bugün

Heteroseksüel ilişkiler için düşünecek olursak neslin devamı için gerekli olan adaptasyondur. Kendimize uygun gördüğümüz bireylere hatta 'şey'lere bağlanmamızı sağlar. Kimyasal bir olaydır.

işte bunun başının altından çıkıyor iyi bakın (oksitosin):
görsel
hastalıklı bir arzu. şifası seks yapmak.
daha önce 155555 kere anlattım. bu defa kısa keseceğim:

arzu+sevgi+ortak amaç üçlemesinin tamamlanmasına aşk denir. aşık olmak diye bir şey yoktur. "ay aşık oldum ben" diyen insan "ay ben x kişisiyle çok öpüşmek, yalaşmak ve seks yapmak istiyorum" diyor aslında yani aşk üçlemesinin ilk ayağını yaşıyor. evet.
romalıların seksi bedavaya getirmek için uydurdukları şeydir.
(bence değil)
Seksin adını aşk koydular.
Yatmanın, kalkmanın adını aşk koydular.
Canları çekmeyince aşkım bitti oldu.
yalanlarla, oyunlarla dolu olan; medeniyet sebebiyle seksi meşrulaştırmak için oluşturulmuş yapmacıklıklar kitabı.
Aşk dediğimiz olgu, tamamiyle nöral ağlar ve hormonlardır.
Seks yapma arzusudur temelde fakat dişiyle siz vakit geçirdikçe dişi hakkındaki anılar nöral ağ olarak kazınır beyninize ve bu kodumunun ağları sizi aşık eder.
Az ağ hoşlantı, çok ağ kara sevda olarak adlandırılır.
Nöral ağlar zayıflar fakat çok uzun sürer ; bu da aşk acısı oluyor.
Asla silinmez ; bu da ''eski sevgilimi görünce içim parçalanıyor'' olur.
Aşk dişilerin eliyle yaratıldı...
üreme ihtiyacının zevke dönüştürülmesi sonucu sonra ulan madem bunu yapıyoruz bari hava katalım diye uydurulmuş bir kavramdır.

aşk, konulu pornodur da denebilir. seksi salt mekanik olmaktan çıkarıp ona ruh katar.

insanın her şeyi anlamlandırmasının bir sonucu da olabilir. tabi sakallı filozof amcalar bunu tartışacaktır.
sekse uzanan bir yol.
tüm insanlardan nefret ediyor, her sabah uyandiginda lanet okuyorken hayatta hala daha cok guzel seylerin oldugunu fark etmeyi saglayan duygu. Insani yuzseksen derece degistiren bir mucize. Herkesin basina gercekten gelse bambaska bir dunyada yasiyor olurduk.
"romalı filozofların, seksi bedavaya getirmek için uydurdukları şeydir" derdi bir arkadaşım.
Sonunda seks olan şey.
Seksin kılıflalmış yontulmuş halidir.
seks...
metafiziğini yapmak bana düşmez ama insanın var olduğu andan itibaren kendisine en çok atıfta bulunulan duygulardan - ya da her neyse- biri olması, kendisi hakkında birkaç bir şey söylememizi gerektirir.

