bugün
- yeni parti23
- true vs yagmurcu12
- din olmadan ahlak temellendirilemez9
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi5
- kemalizmin gericilik olması7
- zafer partisi neden düştü8
- cumhuriyet halk partisi10
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu9
- kızların keko erkek seviyoruz demesi12
- süper lig'e gelen yeni kurallar4
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın8
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- gül gibi efendi erkek10
- g'i l d'e d l'i l y14
- recep tayyip erdoğan10
- uludağ itiraf4
- muslettin amca11
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları2
- bu koyden olsam ne olacak4
- askeri hastanesi olmayan nato ülkesi3
- escorta giden erkek8
- chp dönemi bitti5
- bir escortu etkilemek mümkün müdür sorusu4
- ardaya yüzmeye gitmek5
- istanbul da kuvvetli yağış uyarısı2
- ben geldim kerkenezler18
- türkiye de amerikan futbolu oynamak3
- bayandan nasıl istenir5
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- dişçiye gitmek9
- sevilen kadının bu bir emirdir bip beni demesi5
- üvey anneannem oğlunu abukat oğlum diye severdi4
- ibda c3
- sözlükten bir kızla sevişmek4
- diamond bosphorus7
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması5
- velvet36
- pipisi 18 cm olan erkek4
- sözlüğün viagra içmiş gibi coşması4
- habire1233
- karşı binadaki kızlar4
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- sözlükteki yaşlı amcalar ve teyzeler3
- yagmurcu3
- okan üniversitesi2
- kitap alıntıları5
- sezer efendi sezer efendi 5 nolu ameliyathaneye3
- clean code yazmak için 10 yıl bekleme2
- seri gizli artı oy veren melek3
- ata yaşat2
son klibini istanbulda çeken güzel arap şarkıcı.dinleyin tavsiye ederim.
http://userserve-ak.last.fm/serve/_/7959845.jpg
http://www.lastfm.com.tr/music/Yara
http://userserve-ak.last.fm/serve/_/7959845.jpg
http://www.lastfm.com.tr/music/Yara
sertab erener'in levent yüksel ile söylediği, küçük iskender'in sözlerini yazdığı, atilla özdemiroğlu'nun bestelediği şarkı.
''Sanatçıların, yarası olan insanlar olduğu söylenir. Yarası olmayan insan olurmuş gibi... Hiç yara almadan bu dünyadan geçip giden varmış gibi... Yara çok derinken, henüz açıkken, kanıyorken yaratmak imkânsızdır belki de... Hâlâ bir ümit varken, nekahetteyken yahut şifayı onda ararken mümkündür ancak yaratıcılığını kullanabilmek de... Ağır yaralıysanız eğer, öylece kıpırtısız kalırsınız; acınız çok büyükse olduğunuz yerde kıvranırsınız... Hiçbir şey yapamazsınız o haldeyken... O yaraya bakabilmek biraz vakit ister; yaranın kabuk bağlamasını, ağrısının acısının, sızıya dönüşmesini bekler. Acıdan kaçarken tutunduğunuz bir dalsa yaratmak, uzun süre çekmez sizi ya da siz yorulursunuz, kayar elleriniz, boşluğa savrulursunuz. Bir ümittir o dal; gücünüzü toplayıp yeniden tırmanana yahut da birileri duyup sesinizi yetişene kadar. Kolay değildir kendi yaranıza kendinizin neşter atması. Bir cerrah bile uyutur, uyuşturur sizi, ameliyat ederken. Ruhunuzdaki yaraları iyileştirmeye çalışan bir doktor, yüz yüze getirip yaranızla daha da çok yakar canınızı; henüz tazeyken o yara buna dayanamazsınız. Kaldırmaz bünyeniz, meğer ki zaman geçip de yeniden güç kazanmış olmayasınız. Belirsizlikler, kalp çarpıntıları, kaybetme korkuları, kıskançlık, anlatamamak, anlaşılamamak, küçük