bugün
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz12
- götten bacaklı erkek4
- bu saatte uyanan insanın amacı4
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- supangle ve puding in farkları3
- mantı13
- sarapci koala65
- habire1221
- kısa ve vurucu yazmak6
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- gün tabağı6
- apo piçtir piç kalacak8
- sözlükte fosilleşmek6
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- ellerim bos gonlum hos29
- filenin sultanları yarı finalde8
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- arif kocabıyık16
- deniz gül6
- bir bela geliyor8
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- silver ile evlenecek erkek52
- lahmacun9
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci8
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- devlet bahçeli8
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- insan olmaya ceyrek kala15
- saraca096
- ben sizin anonim11
- skoda fabia alınır mı5
- duş alıp uyumak2
- silvermist9
- doların sadece türkiye de yükseldiğini sanan solcu4
- keloğlanın sultanın kızına kafayı takması4
entry'ler (72)
hangi filmin en az izleneceğini tahmin etmekte uzmanlaşmış nesildir.
türk kızlarımızın ıslak rüyalarındaki sakallara benzemeyen sakallardır. hayal kırıklığı içerir.
sinemada çok ciddi bir çeviri hatasına rastladığım filmdir.
---spoiler---
Adult Pi Patel: So which story do you prefer?
Writer: The one with the tiger. That's the better story.
Adult Pi Patel: Thank you. And so it goes with God.
Writer: [smiles] It's an amazing story.
bu kilit diyalogda eleman "so it goes with god"ı yanlış hatırlamıyorsam "tanrı da o hikayeyi tercih ediyor" diye çevirmiş. gel gör ki bu çeviri hatası izleyiciyi filmin mesajından bi hayli uzaklaştırıyor.
Pi'ın hikayesinin filmin başından beri tanrıya inandıracak bir hikaye olduğunu düşünüyoruz. Film bunu iddia ediyor.
Ve malum diyalogda geçen mevzu şuydu, ilk hikaye tamamen fantastik, içine tanrının dahil olduğu, inanılması zor bir hikaye. ikinci hikaye ise içinde sadece insanların olduğu acımasız bir hikaye. haliyle gerçek olan ikinci hikaye olsa da herkesin tercih edeceği ilk hikaye oluyor. çünkü, başlangıcı ve bitişini bildiğin, gerisini bilmediğin bi hikaye varsa önünde, istediğine inanabilirsin ve insanlar da haliyle acımasızlığın çıkarıldığı, çekilen acının bir sebep için çekild,ğine inanılan ilk hikayeyi seçiyor.
şimdi gelelim diyaloğa
pi "so it goes with god" derken, "tanrı da böyle işte" diyor.
yani, tanrıya inanmak bir seçim. doğuyoruz ve ölüyoruz. savaşlar görüyoruz, öldürüyoruz, aşık oluyoruz, sevdiklerimizi kaybediyoruz... tanrının varlığı ise bir muamma. ne olduğu kanıtlanabilir, ne olmadığı. bu durumda iki hikaye var önümüzde:
birincisi; tüm bu doğumlar ölümler bi sebep için, aşık olmamız bi nedenden ötürü, sevdiklerimizi kaybediyoruz ve sabrediyoruz, tanrı istediği için, doğada olanların hepsi tanrının gözetiminde ve isteğiyle oluyor.
ikincisi; insanlar doğuyor, ölüyor ve hepsi bu kadar. dünya acımasız, sevdiğin birinin ölümünü izleyebilirsin. bunun tam anlamıyla bir sebebi yok. adaleti sağlayacak üstün bi güç yok. acımasız bir dünya ve sonrasında hiçlik. dostoyevski ve camus'nun romanları gibi.
ve film soruyor, sen hangi hikayeyi seçiyorsun?
tanrı'ya inanmayı mı,
yoksa acımasız ve sahipsiz bir dünya'yı mı?
---spoiler---
güzel filmdir.
---spoiler---
Adult Pi Patel: So which story do you prefer?
Writer: The one with the tiger. That's the better story.
Adult Pi Patel: Thank you. And so it goes with God.
Writer: [smiles] It's an amazing story.
bu kilit diyalogda eleman "so it goes with god"ı yanlış hatırlamıyorsam "tanrı da o hikayeyi tercih ediyor" diye çevirmiş. gel gör ki bu çeviri hatası izleyiciyi filmin mesajından bi hayli uzaklaştırıyor.
Pi'ın hikayesinin filmin başından beri tanrıya inandıracak bir hikaye olduğunu düşünüyoruz. Film bunu iddia ediyor.
Ve malum diyalogda geçen mevzu şuydu, ilk hikaye tamamen fantastik, içine tanrının dahil olduğu, inanılması zor bir hikaye. ikinci hikaye ise içinde sadece insanların olduğu acımasız bir hikaye. haliyle gerçek olan ikinci hikaye olsa da herkesin tercih edeceği ilk hikaye oluyor. çünkü, başlangıcı ve bitişini bildiğin, gerisini bilmediğin bi hikaye varsa önünde, istediğine inanabilirsin ve insanlar da haliyle acımasızlığın çıkarıldığı, çekilen acının bir sebep için çekild,ğine inanılan ilk hikayeyi seçiyor.
şimdi gelelim diyaloğa
pi "so it goes with god" derken, "tanrı da böyle işte" diyor.
yani, tanrıya inanmak bir seçim. doğuyoruz ve ölüyoruz. savaşlar görüyoruz, öldürüyoruz, aşık oluyoruz, sevdiklerimizi kaybediyoruz... tanrının varlığı ise bir muamma. ne olduğu kanıtlanabilir, ne olmadığı. bu durumda iki hikaye var önümüzde:
birincisi; tüm bu doğumlar ölümler bi sebep için, aşık olmamız bi nedenden ötürü, sevdiklerimizi kaybediyoruz ve sabrediyoruz, tanrı istediği için, doğada olanların hepsi tanrının gözetiminde ve isteğiyle oluyor.
ikincisi; insanlar doğuyor, ölüyor ve hepsi bu kadar. dünya acımasız, sevdiğin birinin ölümünü izleyebilirsin. bunun tam anlamıyla bir sebebi yok. adaleti sağlayacak üstün bi güç yok. acımasız bir dünya ve sonrasında hiçlik. dostoyevski ve camus'nun romanları gibi.
ve film soruyor, sen hangi hikayeyi seçiyorsun?
tanrı'ya inanmayı mı,
yoksa acımasız ve sahipsiz bir dünya'yı mı?
---spoiler---
güzel filmdir.
hastası olduğum ve izlediğim en iyi dizilerden biridir de aklıma takılan bir şey var, uykularım kaçıyor...
1. sezon spoiler
bu peggy nasıl 9 ay hamile olduğunu anlamayabilir lan. bi kere regl olmaması lazım 9 ay boyunca, karnı şişecek, tekmeleyecek falan. kadın doğumla alakalı bilmediğim bi hadise mi var lan. o zamanlar öyle mi doğuyormuş ya da. aydınlatın bi beni nolur!
1. sezon spoiler
bu peggy nasıl 9 ay hamile olduğunu anlamayabilir lan. bi kere regl olmaması lazım 9 ay boyunca, karnı şişecek, tekmeleyecek falan. kadın doğumla alakalı bilmediğim bi hadise mi var lan. o zamanlar öyle mi doğuyormuş ya da. aydınlatın bi beni nolur!
kara kitap'ı okuduktan sonra, zamanında "türklere laf attı da nobel aldı pis, kaka" benzeri cümleler kurduğumuz için üzüldüğüm. türk insanının hüznünü, mutluluğunu, heyecanını, heyecansızlığını, yalnızlığını, kaybolmuşluğunu herşeyini çok iyi bildiğini yeni yeni farkediyorum. ama galiba normal bizi en iyi tanıyanlara bok atmamız.
kitap şöyle başlıyor,
"epigraf kullanmayın,çünkü yazının içindeki esrarı öldürür." Adli
"Böyle ölecekse, öldür o zaman sen de esrarı, esrar satan yalancı peygamberi öldür." Bahti
(bkz: epigraf)
orhan pamuk böyle başlayıp, sonra her bölümde epigraf kullanıyor.
baş karakterin peşinde olduğu esrar ile alakalı müthiş bir kitap.
"epigraf kullanmayın,çünkü yazının içindeki esrarı öldürür." Adli
"Böyle ölecekse, öldür o zaman sen de esrarı, esrar satan yalancı peygamberi öldür." Bahti
(bkz: epigraf)
orhan pamuk böyle başlayıp, sonra her bölümde epigraf kullanıyor.
baş karakterin peşinde olduğu esrar ile alakalı müthiş bir kitap.
gecikmiş babadır. kız doğmadan takmalıymış kondomu.
kızlar teklif ederdi.
trainspotting ile düzeni yeren danny boyle bu filmde tükürdüğünü yalamıştır birazcık. ama film iyi filmdir.
"ankara'nın en çok eve dönüşünü seviyorum."
-"tamam o zaman dönüşte uğrarım" cevabı ile karşılayabileceğiniz atak. yalandan kim ölmüş.
hiç unutmam, mahallenin abileri beni ateri kasedi(goal 3) almaya çağırmıştı.annem izin vermedi dört yol ağzı orası gidemezsin kendi başına diye ama pederden bi şekilde kaptık izni. gece sağa dön, sola dön, uyuyamadım. düşündüm acaba dört yol ağzı nasıl bişeydir diye. dört yol ağzını gördüğümde tamam dedim oğlum burayı da gördün, bu sefer büyüdün galiba.
ulan ne yersiz bir sevinçmiş o. büyüdük de noldu ağzını kırayım, şimdi hangi dört yol ağzı, hangi şehir uyutmuyor bizi. o zaman büyüyorduk, şimdi yaşlanıyoruz. rezil bir şey anlayacağın büyümek sözlük.
