bugün
- mossad'ın pkk planını türkiye'ye kim sızdırdığı6
- küçük memedeki hayat doluluk6
- anlayışlı bir insanı sürekli sınamak6
- büyük günah işleyen kimsenin durumu4
- vadesini doldurmuş kibir6
- kırmızı5
- kul hakkı yemek3
- kadınları itici yapan detaylar10
- sıcakta deri montla gezmek7
- arapperest kişilik bozukluğu semptomları7
- degersiz hissettirmek3
- tanrının insana verdiği en büyük ceza3
- güne bir söz bırak3
- 50 tl vs true ile bir gün2
- 6 haziran 20264
- yasemin sakallıoğlu6
- flört uygulamalarında algoritma hatası3
- görünme arzusu ve bilinme korkusu arasındaki araf3
- taşkınlığı keşfeden zihin4
- 5 haziran 2026 ekrem imamoğlu'na kurulan kumpas5
- araba ön camına güneşte ne konulur2
- sözlüğün en kötü yazarları6
- tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler8
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak19
- birader hedesi3
- beyaz tenli olmak6
- rümeysa eker11
- donald trump2
- dem partiyi konsolide etmek2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle40
- musa anter'i nasıl bilirdiniz2
- kolayca doğrulanamaz ezoterik bilgiler5
- kürtçe ıslık çaldığı için hapsi istenen kürt2
- nez2
- kusurlarına rağmen sevmek4
- başarılı gelecek öngörüleri4
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- boş kategoriler kullanan toplum2
- bulgarların edirne'ye akın etmesi3
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- uludağ sözlük'ün kaliteli bir sözlük olması4
- senin yaralarını ben saracağım diyen kadın4
- tanımlar mezarlığı2
- cumhurbaşkanlığı himayeleri2
- modern felsefede tefekkür olmaması2
- takvim yaprağındaki yavan yemek isimleri2
- ilgisiz gözlerin gördüğü yıldız2
- suca suruklenen cocuk3
- evrensel bezginlik anında geneleve gitmek2
- müslüm dinleyip kendini jiletlemek2
entry'ler (73)
"seni tanıyorum. seni tanıdığımı biliyordum. seni tanıdığımı biliyordum. ama sen, sen değilsin. sen, sen değilsin. seni pencereden attık. geriye dönüşü yoktur! burası gerçekten gerçek dünya geriye dönüş yoktur!!! seni öldürdük! geriye dönüş yoktur!!! geriye dönüş yoktur! geriye dönüş yoktur!"
"utançla durdu şeytan, ve iyiliğin ne kadar kötü olduğunu hissetti.. "
repliklerinin geçtiği sahenedeki müzik insanı derinden etkilemektedir.
"utançla durdu şeytan, ve iyiliğin ne kadar kötü olduğunu hissetti.. "
repliklerinin geçtiği sahenedeki müzik insanı derinden etkilemektedir.
süper repliklere sahip bi filmidir.
--spoiler--
Tommy: Secasusw'daki banka işinde çok komik birşey oldu.. Çimlerin üzerinde yatıyordum, Adam, "Ne yapıyorsun?" dedi, "Dinleniyorum" dedim. "Burada mı? Burası park değil, plaj da değil." "Dinleniyorum!" dedim. Merkeze götürüp soru sormaya başladı. Bilirsiniz, şundan bundan. "Bize ne söyleyeceksin?" "Her zamanki gibi; Hiçbir şey" dedim. "Niye konuşayım?" Salaklar! "Hayır, bugün bana birşey söyleyeceksin" dedi. "iyi o halde söyleyeyim. Git ananı becer." dedim.. Sen dosyamı gördün Anthony, suratımı dağıttılar... Kendime gelince bir de kimi göreyim karşımda? Yine o serseri, "Şimdi bana ne söyleyeceksin?" dedi, Ben de dedim ki "Sen burada ne arıyorsun? Sana, git de ananı becer dememiş miydim?" dedim. Altına edecekti. Bam, güm, bam! Adi herifler! Bir kereliğine iri yarı biri olmak isterdim.
Henry: Çok komiksin, Gerçekten çok komiksin.
Tommy: Çok komiksin de ne demek?
