bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    bir orhan pamuk romanı
    3 ... sharlatan
  2. 2.
    orhan pamuk 'un eski edebiyata göndermeler yaparak, eskinin ışığında yeni bir form ve tarzda yazdığı romanıdır.

    --spoiler--
    romanda baş karakter galip'in kendisini bırakıp giden karısı rüya 'yı ve ortadan kaybolan amcasının oğlu * celal 'i aramakla başlayıp kendini aramaya dönen macerası anlatılır. galip, kendisini kelimelerin arasında bulduğu zaman, yazar galip 'i bırakmış ve romanı sonlandırmıştır.
    --spoiler--
    7 -2 ... yasak merve
  3. 3.
    romanda istanbul boğazının sularının çekilmesi ve kuruyan denizde yeni yaşam alanları oluşmasını anlatan fantastik bir hikaye vardır ki şahanedir.
    2 -1 ... zaknafien
  4. 4.
    Konusu: Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya'yı karlı bir kış günü istanbul'da aramaya başlar. Çocukluğundan beri yazılarını hayranlıkla okuduğu yakın akrabası gazeteci Celal'in köşe yazıları, bu arayışta ona işaretler yollayacak ve eşlik edecektir. Okuyucu, bir yandan her bacası, her sokağı, her insanı başka bir esrarlı alemin işaretine dönüşen istanbul'da Galip'in araştırmalarını ve karşılaştığı kişileri izlerken, bir yandan da bu araştırmaları değişik işaretler ve tuhaf hikayelerle tamamlayan Celal'in köşe yazılarıyla karşılaştır. Eski cellatların hikayelerinden Boğaz'ın sularının çekileceği felaket günlerine, kılık değiştiren paşalardan kültür tarihimizden kalmış esrarlı cinayetlere, karlı gecenin aşk hikayelerinden yüzlerimizin üzerindeki anlamın sırlarına, istanbul'un ücra ve karanlık köşelerinde gülünç ve tuhat kişilerine, yakın tarihimizden günlük hayatımızın unutulmuş ve şaşırtıcı ayrıntılarına kadar uzanan bu araştırma, Galip'i hem kayıp karısına, hem de hayatımızın içine gömüldüğü kayıp esrara doğru çekecektir.
    2 -2 ... kehribar
  5. 5.
    akıcıdır, bir solukta okunur, farklı farklı diyarlara götürür insanı, okunmalıdır, hem de birkaç kere.
    ... p.stranger
  6. 6.
    bölümler arası bağlantının ne olduğu anlaşılamayan bir sır ile kurulmaya çalışıldığı, her bir bölümü ayrı bir hikaye olarak varsayıp okumanın daha keyifli olduğu kitap.kimliğin sorgulandığı öykünmenin anlatıldığı bölüm etkileyicidir.
    1 ... telashe
  7. 7.
    ikinci kez okuduğum kitaptır. Bu adam bu Nobel'i hak etti mi, yoksa hak_i yeksan mı eyledi gibi bir sorunsal hasıl olmuştur içimde.
    iyidir kitap. Çok katmanlıdır, ama arkadan rastlantıyla okuduğum " Bourges"ten fena halde iz bulmuşumdur.( Alçaklığın Evrensel Tarihi)Günahını almiym şimdi.
    3 -1 ... kiraze
  8. 8.
    (bkz: hepimiz onu bekliyoruz)
    1 ... zinani
  9. 9.
    " eigentlich lernen wir nur aus Büchern, die wir nicht beurteilen können. der autor eines buches, das wir beurteilen können, müsste von uns lernen." j.w. von goethe
    cevirirsek; " işin açıgı, bizler yalnızca degerlendiremedigimiz kitaplardan ögreniriz. degerlendirebildigimiz kitabın yazarı bizden birseyler ögrenmeliydi."

    bu savın kılavuzlugunda kara kitap pervasızca, hesapsız, sorgusuz ve sualsizce ve gördügünüz gibi kanınıza girecek derecede ögrenilen ve ögrenmekle birlikte goethe'nin ögrenmek eylemiyle gönderme yaptıgı, edebiyat, felsefe,bilim ve sanata bulasmıs tüm eylemlere sahip olma haz ve onuruna ve karmasasına ulastıran bir kitap.

