bugün
- götümü de açsam bakmayacaksınız12
- haluk levent3
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması5
- uysaljakoben12
- kişinin en rahatsız olduğu sosyal davranış7
- sürekli cinsellikten bahseden erkek7
- karısının ayaklarını sözlükte paylaşan yazar4
- uysaljakobene burç baktırmak2
- sözlükteki ayaksever karşıtı blok10
- uludağın ekşi sözlük gibi populer olamaması16
- kitap alıntıları3
- ssk yemek servis dolgun maaş2
- haluk levent'e para emanet etmek4
- iyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi4
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı5
- kaliteli insanı belli eden detaylar8
- kitap okuma enayiliği2
- el fetişisti olmak4
- üstteki yazarı öv9
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı25
- muslettin amca9
- liseli otuzbircinin gündüz düşleri3
- hızlı para kazanmanın yolları2
- hizmet sektöründe çalışanlara eziyet eden kişimsi4
- askere gitmenin sanılanın aksine keyifli olması9
- geniş omuzlu kadınlar10
- hayaldeki erkek3
- pazar gününü sözlükte geçiren ezik insan9
- colorado2
- dinler tarihinin en önemli olayı7
- tanga giyen sözlük kızları4
- hafta içi izin yapmak vs haftasonu izin yapmak2
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- instagram'dan kız takip etmek2
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı14
- cemaat kurup çomar sövüşlemek4
- birader ateşin var mı diyen kız3
- erkeklerde testosteronun 50 azalması5
- ekşi sözlükten başlık araklamak4
- biraderlere laf edenler8
- boşanma sebepleri2
- 12 temmuz 20262
- herkesin salonunda kamera ve mikrofon olması3
- lindsey graham5
- ayak fetişizmi6
- ta ki seni görene kadar7
- apartmanda tadilat yapan komşu terbiyesizliği6
- dünya kupası neden 4 yılda bir defa5
- anın görüntüsü18
- manifest grubu vs pkk3
oben güney tarafından yazılmış, 1978 yılında istanbul devlet tiyatrosu tarafından akm oda tiyatrosu sahnesinde sergilenmiş tek kişilik, iki perdelik tiyatro oyunu. oyun müzikleri zülfü livaneli tarafından yapılmıştır. yöneten ve oynayan taner barlas'dır.
Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi.*
ing. igrenc anlamına gelen ifade.
(bkz: yummy)
bir özdemir asaf şiiri
YÜK
Bir öykü var, sakladığın,
Bir öykü var, ardında duran
Bırak onu, uyansın.
Şimdi sen bir anı düğümü önünde
Duvarcana uzanıp duran,
Taşlanmış yükünle uyuyansın.
YÜK
Bir öykü var, sakladığın,
Bir öykü var, ardında duran
Bırak onu, uyansın.
Şimdi sen bir anı düğümü önünde
Duvarcana uzanıp duran,
Taşlanmış yükünle uyuyansın.
her alandaki mühendislik dallarının baş belası yerçekimi kaynaklı hededir.
Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini takti, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefesleyebileceğ i bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.içlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:
"Allahım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..." işte bu yüzden "BU YÜKÜ NiYE TAŞIYORUM" dememek gerek..... *
Bir süre tırmandıktan sonra, nefesleyebileceğ i bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.içlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:
"Allahım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..." işte bu yüzden "BU YÜKÜ NiYE TAŞIYORUM" dememek gerek..... *
yük
bu yük senden allah'ım, çekeceğim, naçarım!
senden sana sığınır, senden sana kaçırım!
(1983)
necip fazıl kısakürek.
bu yük senden allah'ım, çekeceğim, naçarım!
senden sana sığınır, senden sana kaçırım!
(1983)
necip fazıl kısakürek.
(bkz: yüksek üniversite kurumu)
Sait Maden'e ait bir şiir.
Yük
Arasında bir düşün
ne ileri ne geri,
adım atsan uçurum
ya da gök perdeleri,
görünürde ne bir dam
ne bir deniz feneri
bu saran karanlıkta
surlarıyla her yeri;
ayağında yol tozu,
yüzünde ecel teri,
diz boyu bata çıka
ve bir kemik bir deri
nereye bu yolculuk
nerden ne günden beri,
kendi ölün sırtında
ağır bir kuş benzeri?
Etinde pençeleri...
Yük
Arasında bir düşün
ne ileri ne geri,
adım atsan uçurum
ya da gök perdeleri,
görünürde ne bir dam
ne bir deniz feneri
bu saran karanlıkta
surlarıyla her yeri;
ayağında yol tozu,
yüzünde ecel teri,
diz boyu bata çıka
ve bir kemik bir deri
nereye bu yolculuk
nerden ne günden beri,
kendi ölün sırtında
ağır bir kuş benzeri?
Etinde pençeleri...
"Hafiflemek sadece yükü omzundan yere bırakmak, yükten kurtulmaya çalışmaktır. insanı insan yapan, yüküne sahip çıkmasıdır.Yaşadıgımız olumsuz olayların içinden ancak bu durumu kabul ederek ve gereken sorumlulugu alarak çıkabiliriz.Bir çok insan sorumlulukdan kaçarak redderek hafifledigini düşünür.Oysa olayına bin kat agırlık yüklemişdir.Ancak sorumluluk almak kendini tanımaya başlamaktır, korkularınla yüzleşmeye başlamaktır.
Getirisi ise yükünü boşaltmaktır..."
Getirisi ise yükünü boşaltmaktır..."
Her yiteni giyindim her solanı her eksileni
her kopan kırıntıyı geçmişten ve gelecekten
dikenini her gülüşün her iç çekişin
acıların incecik bürümcüğünü
ya da kalın kıl çulunu mutlulukların. Şimdi
kabuklar kabuklar kabuklar altındayım
kımıldamaz oldu kolum yüzüm seğrimez
ve sesim çıkmaz oldu bunca ağırlıktan. Soy beni
soy beni soy beni ulaşıncaya dek
kuru kemiğine yokluğun.
(bkz: Sait Maden)
her kopan kırıntıyı geçmişten ve gelecekten
dikenini her gülüşün her iç çekişin
acıların incecik bürümcüğünü
ya da kalın kıl çulunu mutlulukların. Şimdi
kabuklar kabuklar kabuklar altındayım
kımıldamaz oldu kolum yüzüm seğrimez
ve sesim çıkmaz oldu bunca ağırlıktan. Soy beni
soy beni soy beni ulaşıncaya dek
kuru kemiğine yokluğun.
(bkz: Sait Maden)
deniz seki'in iz albümünün en baba şarkısı.
muhtemelen kıyıda köşede kalacak,
Yol çok uzundu
Ömürler tükendi
Hala bir şeyler bitmedi
Kalpte bir sancı
O akşam vakti güneş batınca benim derdim büyüdü...
Bütün mesafeler, bütün imkansızlar
Bize, belimize, sırtımıza, omzumuza yük oldu.
Saatler geçti, yıllar geçti,
Mevsimler yumak yumak oldu, devran değişti
Bir kere daha dersen gücüm yetmez
Hadi bu defa dersen düşünürüm
Yoluma çıkan onca dikene rağmen
Ben seni hep gül diye sakınırım.
https://www.ttnetmuzik.com.tr/#/album-Iz-331038
muhtemelen kıyıda köşede kalacak,
Yol çok uzundu
Ömürler tükendi
Hala bir şeyler bitmedi
Kalpte bir sancı
O akşam vakti güneş batınca benim derdim büyüdü...
Bütün mesafeler, bütün imkansızlar
Bize, belimize, sırtımıza, omzumuza yük oldu.
Saatler geçti, yıllar geçti,
Mevsimler yumak yumak oldu, devran değişti
Bir kere daha dersen gücüm yetmez
Hadi bu defa dersen düşünürüm
Yoluma çıkan onca dikene rağmen
Ben seni hep gül diye sakınırım.
https://www.ttnetmuzik.com.tr/#/album-Iz-331038
kafamıza taktığımız her şeydir. ne çok yük yüklüyoruz kendimize. tuttuğumuz takımlar, partiler, acı hatıralar, anılar, boş olduğunu bile bile kurduğumuz hayaller, endişeler... dağ var belimizde ama farkında değiliz. sürünüyoruz, kurtulmak istiyoruz, yine de bırakmıyoruz yükümüzü. ne garip bir durum.
hayata dair büyüklerime de kucuklerime de bir tavsiye verecek olsam "yük edine edine ilerlemeyin yolda, yük edinmeden ilerleyin ki hem kendinize hem çevrenize faydaniz olsun" derdim.
günlük hayat çok kaotik olabiliyor.
ama yük edinmeyin kendinize.
ilerleyin. bazen emekleyerek, bazen koşarak.
ve inadına hep gülümseyin..
günlük hayat çok kaotik olabiliyor.
ama yük edinmeyin kendinize.
ilerleyin. bazen emekleyerek, bazen koşarak.
ve inadına hep gülümseyin..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar