bugün
- kabataş olayı görüntüleri18
- gönül almaya çalışan erkek7
- istanbul un çok pahalı olması21
- haluk levent son açıklaması5
- karı kıza para yedirir misiniz3
- toplu taşımada milletin ekranına bakan tipler4
- en sevilmeyen ev işleri9
- 21 temmuz 2026 fenerbahçe gornik zabrze maçı4
- lansor4
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri9
- en fazla artılanmayı hak eden yazarlar2
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak2
- gençlerin öfkesinin yanlış yerlere yönelmesi2
- yıldız falına bakan kezo2
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan4
- hayat geriye doğru anlaşılır2
- en son ne aldınız2
- neden okula gitmek zorundayız3
- yks 20263
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- philadelphia krem peyniri2
- herkes yatsın iyi geceler9
- 1 saatte 10 bira içmek19
- parayla dert dinlenir3
- sözlük kızlarının kombinleri20
- tembel ve çalışmayan insan16
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- velvet vs nervio19
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- fazlası zarar2
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- oğlum çok güzel lan6
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- ölmeyi dilemek2
- slavko vincic15
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- velvet11
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- oğuzhan uğur12
- ispanya20
- nervio11
- 2026 dünya kupası24
- matbaanın gecikmesine sebep5
- 50 tl ile rolling yapmak6
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
entry'ler (216)
sıçayım cep telefonunuza, zaten soğumuştum epey aradan sonra bi bakayım dedim yazarların kullandığı cep telefonu markaları hibidi hibidi.. ey yalnızlık nelere kadirsin!
zincirlenmişim, ömrüm tükenmekte..https://www.youtube.com/watch?v=uUgXB4tLSuE
bu gece bunalım gecem, iyi değilim sevgili sözlük..
amy winehouse - you know i'm no good..
https://www.youtube.com/watch?v=b-I2s5zRbHg
amy winehouse - you know i'm no good..
https://www.youtube.com/watch?v=b-I2s5zRbHg
zor kadın eşittir tatmin olamamış kadındır. bir kadını tam anlamı ile tatmin edebilirseniz size hiçbir konuda zorluk çıkarmayacağını görebilirsiniz.
muhtemelen, oscar tarihi boyunca sürekli lanse edilecek ve bazılarının; "aa bak oda insanmış öldü" diyecekleri, muhtemelen senin ve benim hayatlarımızdan daha farklı yaşamış vadesi dolan insandır.
unutma!! her fani bunu tadacaktır.
2013 yılında kurumsal sektöre hızlı giriş yapmaya hazırlanıyorlarmış. bireysel tüketimde yeni yılda çok fazla büyüyemeyeceklerini*öngörmüşler, şimdi sıra kurumsal büyümede demişler. hadi hayırlısı bakalım (kanal yöneticisi söyledi ben bilmem).
kom tete te komte, te kom tete te komte. çin ata sözü (asla ama asla işeyen bir köpeğin altından geçme)*
genel olarak yalan ve abartıların bol olduğu cevaplar silsilesidir.
içki anketlerinde hayatında ismini bile duymadığı içkileri oluk oluk içer bu arkadaşlar.
internet ortamındaki anket cevapları* insanı kendinden alır.*
not: anketörle yaşanan diyaloglarınızı ilgili başlığa doldurunuz.*
içki anketlerinde hayatında ismini bile duymadığı içkileri oluk oluk içer bu arkadaşlar.
internet ortamındaki anket cevapları* insanı kendinden alır.*
not: anketörle yaşanan diyaloglarınızı ilgili başlığa doldurunuz.*
birde din sömürgecilerinin yapmış olduğu bardak var;
https://www.youtube.com/watch?v=kab6QyyV0OY&feature=share
hey allah'ım ya.
https://www.youtube.com/watch?v=kab6QyyV0OY&feature=share
hey allah'ım ya.
empati yapmaya çalışıyorum... ama olmuyor. tabiki en sevdiğim yada son sevgilimle empati yapmaya çalışıyorum..
zor baba zor..
hatunu; altımda, üstümde, yanımda, sağımda, solumda, arkadaşlarla hep beraber kahkahkah kihkihkih sohbet anında, orda burda şurda düşünüyorum... ama bi türlü olmuyor.. onun yerine koyamıyorum kendimi..
ben bu hatunu sömürüyormuyum acaba?? kızıyorum kendime kızıyorum!
halbuki ben herkesle empati yapabildiğimi zannederdim. yok baba yok olmuyor.
ya ben harbiden çok bencilmişim yada bu hatunu herşeyden çok seviyorum.
konu nerdeeen.. nereye... başlık sahibi kusura bakma artık..
zor baba zor..