    yazdıklarımdan farkettiginiz gibi intihali, intihal yapandan asırmanın verdigi tadı ve buna karsın sonrasında intihal yapıyor diye de eleştirilmenin; ki ben buna gıdıklanmak diyorum, yazarına getirdigi edebi doyumu; insanın kendisi olmaya dayanamamasının iç burkan yanı ve baska birisi oldugunu hissetmenin o anlatılmaz hazzı ve sonrasında "...hayatın en önemli sorununun insanın kendisi olabilmesi ya da olamaması oldugunu..." keşfedenin hikayesini ve basta saydıgım ruh durumlarının nasıl da yer ya da yön ya da anlam degiştirdigini ; mesnevi, binbir gece masalları, hüsn-ü askve "...3.sınıf polisiye romanları..."ndan fırlamıs hikayeleri, "hikayeci degil hikaye" deme duyarlılıgında yazıya aktardıktan sonra, "hikaye anlatamayanların", " sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenlerin, dilsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düsünenlerin, insanların hikayelerini merak etmeyen o kişilerin yüzleri digerlerinden daha anlamlı, daha dolu degil mi?" diye sorduktan sonra köseyazısında roman kahramanı ve simdiye degin okudugu, dinledigi, kulak misafiri oldugu ve aynen aktardıgı ya da degistirip kendi hikayesiymis gibi yeniden anlattıgı tüm hikayelerin önüne işte bunların, "hikaye anlatamayanların hikayesi"ni koyup "en anlamlı" hikayem dedigini; bastan basa baskalarının isimleri, sözleri ve hikayeleriyle dolu bu kitabın nasıl da bastan basa "sehzadenin hikayesi"ni, sehzadenin son dönemlerinde ulastıgı mevkiyi andırarak yazarı gibi koktugunu, dünyada baska kimse, kitap, hikaye yokmuscasına kendisi gibi koktugunu; "istisnasız" her cümlesinin; hem Thomas mann,tolstoy, dostoyevski hatta - benim fikrimce- "nazım hikmet" ve kafka ve divan edebiyatı ve listesi uzadıkca uzayacak yazarları, sairleri hatırlatırken, yukarıda degindigim gibi hic falso vermeden her cümlenin aslında konusmayı ögrenmemeiş bebek cıglıgı ya da istese de ögrenemeyen, ögrenmeyi zaten isteyemeyen bir deli saflıgında ve elde yazılmıs ne varsa hepsini sanki satırı satırına bilip, özümleyip, bildigini de unutma bilgeliginde yazılabilmis oldugunu; osmanlica kelime kullanma furyasına kapılmadan, öz türkçe( neyse?) yazma iddiasında olmadan nasıl da türkçe bilen herkesin rahatlıkla anlayabilecegi çok açık, eksiz süssüz bir türkçe kullanarak da bugün usta diye andıgımız türk edebiyatcılarının sapka cıkarması gereken kendine özgü, iste benim de yaptıgım gibi (tüm klasikleşmiş ve klasikleşecek yazarların basına geldigi gibi) gayet de güzel taklit edilebilecek, taklit etme istegi doguracak, yetkinligi ve kalitesinden süphe duyulmayacak bir dil olusturdugunu; yazarının ileri görüslülük dedigimiz seyi, ilkokul kitaplarından yuttugumuz haliyle yalnızca 'atatürk'ün özellikleri'nden biri olmaktan cıkarıp, bugün yasanan tüm politik sancıları yıllar öncesinde alay ederek, hepsine gülerek yıllar yıllar öncesinde zaten anlatmıs oldugunu, saskınlık içinde ben bu kitapta gördüm... bu saydıklarımı hem cok sevip, hem de bunlardan, kendimi ve cevremdeki bircok kişiyi, zeki ögrencisinin önünde her hareketiyle ezilen, ezildigini hissettikce hırcınlasan ögretmen gibi hissettirdikleri için nefret ediyorum!

    aynı zamanda ben bu kitabı, hayatlarında birkaç kitap okuyup kendilerini edebiyat elestirmeni sanan ukalalar, ukalalıklarından baska ellerinde tutacakları baska sey olmayan "edepsiz eleştiren"ler pervasızlıgında övüyor, göklere cıkartıyor ve yazarının, 'türk edebiyatının yüz akı' edepli edebiyatcılara göre coktan olmus kitabının adını 'kara kitap' koymakla yarattıgı ironiye, hayranlık ve "bunları da mı görecektim?" saskınlıgında, kahkalarla gülüyorum!

    kara kitap şöyle bitiyor: "... hiçbir sey hayat kadar sasırtıcı olamaz. yazı hariç. yazı hariç. evet tabii, tek teselli yazı hariç."

    işte bu yüzden, ey okur, aslında pek de sasırmıyorum...
    6 -1 ... tatyos
  10. 10.
    kapak tasarımı selim cebeci' ye aittir.
    -1 ... cmoslogic
kapat