bugün
- bik bik kız kaçırdı6
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- reels izleme bağımlılığı6
- sinirlenip üç beş yazarı tokatlamak3
- abdullah öcalan9
- alparslan kuytul13
- gazisini zulüm eden savaşta asker bulamaz5
- kemal kılıçdaroğlu6
- beni çok sevdiğin için teşekkür ederim sözlük3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- müsavat dervişoğlu8
- ağlamamak için kendini tutmak4
- güzel kızların sözlüğün yolunu kaybetmesi2
- yasakçı zihniyet15
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- ekşi sözlük21
- roberto carlos2
- ismail kartal16
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- fethullah gülen2
- etimek tatlısı2
- ibda c vs fetö2
- aleksey batrakov19
- marco asensio5
- ahmet mümtaz taylan8
- saddamdan kovulanların türkiyede özerklik istemesi4
- karanlıkta johnny depp e benzeyen yazarlar3
- kürtleri sempatik göstermek için söylenen yalanlar4
- bugün ne yapsam9
- hewal ebo4
- togg2
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- enayimiknatisi ile kavga etmek13
- leyla ile mecnun4
- iran'ın avrupa daki abd hedeflerini vurması2
- fenerbahçe'nin başarısızlığının nedenleri4
- tai lung4
- kimse kalmadı5
- 0 0 7'nin kafasını tutup ağaca sürtmek5
- kokoreç3
- sözlüğün bamyası4
- zeynep sude oktay2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- felsefe9
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması6
- zorunlu eğitim12
- furkan vakfı'na yönelik operasyon3
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı7
- fazla araştırmak kötü müdür5
- sidiki cherif6
sevdiği entry'ler
Türk hakemleri olmayınca içinizden geçiyorlar. Avrupa'da devam eden tek takım biziz. Ayağımız takıldığında yüzünüzde tebessüm oluşması çok normal. Çünkü babanız Fenerbahçe!
Abla senin tam olarak kaç tane ilk sevgilin var?
Bugün buna ihtiyacım var. Ewed
Burada ne işim var?
Eferim. Forum chat yaptık. Dhdhdj.
Evet
Evet
Eğer çaylak olmayacaksam
Beğenmedim.
Beğenmedim.
erdal bakkal-hani sen huzunluydun? ask acısı cekiyordun?
ismail abi-ben oyle uzun sure huzunlu kalamıyorum. sıkılıyorum.
:)
her zaman tebessum ettiren ikili.
leyla ile mecnun
ismail abi-ben oyle uzun sure huzunlu kalamıyorum. sıkılıyorum.
:)
her zaman tebessum ettiren ikili.
leyla ile mecnun
7-ilk buluşma
25-26 yasındayım. privatesozluk diye bir yerde yazıyorum. o zamanlar varoluscu yazılar filan yazıyordum. yazılarımı onemsedigim, yazı gibi yazı yazdıgım donemler.
bi cocuk var. acayip acayip guzel edebi yazılar yazıyor. mesajlasmaya basladık. sonra telefon numaramı istedi. aradı. konusmaya basladı. her ggun yazısmaya basladık. her gun bana telefon da etmeye basladı. bu boyle iki uc ay surdu. ankara da yasıyormus. oddu iktisat mezunuymus. okumayı ve yazmayı cok seviyormus. sonra olay romantik bi seye donusmeye basladı. mektuplar gelip gitmeye basladı. hala hayatımda aldıgım en romantik mektuplardır. benim kalbimin kutu kutuleri ritim degistirmeye basladı. bir gun telefonda konusuyorduk, bana dedi ki -o donem ben cok agır anti-depresanlar kullanıyorum- bıraksan ilaclarını, biraz da onlar seni hasta ediyor, seni alsam bir ege kassabasına kacırsam, bi cafe acsak, sen yemekleri yapsan, ben ortalıgı toparlasam temizlesem, ortalarda kızımız buse kosturuyor olsa. bum! orda asık oldum iste tam anlamıyla.
bi gun telefonum caldı:
-sana supriz yaptım, istanbul a seni gormeye geldim, nereye geleyim?
atakoy atrium a gel dedim. ilk gorusumu cok net hatırlıyorum. boyle sirinevler-atakoy koprusunda merdivenler iniyor. uzunca saclı, yesil gozlu, genis omuzlu. cok tatlı diye dusundum. velhasılı saatlerce konustuk. sonra birkac arkadası cagırdım aksama, bana geldiler, birkac meze hazırladım, rakı actım, muzik actık, oyle keyifli keyifli keyifli takıldık. ertesi gun benimki ankara ya geri dondu. gene mesajlasıyoruz. gene telefonla konusuyoruz. adını da koyduk artık. o hafta ben bi gece gec cıktım, annem beni evden kovdu, sokakta kaldım bes parasız gece gece, annanemin anahtarı vardı, oraya gittim, yani aslında babama gidebilirdim erenkoy de, ama ben atakoy e eve yalnız gidip sevgilimi oraya cagırmayı sectim. telefon ettim, gel dedim. birkac saat sonra kahramanım ankara dan istanbul a varmıstı. ve bu uc sene atakoy deki evde bas basa yasayacagımız sevgilik doneminin baslangıcı oldu, benim icin ankara dan yanıma tasındı. o donem ben galatasaray univ uluslarası iliskilerde okuyordum, cok ders de calıstırdı, cok odevimi de yaptı sagolsun. hatta o donem bir hikaye anlattı, bir arkadası bi kızı boyle ders calıstırmıs, kız okulu bitirmis, evlenmisler:)
o 3 senelik donem benim agır anti-depresan ictigim cok hasta ve suratsız bi donemimdi. benim en suratsız donemim icin bana "en cok senle guluyorum" diyordu tatlısım. kendisi yetim. cocuk esirgemede buyumus. bana bi gun dedi ki "hayatım boyunca tek tabancaydım, ilk defa iki kisi hissediyorum."
sohbetlerimiz bitmezdi. saatlerce edebiyat, felsefe, tarih, bilim sohbetler ederdik.
bazen gece sabah karsı yuruyuslere cıkardık atakoy de sohbet ede ede, o yuruyuslerimize bayılırdım.
genelde yemekleri ben pisirirdim, o da markete gidip alısveris yapardı.
seker bi kurulu duzen tutturmustuk o donem.
3 senenin sonunda benimki askere gitti. sansa istanbul da otogara yakın bir yer cıktı. her haftasonu ziyaretine gidiyor, sadık sadık bekliyordum. hatta orda yeni evli bi cift darısı basınıza dedi bize, ikimiz de gulumsedik.
ben bipolarım. bazen ataklarım tutuyor.
kendi kendim onu sadık sadık beklerken birden mani atagım tuttu.
ve ayrıldık. ben ayrılmak istedim. ama kafa olmus benim bi milyon, saglıklı bi sekilde alınmıs bi karar degildi.
boyle de yalan olduk.
cok sevgiyle yad ettigim bir hikayedir.
aradan 10 sene gecti. hala bazen mesajlar gelir gider aramızda.
boyle bi sey yasamamızı ben sans olarak goruyorum:)
hatta bi sıra bana evlenme bile teklif etmist, ben bakarız demistim:)
paralel evrende belki buse kosturuyordur cafemizde, ne dersiniz?
25-26 yasındayım. privatesozluk diye bir yerde yazıyorum. o zamanlar varoluscu yazılar filan yazıyordum. yazılarımı onemsedigim, yazı gibi yazı yazdıgım donemler.
bi cocuk var. acayip acayip guzel edebi yazılar yazıyor. mesajlasmaya basladık. sonra telefon numaramı istedi. aradı. konusmaya basladı. her ggun yazısmaya basladık. her gun bana telefon da etmeye basladı. bu boyle iki uc ay surdu. ankara da yasıyormus. oddu iktisat mezunuymus. okumayı ve yazmayı cok seviyormus. sonra olay romantik bi seye donusmeye basladı. mektuplar gelip gitmeye basladı. hala hayatımda aldıgım en romantik mektuplardır. benim kalbimin kutu kutuleri ritim degistirmeye basladı. bir gun telefonda konusuyorduk, bana dedi ki -o donem ben cok agır anti-depresanlar kullanıyorum- bıraksan ilaclarını, biraz da onlar seni hasta ediyor, seni alsam bir ege kassabasına kacırsam, bi cafe acsak, sen yemekleri yapsan, ben ortalıgı toparlasam temizlesem, ortalarda kızımız buse kosturuyor olsa. bum! orda asık oldum iste tam anlamıyla.
bi gun telefonum caldı:
-sana supriz yaptım, istanbul a seni gormeye geldim, nereye geleyim?
atakoy atrium a gel dedim. ilk gorusumu cok net hatırlıyorum. boyle sirinevler-atakoy koprusunda merdivenler iniyor. uzunca saclı, yesil gozlu, genis omuzlu. cok tatlı diye dusundum. velhasılı saatlerce konustuk. sonra birkac arkadası cagırdım aksama, bana geldiler, birkac meze hazırladım, rakı actım, muzik actık, oyle keyifli keyifli keyifli takıldık. ertesi gun benimki ankara ya geri dondu. gene mesajlasıyoruz. gene telefonla konusuyoruz. adını da koyduk artık. o hafta ben bi gece gec cıktım, annem beni evden kovdu, sokakta kaldım bes parasız gece gece, annanemin anahtarı vardı, oraya gittim, yani aslında babama gidebilirdim erenkoy de, ama ben atakoy e eve yalnız gidip sevgilimi oraya cagırmayı sectim. telefon ettim, gel dedim. birkac saat sonra kahramanım ankara dan istanbul a varmıstı. ve bu uc sene atakoy deki evde bas basa yasayacagımız sevgilik doneminin baslangıcı oldu, benim icin ankara dan yanıma tasındı. o donem ben galatasaray univ uluslarası iliskilerde okuyordum, cok ders de calıstırdı, cok odevimi de yaptı sagolsun. hatta o donem bir hikaye anlattı, bir arkadası bi kızı boyle ders calıstırmıs, kız okulu bitirmis, evlenmisler:)
o 3 senelik donem benim agır anti-depresan ictigim cok hasta ve suratsız bi donemimdi. benim en suratsız donemim icin bana "en cok senle guluyorum" diyordu tatlısım. kendisi yetim. cocuk esirgemede buyumus. bana bi gun dedi ki "hayatım boyunca tek tabancaydım, ilk defa iki kisi hissediyorum."
sohbetlerimiz bitmezdi. saatlerce edebiyat, felsefe, tarih, bilim sohbetler ederdik.
bazen gece sabah karsı yuruyuslere cıkardık atakoy de sohbet ede ede, o yuruyuslerimize bayılırdım.
genelde yemekleri ben pisirirdim, o da markete gidip alısveris yapardı.
seker bi kurulu duzen tutturmustuk o donem.
3 senenin sonunda benimki askere gitti. sansa istanbul da otogara yakın bir yer cıktı. her haftasonu ziyaretine gidiyor, sadık sadık bekliyordum. hatta orda yeni evli bi cift darısı basınıza dedi bize, ikimiz de gulumsedik.
ben bipolarım. bazen ataklarım tutuyor.
kendi kendim onu sadık sadık beklerken birden mani atagım tuttu.
ve ayrıldık. ben ayrılmak istedim. ama kafa olmus benim bi milyon, saglıklı bi sekilde alınmıs bi karar degildi.
boyle de yalan olduk.
cok sevgiyle yad ettigim bir hikayedir.
aradan 10 sene gecti. hala bazen mesajlar gelir gider aramızda.