Henry: Anlarsın ya, komik Hikaye, Komik adamsın.
Tommy: Yani konuşma tarzım mı? Nedir?
Henry: Hiç canım bilirsin işte, komiksin. Yani hikayeyi anlatışın…
Tommy: Nasıl komik? Komik olan ne?
Anthony: Tommy, yanlış anladın.
Tommy: Bekle, bekle Anthony. O kocaman adam. Ne söylediğini bilir. Nasıl komik?
Henry: Bilirsin, yani, Komik adamsın.
Tommy: Şu işi açıklığa kavuşturalım. Belki de kafam basmıyordur. Nasıl komik oluyorum. Palyaço gibi miyim? Seni eğlendiriyor muyum? Seni güldürüyor muyum? Seni eğlendirmek için mi buradayım? Komikle ne demek istiyorsun? Nasıl komik oluyorum?
Henry: Bilirsin, hikayeyi anlatışın...
Tommy: Hayır, bilmiyorum. Sen söyledin. Ben ne bileyim? Komiksin diyen sendin. Nasıl oluyor da komik oluyorum? Benim nerem bu kadar komikmiş? Komik olan şey ne, söylesene!
Henry: (Birden gülmeye başlayarak) Hadi oradan Tommy.
Tommy: Aşağılık herif! Neredeyse kafalıyordum! Neredeyse. Kekeleyip durdu salak. Frankie, titriyor muydu? Bazen senin hakkında endişeleniyorum Henry. Sorgulamada ötebilrsin. (Herkes gülmekten kırılmaktadır)
--spoiler--
--spoiler--
Tommy: Secasusw'daki banka işinde çok komik birşey oldu.. Çimlerin üzerinde yatıyordum, Adam, "Ne yapıyorsun?" dedi, "Dinleniyorum" dedim. "Burada mı? Burası park değil, plaj da değil." "Dinleniyorum!" dedim. Merkeze götürüp soru sormaya başladı. Bilirsiniz, şundan bundan. "Bize ne söyleyeceksin?" "Her zamanki gibi; Hiçbir şey" dedim. "Niye konuşayım?" Salaklar! "Hayır, bugün bana birşey söyleyeceksin" dedi. "iyi o halde söyleyeyim. Git ananı becer." dedim.. Sen dosyamı gördün Anthony, suratımı dağıttılar... Kendime gelince bir de kimi göreyim karşımda? Yine o serseri, "Şimdi bana ne söyleyeceksin?" dedi, Ben de dedim ki "Sen burada ne arıyorsun? Sana, git de ananı becer dememiş miydim?" dedim. Altına edecekti. Bam, güm, bam! Adi herifler! Bir kereliğine iri yarı biri olmak isterdim.
Henry: Çok komiksin, Gerçekten çok komiksin.
Tommy: Çok komiksin de ne demek?
Henry: Anlarsın ya, komik Hikaye, Komik adamsın.
Tommy: Yani konuşma tarzım mı? Nedir?
Henry: Hiç canım bilirsin işte, komiksin. Yani hikayeyi anlatışın…
Tommy: Nasıl komik? Komik olan ne?
Anthony: Tommy, yanlış anladın.
Tommy: Bekle, bekle Anthony. O kocaman adam. Ne söylediğini bilir. Nasıl komik?
Henry: Bilirsin, yani, Komik adamsın.
Tommy: Şu işi açıklığa kavuşturalım. Belki de kafam basmıyordur. Nasıl komik oluyorum. Palyaço gibi miyim? Seni eğlendiriyor muyum? Seni güldürüyor muyum? Seni eğlendirmek için mi buradayım? Komikle ne demek istiyorsun? Nasıl komik oluyorum?
Henry: Bilirsin, hikayeyi anlatışın...
Tommy: Hayır, bilmiyorum. Sen söyledin. Ben ne bileyim? Komiksin diyen sendin. Nasıl oluyor da komik oluyorum? Benim nerem bu kadar komikmiş? Komik olan şey ne, söylesene!
Henry: (Birden gülmeye başlayarak) Hadi oradan Tommy.