aşkın serüveni de tıpkı diğer ideler/kavramlar/olgularda olduğu gibi bulunduğu ya da yaşandığı çağın akılsallığına ( bu ifade bulunduğu döneme göre değişir aslında ama yazının iyiliği için s*tir edelim) göre biçimlenmiştir ve farklı şekillerde açıklanagelmiştir. bi' dönem popüler olan düşünce, aşkın evrimin seyri gereği insanlarda verili bir mekanizma olarak bulunan bir araç olduğu idi. ( bu hala bazı çevreler için geçerli bir düşünce.) insanın devamlılığını sağlayacak bir şeye, çağdaş insanın kendisinin hayvandan daha fazlası olduğuna yönelik güçlü inancı sebebiyle, değişik anlamlar yüklenmesi durumu yani. diğer bir deyişle, insanın sadece türün devamlılığını sağlamak suretiyle pragmatik ve duygusuz çiftleşme eyleminde bulunmayı onun insan olarak onurunu/saygınlığını ayaklar altına alan bir durum olarak aşağılaması. zaten bireyin evrimin parçası olarak bu tarz bir rolün dolaysız bilincinde olduğunu söylememiz de pek mümkün görünmüyor. yani kimse " dur ya,çok sağlıklıyım, neden genleri en az benim kadar temiz biriyle birlikte olmuyorum ve sonra çocuk yaparak türün devamını sağlamıyorum?" gibi retorik bir soruyu kendisine sormuyor. bu gerçeklik, değer üreten, sanatla uğraşan, psişik ve tinsel bir varlık olarak kendisini konumlandırabilen ve kendisi hakkında tefekkürde bulunabilen bir insanın bilinçaltına itilir. doğal olarak da aşk her zaman için bize biçilen evrimsel rolümüzden fazlası olarak görülür. romantik ilişkilerdeki problemlerde, bu durumun kadın ve erkek rollerindeki tezahürü olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. ilişkinin dinamiğini etkileyen tek faktör elbette sadece bu değildir. ( çocukken, anne-babadan sandığımızdan daha fazla etkileniyoruz ve aşk tasavvurumuzu oldukça şekillendiriyorlar.) kadının daha duygusal,anaç, geçmiş-geleceğe takıntılı olması karşısında erkeğin daha az duygusal, daha sonuç odaklı, cinselliğe düşkünlüğü ve diğer tüm cinsiyetçi saptamalar aslında az önce değinilen durumun insandaki etkileridir. insanın fizyolojisine daha yakından bakılırsa, hissedilen duyguların ve ya hastalıkların beyindeki kimyasalların miktarlarına bağlı olarak değiştiği gerçeği de hatırlanacaktır. bazı kimyasalların diğerlerine göre fazla olup olmaması düşünme şeklimizden tutalım, içerisinde bulunduğumuz psikolojik rahatsızlığa kadar etkiler. bütün bunların ışığı altında gerçekten "aşk" denilen şeyden bahsedebilir miyiz? bizi piyon olarak kullanan evrimden ve hormonlar/kimyasallarımızdan bağışık; filmlerde, şiirlerde her yerde bahsedilen o duygunun olanağından bahsedebilir miyiz? bir insan başka birini gerçekten sevebilir mi?

ben aşk'a inanmıyorum. özellikle insanlara baktığımda, birlikte oldukları insanları sanki onların yerine başkalarını koysalar da fark etmeyecek şekilde sevdiklerini düşünüyorum. yani sevilen şey beden, içindeki değil. kimsenin yeri doldurulamaz değil gibi davranıyorlar. sevgi var, ama nesnesi hep değişiyor. o zaman o ulvi, mutlak, yüce duygunun vücut bulduğu insanların önemi yoksa, neyi seviyoruz biz?

heteroseksüel ilişkilere nedense yukarıda üstünkörü değindiğim fizyolojik eğilimlerin kendilerine yer edinmeleri olarak bakıyorum. bir insanın sevmesinin ilk nedeni, kalkış noktası, o kişinin karşı cinsten olması. cinsiyet, en önemli faktör salt aşk'ı lekeleyen. bir erkeğin, gay olmadığı halde, konuşurken aşırı derecede etkilendiği kişinin aslında erkek olduğunu fark ettiğinde soğuması cinsimizin, aşkın önüne geçtiğini gösteriyor. benim savunduğum ise, bir bedene sokulmamış, şekilsiz, kişinin kendindeki-şey'inde olan her ne ise, ona yönelmektir. " ne yapah yani, insanların cinsiyetine bakmadan nası' konuşabiliriz? cinsiyetsiz insan olur mu ki? cinsiyeti sen, kişiden nası' ayrı bir yere koyabilirsin ki? o karmaşık, devingen varlığımızın bir parçası olduğu halde, onu nasıl koparabilirsin ki?" diyebilir insan. haklıdır da. .fakat benim aşk anlayışım, insana bir başkaldırı aslında. homoseksüel olmadığımız halde, kendi cinsimizden olana sırf o kişi olduğu için aşık olabilme olasılığına şans vermek benim derdim. bunun imkansızlığındandır ki, ilişkilere inanmıyorum. yerime başka birisinin kolaylıkla geçebileceği ilişkilere inanmıyorum. ruhların dansına inanıyorum. tanımaya, hep soru sormaya, gerçek cevaplar vermeye inanıyorum. cinsiyet, ırk, yaş, meslekten bağımsız etkileşimlere inanıyorum. karşımda, tanıştığım noktadaki haliyle kalan birine değil, sürekli büyüyen ( ya da küçülen) bir insanın olduğu düşüncesiyle var olmaya inanıyorum. o kişiye "eşlik etmeye" inanıyorum, "onunla olmaya" değil. weekend isimli filmde ana karakterlerden biri çok güzel bir şeyden bahseder. (aşkla alakası yok) değindiği şey, insanın sabit kalmadığı gerçeğinin görüştüğümüz insanların aklında kaldığımız şekliyle çelişmesidir. yıllar sonra lise arkadaşlarınızla görüştüğünüzde onlar size sanki hala lisedeki sizmişsiniz gibi davranır. adeta değişme şansı tanımaz. filmdeki adam da bu anlamda o arkadaşları urgana benzetir. boynumuza yapışırlar ve bizim sürekli eski halimizde kalmamıza sebep olurlar. hala aynı müzik zevkimizin olduğunu düşünürler. hala aynı politik düşüncede olduğumuzu iddia ederler. nası' da sizi boğar, hatırlayın o ortamları. "ulan değiştim ben" diye haykırmak istersiniz ama olmaz. aşk ilişkilerinde de tanışılan kişinin ilk noktadaki haline yapılan göndermeler yüzünden, bireyler kendilerini mahkum gibi hissederler. sonra yeni biriyle tanışırsınız, yeni bir sayfa. kendinizi yeniden yaratma fırsatı tanır size. sabahları ne gıcık bir mahluk olduğunuzu bilmeyen yeni biri. bunun çekiciliği de "aldatma" dediğimiz, ama aslında insanın ele avuca sığmaz doğasının sonucundan başka bir şey olmayan duruma düşmemize sebep olur. işin özü, neden sevdiğimizi, kimi sevdiğimizi ve ilişki sürecinin bu giriftliğini göz ardı etmememiz gerekiyor.
seks'tir.
Sanırsam fotoğrafta bir meme minciklama olayı var. Subliminal bir aşk sekstir mesajı seziyor olabilirim. Ya da ben fesatım. Zeus affetsin.
Yalan şeydir. Aşk değil seks gerçektir.
aşk nedir?
bir elmanın iki yarısı..

