bugün
- kısa saçlı hatun çekiciliği4
- yazarların pahalı zevkleri3
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek13
- true'ya arkadan sahip olmak11
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını4
- kıskanılmak vs kıskanmak3
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- ya varsa2
- ankaradaki çıkılamayan yokuş6
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı8
- tanga neden giyilir11
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- son gün aslan burcu olmak4
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı10
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- rodi çelik bilekin oğlu mu2
- nesrin cavadzade9
- zayıflama iğnelerinin yasaklanması gerekliliği3
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet4
- sedat bey birader pekmez bey reyiz3
- arkadaşlar uyudunuz mu2
- hayatın renginin kalmaması7
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- yengeç burcu erkeği sinsiliği3
- lüle kebabı4
- sözlükte harp gemisi gibi durmak2
- erkek arkadaşının giyimine karışmayan kız4
- evlenmemeyi başarı olarak görmek8
- ispanya3
- yalnız yaşamak6
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- vajina yalarsam her şey düzelecek inancı2
- namus takıntısı olan erkek17
- şarabi marsilya kiremiti2
- yahudi fıkraları6
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- ece irtem8
- 15 haziran azerbaycan milli kurtuluş günü3
- ilgisini çekmek için beğendiği erkeğe saldıran kız2
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- slip mayo giyen erkeğin namusu3
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- yeşil burun adaları7
- ezan sesinin gittikçe rahatsız etmesi7
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- koklayarak öpen erkek5
- regl dönemi çirkinliği8
- bisikletle giderken çöpün yanında kitaplar görmek2
entry'ler (38)
bugüne kadar sona ermiş bir ilişkiyi tema ya da çıkış noktası olarak benimsemiş birçok popüler albüm görmüştür rock müzik tarihi.
disintegration'ı bunların arasından sıyırıp gelmiş geçmiş en büyük albüm yapan ise o temayı romantize etmekten bir hayli uzak bir şekilde, yabani bir cansızlık suretiyle kendini belli eden o sona yaklaşmış olma gerilimini olabilecek en net biçimde dinleyiciye sunmasıdır. sahip olduğu bu tuhaf yoğunlukla bulutların üzerine çıkmadan da aşkın anlatılabileceğini kanıtlamıştır. kendi dünyamda.
disintegration'ı bunların arasından sıyırıp gelmiş geçmiş en büyük albüm yapan ise o temayı romantize etmekten bir hayli uzak bir şekilde, yabani bir cansızlık suretiyle kendini belli eden o sona yaklaşmış olma gerilimini olabilecek en net biçimde dinleyiciye sunmasıdır. sahip olduğu bu tuhaf yoğunlukla bulutların üzerine çıkmadan da aşkın anlatılabileceğini kanıtlamıştır. kendi dünyamda.
(bkz: robert smith)
public image ltd.'in kısaltması olarak çok da geniş olmayan içinde bulunduğum çevrelerce bilinen şey... kısaltma.
her ne kadar uyuşturucudan ölse de, her ne kadar testesteron kurbanı olarak ölse de, her ne kadar megalomanlığı nedeniyle ölse de, yok olmasına 5 (beş) sene kalmış dünyada bir umut çağrısı yapmış çok mülayim bir kişidir.
havai fişek değilse havai rokettir. nitekim ikisi de parlar, ikisi de uçar, ikisi de çocukların hayalinde büyüklerin imkansız olarak gördüğü sevgi çiçeklerinin sayısız suretinden biri olabilir. onlar çocuktur.
o değil de, şu postmodern diye adlandırılan hem-absürd-hem-de-hayatın-içindeki-reel-sür-real-dünya'ya, ister-iyi-ister-kötü-şartlar-sağla, bir çocuk getirmenin bir cinayetle eşdeğer olduğunu anlatabileceğin bir ortam, bir dünya... işte bir çocuğun bile imkansız göreceği şey bu'dur, ya da değildir.
baş-bash-bakanın "en az üç çocuk yapın lan anasını-alıp-gidenler" diye bağırarak kustuğu bir ortamda boşa giden bir yakarışı barındıran başlıktır.
o değil de, şu postmodern diye adlandırılan hem-absürd-hem-de-hayatın-içindeki-reel-sür-real-dünya'ya, ister-iyi-ister-kötü-şartlar-sağla, bir çocuk getirmenin bir cinayetle eşdeğer olduğunu anlatabileceğin bir ortam, bir dünya... işte bir çocuğun bile imkansız göreceği şey bu'dur, ya da değildir.
baş-bash-bakanın "en az üç çocuk yapın lan anasını-alıp-gidenler" diye bağırarak kustuğu bir ortamda boşa giden bir yakarışı barındıran başlıktır.
drive-in saturday... david bowie'nin fütürist ve paranoyak bir nostaljiden yarattığı bir şarkısıdır.
