bugün
- hilafetin türklere faydası14
- kibarhergele11
- sözlüğün kırbacı10
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi7
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sorusormayin2
- pavyonları dönüştürmek2
- ucan tekme atan hipopotam44
- kız sanılan yazarlar6
- cehennemde sigara içme yasağı2
- tff başkanı hacıosmanoğlu'nun istifa yanıtı2
- insanların birbirini gizlice puanlaması3
- şeytanın kariyer değişikline gitmesi3
- yazarların sağlık sorunları7
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon4
- hangi yazarla çift olursunuz28
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- anın görüntüsü32
- öbür dünyada referans istenmesi2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı11
- samimiyetin bir noktadan sonra hakarete dönüşmesi3
- pforzheim şu an 10 derece3
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- ölümden sonra yapılan performans değerlendirmesi2
- futbol8
- kasımpaşa2
- galatasaray4
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- azerbaycan3
- uyuyan insanın asıl amacı3
- tai lung2
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- özgür özel'in mersin de tutuklu başkan ziyareti2
- ya bi siktirin gidin15
- penis boyu takıntısı6
- erecto birader ile edirne ciğer tavası yemek2
- karmanın tam iyi çalışmaması2
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sinek as6
- mezar taşına karekod yaptırmak2
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- kendinden zeki biriyle konuştuğunu anladığın an3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- mezar komşunuzun çok ses yapması3
sevdiği entry'ler
kanal istanbul'u ne amaçla yapmak istediklerini bildiğimiz kişilerin, kanal istanbul'un yapımına halk desteği bulmak adına yaptığı algı çalışması...
şimdi birazdan yazacaklarımı iyi okuyun, okuyun ve bana inanmayın sakın, sorun soruşturun öyle gelin istediğiniz yerde, istediğiniz hususta tartışalım.
boğazlardan para neden kazanamıyoruz, aslında montrö sözleşmesine dayanarak boğazlardan ne kadar kazanabiliriz, boğazlardan kimin veya kimlerin yüzünden para kazanamıyoruz şimdi başlıyorum anlatmaya...
algı operasyonu: boğazlardan para kazanamıyoruz, o yüzden kanal istanbul'u yapıp para kazanacağız...
bu algıya inanan: milyonlar.
açın gözlerinizi ve okuyun...
sevgili arkadaşlar, montrö boğazlar sözleşmesi boğazların ve marmara'nın statüsünü belirleyen bir antlaşmadır.
malesef ülkemizi yönetenler de dahil olmak üzre halkımızın yüzde 98'i bu antlaşmanın maddelerini hiç okumamışlardır.
antlaşmanın metninin linki aşağıda;
http://sam.baskent.edu.tr/belge/Montro_TR.pdf
montrö sözleşmesinin 26. maddesinde antlaşmanın belgelerinin fransa arşivlerinde saklanacağına dair bir mutabakat vardır.
görsel
antlaşmaya taraf olan devletler bu antlaşmanın garantörü olarak fransa'yı belirlemişler demek ki.
montrö antlaşması'nın ek-1 metninde boğazlardan geçecek taşıtların ücretlendirmesi altın frank cinsinden şöyle yapılmış;
görsel
altın frank nedir?
altın frank o dönem, altının frank cinsinden değerini belirlemek için kullanılan bir birim.
altın frank, "franc germinal" ya da "napolyon altını", napolyon tarafından 1805'te dolaşıma sokulmuş ve 1920 yılında milletler cemiyeti tarafından da hesap birimi olarak kabul edilmiş 0,290 gram saf altın içeren bir para birimidir.
montrö'nün imzalandığı 1936 senesinde altın-frank paritesi 1.20 franktır.
bu parite her sene güncellenir, altın frank değeri hesaplanır ve boğazları kullanan taşıtlardan ona göre tahsilat yapılırdı.
ta ki 1953 senesine kadar.