hatunu; altımda, üstümde, yanımda, sağımda, solumda, arkadaşlarla hep beraber kahkahkah kihkihkih sohbet anında, orda burda şurda düşünüyorum... ama bi türlü olmuyor.. onun yerine koyamıyorum kendimi..
ben bu hatunu sömürüyormuyum acaba?? kızıyorum kendime kızıyorum!
halbuki ben herkesle empati yapabildiğimi zannederdim. yok baba yok olmuyor.
ya ben harbiden çok bencilmişim yada bu hatunu herşeyden çok seviyorum.
konu nerdeeen.. nereye... başlık sahibi kusura bakma artık..
hiçkimse pahalıdan satmaya çalışmasın kendini. biz biliriz kimin ne zaman indirimde olduğu günlerini.. gidene üzülme başkasına gidiyordur. gelene sevinme, başkasından gelmiştir.. biz üç kişiyiz ben, kendim ve kahyamız.. bizi tanıyan bilir, bilen anlar, anlayan susar anlamayan uzar..
şimdi sorarsın sen. sen kimsin?
azbuz ben; aynı şarkıyı 500 defa peşe peşe dinleyebilen, sabah yüzünü yıkarken sadece iki parmağını ıslatıp göz kapaklarına süren, buzdolabını açıp boş boş baktıktan sonra kapatan, mp3 dinlerken klip tadında yürüyen aynı zamanda etrafını keserken kaldırım taşlarını sayıp çizgilerine basmayan, çift taraflı çakmağımı iki tarafta gaz seviyesini eşitleme ihtiyacı duyan, girdiği mekanda ilk olarak çıkış kapısını arayan, o mekanın cirosunu hesap etmeye çalışan, oturduğu yerde ilk olarak her yere hakimmiyim diye bakan, lisedeyken trt radyosundan kaset kayıt edip arkadaşlarına dinleten, scotterına bindiğinde dünyası bambaşka olan, bi elinde biraları bi elinde sigara paketleriyleyken burnu ile ışıkları açan, gündem dizilerini ve ünlüleri bilmeyip sikine takmayan, bi türlü insanlara güvenmemesi gerekirken her defasında aynı hataya düşen, kazandığı ve kaybettikleri ile güçlenen, hayatı her zaman sil baştan yaşamayı en büyük görev gibi görmüş edaları takınan ama yapamayan, küçük dünyasının anlaşılamayan delisi seçilen hırbonun tekiyim.
ya sen kimsin demiyeceğim. sakın bana kendini anlatma yoksa tadın kalmaz gözümde. ne kadar başkaları için ulaşılmaz olsanda benim için her zaman bir utopyan olmalıdır. çünkü ben çabuk sıkılırım aynı zamanda.
benim için division zamanı her an tüm yazdıklarımı değiştirebilirim. ha söylemedim mi? aynı zamanda kişilik bölünmeside var bende neyse öteki benler gelmeden kaçayım. ben bu yazıyı "o"na yazım ha sen alınma.
şimdi sorarsın sen. sen kimsin?
azbuz ben; aynı şarkıyı 500 defa peşe peşe dinleyebilen, sabah yüzünü yıkarken sadece iki parmağını ıslatıp göz kapaklarına süren, buzdolabını açıp boş boş baktıktan sonra kapatan, mp3 dinlerken klip tadında yürüyen aynı zamanda etrafını keserken kaldırım taşlarını sayıp çizgilerine basmayan, çift taraflı çakmağımı iki tarafta gaz seviyesini eşitleme ihtiyacı duyan, girdiği mekanda ilk olarak çıkış kapısını arayan, o mekanın cirosunu hesap etmeye çalışan, oturduğu yerde ilk olarak her yere hakimmiyim diye bakan, lisedeyken trt radyosundan kaset kayıt edip arkadaşlarına dinleten, scotterına bindiğinde dünyası bambaşka olan, bi elinde biraları bi elinde sigara paketleriyleyken burnu ile ışıkları açan, gündem dizilerini ve ünlüleri bilmeyip sikine takmayan, bi türlü insanlara güvenmemesi gerekirken her defasında aynı hataya düşen, kazandığı ve kaybettikleri ile güçlenen, hayatı her zaman sil baştan yaşamayı en büyük görev gibi görmüş edaları takınan ama yapamayan, küçük dünyasının anlaşılamayan delisi seçilen hırbonun tekiyim.
ya sen kimsin demiyeceğim. sakın bana kendini anlatma yoksa tadın kalmaz gözümde. ne kadar başkaları için ulaşılmaz olsanda benim için her zaman bir utopyan olmalıdır. çünkü ben çabuk sıkılırım aynı zamanda.
benim için division zamanı her an tüm yazdıklarımı değiştirebilirim. ha söylemedim mi? aynı zamanda kişilik bölünmeside var bende neyse öteki benler gelmeden kaçayım. ben bu yazıyı "o"na yazım ha sen alınma.
zall in dediğine göre şu anda da bu yaşanıyormuş ben kaçarım aga. hiç bişey açılmıyo neredeyse. yarın bidaha bakarız artık ayvallah sözlük.
ruhumun derinliklerindeki acıları, sancıları belikide en önemlisi özlemleri tanımlama çabalarımın boşa gitmesi...
wish you were here melodisiyle birlikte içimdeki ses haykırıyor... ama yoksun; nasıl burada olabilirdin ki???
bir parçanı oniki yaşındaki bir delikanlıya verdiler, diğerini gözlerinde senin hayat ışığını gördüğüm çok güzel vucudu olan yirmisekiz yaşındaki hayat dolu kıza.. nolur yalnış anlama sadece seni gördüm biraz.. onu istemedim sen gibi.. sadece bana seni hatırlatıyor, belkide karaciğerin onda olduğu içindir sırf.. gilmour tellere vuruyor benim içim parçalanıyor.. sadece senin burada olmanı dilerdim..
teşhis koyamıyorum..... sensizliğe dayanamıyorum.. keşke şuan ruhumu parçalayan ne o güzel ve bir daha olmayacak anda "seni seviyorum" demeseydin..
wish you were here melodisiyle birlikte içimdeki ses haykırıyor... ama yoksun; nasıl burada olabilirdin ki???
bir parçanı oniki yaşındaki bir delikanlıya verdiler, diğerini gözlerinde senin hayat ışığını gördüğüm çok güzel vucudu olan yirmisekiz yaşındaki hayat dolu kıza.. nolur yalnış anlama sadece seni gördüm biraz.. onu istemedim sen gibi.. sadece bana seni hatırlatıyor, belkide karaciğerin onda olduğu içindir sırf.. gilmour tellere vuruyor benim içim parçalanıyor.. sadece senin burada olmanı dilerdim..
teşhis koyamıyorum..... sensizliğe dayanamıyorum.. keşke şuan ruhumu parçalayan ne o güzel ve bir daha olmayacak anda "seni seviyorum" demeseydin..
düşünmeden hareket etme sendromu olarakta yorumlayanlar vardır.
tam bir plaj kitabı, oldukça eylenceli sıkıcı olmadığını düşündüğüm kitap.
kısa kısa bölümlerden oluşuyor.
normal bir kitap gibi ilk sayfadan başlıyorsunuz birinci bölümden itibaren tercihlerle devam ederek birdenbire kendinizi kitabın sayfalarında kaybedebiliyorsunuz. sona gelince tekrar ilk bölümlere gidip tercihlere başlıyorsunuz. sürükleyici bir yazım tarzı, tasfirleri çok net ruslar gibi boğmuyor;
--spoiler--
adam dağınık ofisinde prezervatif takıyor ve sizi kahverengi vinil kanepesiyle tanıştırıyor. adamın göbeğini fark ediyorsunuz.
kütük gibi suratını. tek kelime ile iğrenç. minimum temas için sweatshirtünüzü ve çoraplarınızı giyiyorsunuz, ancak yinede yağlı eldivenlerini her tarafınıza sürtmeyi başarıyor. canı sıkılmış sarı labradoru köşede oturmuş sizi seyrederken kendinizi çubuğa takılmış yumuşak kabuklu bir yengeç gibi hissediyorsunuz...
--spoiler--
tavsiye edilir. kitabı alırken yanında üç farklı renkte üçer tane kitap ayıracı alırsanız çok daha konforlu okursunuz.
kısa kısa bölümlerden oluşuyor.
normal bir kitap gibi ilk sayfadan başlıyorsunuz birinci bölümden itibaren tercihlerle devam ederek birdenbire kendinizi kitabın sayfalarında kaybedebiliyorsunuz. sona gelince tekrar ilk bölümlere gidip tercihlere başlıyorsunuz. sürükleyici bir yazım tarzı, tasfirleri çok net ruslar gibi boğmuyor;
--spoiler--
adam dağınık ofisinde prezervatif takıyor ve sizi kahverengi vinil kanepesiyle tanıştırıyor. adamın göbeğini fark ediyorsunuz.
kütük gibi suratını. tek kelime ile iğrenç. minimum temas için sweatshirtünüzü ve çoraplarınızı giyiyorsunuz, ancak yinede yağlı eldivenlerini her tarafınıza sürtmeyi başarıyor. canı sıkılmış sarı labradoru köşede oturmuş sizi seyrederken kendinizi çubuğa takılmış yumuşak kabuklu bir yengeç gibi hissediyorsunuz...
--spoiler--
tavsiye edilir. kitabı alırken yanında üç farklı renkte üçer tane kitap ayıracı alırsanız çok daha konforlu okursunuz.
son dönemde yeni moda; oğlum bak git!!!