ulan ne yersiz bir sevinçmiş o. büyüdük de noldu ağzını kırayım, şimdi hangi dört yol ağzı, hangi şehir uyutmuyor bizi. o zaman büyüyorduk, şimdi yaşlanıyoruz. rezil bir şey anlayacağın büyümek sözlük.
milka gofretin yeri de pek bir başkaydı.
girişimcilerin büyük bir kısmının sonu. hayalleri törpülemek lazım. ama (bkz: yapma demiyorum kobi olarak yine yap)
insanlığın varoluşundan beri birçok ideoloji ortaya çıkmış her biri teker teker geçerliliğini ve uygulanabilirliğini yitirmiştir. kemalizm de elbet bu ideolojiler gibi bir gün tarihe karışacaktır. önemli olan bir devleti sadece tek bir ideoloji üzerine inşa etmemektir ki bu ideoloji gittiğinde devletin ayakta kalabilsin.
türk ırkının diğer birçok ırktan üstün olduğunu, tüm halkına bunu benimsetmek amaçla kurmuş olduğu kurumların haddi hesabı olmadığını, bunun için güneş dil teorisi gibi teorilere sahip olduğunu, kimlerin türk olup kimlerin olmadığını anlayabilmek için türkiye çapında kafatası şekillerini incelettiğini, çook ama çook eskilerden birçok topluluğun türk olduğunu iddia ettiğini, türküm diyebilenlerin çok mutlu olduğunu iddia ettiğini bilen insanlar şunu da bilir ki atatürk milliyetçidir. buna ilaveten dönemine has garip bir milliyetçilik anlayışı vardır. ama bu utanılacak birşey değildir. valla. kimisi milliyetçiliği kendi ideolojisi olarak benimser, kimisi ise milliyetçiliği mantıklı bulmaz.
o dönemde milliyetçiliğin pek bir tutulur olduğu doğrudur. lakin o dönem tıpkı milliyetçilik gibi faşizm de revaçtadır. hitler, mussolini gibi faşist ve milliyetçi liderler o dönemde çok sevilmiş ve benimsenmişti ama günümüzde kendi ülkelerinde dahi birçok insan onları kinle ve nefretle anar. diyeceğim o ki eğer dönemin gereklerine göre milliyetçilik ideolojisi haklı çıkacaksa, bunun en katı uygulayıcısı hitler de artık mezarında rahat uyuyabilir. atatürk bu ideolojiyi hitler kadar katı uygulamamışsa da, 1930 ile 1938 yılları arasında çalışmalarının hatırı sayılır bir kısmı milliyetçilikle alakalıdır. eğer ki milliyetçilik anlayışını benimsiyorsan atatürk'e hakkını verirsin, yok benimsemiyorsan onu haksız bulma gibi bir özgürlüğün vardır. çok kitap okusan da vardır, okumasan da vardır.
o dönemde milliyetçiliğin pek bir tutulur olduğu doğrudur. lakin o dönem tıpkı milliyetçilik gibi faşizm de revaçtadır. hitler, mussolini gibi faşist ve milliyetçi liderler o dönemde çok sevilmiş ve benimsenmişti ama günümüzde kendi ülkelerinde dahi birçok insan onları kinle ve nefretle anar. diyeceğim o ki eğer dönemin gereklerine göre milliyetçilik ideolojisi haklı çıkacaksa, bunun en katı uygulayıcısı hitler de artık mezarında rahat uyuyabilir. atatürk bu ideolojiyi hitler kadar katı uygulamamışsa da, 1930 ile 1938 yılları arasında çalışmalarının hatırı sayılır bir kısmı milliyetçilikle alakalıdır. eğer ki milliyetçilik anlayışını benimsiyorsan atatürk'e hakkını verirsin, yok benimsemiyorsan onu haksız bulma gibi bir özgürlüğün vardır. çok kitap okusan da vardır, okumasan da vardır.
görünce özlediğimi farkettiğim. artık yemediğimden mi? tabi ki hayır. ama bir başkaydı eskiden. o zamanlar sabahleyin kalkmak çok daha kolaydı. uyanır uyanmaz izlenen fred çakmaktaş'lar, jetgiller, tsubasa'lar, şirinler... bir kulağım çizgi filmde iken diğeri sokaktan her an gelmesi muhtemel "pooğçaaaaaaa" sesinde. varsın herkes sağlıksız desin annem çay demleniyor demişse yanına poğaça şart. sıcacık, mis gibi kokusu, ağzında dağıla dağıla, bir yandan tsubasa izleyerek yediğin poğaçanın yerini hangi açık büfe kahvaltı tutar şimdi. kim demişse büyümek güzel diye, gitsin bi çay koysun gelsin, benim poğaçam hazır.
http://vimeo.com/kirstenlepore/bottle
müthiş bir kısa film. bu vaziyet daha iyi nasıl anlatılırmış ki.
müthiş bir kısa film. bu vaziyet daha iyi nasıl anlatılırmış ki.