1953 senesinde ne olmuş biliyor musunuz?
altın frank tedavülden kaldırıldı...
altın frank kuru da dolar karşısında en düşük değerindeyken sabitlendi.
kim tarafından?
demokrat parti hükümeti, adnan menderes tarafından... (nato'ya girişimiz için yapılan küçük hediyeleşme diyelim)
ve takip eden yıllar boyunca türkiye cumhuriyeti boğaz geçişlerinden bu düşük kur üzerinden para almaya başladı.
bir allah'ın kulu da bu işe uyanmadı, ses çıkarmadı iyi mi?
tam 29 sene boyunca boğazlarımız sömürüldü.
bu sömürüyü şöyle kabaca izah edecek olursak, senelik 2 milyar dolar gibi bir kaybımız oldu, bu da 29 sene boyunca ne yapar?
58 milyar dolar...
sonra, sene 1982.
darbeci dediğimiz, sevmediğimiz kenan evren bu saçmalığa uyanıyor.
aslında bu iş kenan evren'in işi değil tabi.
kenan evren'i başbakan bülend ulusu uyandırıyor. zira bülend ulusu emekli bir oramiral, yani denizci...
ve 1982'de türkiye resti çekiyor ve tedavülden kalkan altın frank yerine boğaz geçiş ücretlerinin dolar üzerinden alınacağını ilan ediyor.
ve bu karardan sonra transit geçiş ücretleri neredeyse 10 misli artıyor.
tabi bu karar ile birlikte uluslararası denizcilik örgütü (bkz: imo) dünyayı ayağa kaldırıyor.
başta abd, ingiltere ve yunanistan(küçük enişte) olmak üzre bütün dünya türkiye'nin aldığı bu karara itiraz ediyor.
hatta sovyetler birliği türkiye'yi resmen tehdit ediyor.
türkiye bu restlerin hepsine göğüs geriyor.
ta ki 1983 senesine kadar.
1983'te ne oluyor?
genel seçimler ve turgut özal'ın anap'ı iktidara geliyor.
iktidara gelen anap ve başbakan turgut özal ilk iş olarak ne yapıyorlar biliyor musunuz?
1982 senesinde bülend ulusu başbakanlığındaki darbe hükümetinin aldığı bu kararın kanun haline getirilmesini erteliyor bu uygulamayı yürürlüğe koymaktan vazgeçiyorlar.
ve böylece türkiye, 1953'te menderes tarafından düşük kurdan (altın frank'ın dolar karşısındaki en düşük değerde olduğu an) sabitlenen birim üzerinden boğaz geçişlerinden para almaya devam ediyor...
sene 1953.
sene 2021...
aradan tam 68 sene geçmiş.
yıllık 2 milyar dolardan hesaplıyorduk hatırlıyorsanız. ne yapar?
136 milyar dolar.
görsel
tam 68 sene boyunca türkiye'nin menderes ve özal sayesinde ettiği zarar bu rakam sevgili arkadaşlar.
tekrar ediyorum: yüz otuz altı milyar dolar...
bakın aslında türkiye montrö'yü uygulasa boğazlardan şakır şakır para kazanacak.
ama menderes ve özal'ın bu ihanetleri yüzünden yıllardır para kaybediyoruz.
türkiye boğazlardan ne kadar para kazanıyor peki?
yıllık 300 milyon lira civarında. (dolar değil lira)
görsel
tabi bu 2017 yılının rakamı.
o zaman dolar kuru daha düşüktü, şimdi 500 milyon gelir elde ediyoruz sayalım.
lakin bu elde ettiğimiz gelirlerin hemen hemen tamamı zaten boğazların güvenliği, işletmesi, fener bakımları vb giderler için harcanıyor, yani bu gelirin vatandaşa bir katkısı olmuyor.
oysa bugün biz montrö antlaşmasını uygulasak ve geçiş ücretlerini altın frank üzerinden alıyor olsaydık boğaz geçişlerinden yılda yaklaşık 2.5 milyar dolar gelir elde edecektik...
peki akp bunu bilmiyor mu? 17 senedir devleti yönetenler hiç buna dikkat etmemiş mi? araştırmamış mı?
tam tersi, biliyorlar. üstelik araştırmışlar da.
hatta, bu altın frank olayını 2011'de gündeme getirmişler.
