bugün
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması3
- ekşi sözlük11
- gocu bak bi5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- togg t6x5
- güne bir şarkı bırak7
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- suriye'nin medeniyete katkıları2
- fenerbahçe13
- köylü2
- iltica2
- enayimiknatisii36
- tek maçtan yatan iddaa kuponu2
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüleri3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay2
- bursa da yakıt dökülmesiyle zincirleme kaza2
- evliliği zorlaştırmak2
- süper lig4
- dansöz izleme keyfi12
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- ölüm9
- gocu51
- çocuklara verilen farklı isimler12
- uyuşturucu2
- anın görüntüsü25
- aziz yıldırım12
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- beşiktaş9
- futbol5
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- serhat kılıç13
- saraca finch house3
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- tai lung38
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- dün gece ne oldu14
- ismail kartal9
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- iş kazasında ölen işçiye tali kusur3
- sözlükteki şer çetesi12
- kerem aktürkoğlu8
- fusya semsiyeli yabanci8
- online listesinden manita beğenmek7
- sözlükte herkesin avcı olması12
insanın bir türlü kabullenemediği, varlığını unutmaya çalıştığı, ötelediği ancak sürekli onun yanında olan bir gerçeklik.
murat çelik in su düşleri adlı albumunden çok guzel bir parça. bir ara trt radyoları pek severdi bu parçayı çalardı neydi o günler!
sözleri;
günler sensiz gecer oldu
yuregim benden gider oldu
baharı beklerken guzelim
hep gunesi arar oldum
baharı beklerken guzelim
hep gunesi arar oldum
hmmm hmmm
herseyin bir sonu var ama
sonu yok ki düştüğüm yerin
sana değil artık guzelim
ah ölüme koşar içim
gel gel artık içimi al
ve öldür
dön dön artık sesimi al
ve öldür
seni ben kendime güzelim
canımdan geçip seçtim
sana ben kendimi güzelim
ödünç vermedim *
sözleri;
günler sensiz gecer oldu
yuregim benden gider oldu
baharı beklerken guzelim
hep gunesi arar oldum
baharı beklerken guzelim
hep gunesi arar oldum
hmmm hmmm
herseyin bir sonu var ama
sonu yok ki düştüğüm yerin
sana değil artık guzelim
ah ölüme koşar içim
gel gel artık içimi al
ve öldür
dön dön artık sesimi al
ve öldür
seni ben kendime güzelim
canımdan geçip seçtim
sana ben kendimi güzelim
ödünç vermedim *
ölüm;ruhun bedenden ayrılmasıdır.
insanın dibe vurduğu durumlarda tercih etmesi gereken son yol değildir, tercih edilmemesi gereken yoldur.
"." değil "," dür...
nerede,ne zaman,hangı sartlarda yakalayacagı belli olmayan bazen er bazende geç gelen bizleri zaman zaman üzen zaman zaman da yaralayan içimizde koskocaman bir yara açan durum.
bazen bir kurtuluş bazen ise kötü bir son..gelir bulur bir gün mutlak..işte bu zamansızlık korkutur insanları..ölünce sevenler bir müddet hatırlar sonra onlar da alışırlar..arkasında eser bırakmadıysa insan asıl o zaman ölmüştür
gafil olma sen de bırak bir eser
sen ölünce yerinde yeller eser..
gafil olma sen de bırak bir eser
sen ölünce yerinde yeller eser..
Jozef Stalin'in tanımlamasıyla; "Bir insanın ölümü trajiktir, 10 insanın ölümü dramatiktir, 1 milyon insanın ölümü ise sadece bir istatistiktir."
" insanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir ki, öldükleri zaman herhangi bir şey kaybettikleri söylenemez. Bu çeşit kimselerde, değerli bir nitelik taşıyan biricik yan, yani insanlığın genel özellikleri ise, onlar ölseler bile, öteki insanlarda var olmaya devam eder. Devamlılık, bireylerin değil, insanlığın bir özelliğidir. insana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve sınırlı zekasından ötürü, öyle bir yeksenaklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı. Bireyin ruh ölümsüzlüğünü istemek, bir yanılgıyı sonsuz olarak tekrarlamayı istemekle birdir. Çünkü aslında her birey, özel bir yanılgı, zavallı bir şey ve varolmaması gereken bir varlıktır. Ve hayatın gerçek amacı, bizi bundan kurtarmaktır. Bunu açıkça gösteren şey, bir çok insanın, hatta bütün insanların, hayal ettikleri bir dünyada olsalar bile, mutluluğa ulaşamayacak bir biçimde yaratılmış olmasıdır. Hayal ettikleri bu dünya, düşkünlük ve acıdan sıyrılmış olsa, cansıkıntısının avucuna düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için, onu daha iyi bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez; asıl yapılması gereken iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık öyle olmamasını sağlamaktır.Bütün hayat etkinliklerinin sona ermesi, bu etkinliği sürdüren gücün bir yük altında kurtuluşu gibi görünüyor. Ölülerin yüzlerinde görülen o yumuşak durulmuşluk, belki de bunu dile getirmektedir."
" Köpeğinize bakın: ne kadar uysal, ne kadar uslu değil mi? Bu köpek, yeryüzüne gelene kadar, binlerce köpeğin ölüp gitmesi gerekti. Ama bu binlerce köpeğin ölümü, köpek idea'sına hiç dokunmadı bile. Bu idea, onların ölümleri ile kararmadı. Köpeğinizin, sanki bugün dünyaya gelmiş gibi canlı ve diri olması ve hiçbir zaman ölüp gitmeyecek gibi görünmesi bundan ötürüdür. Onun gözlerinde, varlığında taşıdığı ölümsüz ilke yani archeus pırıldamaktadır. Peki binlerce yıl içinde ölüm neyi ortadan kaldırdı? Ölüm köpeği ortadan kaldırmadı. Çünkü köpek, işte şurada gözlerinizin önünde ve kılına bile dokunulmamış halde duruyor. Ölümün yokettiği şey, bilincimizin güçsüzlüğünün, ancak zaman içinde algılayabildiği biçimi ve gölgesidir onun."
Hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar uzun!
Arthur Schopenhauer
" Köpeğinize bakın: ne kadar uysal, ne kadar uslu değil mi? Bu köpek, yeryüzüne gelene kadar, binlerce köpeğin ölüp gitmesi gerekti. Ama bu binlerce köpeğin ölümü, köpek idea'sına hiç dokunmadı bile. Bu idea, onların ölümleri ile kararmadı. Köpeğinizin, sanki bugün dünyaya gelmiş gibi canlı ve diri olması ve hiçbir zaman ölüp gitmeyecek gibi görünmesi bundan ötürüdür. Onun gözlerinde, varlığında taşıdığı ölümsüz ilke yani archeus pırıldamaktadır. Peki binlerce yıl içinde ölüm neyi ortadan kaldırdı? Ölüm köpeği ortadan kaldırmadı. Çünkü köpek, işte şurada gözlerinizin önünde ve kılına bile dokunulmamış halde duruyor. Ölümün yokettiği şey, bilincimizin güçsüzlüğünün, ancak zaman içinde algılayabildiği biçimi ve gölgesidir onun."
Hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar uzun!
Arthur Schopenhauer
sorgudur bilinçte her zaman dile gelmese de.
saatim
duracak mı
ben kurmadan
yastığımdaki
hayallerim
pencerem
açılacak mı
ben açmadan
yüzümdeki
gözlerim
yağmurum
kuruyacak mı
ben ıslanmadan
üstümdeki
elbisem
güneşim
solacak mı
ben görmeden
saksıdaki
çiçeğim
şehrim
susacak mı
ben dinlemeden
radyodaki
şarkım
çocuğum
büyüyecek mi
ben öpmeden
yatağımdaki
sevgilim
kadınım
sevilecek mi
ben olmadan
mezardaki
bedenim
ve
ben'im
olacak mı
ben ölünce
içimdeki
benim
erdal akçaoğlu
saatim
duracak mı
ben kurmadan
yastığımdaki
hayallerim
pencerem
açılacak mı
ben açmadan
yüzümdeki
gözlerim
yağmurum
kuruyacak mı
ben ıslanmadan
üstümdeki
elbisem
güneşim
solacak mı
ben görmeden
saksıdaki
çiçeğim
şehrim
susacak mı
ben dinlemeden
radyodaki
şarkım
çocuğum
büyüyecek mi
ben öpmeden
yatağımdaki
sevgilim
kadınım
sevilecek mi
ben olmadan
mezardaki
bedenim
ve
ben'im
olacak mı
ben ölünce
içimdeki
benim
erdal akçaoğlu
O an gelinceye kadar anlaşılamayacak hadisedir..
insana hep çok uzakta gibi görünen ama aslında bir adım kadar,saniyeler kadar yakınında durandır ölüm. geldiğinde ise hep erkendir ölüme,yaşama ise hep geç kalınmıştır sanki. yasaması gereken bi çok şey kalmıştır ardında gidenin.
bir insanın nefes almaması ve kalp atışlarının durması alışıldık bir durum değildir. alışılan şeylerin bir süre sonra varlık göstermemesi en üzücü durumlardan biridir. bu yüzden bir daha atmayan bir kalp ve nefes alıp vermeyen birini görmek dünyanın en acı şeyidir. en alışılmış şeyin -hayatın- sona erişidir. fakat, her şeyin sona erişi değildir: hem kalanlar kaldığı yerden devam eder hem de ölenler...
bazen kurtuluş olarak görülen bişey.
arkasından geleceklerin ne olduğunu bilmediğimiz, hatta arkası var mı ondan bile emin olamadığımız durum.
kurtuluş. özlemle beklenen an, inanılanın aksine son değil yeni bir başlangıçtır.
insanın yaşayıpta ne olup bittiğini, neler hissettiğini bir başkasına anlatamayacağı tek hadisedir.
Geri sayım sen doğduğunda başladı. eğer (9) canlı bile olsaydın, en fazla ( 8 ) kez kaçabilirdin ölümden. Bil ki (7) düvele sultan dahi olsan, yerin (6) mekan olacak sana. En fazla (5) metre kumaş götürebileceksin, kapatacaksın (4) açsanda gözlerini, bu (3) günlük fani dünyada, Azraile (2) kat olup yalvarsan da nafile. Ecel geldiğinde (1) gün öleceksin.işte, o an her şey (0) dan başlayacak.çünkü;
ÖLÜM BiR YOK OLUŞ DEĞiL,YENiDEN DOĞUŞTUR..
ÖLÜM BiR YOK OLUŞ DEĞiL,YENiDEN DOĞUŞTUR..
" ölüm bir hayat tecrübesi değildir" diyor wittgenstein...kimilerine göre yokluğa açılan kapı, kimilerine göre varlığa açılan kapı ama kaçınılmaz son.evrendeki varlığı var olmak kadar olan...
soğuktur.
nothing! ! ! doğmadan önceyi hatırlayamamak kadar karanlık ve boş. ne nefret var ne sevgi ne de korku. sadece "hiç bir şey"
hepsinin zamansız olduğu olay.
ata demirer'den duyduktan sonra ağzımıza dolaşan cümlenin ilk kelimesi.
olum var ya hehehe, geberip gitcen şimdi, hehehe...ve benzerleri gibi..
olum var ya hehehe, geberip gitcen şimdi, hehehe...ve benzerleri gibi..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar