bugün

bir yann martel romanı ki, sonlarına doğru spoiler'ın kralı olabilecek tek bir paragrafıyla insana edebiyattan zevk almanın ne demek olduğunu hissettirip; üstüne insanı, kurmaca-gerçeklik ilişkisi, edebiyat, hatta bütün sanat üzerine düşüncelere sevk edebilmektedir.
filmi 2012 kasım ayında vizyona girecektir. ilk fragmanı da yayınlanmıştır:

http://www.youtube.com/watch?v=j9Hjrs6WQ8M&feature=player_embedded
herkese okutmaya çalıştığım ender kitaplardan. muazzam bir hayal gücünü büyük bir edebi üslupla birleştirebilen böylesi bir roman çok nadirdir. filminden önce mutlaka okunmalı.
kitabını okumadım.
okuyamadım.
okuyacağım.
okurum.
oku.

ama bir kişi dahA, ''AA, SEN BU kitabı okumadın mı?'' tarzında ezikliğe iterse beni, çok pis olacak. zira, bayıla bayıla beklediğim, sevdiceğim, gözümün nuru film. hatta ne demiş büyüklerimiz; beklenen gün gelecekse çekilen çil...

neyse, demin fragmanını izliyorum; şöyle yaparım. böyle yaparım. filme giderim. baktım havada karada iyi gidiyo 2.ye giderim. hep giderim. hiç çıkmam. evim bellerim. evlenme teklifi ederim, ohh bilet kuyruğundayım, tamam bileti aldım izleyebilirim diye ufaktan bi hayallerime ayar çekiyodum ki, ya filme girmek için bilet almaya gittiğimde gişeci bana;
-''afedersiniz efendim, pi'nin kaderini okudunuz mu? yok yani banane de, kitabını okumayanlara bilet satışı yapmıyoruz. üzgünüz.'' kıvamında, fiziksel olarak minimal zihinsel olarak yıkıcı bi olayla karşılaşırsam diye fellik fellik araştırıp kitabını okucağımdırdandırdır da dır.

evet, film gösterime girmeden heyecan salgılayan hormonlarım kafayı yedi. ne yapacağını bilemiyöre.

zaten bu alanı sırf filmden sonraki anlatma isteğim için rezerve yapmak için şeediyorum. şeeddim.

bu yazı filmi izledikten sonra, film kritiği yerine geçerekten kendini yok edecektir.**
(bkz: bu alana reklam verebilirsiniz)*
imdb top 250'ye 200.sıradan giren film. sanırım bu filmi sinema'da izleyeceğim.
şu günlerde sinemaya gitme sebebidir.

http://www.youtube.com/watch?v=_J3cNY929k4
masalsı, felsefi, çok değişik. mutlaka izlenmesi gereken film.
bir insanın yaşamak için düşmanının varlığına ihtiyaç duymasını, canını alabilecek düşmanını yaşamak için yaşatmak zorunda oluşunu, masalsı ve görsel olarak anlatan, finalinde de "tanrı'ya inanmanızı" sağlayan üç boyutlu filmdir.
görsellik ve bir takım insani mesajlar hoşunuza gidiyorsa mutlaka izleyin denilecek bir filmdir.
izledikten sonra filmle ilgili şöyle bir şey kafamda kesinlikle canlandı:

oscar için hazırlanmış bir yapım.

en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi uyarlama senaryo, en iyi görsel efekt gibi kulvarlarda büyük bir adaydır. en iyi kaplan özel ödülü de verirlerse olur.
güzel filmdir güzel.

gittim, gördüm, geldim. ve diyorum ki; gidin, görün, gelin.
Filme kesinlikle gidin. Beğenip beğenmemek size kalmış ancak bu 3D keyfini kaçırmayın derim ben. Filmde müthiş bir görsel yoğunluk vardı. Belgesel tadında ve tam anlamıyla insanı seyir zevkine ulaştırıyor.

--spoiler--

Filmden bahsetmek gerekirse iki sonlu bir film. Rasyonellik ve gerçek üstü sonlar mevcut. Burada iş seyirciye kalmış. Hangi olay daha mantıklı geliyorsa onu alabilirsiniz. Bana ikinci hikaye çok daha mantıklı/gerçek geldiği için ben o hikayeye inanıyorum açıkçası. Bunun nedenlerine ineceğim. inanç olayına da ayrıca derinlik getirmiş bir film.

1-) Pi kendini kaplanın yerine koyuyor. Biliyoruz ki kaplan bir süre boyunca teknenin gizli kısmından çıkmıyor. Burada kendisi saklanıyordu. Yoksa sırtlanın mevcut olduğu bir yerde kaplan rahat duramaz.
2-) Yine kendisi (yani kaplan) zebra öldükten sonra ona dokunmuyor bile. O derece yırtıcı bir hayvan için bu pek mümkün değil.
3-) Pi kendini kandırıyor. Aşçı, annesini öldürüyor.