Tommy: Aşağılık herif! Neredeyse kafalıyordum! Neredeyse. Kekeleyip durdu salak. Frankie, titriyor muydu? Bazen senin hakkında endişeleniyorum Henry. Sorgulamada ötebilrsin. (Herkes gülmekten kırılmaktadır)
--spoiler--
burhan çaçan tarafından keşfedilmiştir.
Adaletsizliklerin en büyüğü, adil olmayip, adil gibi görünmektir.
"dost, hep önden vurur"
Hz. Ali
Hz. Ali
(bkz: bok mu var)
Kaptan: kamil dün gece yemek yedik mi ?
kamil: yedik kaptan..
Kaptan: ben çok yedim mi kamil ?
kamil: yedin kaptan..
Kamil: şu silahı da bi yağlasan diyorum..
kaptan: ne yapıcam lan yağlayıp götüme mi sokucam ?
(bkz: gemide)
kamil: yedik kaptan..
Kaptan: ben çok yedim mi kamil ?
kamil: yedin kaptan..
Kamil: şu silahı da bi yağlasan diyorum..
kaptan: ne yapıcam lan yağlayıp götüme mi sokucam ?
(bkz: gemide)
-Ben suçsuzum..
-Burda kimsenin suçu yok evlat.. burda herkes suçsuzdur!
(bkz: the shawshank redemption)
-Burda kimsenin suçu yok evlat.. burda herkes suçsuzdur!
(bkz: the shawshank redemption)
Bir zamanlar yasallığı tartışmalı kanalların birinde her sabah program sunucusu Metin Uca balık resmi eşliğinde yüzümüze vururdu unutkanlığımızı.
Her gün bıkıp usanmadan hatırlatırdı unuttuklarımızı.
Bilmem içinizde neler hatırlatıldığınızı hatırlayan var mı?
Öyle ya da böyle unutkan bir toplum olmuştuk. Zira kafalar hangi oğlanla hangi kız evlenecek, hangi gelin hangi kaynanayla takışacak, hangi ses pop star olacak diye kafa yorarken, Yasemince ölümler, Sedaca botoxlar ile uğraşıp durduk.
ibrahim'le "Asena"laştık, göbek dersleri aldık ya da kurşun seslerinde "Polat"laştık.
Hükümetleri eleştirdik, havada uçan "Anayasa" masalları ile fakirleştik, seçimler yaptık, örtülere taktık.
Gitgide zayıflayan vitaminsiz beyinlerimize bize faydası olmayan ne varsa doldurmayı adeta vazife bilerek okumaktan, irdelemekten, incelemekten uzaklaştıkça uzaklaştık.
iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini mutfak programlarındaki blenderlerde karıştırdıkça gitgide daha unutkanlaştık.
Yollarda canavarlaştıkça, trafik canavarı resimlerini panolarda aramaya lüzum kalmamıştı zaten. Her sabah yüzümüzü yıkadığımız aynalar yeter de artardı çoğumuza.
O canavar yanımız değil midir ki dövmeyi marifet sanan ve "kodum mu oturturum" sloganıyla gaza getiren bizi?
Kendimizi eleştirmeden eleştirmeyi marifet sandık hep. Hangimiz "ben olsam daha iyi yapardım" demedik ve demiyoruz?
Bir gecede hükümetler kurup, ülke sorunlarını bir hafta, bilemedin beş yüz günde halledebilecek iddialara sahip bizler değil miydik ?
Olmayan anahtarların verileceğine inanan, gidip gelişlerinde kerametler aradığımız babalardan medet uman, demokrasi, insan hakları çığlıkları atarken askere davetiye çıkaran, asarım edebiyatından beslerim ki oysun gözümü faslına yumuşak geçişler yapan, her şehidin ardından "şehitler ölmez, vatan bölünmez" feryatları ederken, vatanı yüceltmeyi sadece nutuklarla sınırlayıp vergiler kaçıran, kaçak işçiler çalıştıran, emeğin karşılığını hak edene vermekten imtina ederken en lüks, son model yabancı marka ciplere binmeyi marifet sanan, sonra da aslanlar kesilip, mahkeme önlerinde yumurtalar fırlatan bizler değil miyiz?
Ermeniler Türkleri kesmiş zamanında ne gam ? Birilerinin bugün kestiği racon önemli.
Hrant Dink "Ben Türkleri kastetmedim, Kürtler kesti Ermenileri" demiş kime ne dert?
Göbeği açık kızların, kadınların TV ekranlarında her birinin birer Asena olması kimin umurunda? Öğrenciler öğretmeni dövmüş, yüklen Milli eğitime, at suçu birilerinin üzerine ne olur ki? Cari açık varmış bize ne, Maliye Bakanı hallediversin ama Kültür Bakanı uyursa o büyük olay.
Politikacılar her gün bir şeyler söyler benim ülkemde.
Her siyasiyi şak şaklamak ve "Türkiye seninle gurur duyuyor" demek görenek, Atatürk'ün doğum veya ölüm tarihlerini bile bilmemeyi uzatılan mikrofondan duyulan heyecana bağlamak adet, düğünlerde tabanca ile insanları vurmak marifet, güçsüzü öldürüp namus temizlemek iffet, on bir ay dini, başörtüsünü yerden yere vurup Ramazan ayında aniden Müslümanlaşmak gelenek, kısa yoldan köşe dönüp, banka hortumlayıp, devleti dolandırıp sonra da üç beş fakire gösteriş yemekleri vermek bereket, olumlu ne yapılırsa yapılsın görmeyerek, reddetmek ve birçok şeyin üstüne konup kerameti kendinden görmek hikmet, önce yurtdışına kara paraları kaçırıp sonra da kendini zavallı gösterip yine yurt dışına kaçmak hicret,
Bunca marifetimiz yetmezmiş gibi şimdi bir de Nobel sahibi olduk.
Bayılırız ak ve kara demeye. Hemen bölünüverdik.
Kimimiz sevindi, kimimiz efelendi, kimimiz ödül geri verilsin dedi.
Kıskananlar çatladı, alamayanlar patladı, alan ise şoka uğramış görüntüsü ile şaşkın bakışlarla biraz mahçup, biraz ürkek katılacağı Ermeni konferansını iptal ettiğini açıkladı.
Fransa'nın kararını da kınadı.
Gazeteler yazdı, çizerler çizdi, TV'ler ana haber yaptı.
Sonra???
Ramazan bayramı, malum canavarın ölümlü trafik kazaları, Cumhuriyetin 83.yıl kutlamaları;
Balık hafızalı insanların ülkesinde gündem hemen değişiverdi, patlayacak yeni bir kabak bulundu adına YiMPAŞ kondu ve Pamuk da unutuldu.
Tebessüm mü ettiniz.
Eh bu da normaldir.
Güleriz ağlanacak halimize..
alıntıdır.
Her gün bıkıp usanmadan hatırlatırdı unuttuklarımızı.
Bilmem içinizde neler hatırlatıldığınızı hatırlayan var mı?
Öyle ya da böyle unutkan bir toplum olmuştuk. Zira kafalar hangi oğlanla hangi kız evlenecek, hangi gelin hangi kaynanayla takışacak, hangi ses pop star olacak diye kafa yorarken, Yasemince ölümler, Sedaca botoxlar ile uğraşıp durduk.
ibrahim'le "Asena"laştık, göbek dersleri aldık ya da kurşun seslerinde "Polat"laştık.
Hükümetleri eleştirdik, havada uçan "Anayasa" masalları ile fakirleştik, seçimler yaptık, örtülere taktık.
Gitgide zayıflayan vitaminsiz beyinlerimize bize faydası olmayan ne varsa doldurmayı adeta vazife bilerek okumaktan, irdelemekten, incelemekten uzaklaştıkça uzaklaştık.
iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini mutfak programlarındaki blenderlerde karıştırdıkça gitgide daha unutkanlaştık.
Yollarda canavarlaştıkça, trafik canavarı resimlerini panolarda aramaya lüzum kalmamıştı zaten. Her sabah yüzümüzü yıkadığımız aynalar yeter de artardı çoğumuza.
O canavar yanımız değil midir ki dövmeyi marifet sanan ve "kodum mu oturturum" sloganıyla gaza getiren bizi?
Kendimizi eleştirmeden eleştirmeyi marifet sandık hep. Hangimiz "ben olsam daha iyi yapardım" demedik ve demiyoruz?