şarkıda anlatılana göre dünya kıyamet-vari bir felaket yaşamıştır ve insanlar yeni yeni kendilerine gelmeye başlamışlardır. fakat nasıl sevişileceğini unuttuklarından dolayı üreyememektedirler. seks nasıl yapılır öğrenebilmek için bir açık hava sinemasında eski porno filmleri izlemeye koyulurlar. bowie de o ortamda buddy adında bir oğlan ile sevdiği kızın hikayesini anlatmaktadır.
şarkı 1973 tarihli aladdin sane albümünde bulunur.
şarkıda anlatılana göre dünya kıyamet-vari bir felaket yaşamıştır ve insanlar yeni yeni kendilerine gelmeye başlamışlardır. fakat nasıl sevişileceğini unuttuklarından dolayı üreyememektedirler. seks nasıl yapılır öğrenebilmek için bir açık hava sinemasında eski porno filmleri izlemeye koyulurlar. bowie de o ortamda buddy adında bir oğlan ile sevdiği kızın hikayesini anlatmaktadır.
şarkı 1973 tarihli aladdin sane albümünde bulunur.
yapım eki alan sözcüğün başlı başına bir yapıya dönüştüğü için kesme işareti barındırmayacağını bilmeyen mesih başlığıdır.
iyelik eki olan "-ki" ile bağlaç olan "ki" arasındaki ayrımı bilmeyen mesih başlığıdır.
şahsımı işaret eden insan tipidir. (şahsen hiçbir etnik veya her neyse gruba karşı beslenen kini anlamam.)
(sözlükteki mesihler tarafından "yok" olarak tanımlanmamı "amin" diyerek karşılıyorum.)
(sözlükteki mesihler tarafından "yok" olarak tanımlanmamı "amin" diyerek karşılıyorum.)
eğer doğruysa, osmanlı'yı hayatının sikinde birinde bile aklına getirmeyen kişiye ne olacağı bunu savunan mesihler tarafından bu platformda açıklanmalıdır. nitekim, "sen de osman da umrumda değilsiniz" diyenlerin sayısı azımsanacak kadar fazladır.
çünkü, içlerinde olmaktan dolayı gurur... aslında özel bir şey hissetmiyorum.
çünkü, içlerinde olmaktan dolayı gurur... aslında özel bir şey hissetmiyorum.
aşık olduğu insana aşkını itiraf eden, cevap için bir adet miladi takvim parçasını bekleyen müslümandır. aklında ne isa vardır ne de muhammed. uğruna kanadığı şeyin bu dünyadaki yansıması bir isevi takvim yaprağında yaşanacağı için, iki bin nokta noktayı kutlamakta, "dilemekte" mahsur görmez. nitekim filistin'de çocuklar ölmektedir, ortada ne isa vardır ne de mohammed.
her ne kadar tipik bir mehterancı klişesi gibi dursa da, aslında doğru olan bir adet ifadedir. tıpkı anarşizmin bir ideoloji değil de bir durum olması gibi, bu da ideolojilerin ötesinde bazı anlamlar içerir. nitekim ortada kan vardır, çocukların kanı. ne olursa olsun, mehteran tarihçilik ya da bir başkası, bu çocukları kurtarmayı başaracaksa, uğurlar olsun.
pil döneminde çürük johnny john lydon olarak bilinmeyi tercih etmiştir. ilk baştaki kadrosunda eski the clash gitaristi keith lavene ve daha önce bas gitarı eline bile almamış olmasına rağmen vicious'ın aksine doğuştan bir yetenek olduğunu belli eden jah wobble vardır. öyle ki bu bas gitarist grubun ilk albümünü kendi başına götürmüştür.
sunucunun üzerine işediği bir televizyon programında "artık rock'N'roll kilise gibi oldu. bir tarafta sahnedekiler, diğer tarafta onlara tapan asalaklar. halbuki dinleyici ve müzisyen arasında bir bariyer olmamalı" tarzında laflar eden lydon, muhtemelen bu grupta sex pistols'ta yaptıklarından daha ilerisini hedeflemiştir. fakat sonuç maalesef hüsran olmuş, bizim çürük johnny de sistemin oyuncağı olmuştur. bunda uyuşturucunun etkisi büyüktür.
ne olursa olsun, pil galiba en zor post-punk grubudur.
sunucunun üzerine işediği bir televizyon programında "artık rock'N'roll kilise gibi oldu. bir tarafta sahnedekiler, diğer tarafta onlara tapan asalaklar. halbuki dinleyici ve müzisyen arasında bir bariyer olmamalı" tarzında laflar eden lydon, muhtemelen bu grupta sex pistols'ta yaptıklarından daha ilerisini hedeflemiştir. fakat sonuç maalesef hüsran olmuş, bizim çürük johnny de sistemin oyuncağı olmuştur. bunda uyuşturucunun etkisi büyüktür.
ne olursa olsun, pil galiba en zor post-punk grubudur.
bir aşk şarkısının ulaşabileceği en üst noktalarda gezinen, bir tarafına a letter to elise'in kazındığı buzdan buharlaşmış camın en parlak yüzeyini oluşturan, wish döneminden bir the cure kaydıdır.
rock müzik tarihinin en "ominous", yani uğursuz ve meşum hisleri barındıran şarkısıdır. disintegration'da yağmur temasının açılışını yapan prayers for rain'den önce gelerek albümdeki gerilime dineyicinin aşina olmasını sağlar.
nitekim tüm cure tarihi içinde gitarların en sert olduğu şarkılardan biridir. bastaki yükseklik ve klavyenin soğuk tınıları, robert smith`in kendi varlığına lanet okuyan sözleriyle çok muazzam bir uyum içerisindedir.
ardından gelen dörtlü kombonun (prayers for rain - the same deep water as you - disintegration - homesick) ortak yönleriyle birlikte ele alınca, ürkütücü olduğu anlaşılacaktır.
nitekim tüm cure tarihi içinde gitarların en sert olduğu şarkılardan biridir. bastaki yükseklik ve klavyenin soğuk tınıları, robert smith`in kendi varlığına lanet okuyan sözleriyle çok muazzam bir uyum içerisindedir.
ardından gelen dörtlü kombonun (prayers for rain - the same deep water as you - disintegration - homesick) ortak yönleriyle birlikte ele alınca, ürkütücü olduğu anlaşılacaktır.
düşüşümüz bugüne kadar hiç onun gibi anlatılmadı. hepimizin aynı anda istisna barındırmadan düşerken verdiği pozun renkleri, zıtlıkları, yozlaşması ve parlaması; bunların hepsi düşüş edebiyatının üst-teması oldular. ama eliot bu düşüş resmine kendi kanını ekleyip acı çeken ruhları birleştiren, içeriden yanan bir beden olarak dokununca eriten şiirleriyle, bu son düşüşün güzel görünmenin yanına bile yaklaşamayağını göstermiştir.
"çorak ülke" kanın şiiridir.
"çorak ülke" kanın şiiridir.
"hayali üçlü"nün o içten amatör ruhlarıyla yaptığı, mükemmelikten uzak olsa da sıcaklığını belli eden ilk maceralarından bir sene sonra çok daha güçlü bir şekilde "biz de varız" dedikleri the cure albümüdür.
bu albümle three imaginary boys'un tipik punk/post-punk yapısı, yerini bas ağırlıklı ve atmosfer alt-yapılı, daha deneysel bir sese bırakmıştır. robert smith'in varoluşçuluktan ciddi bir şekilde etkilenmiş olduğu gerçeği zaman zaman bu albümde kendisini belli eder.
bu albümle three imaginary boys'un tipik punk/post-punk yapısı, yerini bas ağırlıklı ve atmosfer alt-yapılı, daha deneysel bir sese bırakmıştır. robert smith'in varoluşçuluktan ciddi bir şekilde etkilenmiş olduğu gerçeği zaman zaman bu albümde kendisini belli eder.
tam anlamıyla bir geyik muhabbeti konusudur.
marshall mcluhan'ın ünlü teoremi "araç mesajdır"ın da ifade ettiği gibi, insanın beğenilerinde ve perspektifinde tamamen özgür olabilmesi ne yazık ki bu bilgiye bazen çarpık bir şekilde sınırsız ulaşılabilen dünyada pek mümkün değildir. bilgiye ulaşmak her zaman iyidir, fakat doğru aracın kişinin karşısına çıkması tamamen şansa kalmış bir şeydir.
işte bu sebeple "okunması gereken kitaplar" şeklinde başlayan "ben bilirim"ci yargılar geyik muhabbetinden öteye gitmez. aslında böylesi daha güzeldir.
marshall mcluhan'ın ünlü teoremi "araç mesajdır"ın da ifade ettiği gibi, insanın beğenilerinde ve perspektifinde tamamen özgür olabilmesi ne yazık ki bu bilgiye bazen çarpık bir şekilde sınırsız ulaşılabilen dünyada pek mümkün değildir. bilgiye ulaşmak her zaman iyidir, fakat doğru aracın kişinin karşısına çıkması tamamen şansa kalmış bir şeydir.
işte bu sebeple "okunması gereken kitaplar" şeklinde başlayan "ben bilirim"ci yargılar geyik muhabbetinden öteye gitmez. aslında böylesi daha güzeldir.