bugün

entry'ler (32)

tayyip erdoğan ın gonca vuslateri ye dava açması

gonca'nın, kimin için söylediği belli olmayan bir ifadeden ötürü, dava edilmesidir.

"gelmişler gene, tipini siktiklerim." diyorum bende. üstüne alınanlar el kaldırsın.

15 ekim 2013 türkiye hollanda maçı

Burak'ı ıslıklayan taraftarın, maçı sikip attığı maç.

burak yılmaz

taraftarı tarafından sahiplenilmesi gereken futbolcu.

sahiplenilmezse daha çok hakkı yenecektir. adı bir çıktı emek hırsızına, adama yapılan tüm faullü hareketlerde hakemler olayı es geçmeye başladı. sanki bir o atıyor kendini yere. kral forma girmezse bu lig zor biter beyler. kendimize gelelim. 6 yabancılı sistemde, onun gollerine ihtiyacımız var.

aziz yıldırım'ın canlı yayına bağlanması

biraz önce aziz'in stadyum programına yaptığı sürpriz bağlantıyla gerçekleşmiş hadisedir. ersin'in bağlananın kim olduğunu konuşana kadar bilmemesi enteresan oldu. "bilip bilmeden konuşmayın lan sikikler" falan dedi. sonra baktı böyle olmayacak "bekleyin geliyom amk" deyip telefonu kapattı. şu an program reklama girdi, aziz'i bekliyorlar.

edit: geldi lan.

daha daha edit: oha lan, televizyonu yan odadan dinliyordum. ismail baki'miş gelen amk.

külotlu çorap giyen erkek

lan benim bu. annem ilkokuldayken zorla giydirmişti bir gün. neyse, diz kapağım kaşındı. bir anlık dalgınlıkla çektim pantolonu, başladım kaşımaya. sıra arkadaşım, "lan sen külotlu çorap mı giyiyon lan?" deyince kendime geldim. sonra nasıl bir motivasyon içerisine girdiysem, aslında içimde külotlu çorap olmadığına ikna etmiştim çocuğu. ikna edemeseydim, bambaşka biri olurdum sanırım.

en iyi filmler

sıralama yapmadan;

1. (bkz: the big lebowski)
(bkz: pulp fiction)
(bkz: the lord of the rings) l-ll-lll
(bkz: mr nobody)
(bkz: dogville)
(bkz: gemide)
(bkz: lost highway)
(bkz: twelve monkeys)
(bkz: tabutta rövaşata)
10. (bkz: leon)- (bkz: the fall)- (bkz: taxi driver)- (bkz: django unchained)- (bkz: step up 2)

ilk buluşmada söylenebilecek en etkili cümle

ilk buluşmasını bilmem ama, ilk yazışmada, şu tarz diyaloğa giren bir arkadaşım vardı;

-selam
+selam
-gözlerine boşalmak istiyorum

not: yaşanmıştır ve evet, işe yarıyor.

askeri lise

karar mekanizması olmayan çocukların, nefret etme makinesine evrildikleri bok yuvası.

gökçek öncesi ankara vs gökçek sonrası ankara

Gökçek'ten önceki dönemi bilmediğim için, yanıtlayamayacağım soru.

Ama son 9 yılını ankara'da geçirmiş biri olarak, yapılan metrolar falan diyenlere götümle gülüyorum.

en yakındaki kitabın yazarı

lan oğlum siz evinizin değişik yerlerine mi serpiştiriyonuz kitaplarınızı? benimkilerin hepsi kitaplıkta duruyo. en yakındaki ne yani? hepsi aynı mesafede amk.

david vann

abd'ye bağlı aleut adaları'ndan adak'ta doğmuş, alaska'lı, 1966 doğumlu enteresan yazar. babasını intihar etmesi onun edebiyatının çıkış noktası olmuştur. ailesinde başka intihar olayları da yaşanmıştır. eserleri genellikle aile ilişkileri ile ilgilidir. eserleri;

-bir mil ötede: denizde talihsiz bir mesleğin öyküsü
-bir intihar efsanesi
-caribou adası
-dünyadaki son gün: niu katilinin pertresi
-pislik

biraz daha öznel olmak istiyorum. özellikle sukkwan adası adlı öyküsü beni kopartmıştı. babasıyla ilişkileri kötü olan insanlar için yazmış sanki öyküsünü. o kendini babaya kanıtlama çabasını anlatımı çok başarılıydı. öyküde psikolojik hasta babayla beraber bir adada tek başlarına yaşamalarını anlatmış. tabii ki öykünün en kopuş yeri, sevgilisiyle telefonda kavga eden babanın ağlayarak başına silah dayadığı, tetiği çekemediği bölümdü. silahı oğlunun avucuna bırakmış ve hızla adaya fırlamıştı. sonra çocuk silahı kafasına dayatıp patlatmıştı. oğlunun intiharı onun için farklı bir intihar şekli olmuştu. gerçekten o boş adayı bana da yaşatmıştı.

jack black

beni paranoyak yapan, bir süre sürekli soyulacakmışım gibi hissettiren yazar. beat edebiyatın babalarındandır. william s. burroughs'nun etkilendiği yazarlardan biridir. hayatının büyük kısmını hırsızlık yaparak geçirmiştir. hapishanede gördüğü işkence yüzünden sistem karşıtı bir insan olmuştur. yaşlılık döneminde bir hakimden gördüğü iyilik nedeniyle legal işlerine son vermiştir. suçlulara yapılan her türlü işkencenin suçluyu kurtarılamaz hale getirdiğini savunmuş ve ağır cezaları eleştirmiştir. nasıl öldüğü muamma olsa da yakın çevresine intihar edeceğini söylemiş ve yok olmuştur. daha sonra sevdiği eşyaların bir rehincide çıkması bu olasılığı güçlendirmiştir.

tek kelimelik alternatif intihar notları

bu iki kelime ama; (bkz: doğal seçilim)

fatih terim

hocam, senden vazgeçmek bu kadar kolay olmamalıydı. o sıfırdan alıp şampiyon yaptığın takım.. hani semih kaya'yla, emre çolak'la, engin baytar'la şampiyon yaptığın takım.. evet şu an o takımın taraftarları tarafından yerden yere vuruluyorsun. biz alzheimer olmuşuz hocam. bırak git bizi. çok daha vefalı insanlar çıksın bundan böyle karşına. yaptıkların için sana teşekkür etmeye yüzümüz yok. sevenlerin olarak başımızda bir ağrı, ağzımızda bin küfür.. yolunuz açık olsun hocam...

24 eylül 2013 fatih terim in gönderilmesi

saçmalıktır.

yani anlayamıyorum sezon içinde hoca değişikliğinin neresi profesyonellik. şu dönemde, iyi çapta bir hocayla (ki zaten boşta kaç iyi hoca var?) anlaşmanın zaman alacağı aşikar. ne olacak bu takıma? juventus maçına teknik direktör olarak ümit davala mı çıkacak? hızlı bir şekilde, iyi bir hocayla anlaşılmasının anlamı da, terim'in arkasından iş çevrildiği anlamına gelecek ki, o zaman ünal nasıl bakacak taraftarın yüzüne?

felipe melo de carvalho

http://img41.imageshack.us/img41/5125/q5rs.jpg

hakemlerin, gözünün yaşına bakmadığı, şu an takımın en formda futbolcusu.

adam ilk geldiği sezona göre, daha sakin olma adına inanılmaz yol katetti. ama zaten, ne yaparsa yapsın cezasını çekiyor. emre'ye, lugano'ya, bilica'ya gösterilen müsamahanın yarısını görmemiştir.

edit: ne yarısı amk, onda birini görmemiştir.

lez bar isim önerileri

https://www.youtube.com/watch?v=nASPctwcT0g

sözlük yazarlarının itirafları

daha çok sözlükçülerin, eski sevgililerini andığı ya da süper cool olduğu iması verdikleri, o da değilse zenginim de zenginim imalı entryler girdikleri başlık.

biri de demiyor ki aga, çoraba attırmayı severim falan.

polisin 8 yaşındaki çocuğu dövmesi

ankara'da yaşayanlar bilir. genelde eylem sonrası güvenpark'ta toplanan polisler, yorgunluk ve stresin etkisiyle etraftan geçen kişilere sataşırlar, cevap vereni de döverler. bu geziden önce de böyleydi, geziden sonrada böyle olacak.

başıma gelmişti bir kere. küfür etmişler, etme deyince de vurmuşlardı. şikayetçi olamadık, çünkü çok koordineli çalışıyorlardı ve hepsi numarasını kıvırmıştı. şimdi etrafınızdaki polislerin kollarına bakın. çoğunun numaralarını sakladığını fark edeceksiniz. ama bazı polisler saklama ihtiyacı duymuyorlar çünkü kendilerini biliyorlar. diğerleri de kendini iyi biliyor, saklama ihtiyacı duyuyor, olay bu. ama siz körü körüne birilerini savunmak istiyorsanız, savunun hacılar. buradaki mesele, siyasetten öte, bitmeyen saldırgan tutum.

tanım: polisin görevini ifa etmesidir.

vay be dedirten dizeler

bir insanın dehşetine, boşluğun anlamsızlığına vurgu yapan şu dizelerdir;

insanın asla unutmadığı gecelerden biriydi.
(savaşmazsan ölüm hamlesini
yapmaya hazırdır.)
arada sırada kalkıp
odada volta atıyordum,
radyoyu açıp kapatıyordum, zaman
zaman gidip musluğu çekiyordum,
bütün muslukları açıyordum, sonra
kapıyordum, ışıkları yakıp
söndürüyordum, bir iskemleye
oturup cebimde ne kadar bozuk para
varsa çıkardım ve saymaya başladım: "25 sent, 26 sent, 27
sent..."
muslukları açıp kapamaya, ışıkları ;
yakıp söndürmeye devam ettim,
bozuk paraları saymaya ve makul bir
biçimde bir ayakkabıyı
diğerine paralel koymaya filan...

tabi gerçekten, bu tarz geceler geçirmediyseniz, anlamsız gelirler.
© copyright 2005 - 2026