Bir gecede hükümetler kurup, ülke sorunlarını bir hafta, bilemedin beş yüz günde halledebilecek iddialara sahip bizler değil miydik ?
Olmayan anahtarların verileceğine inanan, gidip gelişlerinde kerametler aradığımız babalardan medet uman, demokrasi, insan hakları çığlıkları atarken askere davetiye çıkaran, asarım edebiyatından beslerim ki oysun gözümü faslına yumuşak geçişler yapan, her şehidin ardından "şehitler ölmez, vatan bölünmez" feryatları ederken, vatanı yüceltmeyi sadece nutuklarla sınırlayıp vergiler kaçıran, kaçak işçiler çalıştıran, emeğin karşılığını hak edene vermekten imtina ederken en lüks, son model yabancı marka ciplere binmeyi marifet sanan, sonra da aslanlar kesilip, mahkeme önlerinde yumurtalar fırlatan bizler değil miyiz?
Ermeniler Türkleri kesmiş zamanında ne gam ? Birilerinin bugün kestiği racon önemli.
Hrant Dink "Ben Türkleri kastetmedim, Kürtler kesti Ermenileri" demiş kime ne dert?
Göbeği açık kızların, kadınların TV ekranlarında her birinin birer Asena olması kimin umurunda? Öğrenciler öğretmeni dövmüş, yüklen Milli eğitime, at suçu birilerinin üzerine ne olur ki? Cari açık varmış bize ne, Maliye Bakanı hallediversin ama Kültür Bakanı uyursa o büyük olay.
Politikacılar her gün bir şeyler söyler benim ülkemde.
Her siyasiyi şak şaklamak ve "Türkiye seninle gurur duyuyor" demek görenek, Atatürk'ün doğum veya ölüm tarihlerini bile bilmemeyi uzatılan mikrofondan duyulan heyecana bağlamak adet, düğünlerde tabanca ile insanları vurmak marifet, güçsüzü öldürüp namus temizlemek iffet, on bir ay dini, başörtüsünü yerden yere vurup Ramazan ayında aniden Müslümanlaşmak gelenek, kısa yoldan köşe dönüp, banka hortumlayıp, devleti dolandırıp sonra da üç beş fakire gösteriş yemekleri vermek bereket, olumlu ne yapılırsa yapılsın görmeyerek, reddetmek ve birçok şeyin üstüne konup kerameti kendinden görmek hikmet, önce yurtdışına kara paraları kaçırıp sonra da kendini zavallı gösterip yine yurt dışına kaçmak hicret,
Bunca marifetimiz yetmezmiş gibi şimdi bir de Nobel sahibi olduk.
Bayılırız ak ve kara demeye. Hemen bölünüverdik.
Kimimiz sevindi, kimimiz efelendi, kimimiz ödül geri verilsin dedi.
Kıskananlar çatladı, alamayanlar patladı, alan ise şoka uğramış görüntüsü ile şaşkın bakışlarla biraz mahçup, biraz ürkek katılacağı Ermeni konferansını iptal ettiğini açıkladı.
Fransa'nın kararını da kınadı.
Gazeteler yazdı, çizerler çizdi, TV'ler ana haber yaptı.
Sonra???
Ramazan bayramı, malum canavarın ölümlü trafik kazaları, Cumhuriyetin 83.yıl kutlamaları;
Balık hafızalı insanların ülkesinde gündem hemen değişiverdi, patlayacak yeni bir kabak bulundu adına YiMPAŞ kondu ve Pamuk da unutuldu.
Tebessüm mü ettiniz.
Eh bu da normaldir.
Güleriz ağlanacak halimize..
alıntıdır.
Ahmet kayanın mezarının taşınmasına gerek yok.. Ahmet kaya ölmedi ki, bıraktığı onca eseri ve şarkılarıyla hala yaşıyor. Hayattadır. Ölüm öleni son tanıyanın da ölmesiyle gerçek ölüm olur.
Ölüdür artık o sizin için, ne arkadaş olur ne dost ne köy ne de kasaba. bi yerlerde yaşadığını bilmek ve hayattan zevk aldığını düşünmek çıldırtır insanı..