boyle bi sey yasamamızı ben sans olarak goruyorum:)
hatta bi sıra bana evlenme bile teklif etmist, ben bakarız demistim:)
paralel evrende belki buse kosturuyordur cafemizde, ne dersiniz?
dallarikirazbasti bey grubumuz sadece müzik paylaşımına açıktır.
işte gelişmişlik, işte medeniyet, işte abd demokrasisi.
netanyahu abd kongresinde ayakta alkışlandı.
zamanında da hitlere nobel barış ödülü vermeye kalkmışlardı.
netanyahu abd kongresinde ayakta alkışlandı.
zamanında da hitlere nobel barış ödülü vermeye kalkmışlardı.
lakin hayat buna müsait değil. acısıyla tatlısıyla hayatı olduğu gibi kabullenip yaşamak en güzeli. onu yaşarken de en güzel şekilde yaşamak esas. geçici olan bu fani dünyada kalıcı olan tek şey el-baki olanın ahiret yurduna hazırlık yapmak. dünyanın hepsi senin olsa kaç yazar ki? sonu var. ahmaklar sadece bu dünyayı elde edip yaşamanın derdindedir. akıllı olanlar ise ebediyeti ister. mademki fıtratında ebedilik arzusu var. o zaman anlaki bu dünya hayatından sonra ebedi bir hayat var. gel sen o yol kesicilerin tuzaklarına aldanma. nefsinin arzularına uyup fani dünyanın geçici lezzetleri için o koskoca baki alemi heba edip kaçırma. hazırlan. aklını başına topla. iş senin kendi elinde. ne için çalışırsan onu elde edersin. dünya için zaruri ihtiyaçların harici çok fazla hırslanıp uğraşmaya değmez. esas gayretin makbulü baki alem için sarf edilen her şeydir. kalabalıkların aldanışı seni aldatmasın. gerçek lider doğru bildiği yoldan şaşmaz. dönse dolaşsa da şaşırıp kafası karışsa da takılsa da düşse de tökezlese de engel yese de yine kalkar yürür yoluna kaldığı yerden devam eder gider hedefine varır. onu hiçbir düzenbaz aldatamaz. çünkü klavuzu sağlamdır. yardımcısı kuvvetlidir. çünkü niyeti halistir. çünkü iyi bir savaşçıdır. kimi zaman yenilse de savaşın devam ettiğini bilir, ergeç toparlanır ve en sonunda kazanır. kötü alsın dünyayı başına çalsın. iyi olan ahireti kazansın. herkes ameline göre muamele görsün..
madem hayat bir mücadele, mademki bu hayatın içinde şerre daima davet var, bilki hayra da davet var ve kimi berikini kimi ötekini seçecek. bırak iyiler iyi olanı seçsin. kötü kötülüğüne yansın ah vah etsin pişman olsun dövünsün dursun..
madem hayat bir mücadele, mademki bu hayatın içinde şerre daima davet var, bilki hayra da davet var ve kimi berikini kimi ötekini seçecek. bırak iyiler iyi olanı seçsin. kötü kötülüğüne yansın ah vah etsin pişman olsun dövünsün dursun..
Ne kadar yüksek sesle dinlersen dinle doyamıyorsun. Özellikle son kısımları. Manyak ve ötesi bir şarkıdır.
Cansın, iyi ki varsin. Gururun yeter.
Evet
Evet
2 gol atan merih, 90+5'te turnuvanın en kritik kurtarışını yapan mert, kemik gibi oynayan ferdi, otoban barış. Hepsi hepsi harikaydı, alınlarından öpülesi bir galibiyet. Doya doya kutlanmalı.
Halen insanların kılık kıyafetiyle uğraşan gerizekalıları anlamıyorum. Bırakın herkes nasıl istiyorsa öyle yaşasın.
Hepimiz kardesizzzzz bu kavga ne diyeeeeeee...
Evet
Evet