bakınız dönemin enerji bakanı taner yıldız "altın frank'a geçebiliriz" diyor;
görsel
bu arada önemli not:
akp'nin altın frank açıklaması: 7 ocak 2011.
akp'nin kanal istanbul açıklaması: 27 nisan 2011.
peki ne oluyor da altın frank'ı gündeme getirdikten 4 ay sonra apar topar çılgın proje açıklaması yapılıyor ve kanal istanbul ortaya atılıyor?
yoksa aklıma gelen şey mi?
kandırılmışlar mı?
birileri erdoğan'ın kulağına gidip; "reisim, bak şuraya bir kanal yapalım boğazlardan para kazanamıyoruz, para basarız burda, hem bir sürü yeni konut felan yaparız" mı dedi?
inşaat ya resulullah diyerekten ve milyonlarca metreküp beton dökme aşkıyla altın frank uygulamasına geçmekten neden vazgeçildi?
toplayacak olursak;
1-altın frankı düşük dolar kurundan uygulamaya koyan kim?
adnan menderes...
2-altın frank'a geçilmesini erteleyen ve yeniden menderes dönemindeki düşük kurdan işlem görülmesini sağlayan kim?
turgut özal...
3-19 senedir tek başına ülkeyi yönettiği halde altın franka geçmek yerine, yeni bir kanal yapıp milleti borç batağına sürüklemek isteyen kim?
tayyip erdoğan...
adnan menderes, turgut özal, tayyip erdoğan...
kim bunlar?
milletin adamları(!)...
görsel
-----------------------------
işte böyleyken böyle sevgili arkadaşlar.
"boğazlardan para kazanmadığımız" koca bir yalan aslında.
boğazlardan para kazanmama diye bir şey yok, "boğazlardan para kazanamama" var...
yani?
yani aslında kanal istanbul'u yapmasak da boğazlardan para kazanabiliriz. hem de yılda 2.5 milyar dolar civarında bir para...
peki bu gerçeği ben, sade bir vatandaş olarak görebiliyor ve yorumlayabiliyorken, ülkemizi yönetenler, ellerinde bir sürü imkan olmasına rağmen göremiyorlar mı?
bal gibi de görüyorlar.
bakın yukarıda 2011 yılında taner yıldız'ın yaptığı açıklamayı örnek verdim. demek ki ülkeyi yönetenler de montrö sözleşmesine bağlı kalarak boğazlardan para kazanabileceğini biliyorlar.
ama o gün tam da altın frank'a yeniden geçilmesi gündeme gelmişken, bu uygulamadan vazgeçip birden bire kanal istanbul projesini gündeme sokmaları kimin fikri acaba???
şimdi yukarıda ayrıntılı bir şekilde yazdım.
boğaz geçişlerinden para kazanmak mı istiyorsunuz?
o halde montrö sözleşmesini uygulayın ve geçiş ücretlerini altın frank üzerinden alın...
yapılacak şey bu kadar basit...
şimdi birazdan yazacaklarımı iyi okuyun, okuyun ve bana inanmayın sakın, sorun soruşturun öyle gelin istediğiniz yerde, istediğiniz hususta tartışalım.
boğazlardan para neden kazanamıyoruz, aslında montrö sözleşmesine dayanarak boğazlardan ne kadar kazanabiliriz, boğazlardan kimin veya kimlerin yüzünden para kazanamıyoruz şimdi başlıyorum anlatmaya...
algı operasyonu: boğazlardan para kazanamıyoruz, o yüzden kanal istanbul'u yapıp para kazanacağız...
bu algıya inanan: milyonlar.
açın gözlerinizi ve okuyun...
sevgili arkadaşlar, montrö boğazlar sözleşmesi boğazların ve marmara'nın statüsünü belirleyen bir antlaşmadır.
malesef ülkemizi yönetenler de dahil olmak üzre halkımızın yüzde 98'i bu antlaşmanın maddelerini hiç okumamışlardır.
antlaşmanın metninin linki aşağıda;
http://sam.baskent.edu.tr/belge/Montro_TR.pdf
montrö sözleşmesinin 26. maddesinde antlaşmanın belgelerinin fransa arşivlerinde saklanacağına dair bir mutabakat vardır.
görsel
antlaşmaya taraf olan devletler bu antlaşmanın garantörü olarak fransa'yı belirlemişler demek ki.
montrö antlaşması'nın ek-1 metninde boğazlardan geçecek taşıtların ücretlendirmesi altın frank cinsinden şöyle yapılmış;
görsel
altın frank nedir?
altın frank o dönem, altının frank cinsinden değerini belirlemek için kullanılan bir birim.
altın frank, "franc germinal" ya da "napolyon altını", napolyon tarafından 1805'te dolaşıma sokulmuş ve 1920 yılında milletler cemiyeti tarafından da hesap birimi olarak kabul edilmiş 0,290 gram saf altın içeren bir para birimidir.
montrö'nün imzalandığı 1936 senesinde altın-frank paritesi 1.20 franktır.
bu parite her sene güncellenir, altın frank değeri hesaplanır ve boğazları kullanan taşıtlardan ona göre tahsilat yapılırdı.
ta ki 1953 senesine kadar.
1953 senesinde ne olmuş biliyor musunuz?
altın frank tedavülden kaldırıldı...
altın frank kuru da dolar karşısında en düşük değerindeyken sabitlendi.
kim tarafından?
demokrat parti hükümeti, adnan menderes tarafından... (nato'ya girişimiz için yapılan küçük hediyeleşme diyelim)
ve takip eden yıllar boyunca türkiye cumhuriyeti boğaz geçişlerinden bu düşük kur üzerinden para almaya başladı.
bir allah'ın kulu da bu işe uyanmadı, ses çıkarmadı iyi mi?
tam 29 sene boyunca boğazlarımız sömürüldü.
bu sömürüyü şöyle kabaca izah edecek olursak, senelik 2 milyar dolar gibi bir kaybımız oldu, bu da 29 sene boyunca ne yapar?
58 milyar dolar...
sonra, sene 1982.
darbeci dediğimiz, sevmediğimiz kenan evren bu saçmalığa uyanıyor.
aslında bu iş kenan evren'in işi değil tabi.
kenan evren'i başbakan bülend ulusu uyandırıyor. zira bülend ulusu emekli bir oramiral, yani denizci...
ve 1982'de türkiye resti çekiyor ve tedavülden kalkan altın frank yerine boğaz geçiş ücretlerinin dolar üzerinden alınacağını ilan ediyor.
ve bu karardan sonra transit geçiş ücretleri neredeyse 10 misli artıyor.
tabi bu karar ile birlikte uluslararası denizcilik örgütü (bkz: imo) dünyayı ayağa kaldırıyor.
başta abd, ingiltere ve yunanistan(küçük enişte) olmak üzre bütün dünya türkiye'nin aldığı bu karara itiraz ediyor.
hatta sovyetler birliği türkiye'yi resmen tehdit ediyor.
türkiye bu restlerin hepsine göğüs geriyor.
ta ki 1983 senesine kadar.
1983'te ne oluyor?
genel seçimler ve turgut özal'ın anap'ı iktidara geliyor.
iktidara gelen anap ve başbakan turgut özal ilk iş olarak ne yapıyorlar biliyor musunuz?
1982 senesinde bülend ulusu başbakanlığındaki darbe hükümetinin aldığı bu kararın kanun haline getirilmesini erteliyor bu uygulamayı yürürlüğe koymaktan vazgeçiyorlar.
ve böylece türkiye, 1953'te menderes tarafından düşük kurdan (altın frank'ın dolar karşısındaki en düşük değerde olduğu an) sabitlenen birim üzerinden boğaz geçişlerinden para almaya devam ediyor...
sene 1953.
sene 2021...
aradan tam 68 sene geçmiş.
yıllık 2 milyar dolardan hesaplıyorduk hatırlıyorsanız. ne yapar?
136 milyar dolar.
görsel
tam 68 sene boyunca türkiye'nin menderes ve özal sayesinde ettiği zarar bu rakam sevgili arkadaşlar.
tekrar ediyorum: yüz otuz altı milyar dolar...
bakın aslında türkiye montrö'yü uygulasa boğazlardan şakır şakır para kazanacak.
ama menderes ve özal'ın bu ihanetleri yüzünden yıllardır para kaybediyoruz.
türkiye boğazlardan ne kadar para kazanıyor peki?
yıllık 300 milyon lira civarında. (dolar değil lira)
görsel
tabi bu 2017 yılının rakamı.
o zaman dolar kuru daha düşüktü, şimdi 500 milyon gelir elde ediyoruz sayalım.
lakin bu elde ettiğimiz gelirlerin hemen hemen tamamı zaten boğazların güvenliği, işletmesi, fener bakımları vb giderler için harcanıyor, yani bu gelirin vatandaşa bir katkısı olmuyor.
oysa bugün biz montrö antlaşmasını uygulasak ve geçiş ücretlerini altın frank üzerinden alıyor olsaydık boğaz geçişlerinden yılda yaklaşık 2.5 milyar dolar gelir elde edecektik...
peki akp bunu bilmiyor mu? 17 senedir devleti yönetenler hiç buna dikkat etmemiş mi? araştırmamış mı?
tam tersi, biliyorlar. üstelik araştırmışlar da.
hatta, bu altın frank olayını 2011'de gündeme getirmişler.
bakınız dönemin enerji bakanı taner yıldız "altın frank'a geçebiliriz" diyor;
görsel
bu arada önemli not:
akp'nin altın frank açıklaması: 7 ocak 2011.
akp'nin kanal istanbul açıklaması: 27 nisan 2011.
peki ne oluyor da altın frank'ı gündeme getirdikten 4 ay sonra apar topar çılgın proje açıklaması yapılıyor ve kanal istanbul ortaya atılıyor?
yoksa aklıma gelen şey mi?
kandırılmışlar mı?
birileri erdoğan'ın kulağına gidip; "reisim, bak şuraya bir kanal yapalım boğazlardan para kazanamıyoruz, para basarız burda, hem bir sürü yeni konut felan yaparız" mı dedi?
inşaat ya resulullah diyerekten ve milyonlarca metreküp beton dökme aşkıyla altın frank uygulamasına geçmekten neden vazgeçildi?
toplayacak olursak;
1-altın frankı düşük dolar kurundan uygulamaya koyan kim?
adnan menderes...
2-altın frank'a geçilmesini erteleyen ve yeniden menderes dönemindeki düşük kurdan işlem görülmesini sağlayan kim?
turgut özal...
3-19 senedir tek başına ülkeyi yönettiği halde altın franka geçmek yerine, yeni bir kanal yapıp milleti borç batağına sürüklemek isteyen kim?
tayyip erdoğan...
adnan menderes, turgut özal, tayyip erdoğan...
kim bunlar?
milletin adamları(!)...
görsel
-----------------------------
işte böyleyken böyle sevgili arkadaşlar.
"boğazlardan para kazanmadığımız" koca bir yalan aslında.
boğazlardan para kazanmama diye bir şey yok, "boğazlardan para kazanamama" var...
yani?
yani aslında kanal istanbul'u yapmasak da boğazlardan para kazanabiliriz. hem de yılda 2.5 milyar dolar civarında bir para...
peki bu gerçeği ben, sade bir vatandaş olarak görebiliyor ve yorumlayabiliyorken, ülkemizi yönetenler, ellerinde bir sürü imkan olmasına rağmen göremiyorlar mı?
bal gibi de görüyorlar.
bakın yukarıda 2011 yılında taner yıldız'ın yaptığı açıklamayı örnek verdim. demek ki ülkeyi yönetenler de montrö sözleşmesine bağlı kalarak boğazlardan para kazanabileceğini biliyorlar.
ama o gün tam da altın frank'a yeniden geçilmesi gündeme gelmişken, bu uygulamadan vazgeçip birden bire kanal istanbul projesini gündeme sokmaları kimin fikri acaba???
şimdi yukarıda ayrıntılı bir şekilde yazdım.
boğaz geçişlerinden para kazanmak mı istiyorsunuz?
o halde montrö sözleşmesini uygulayın ve geçiş ücretlerini altın frank üzerinden alın...
yapılacak şey bu kadar basit...