Filmin sonunda kaplanın dönmesini çok bekliyor. Ama dönmüyor.. Kaplanın kendi gerçeği olan (aslında kendisinin gerçeği) orman. Orman kendi gerçeği olduğu için dönmüyor. O ormanın gerçekçiliği temsil ettiğini düşünüyorum. Pi dönmedi diye ağlamaya başlıyor. Ancak kendi gerçeğine döndüğü için ağlıyor. Ada ise annesini temsil ediyor. Yaprağın içinde ki dişin sırrı burada. Etobur vurgusu vücudun çürümesini temsil ederken, annesinin dişine geldiğinde yaptığı şeyin kendi içinde felaket olduğunu düşünüyor ve cesedin kalanını denize atıyor, bu da adadan ayrılmanın sembolü. Teknenin içine biriktirdiği mirketler de annesinin vücudunu saran kurtçukları temsil ediyor.

Filmin içinde bolca Pi'nin kaplanla kendisini özdeştirdiğini fark edebiliriz.

--spoiler--

Anlatmak istediklerinin basit kaldığını düşünüyorum konu olarak bu yapımın. Diyaloglarda hayli zayıftı benim gözümde. Beğendim ancak o kadar fazla bir konu derinliği bulamadım. Beklentimi çok üst düzeyde tutmuştum çünkü. inanın bana o görselliği yaşamak için bile sinemaya gidilir.
çok iyi oldu çok da güzel iyi oldu.
Zorla gittim bu filme diyebilirim, dedim. ama iyi ki gitmişim de diyebilirim, dedim.
3d (görseller) güzel eyvallah, felsefe (hikaye) olağanüstü, oyunculuk ve yönetim sevdim...
son dakika gittiğimiz salonda cem yılmaza yer bulamayınca girdiğimiz alternatif film. şans eseri ancak bu kadar güzel bir film izlenebilir. tam bir görsel şölen, yönetmen Ang Lee okadar büyülü bir ortam yaratmış ki izlerken adeta kayboluyorsunuz beyaz perdede. konu çok öyle aman aman sıradışı değil belki ama sunum çok hoş olmuş. zaten imdb de aldığı 8.3 lük puanda bize biraz fikir veriyor.
işin özü ben çok beğendim. fırsatınız varsa sinemada ve 3 boyutlu izleyin.
filmin sonunda yer alan "hayat bizi bir şeyleri sürekli terketmeye yönlendirir, hep terk etme erdemidir" mottosu da hoş olmuş.

izleyin, izletin, vesile olun efem.
Sen insan onlarsa hayvan temasi mukemmel islenmis.
Spoiler
richard parker in fevri hareketleri hop oturup hop kaldirdi, baliklarin oluk oluk gelisi fenaydi, 3 boyutlusu da mukemmeldi be kardesim o baliklar suratina carpiyor. Sirtlan ne orospu cocugu bi hayvan ya.. Neyse ki richard abimiz defetti onu da. Egitim cabalari sahaneydi cocugun ancak ben olsam o kayikta can vermistim, kalp krizi gecirmemek imkansiz zaten.
Spoiler

sozun ozune gelince cem yilmaza gidin gulun ancak pi nin yasamindaki gorsel soleni de unutmayin.
--spoiler--

''Bir imanlının şüpheci birisinden daha mutlu olması, sarhoş bir adamın ayık olandan daha mutlu olmasından başka bir şey değildir.'' George Bernard Shaw

Film bu sözün onaylanması gibi geldi bana. ilk hikaye gerçekten güzel ve etkileyici bir hikaye. Hani pi yazara diyor ya ''seni tanrıya inandıran bir hikaye anlatacağim'' diye işte o tarz bir hikaye. Bir bengal kaplanıyla aynı sandalda hayatta kalma mücadelesi harika bir fikir zaten. Ama diğer yandan gerçek olanın bu olmadığını anlıyoruz finalde. Mesele hangisine inanmak istersin meselesi değil. Mesele ya yalanlara inanır mutlu olursun ya da gerçeklere inanır mutsuz olursun meselesi.

ilk hikaye zaten gerçek dışı bir çok nokta barındırıyor. Denizin ortasında günlerce aç kalan bir kaplanın 13 yaşındaki çocuğu yememesi temelde zaten gerçek dışı. Kısacası inancınız pi'nin kaplanla olan mücadelesi gibi sıradışı olabilir, musa denizi yarmış, ay ikiye bölünmüş olabilir, ama yalan işte; yalanlarla mutlu mu olmayı seçersiniz yoksa acı gerçekleri mi? pi'nin gerçekte bir katil olmasını mı?

--spoiler--

Bu arada CGI teknolojisi ağzımı açık bıraktı. Ulan o hayvanlar pi'den daha gerçekti resmen.
son zamanlarda vizyona giren filmler içinde belki de en etkileyicisi...

film büyülü bir şölen içinde bağırıyor izleyiciye: asla pes etme!

--spoiler--
richard parker
--spoiler--
sinemada çok ciddi bir çeviri hatasına rastladığım filmdir.

---spoiler---
Adult Pi Patel: So which story do you prefer?
Writer: The one with the tiger. That's the better story.
Adult Pi Patel: Thank you. And so it goes with God.
Writer: [smiles] It's an amazing story.

bu kilit diyalogda eleman "so it goes with god"ı yanlış hatırlamıyorsam "tanrı da o hikayeyi tercih ediyor" diye çevirmiş. gel gör ki bu çeviri hatası izleyiciyi filmin mesajından bi hayli uzaklaştırıyor.

Pi'ın hikayesinin filmin başından beri tanrıya inandıracak bir hikaye olduğunu düşünüyoruz. Film bunu iddia ediyor.

Ve malum diyalogda geçen mevzu şuydu, ilk hikaye tamamen fantastik, içine tanrının dahil olduğu, inanılması zor bir hikaye. ikinci hikaye ise içinde sadece insanların olduğu acımasız bir hikaye. haliyle gerçek olan ikinci hikaye olsa da herkesin tercih edeceği ilk hikaye oluyor. çünkü, başlangıcı ve bitişini bildiğin, gerisini bilmediğin bi hikaye varsa önünde, istediğine inanabilirsin ve insanlar da haliyle acımasızlığın çıkarıldığı, çekilen acının bir sebep için çekild,ğine inanılan ilk hikayeyi seçiyor.

şimdi gelelim diyaloğa
pi "so it goes with god" derken, "tanrı da böyle işte" diyor.

yani, tanrıya inanmak bir seçim. doğuyoruz ve ölüyoruz. savaşlar görüyoruz, öldürüyoruz, aşık oluyoruz, sevdiklerimizi kaybediyoruz... tanrının varlığı ise bir muamma. ne olduğu kanıtlanabilir, ne olmadığı. bu durumda iki hikaye var önümüzde:

birincisi; tüm bu doğumlar ölümler bi sebep için, aşık olmamız bi nedenden ötürü, sevdiklerimizi kaybediyoruz ve sabrediyoruz, tanrı istediği için, doğada olanların hepsi tanrının gözetiminde ve isteğiyle oluyor.

ikincisi; insanlar doğuyor, ölüyor ve hepsi bu kadar. dünya acımasız, sevdiğin birinin ölümünü izleyebilirsin. bunun tam anlamıyla bir sebebi yok. adaleti sağlayacak üstün bi güç yok. acımasız bir dünya ve sonrasında hiçlik. dostoyevski ve camus'nun romanları gibi.

ve film soruyor, sen hangi hikayeyi seçiyorsun?
tanrı'ya inanmayı mı,
yoksa acımasız ve sahipsiz bir dünya'yı mı?
---spoiler---

güzel filmdir.
Pi sayısını 3 mü yoksa 3.14 mü alacaktım karmaşasına düşen pi adlı çocuğun dramını anlatan film.
fırtına sahnelerindeki abartısıyla kusturan film.
En kisa surede izlemeyi düşundüğüm film.
hobbit ve cem yılmaz ile aynı dönemde vizyona girmesi yüzünden hakkettiği ilginin çok altında ilgilenilen filmdir.
fakat bunda seyirciyi suçlamamak gerek. çok yanlış zamanda girmiş vizyona. biraz bekleseymiş iyiymiş.
izlediğim en iyi ikinci 3D film. (ilki hala avatar)
filme gelince; zaman zaman güldürdü. keyifliydi. ama din - inanç olgularını işlemeye çalışırken biraz sığ kaldı. bence olmadı. görüntüler ise on numaraydı, teknik açıdan iyi iş çıkarmışlar.
son zamanlarda izlediğin en sürükleyici film . gidin görün .
Sırf deniz sahneleri için bile izlenebilecek film.
arka koltukta oturan yurdum kızlarının diyaloğu:

-yea fırtına o gemiyi batırıyorsa o botu nasıl parçalamıyor.
+onu boş ver de ben kaplanla çocuk arkadaş olacak zannettim.

beyni delinesiceler sizin gibiler yüzünden sözlükte giderimiz yok.