Aşk arayanlar kendilerini eksik hissederken, aşıklar bir bütünlük hissiyle dolu olurlar.
bu niçin böyledir?

Platon'un Symposion isimli diyaloğunda Aristofanes insanların her zaman bildiğimiz gibi olmadıklarını söylediği bir yaratılış mitinde bu durumun nedenini açıklıyor. (ciddiyete alınmayacak saçmalık bence)

"insanlar yüzleri dışa dönük iki gövdeden oluşan küresel canlılardı. Her birinin tek kafası, zıt taraflara bakan iki yüzü, dört ayağı, dört kolu, dört eli vardı. O zamanlar üç cinsiyet vardı, iki değil.
ilki iki erkek vücudunun bir araya gelmesinden oluşanlar güneşin çocukları, ikincisi iki kadın vücudunun bir araya gelmesinden oluşanlar dünyanın çocukları ve üçüncüsü her ikisinden de birer tane olanlarsa ayın çocuklarıydı. Bu garip yaratıklar ileri ya da geri yürüyebiliyorlar ya da taklalar atarak giden akrobatlar gibi oldukça hızlı bir şekilde ilerleyebiliyorlardı. Fakat hadlerini aşarak muhafızlarla dövüşmek üzere Olimposa tırmanmaya çalıştılar. Bu Zeusu hiç memnun etmemişti, ceza olarak her birini ikiye böldü. O günden beridir, insanlar diğer yarılarına özlem duyuyorlar. Erkek vücuttan ayrılan erkek yarım eş cinsel erkeğe, kadın vücuttan ayrılan kadınlar lezbiyenlere, her birinden birer tane olandan ayrılanlarsa heteroseksuel oldular. Bu parça canlılar kayıp yarılarını bulduklarında, bir daha asla onları kaybetmek istemezler. Büyük bir sevinçle bir araya gelip, bir bütün olurlar.."
Seks gibi birşey.
seks yapmak ve buna da kılıf bulmak isteyen kızların uydurduğu sözde terim.
Seks yapmaya gidilebilecek en uzun yol.
En kisasi para odemek.
Ortasi evlilik.
Günümüzde gittikçe ütopik bir duygu olarak yerini almaktadır. Yanlış zamanda yaşıyoruz azizim keşke seksenlerde falan yaşasaydık da tatsaydık dediğim.
karşınızdakini bulunmaz hint kumaşı sanmanızla, salak olduğunuzu anlamanız arasındaki zaman aralığı, ve sanırım bu durum şeyden oluyo, şekspirin dediği gibi, hayaldeki ruh, beğenilen vücuda konuluyo ve bunun aşk olduğu sanılıyo
Aşk mı? Ne aşkı allasen. Bu devirde aşık olduğun kişi senin aşkınla dalga geçiyor.

Seks önemli ama. Onu herkes istiyor. Aradığımız gerçek budur toplum olarak. Dağılabiliriz şimdi.
© copyright 2005 - 2026