hangi dilin doğru olduğuna gelince. içinde yaşadığımız zamanlarda biz şehirli insan yığınları ne kadar doğruysak ve ne kadar doğruyu konuşuyorsak, o da bizden o kadar daha doğru ve o kadar daha doğruyu konuşuyor.
"Anadolu Rüzgarı-Aynalar", "Geçti Dost Kervanı-Kambur Felek" 45'likleriyle ve 1970'li yıllarda bestelediği Sultan-ı Yegah ve Sultan-ı Yegah kaseti içindeki Sa'd Abad ile tanımış insanlar onu. Sultan-ı Yegah'ın sözleri Attila ilhan'a, Sa'd Abad'ın sözleri ise Nedim'e ait. Ortaya çıktığı dönemdeki baskıya ve toplumsal ortama bağlı olarak dillerden düşmeyen bu iki şarkıyı da o yıllarda Ergüder Yoldaş'a hayat arkadaşlığı yapan Nur Yoldaş seslendirmiş.
Bestelerinde müzikalite yönünden doğu-batı sentezini oluşturma yolunda ciddi çabalar ortaya koyar Ergüder Yoldaş. Klasik şiirden aldığı ilhamla, Klasik Türk Musikisi'nin derinliklerinden Çağdaş/Batı'lı bir sentez oluşturmayı başarması bestelerini farklı kılmıştır. Hafif Batı Müziği olarak dinlediğimiz Sultan-ı Yegah aynı zamanda musikimizin Sultani Yegah makamında bestelenmiştir. Ve sanatçının diğer birçok bestesi de diğer Türk Musikisi makamlarında bestelenmiştir.
Bu kadar tutunabilmişken bu renkli hayata, 1982'de müziğe dair yaptıklarına son noktayı koymuş ve sonrasında terk-i diyar eylemiştir Ergüder Yoldaş. Ver elini Büyükada. Bu bir "batsın bu dünya" tavrı değil, tersine dünyada daha doğru yaşama çabasıdır ona göre. Hal böyle olunca sormak lazım, biz insanlar, kaçımız feda edebiliriz içinde bulunduğumuz ortamı ideallerimiz uğruna.
Şimdi o hala Büyükada'da yalnız bir adam ve biz kayıp bir bestecinin bıraktıklarıyla yani eserleriyle tanıyoruz onu. Biz şehirlilere düşen bu aykırı duruşa acımak değildir dostlar -ki esas acınacak olan kimdir bilinmez- bu farklı duruş ve varlık tasavvurunu saygıyla karşılamak ve bu aykırı adamın deyimiyle bu tavrı algılamaya çalışmak, onun gerçeğini yakalayabilmektir. * *
--spoiler--
mihrimah'a sevgilerle...*
http://www.ttnetmuzik.com.tr/ss/26750/360636?v9
--spoiler--
"Hayatı dev bir sorun, bir denklem, daha doğrusu kısmen biribirlerine bağlı, kısmen de bağımsız bir denklemler yumağı olarak düşünün... Bu denklemlerin çok karmaşık, sürprizlerle dolu olduklarını ve çoğu zaman 'köklerini' keşfedemediğimizi de unutmayın."
Böyle diyor Fernand Braudel hayata dair. işte bu keşifsizliğimizden dolayıdır ki bir ömrü "orada" tüketiriz kimimiz, kimimiz de "burada". -"orası" ya da "burası" neresiyse, insanoğlu bilmekten aciz-
"Geçmiş hüzün, gelecek endişe yaratır. Benim geleceğim yok ki endişem olsun."
Bir aile dramından dolayı sosyal çevresinden koparak Büyükada'da bir kulübede hemen hemen 15 yıldır inzivada yaşayan besteci/müzisyen Ergüder Yoldaş da bunları söylüyor kendi hayatına dair. Zaten herkesin söylediği de kendi hayatına dair olmaktan başka nedir ki. Başkasına dair söylerken bile başkasında kendimizi söylemekten ibaret değil mi yaptığımız?
Kendisini "toplumdan soyutlanmış bir Robinson Crusoe" sayanlara da "Oradakiler (kentliler) öyle düşünürler. Ama ben ne yaptığımı biliyorum. Yaptığım hala algılanmıyorsa kim soyutlanmış oluyor. Ben mi, onlar mı? Toplumun sağlığı bozuk. iletişim yok. Toplum içinde yaşayanlar da birer Robinson Crusoe." diyerek cevap veriyor. Daha doğrusu sağlam bir duruşla kendinden soyutluyor "oradakiler" diye tasnif ettiği insan yığınlarını. Sanki başkalarıymış gibi oldu. Yanlış anlaşılmasın "oradakiler" denilerek kastedilen insan yığınları biziz. Biz sabah sekiz, akşam beş işçileri yani.
Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olan Yoldaş, 1939'da izmir de dünyaya gelir. Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra 1963 yılında eğitimli bir müzisyen olarak profesyonel müzik yaşamına kendi kurduğu "Halikarnas Altılısı Grubu"yla başlar. ikincisi şarkıcı Nur Yoldaş'la olmak üzere iki evliliği vardır ve iki çocuk sahibidir. Ergüder Yoldaş çocuklarının ara sıra Büyükada'da kendisini ziyarete geldiklerini söylüyor. Adada vaktinin çoğunu onların ders notlarıyla ilgilenerek geçirdiğini de ekliyor buna. Hani insanın içinde öğrenme aşkı olmaya görsün. Orada veya burada olmak engel değil.
"Neden bu hayata küskünlük, bu kaçış?" sorusuna da "Küskünlük ya da hayattan bir kaçış değil bu. Bu bir tercih. Yaşarken burada olmak tercihi." diyerek cevap veren ve modern hayatın yapaylığını eleştiren Yoldaş, Büyükada'da bu ormanda sağlık durumunuz nasıl sorusuna da "sağlıklı insanların sağlık sorunu yoktur. Sağlık sorunu insanlara dışarıdan empoze edilebilen bir şey" demekle yetiniyor.
Pek tabiidir bu cevaplar. Farklı yaşamların faklı dilleri olacaktır. Zaten bu dil uyuşmazlığı yüzünden değil mi bu farklı tercih. Hangi yaşam alanının, yani hangi dilin doğru olduğuna gelince. içinde yaşadığımız zamanlarda biz şehirli insan yığınları ne kadar doğruysak ve ne kadar doğruyu konuşuyorsak, o da bizden o kadar daha doğru ve o kadar daha doğruyu konuşuyor.
"Anadolu Rüzgarı-Aynalar", "Geçti Dost Kervanı-Kambur Felek" 45'likleriyle ve 1970'li yıllarda bestelediği Sultan-ı Yegah ve Sultan-ı Yegah kaseti içindeki Sa'd Abad ile tanımış insanlar onu. Sultan-ı Yegah'ın sözleri Attila ilhan'a, Sa'd Abad'ın sözleri ise Nedim'e ait. Ortaya çıktığı dönemdeki baskıya ve toplumsal ortama bağlı olarak dillerden düşmeyen bu iki şarkıyı da o yıllarda Ergüder Yoldaş'a hayat arkadaşlığı yapan Nur Yoldaş seslendirmiş.
Bestelerinde müzikalite yönünden doğu-batı sentezini oluşturma yolunda ciddi çabalar ortaya koyar Ergüder Yoldaş. Klasik şiirden aldığı ilhamla, Klasik Türk Musikisi'nin derinliklerinden Çağdaş/Batı'lı bir sentez oluşturmayı başarması bestelerini farklı kılmıştır. Hafif Batı Müziği olarak dinlediğimiz Sultan-ı Yegah aynı zamanda musikimizin Sultani Yegah makamında bestelenmiştir. Ve sanatçının diğer birçok bestesi de diğer Türk Musikisi makamlarında bestelenmiştir.
Bu kadar tutunabilmişken bu renkli hayata, 1982'de müziğe dair yaptıklarına son noktayı koymuş ve sonrasında terk-i diyar eylemiştir Ergüder Yoldaş. Ver elini Büyükada. Bu bir "batsın bu dünya" tavrı değil, tersine dünyada daha doğru yaşama çabasıdır ona göre. Hal böyle olunca sormak lazım, biz insanlar, kaçımız feda edebiliriz içinde bulunduğumuz ortamı ideallerimiz uğruna.
Şimdi o hala Büyükada'da yalnız bir adam ve biz kayıp bir bestecinin bıraktıklarıyla yani eserleriyle tanıyoruz onu. Biz şehirlilere düşen bu aykırı duruşa acımak değildir dostlar -ki esas acınacak olan kimdir bilinmez- bu farklı duruş ve varlık tasavvurunu saygıyla karşılamak ve bu aykırı adamın deyimiyle bu tavrı algılamaya çalışmak, onun gerçeğini yakalayabilmektir. * *
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar