bugün
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi14
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- türkçeye sistemli saldırı7
- anın görüntüsü21
- konuşurken yanlışlıkla tükürmek6
- tayt6
- galatasaray büyüklüğü6
- travelerin aşık olduğu evli adam3
- her yerden engelleyen kız6
- ispartalı kızlar9
- sözlükte ortamın çok gergin olması5
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- gey ve şey kavgası5
- arkadaşlar bakar mısınız7
- aşık olmuş kızın suratına nah çekmek2
- ellerim bos gonlum hosu israil'e göndermek2
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- kırdığımız kalbi tamir etmek4
- anadol2
- popo liposuction6
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması5
- muhallebi köpürtmek2
- güne acı bir gerçek bırak7
- traveler vs iock6
- küpe4
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- ben divayım5
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- ioçk hırkası3
- hangi manifest kızısın6
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- cumartesi günü yapılabilecekler3
- fatma betül sayan kaya71
- travelerin içince pisleşmesi3
- parcalandim toparlanamiyorum36
- hazaryada kağan neden yavudiliği seçti3
- libidonun anlden pik yapması2
- meksika açmazı macerası7
- from gold from dust28
- arsa kapatmak3
- emevi dini2
- nureddin zengi tugayları2
- kız görünce değişen erkek4
- oyum ak partiye4
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek7
- askerde 200 metre atışı yapmak2
- üzülünce kusmak2
- akrabanın 11 milyonu gitmiş3
islam dininin temel kural ve emirlerinden oluşan hukuk.
zihni kirlenmişlerin anlamayacağı hukuktur. sen ahlaksızlığı ahlaklı olmaktan öncelemişsen, insanı merkeze alırken toplumsal zararını ötelemişsen, sen özgürlüğü nefsin heva ve heveslerine uymak olarak tanımlamışsan, sen hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamayı ilke edinmişsen, sen canım sıkılmasını saçmalamaya tercih ediyorsan, sen kabuğu soyup içindeki meyveden tatmamışsan daha daha yazılabilir... sen anlamazsın. sen keyfine bak! imaj devrinde imajı lekelenmişliğe terket ve git bilinçdışına en iyi reklam edilen düşünceleri kap gel.
mutluluk nefsi salıvermekten başlar, mutsuzlukta oradan başlar.
şer'i hukuku katı yorumlayan eskilere sözüm yok kur'anın evrensel ve zamanlar üstü olmasını anlamayanlara sözüm çok.
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
mutluluk nefsi salıvermekten başlar, mutsuzlukta oradan başlar.
şer'i hukuku katı yorumlayan eskilere sözüm yok kur'anın evrensel ve zamanlar üstü olmasını anlamayanlara sözüm çok.
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
yazdığınız bir kural tüm zamanı nasıl kapsar? ancak zamanın ve mekanın sahibi Allah tarafından yazılırsa.
başlayalım;
(Maide-38) Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah'tan, 'tekrarı önleyen bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Nedense hayatımızı Nasreddin Hoca fıkraları gibi yaşıyoruz. sözde mazlum hırsız üzerinden dine saldırırken; alın teriyle kazanmış, alın teriyle mülk sahibi olmuş insanın hiç bahsi geçmiyor onca ağız kalabalığında. Hırsızın üzerinden ahkâm keserken de acaba islam dini bu suçun cezalandırılması için ne gibi kıstaslar öngörüyor diye de düşünmüyoruz. sayalım;
1-hırsızlık suçunun tam oluşması için açlık, zaruret, zorlama gibi, hırsızlık suçunu işlemeyi kısmen veya tamamen mâzur gösterecek bir mazeretin bulunmaması,
2-suçun bilerek ve istenerek işlenmesi,
3-fâilin cezaî ehliyetinin bulunması,
4-çalınan malın hukuken koruma altında olması ve belli bir miktardan fazla olması gibi şartlar aranmıştır. (saydıklarım ancak özet mahiyetindedir)
tüm bunların yanında hırsız eli kesildikten sonra kendi haline bırakılmaz. islam dini hırsızla beraber, karısının, çocuklarının rızkını düşünür. devlet bu konuda kilit rol üstlenir ve Allah ın verdiği rızka vesile olur.
islam dinindeki cezalar genel itibariyle fiilin cezalandırılması değil, bir takım fiillerin tekrar tekrar işlenmesini engellemeyi öngören tedbirler niteliğindedir.
bunun yanında sizin göklere çıkardığınız insan ürünü hukukun sonuçlarını size söyleyeyim mi?
tam da şu hadis özetliyor meseleyi;
"Sizden öncekiler şu sebeple helâk oldular: Onlar, şerefli bir kimse hırsızlık yaptığı zaman, hırsızı serbest bırakırlar. Güçsüz bir kimse hırsızlık yapınca da, ona ceza uygularlardı" (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VII,131,136).
Mevcut devletlerden kaçı güçsüz hırsızı cezalandırdıktan sonra onun, karısının ve çocuklarının rızkını düşünüyor acaba?
norveç katliamını yapan caninin en fazla 18 yıl hapis yatacağını öngören insan hukuku mu daha adaletli, yoksa bir insanı öldürmenin bütün bir beşeriyeti öldürmek gibi olacağını söyleyen Allah mı daha adaletli? bir sorun kendinize...
bir katili mağdurlar tarafından affedilse bile asan, elektirikli sandalyeye oturtan, siyanürlü bıçakla doğrayan insan hukuku mu daha adaletli, yoksa kısasa kısas diyen, ancak mağdurun affıyla(ki burda diyet devreye girer) inşallah kulunu affedecek olan Allah mı daha adaletli?
gözü oyulan birinin gözüne parasal değer(!) biçen insan hukuku mu daha adaletli yoksa 'Ey temiz akıl sahibleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki, sakınırsınız' diyen Allah mı?
zinayı, eş cinselliği 'herkesin tuttuğu kendine' mantığıyla tasvip edenler, gerçekten özgürlüğü mü savunuyorsunuz yoksa vicdanlarınızda ki cezalandırılma korkusunu mu yumuşatıyorsunuz?
bu davranışların toplumu, değerleri, ve de bir başka insanın özgürlüğünü( hem de özgürlükten bahsederek) tarumar edeceğini görememek ancak sosyal bir körlük olarak açıklanabilir.
recm olayını gerçekten bir ceza zanneden, günümüz devletlerinin * uygulamalarından sonuçlar çıkartan zihniyet acaba Hz. Muhammed (sav) zamanındaki cezalara bir baktı mı? recm bir ceza değil o kişinin günahına bir karşılık, bir kefarettir .(zaten arapça bir sözcük olan ceza sözcüğünün terminolojik kökenine bakılırsa 'karşılık' - iyi ya da kötü- anlamına geldiği görülür.)
yedi büyük günahtan birinin işlemiş olmanın mahcubiyeti ve mahzunluğu ile ve de affedilme umuduyla ahiretteki cezaya kefaret teşkil etmesi için düşünülmüş bir müessesedir.
bir erkeğin eşinin rızası olmadan katiyyen başka bir eşle evlenemeyeceğini açık açık söyleyen islam dinine ne kadar zulmediyorsunuz böyle? karnınızdan konuşup, iftira atmak size ne fayda sağlayacak?
(Nûr 32)
'içinizde evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah, Kendi fazlından onları zengin eder. Allah geniş (nimet sahibi)dir, bilendir.'
demekki cariyeler, efendinin seks köleleri değil. bilakis onun evladı gibi.
Tüm kureyş önünde Hz. Zeyd i oğlu ilan eden, malının varisi ilan eden Hz. Peygamber ' in(sav) dini köle dini öyle mi?
keşke insanlar inandıkları şeyleri konuşsalar, başka bir ağızdan duyulana, kulaktan dolma bilgilere tamah etmeseler.
başlayalım;
(Maide-38) Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah'tan, 'tekrarı önleyen bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Nedense hayatımızı Nasreddin Hoca fıkraları gibi yaşıyoruz. sözde mazlum hırsız üzerinden dine saldırırken; alın teriyle kazanmış, alın teriyle mülk sahibi olmuş insanın hiç bahsi geçmiyor onca ağız kalabalığında. Hırsızın üzerinden ahkâm keserken de acaba islam dini bu suçun cezalandırılması için ne gibi kıstaslar öngörüyor diye de düşünmüyoruz. sayalım;
1-hırsızlık suçunun tam oluşması için açlık, zaruret, zorlama gibi, hırsızlık suçunu işlemeyi kısmen veya tamamen mâzur gösterecek bir mazeretin bulunmaması,
2-suçun bilerek ve istenerek işlenmesi,
3-fâilin cezaî ehliyetinin bulunması,
4-çalınan malın hukuken koruma altında olması ve belli bir miktardan fazla olması gibi şartlar aranmıştır. (saydıklarım ancak özet mahiyetindedir)
tüm bunların yanında hırsız eli kesildikten sonra kendi haline bırakılmaz. islam dini hırsızla beraber, karısının, çocuklarının rızkını düşünür. devlet bu konuda kilit rol üstlenir ve Allah ın verdiği rızka vesile olur.
islam dinindeki cezalar genel itibariyle fiilin cezalandırılması değil, bir takım fiillerin tekrar tekrar işlenmesini engellemeyi öngören tedbirler niteliğindedir.
bunun yanında sizin göklere çıkardığınız insan ürünü hukukun sonuçlarını size söyleyeyim mi?
tam da şu hadis özetliyor meseleyi;
"Sizden öncekiler şu sebeple helâk oldular: Onlar, şerefli bir kimse hırsızlık yaptığı zaman, hırsızı serbest bırakırlar. Güçsüz bir kimse hırsızlık yapınca da, ona ceza uygularlardı" (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VII,131,136).
Mevcut devletlerden kaçı güçsüz hırsızı cezalandırdıktan sonra onun, karısının ve çocuklarının rızkını düşünüyor acaba?
norveç katliamını yapan caninin en fazla 18 yıl hapis yatacağını öngören insan hukuku mu daha adaletli, yoksa bir insanı öldürmenin bütün bir beşeriyeti öldürmek gibi olacağını söyleyen Allah mı daha adaletli? bir sorun kendinize...
bir katili mağdurlar tarafından affedilse bile asan, elektirikli sandalyeye oturtan, siyanürlü bıçakla doğrayan insan hukuku mu daha adaletli, yoksa kısasa kısas diyen, ancak mağdurun affıyla(ki burda diyet devreye girer) inşallah kulunu affedecek olan Allah mı daha adaletli?
gözü oyulan birinin gözüne parasal değer(!) biçen insan hukuku mu daha adaletli yoksa 'Ey temiz akıl sahibleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki, sakınırsınız' diyen Allah mı?
zinayı, eş cinselliği 'herkesin tuttuğu kendine' mantığıyla tasvip edenler, gerçekten özgürlüğü mü savunuyorsunuz yoksa vicdanlarınızda ki cezalandırılma korkusunu mu yumuşatıyorsunuz?
bu davranışların toplumu, değerleri, ve de bir başka insanın özgürlüğünü( hem de özgürlükten bahsederek) tarumar edeceğini görememek ancak sosyal bir körlük olarak açıklanabilir.
recm olayını gerçekten bir ceza zanneden, günümüz devletlerinin * uygulamalarından sonuçlar çıkartan zihniyet acaba Hz. Muhammed (sav) zamanındaki cezalara bir baktı mı? recm bir ceza değil o kişinin günahına bir karşılık, bir kefarettir .(zaten arapça bir sözcük olan ceza sözcüğünün terminolojik kökenine bakılırsa 'karşılık' - iyi ya da kötü- anlamına geldiği görülür.)
yedi büyük günahtan birinin işlemiş olmanın mahcubiyeti ve mahzunluğu ile ve de affedilme umuduyla ahiretteki cezaya kefaret teşkil etmesi için düşünülmüş bir müessesedir.
bir erkeğin eşinin rızası olmadan katiyyen başka bir eşle evlenemeyeceğini açık açık söyleyen islam dinine ne kadar zulmediyorsunuz böyle? karnınızdan konuşup, iftira atmak size ne fayda sağlayacak?
(Nûr 32)
'içinizde evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah, Kendi fazlından onları zengin eder. Allah geniş (nimet sahibi)dir, bilendir.'
demekki cariyeler, efendinin seks köleleri değil. bilakis onun evladı gibi.
Tüm kureyş önünde Hz. Zeyd i oğlu ilan eden, malının varisi ilan eden Hz. Peygamber ' in(sav) dini köle dini öyle mi?
keşke insanlar inandıkları şeyleri konuşsalar, başka bir ağızdan duyulana, kulaktan dolma bilgilere tamah etmeseler.
şeri mahkemelerin başında kadı bulunurdu.
üzerinde çok fazla düşünüp, çok fazla bilgili kişinin, din adamının yorumlarından sonra uygulanması gerekir.
yani " ben şeriat istiyorum yağğ" demeyle olmaz bu iş. önce araştırıp, öğrenip ondan sonra isteyeceksin. tatlı su müslümanlığı götürmez bu iş. biraz araştırıyım derseniz mezheplere göre namaz kılmamanın cezasına bakabilirsiniz. sanalda yorum girmeye benzemez.
yani " ben şeriat istiyorum yağğ" demeyle olmaz bu iş. önce araştırıp, öğrenip ondan sonra isteyeceksin. tatlı su müslümanlığı götürmez bu iş. biraz araştırıyım derseniz mezheplere göre namaz kılmamanın cezasına bakabilirsiniz. sanalda yorum girmeye benzemez.
dini ilkelere dayanan bir hukuk sistemidir. "fıkıh ilmi" olarak da adlandırılır.
bu hukuk sistemi, kurum ve kurallarını kuran, sünnet, icma ve kıyas olmak üzere dört kaynaktan alır. kuran, şeri hukukun ana kaynağıdır; sünnet (hadis), hz muhammedin söz ve davranışlarıdır; icma, belirli bir dönemde yaşamış olan islam bilginlerinin (fakih) belirli bir konu hakkında aynı görüş ve düşüncede olmalarıdır; kıyas (içtihat) ise ana kaynaklar olan kuran ve sünnette yer alan kurallardan hareketle, hakkında kural bulunmayan meselelerin benzetme yoluyla çözülmesidir.
bu hukuk sistemi, kurum ve kurallarını kuran, sünnet, icma ve kıyas olmak üzere dört kaynaktan alır. kuran, şeri hukukun ana kaynağıdır; sünnet (hadis), hz muhammedin söz ve davranışlarıdır; icma, belirli bir dönemde yaşamış olan islam bilginlerinin (fakih) belirli bir konu hakkında aynı görüş ve düşüncede olmalarıdır; kıyas (içtihat) ise ana kaynaklar olan kuran ve sünnette yer alan kurallardan hareketle, hakkında kural bulunmayan meselelerin benzetme yoluyla çözülmesidir.
ruhban sınıfının fantazyalar üzerine kurduğu diktatörlüğün kanlı sopasıdır.
islâmi esaslara dayanan hukuk sistemi, dini hüküm, fıkıh. kur'an, sünnet, icma ve kıyas üzere temellenir. müslümanların kahir ekseriyet teşkil ettiği ülkelerde uygulanması dinen uygundur. müslüman olmayan memleketlere dar'ül harp dendiğinden buralarda uygulanması zaten mümkün değildir.
ayrıca;
(bkz: icma)
ayrıca;
(bkz: icma)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar