bugün
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası15
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- türkiye de artan okul saldırıları3
- sözlük kızlarının kombinleri45
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı14
- kendini türk hisseden arap artığı24
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- bir bar taburesinde yalnız oturmak2
- sözlükteki ilişki skandalı37
- 45 adet kurabiye11
- sözlükte çirkin kız olmaması13
- ilham aliyev9
- manisalı erkekler8
- ikinci dünya savaşına girseydik neler olurdu7
- firavun haklıydı12
- uludede'ye sorulacak sorular8
- son okunan kitap7
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri12
- uludede'nin zebraları giyip yatması8
- gammaz sözlük kızları15
- gece yatağın altında hatay dürüm gömen cin8
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- sevilmeyen yazara pestisitli elma göndermek7
- filistin57
- kesik at kafası7
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- sözlükteki gammaz özelliği11
- ismet gurbuz'e kesik at kafası göndermek5
- sahte motor yağı8
- arkadaşlar toplanır mısınız konuşma yapacağım8
- artık kürt sorunu yoktur14
- sonbaharda dinlenecek şarkılar5
- doktorluğu en zor tıbbi branş15
- nervio7
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri11
- levent kırca11
- zina yapmayan erkekle dalga geçilmesi9
- içtim şarabı siktim arabı7
- gece yatağın altından el çıkaran cin5
- kendini güzel sanan at suratlı kız7
- claudian clouds9
- hırt11
- s'i l v'e r m'i s t15
- hanginiz yaptı bunu6
- bir kıza alınabilecek en iyi hediye10
- herkesin hemfikir olduğu şeyler4
- sözlük kızlarının kurabiyeleri5
- çok kötü ve kırgın hissettiğinizde ne yapıyorsunuz16
- göztepe4
- coleslaw3
entry'ler (32)
gonca'nın, kimin için söylediği belli olmayan bir ifadeden ötürü, dava edilmesidir.
"gelmişler gene, tipini siktiklerim." diyorum bende. üstüne alınanlar el kaldırsın.
"gelmişler gene, tipini siktiklerim." diyorum bende. üstüne alınanlar el kaldırsın.
Burak'ı ıslıklayan taraftarın, maçı sikip attığı maç.
taraftarı tarafından sahiplenilmesi gereken futbolcu.
sahiplenilmezse daha çok hakkı yenecektir. adı bir çıktı emek hırsızına, adama yapılan tüm faullü hareketlerde hakemler olayı es geçmeye başladı. sanki bir o atıyor kendini yere. kral forma girmezse bu lig zor biter beyler. kendimize gelelim. 6 yabancılı sistemde, onun gollerine ihtiyacımız var.
sahiplenilmezse daha çok hakkı yenecektir. adı bir çıktı emek hırsızına, adama yapılan tüm faullü hareketlerde hakemler olayı es geçmeye başladı. sanki bir o atıyor kendini yere. kral forma girmezse bu lig zor biter beyler. kendimize gelelim. 6 yabancılı sistemde, onun gollerine ihtiyacımız var.
biraz önce aziz'in stadyum programına yaptığı sürpriz bağlantıyla gerçekleşmiş hadisedir. ersin'in bağlananın kim olduğunu konuşana kadar bilmemesi enteresan oldu. "bilip bilmeden konuşmayın lan sikikler" falan dedi. sonra baktı böyle olmayacak "bekleyin geliyom amk" deyip telefonu kapattı. şu an program reklama girdi, aziz'i bekliyorlar.
edit: geldi lan.
daha daha edit: oha lan, televizyonu yan odadan dinliyordum. ismail baki'miş gelen amk.
edit: geldi lan.
daha daha edit: oha lan, televizyonu yan odadan dinliyordum. ismail baki'miş gelen amk.
lan benim bu. annem ilkokuldayken zorla giydirmişti bir gün. neyse, diz kapağım kaşındı. bir anlık dalgınlıkla çektim pantolonu, başladım kaşımaya. sıra arkadaşım, "lan sen külotlu çorap mı giyiyon lan?" deyince kendime geldim. sonra nasıl bir motivasyon içerisine girdiysem, aslında içimde külotlu çorap olmadığına ikna etmiştim çocuğu. ikna edemeseydim, bambaşka biri olurdum sanırım.
sıralama yapmadan;
1. (bkz: the big lebowski)
(bkz: pulp fiction)
(bkz: the lord of the rings) l-ll-lll
(bkz: mr nobody)
(bkz: dogville)
(bkz: gemide)
(bkz: lost highway)
(bkz: twelve monkeys)
(bkz: tabutta rövaşata)
10. (bkz: leon)- (bkz: the fall)- (bkz: taxi driver)- (bkz: django unchained)- (bkz: step up 2)
1. (bkz: the big lebowski)
(bkz: pulp fiction)
(bkz: the lord of the rings) l-ll-lll
(bkz: mr nobody)
(bkz: dogville)
(bkz: gemide)
(bkz: lost highway)
(bkz: twelve monkeys)
(bkz: tabutta rövaşata)
10. (bkz: leon)- (bkz: the fall)- (bkz: taxi driver)- (bkz: django unchained)- (bkz: step up 2)
ilk buluşmasını bilmem ama, ilk yazışmada, şu tarz diyaloğa giren bir arkadaşım vardı;
-selam
+selam
-gözlerine boşalmak istiyorum
not: yaşanmıştır ve evet, işe yarıyor.
-selam
+selam
-gözlerine boşalmak istiyorum
not: yaşanmıştır ve evet, işe yarıyor.
karar mekanizması olmayan çocukların, nefret etme makinesine evrildikleri bok yuvası.
Gökçek'ten önceki dönemi bilmediğim için, yanıtlayamayacağım soru.
Ama son 9 yılını ankara'da geçirmiş biri olarak, yapılan metrolar falan diyenlere götümle gülüyorum.
Ama son 9 yılını ankara'da geçirmiş biri olarak, yapılan metrolar falan diyenlere götümle gülüyorum.
lan oğlum siz evinizin değişik yerlerine mi serpiştiriyonuz kitaplarınızı? benimkilerin hepsi kitaplıkta duruyo. en yakındaki ne yani? hepsi aynı mesafede amk.
abd'ye bağlı aleut adaları'ndan adak'ta doğmuş, alaska'lı, 1966 doğumlu enteresan yazar. babasını intihar etmesi onun edebiyatının çıkış noktası olmuştur. ailesinde başka intihar olayları da yaşanmıştır. eserleri genellikle aile ilişkileri ile ilgilidir. eserleri;
-bir mil ötede: denizde talihsiz bir mesleğin öyküsü
-bir intihar efsanesi
-caribou adası
-dünyadaki son gün: niu katilinin pertresi
-pislik
biraz daha öznel olmak istiyorum. özellikle sukkwan adası adlı öyküsü beni kopartmıştı. babasıyla ilişkileri kötü olan insanlar için yazmış sanki öyküsünü. o kendini babaya kanıtlama çabasını anlatımı çok başarılıydı. öyküde psikolojik hasta babayla beraber bir adada tek başlarına yaşamalarını anlatmış. tabii ki öykünün en kopuş yeri, sevgilisiyle telefonda kavga eden babanın ağlayarak başına silah dayadığı, tetiği çekemediği bölümdü. silahı oğlunun avucuna bırakmış ve hızla adaya fırlamıştı. sonra çocuk silahı kafasına dayatıp patlatmıştı. oğlunun intiharı onun için farklı bir intihar şekli olmuştu. gerçekten o boş adayı bana da yaşatmıştı.
-bir mil ötede: denizde talihsiz bir mesleğin öyküsü
-bir intihar efsanesi
-caribou adası
-dünyadaki son gün: niu katilinin pertresi
-pislik
biraz daha öznel olmak istiyorum. özellikle sukkwan adası adlı öyküsü beni kopartmıştı. babasıyla ilişkileri kötü olan insanlar için yazmış sanki öyküsünü. o kendini babaya kanıtlama çabasını anlatımı çok başarılıydı. öyküde psikolojik hasta babayla beraber bir adada tek başlarına yaşamalarını anlatmış. tabii ki öykünün en kopuş yeri, sevgilisiyle telefonda kavga eden babanın ağlayarak başına silah dayadığı, tetiği çekemediği bölümdü. silahı oğlunun avucuna bırakmış ve hızla adaya fırlamıştı. sonra çocuk silahı kafasına dayatıp patlatmıştı. oğlunun intiharı onun için farklı bir intihar şekli olmuştu. gerçekten o boş adayı bana da yaşatmıştı.
beni paranoyak yapan, bir süre sürekli soyulacakmışım gibi hissettiren yazar. beat edebiyatın babalarındandır. william s. burroughs'nun etkilendiği yazarlardan biridir. hayatının büyük kısmını hırsızlık yaparak geçirmiştir. hapishanede gördüğü işkence yüzünden sistem karşıtı bir insan olmuştur. yaşlılık döneminde bir hakimden gördüğü iyilik nedeniyle legal işlerine son vermiştir. suçlulara yapılan her türlü işkencenin suçluyu kurtarılamaz hale getirdiğini savunmuş ve ağır cezaları eleştirmiştir. nasıl öldüğü muamma olsa da yakın çevresine intihar edeceğini söylemiş ve yok olmuştur. daha sonra sevdiği eşyaların bir rehincide çıkması bu olasılığı güçlendirmiştir.
bu iki kelime ama; (bkz: doğal seçilim)
hocam, senden vazgeçmek bu kadar kolay olmamalıydı. o sıfırdan alıp şampiyon yaptığın takım.. hani semih kaya'yla, emre çolak'la, engin baytar'la şampiyon yaptığın takım.. evet şu an o takımın taraftarları tarafından yerden yere vuruluyorsun. biz alzheimer olmuşuz hocam. bırak git bizi. çok daha vefalı insanlar çıksın bundan böyle karşına. yaptıkların için sana teşekkür etmeye yüzümüz yok. sevenlerin olarak başımızda bir ağrı, ağzımızda bin küfür.. yolunuz açık olsun hocam...
saçmalıktır.
yani anlayamıyorum sezon içinde hoca değişikliğinin neresi profesyonellik. şu dönemde, iyi çapta bir hocayla (ki zaten boşta kaç iyi hoca var?) anlaşmanın zaman alacağı aşikar. ne olacak bu takıma? juventus maçına teknik direktör olarak ümit davala mı çıkacak? hızlı bir şekilde, iyi bir hocayla anlaşılmasının anlamı da, terim'in arkasından iş çevrildiği anlamına gelecek ki, o zaman ünal nasıl bakacak taraftarın yüzüne?
yani anlayamıyorum sezon içinde hoca değişikliğinin neresi profesyonellik. şu dönemde, iyi çapta bir hocayla (ki zaten boşta kaç iyi hoca var?) anlaşmanın zaman alacağı aşikar. ne olacak bu takıma? juventus maçına teknik direktör olarak ümit davala mı çıkacak? hızlı bir şekilde, iyi bir hocayla anlaşılmasının anlamı da, terim'in arkasından iş çevrildiği anlamına gelecek ki, o zaman ünal nasıl bakacak taraftarın yüzüne?
http://img41.imageshack.us/img41/5125/q5rs.jpg
hakemlerin, gözünün yaşına bakmadığı, şu an takımın en formda futbolcusu.
adam ilk geldiği sezona göre, daha sakin olma adına inanılmaz yol katetti. ama zaten, ne yaparsa yapsın cezasını çekiyor. emre'ye, lugano'ya, bilica'ya gösterilen müsamahanın yarısını görmemiştir.
edit: ne yarısı amk, onda birini görmemiştir.
hakemlerin, gözünün yaşına bakmadığı, şu an takımın en formda futbolcusu.
adam ilk geldiği sezona göre, daha sakin olma adına inanılmaz yol katetti. ama zaten, ne yaparsa yapsın cezasını çekiyor. emre'ye, lugano'ya, bilica'ya gösterilen müsamahanın yarısını görmemiştir.
edit: ne yarısı amk, onda birini görmemiştir.
daha çok sözlükçülerin, eski sevgililerini andığı ya da süper cool olduğu iması verdikleri, o da değilse zenginim de zenginim imalı entryler girdikleri başlık.
biri de demiyor ki aga, çoraba attırmayı severim falan.
biri de demiyor ki aga, çoraba attırmayı severim falan.
ankara'da yaşayanlar bilir. genelde eylem sonrası güvenpark'ta toplanan polisler, yorgunluk ve stresin etkisiyle etraftan geçen kişilere sataşırlar, cevap vereni de döverler. bu geziden önce de böyleydi, geziden sonrada böyle olacak.
başıma gelmişti bir kere. küfür etmişler, etme deyince de vurmuşlardı. şikayetçi olamadık, çünkü çok koordineli çalışıyorlardı ve hepsi numarasını kıvırmıştı. şimdi etrafınızdaki polislerin kollarına bakın. çoğunun numaralarını sakladığını fark edeceksiniz. ama bazı polisler saklama ihtiyacı duymuyorlar çünkü kendilerini biliyorlar. diğerleri de kendini iyi biliyor, saklama ihtiyacı duyuyor, olay bu. ama siz körü körüne birilerini savunmak istiyorsanız, savunun hacılar. buradaki mesele, siyasetten öte, bitmeyen saldırgan tutum.
tanım: polisin görevini ifa etmesidir.
başıma gelmişti bir kere. küfür etmişler, etme deyince de vurmuşlardı. şikayetçi olamadık, çünkü çok koordineli çalışıyorlardı ve hepsi numarasını kıvırmıştı. şimdi etrafınızdaki polislerin kollarına bakın. çoğunun numaralarını sakladığını fark edeceksiniz. ama bazı polisler saklama ihtiyacı duymuyorlar çünkü kendilerini biliyorlar. diğerleri de kendini iyi biliyor, saklama ihtiyacı duyuyor, olay bu. ama siz körü körüne birilerini savunmak istiyorsanız, savunun hacılar. buradaki mesele, siyasetten öte, bitmeyen saldırgan tutum.
tanım: polisin görevini ifa etmesidir.
bir insanın dehşetine, boşluğun anlamsızlığına vurgu yapan şu dizelerdir;
insanın asla unutmadığı gecelerden biriydi.
(savaşmazsan ölüm hamlesini
yapmaya hazırdır.)
arada sırada kalkıp
odada volta atıyordum,
radyoyu açıp kapatıyordum, zaman
zaman gidip musluğu çekiyordum,
bütün muslukları açıyordum, sonra
kapıyordum, ışıkları yakıp
söndürüyordum, bir iskemleye
oturup cebimde ne kadar bozuk para
varsa çıkardım ve saymaya başladım: "25 sent, 26 sent, 27
sent..."
muslukları açıp kapamaya, ışıkları ;
yakıp söndürmeye devam ettim,
bozuk paraları saymaya ve makul bir
biçimde bir ayakkabıyı
diğerine paralel koymaya filan...
tabi gerçekten, bu tarz geceler geçirmediyseniz, anlamsız gelirler.
insanın asla unutmadığı gecelerden biriydi.
(savaşmazsan ölüm hamlesini
yapmaya hazırdır.)
arada sırada kalkıp
odada volta atıyordum,
radyoyu açıp kapatıyordum, zaman
zaman gidip musluğu çekiyordum,
bütün muslukları açıyordum, sonra
kapıyordum, ışıkları yakıp
söndürüyordum, bir iskemleye
oturup cebimde ne kadar bozuk para
varsa çıkardım ve saymaya başladım: "25 sent, 26 sent, 27
sent..."
muslukları açıp kapamaya, ışıkları ;
yakıp söndürmeye devam ettim,
bozuk paraları saymaya ve makul bir
biçimde bir ayakkabıyı
diğerine paralel koymaya filan...
tabi gerçekten, bu tarz geceler geçirmediyseniz, anlamsız gelirler.