kırgınlıklar, çok yakın olamamak, hayal kırıklıkları, özlem, var olan veya önünüze çıkan engeller besleyebilir yaratıcılığı şayet hepsinin arasında bir mutluluk, bir heyecan da yaşanabiliyorsa; umutlar büsbütün tükenmemişse. Öfke ve nefretle de bilenir bazen yaratma duygusu, o yaranın açılması acıdan fazla onu açana karşı bir kızgınlık uyandırıyorsa. Mutsuzluğun o dipsiz ve kapkaranlık kuyusuna düşmüşseniz fakat, ümidinizi yitirmişseniz, içinizde kıpırdanan her duygu aynı acıyı canlandırır. Hissetmemek için bütün duygularınızı öldürürsünüz. Artık hiçbir şey doğmaz sizden. Umutsuzluğun olduğu yerde doğum olmaz. Yaranızın kapanacağına, iyileşeceğinize dair inancınız varsa, her şeye rağmen beninizi ayakta tutabiliyorsanız, buna değeceğini düşünüyorsanız derdinizin dermanını da aramaya başlarsınız. Bazen de can havliyle olmadık devalardan medet umarsınız: Tedavi edeceğine yarayı işleyen ve ona yeni yaralar ekleyen. Ne kadar zaman geçerse geçsin üzerinden, üstü ne denli örtülürse örtülsün, gerçekten ağır bir yara almışsanız kolay kolay cesaret edip dokunamazsınız oraya, etrafında dolaşırsınız, hafif hafif yoklarsınız olsa olsa. O kadarı bile yeter acıyı anlatmaya. Mutlu anlarla ve hüzünlü zamanlarla coşar yaratıcılık; hüznün mutlulukla her daim ilintisi vardır. Hüzün en çok da geçmiş mutlulukları hatırlamaktır. Acıyla yaratanlar, yaralarına uzaktan bakabilenlerdir; kendilerine yabancılaşmayı başarabilenler. O süzgeçten geçmeden sanat sanat olmaz zaten, düpedüz haykırmak olur. Sanatçılar, küçük yaralarını bir pertavsızla gösterir gibi büyütebilenlerdir ihtimal. Büyük yaralarına ise yaratıcılıklarına sığındıklarında dürbünün tersiyle bakarmışçasına bakabilenler. Farkları biraz da buradadır, yaratmak için neye ihtiyaç duyuyorlarsa onları bulup oynamalarındadır. Egolarının gücünde, o gücün her şeyden önde gelmesindedir. Yaratıcılığı besleyen en tatlı gıda aşktır ya, öyleyse sadece onun için izin verirler egolarından ödün vermeye. Yeter ki hayatlarında bir aşk bulunsun diye hatta, onu kendileri yaratıp kendileri büyütürler. Yaralarını bizzat açıp, açtıkları yarayı önemserler. Öylesine bir gereksinimdir ki bazı da bu, onları yaralamasına müsaade ettiklerine minnettar da kalırlar. Hepimizin yaraları var, kimi hafif kimi ağır. Onlarla olgunlaşmak yalnızca kendi hayatımızda daha güçlü durmak, hoşgörülü olmak, başkalarını da anlayabilmek değildir ama, başkalarında yara açmayacak derecede hassaslaşmaktır. Beyhudedir hiç yaralanmadan yaşamaya uğraşmak, hep kaçmak yaralanmaktan ve sizi yaralayacağını sandıklarınızdan. En çok neden kaçıyorsanız o gelip sizi bulur. En büyük darbeyi de nedense en fazla güvendiğiniz, ondan sakınıp saklanmadığınız insan vurur. Sevdiklerinizi yitirmekten daha derin yara yoktur. Asla silinmez ruhunuzdaki izleri. Çaresizsinizdir, mecburen kabullenirsiniz. Göz göre göre yaranızı hoyratça kanırtanı lakin hiç affedemezsiniz. Avunmaya çalışırken, teselliyi bulduklarınızı sonradan siz yaralarsınız kimi zaman da. Avununca unutursunuz.
Yaralar yaşamanın bedeli. O bedeli ödemeden galiba anlayamıyoruz değerini.''
http://www.taraf.com.tr/makale/2932.htm
Yaralar yaşamanın bedeli. O bedeli ödemeden galiba anlayamıyoruz değerini.''
http://www.taraf.com.tr/makale/2932.htm
(bkz: eski yara)
guzel bir yılmaz arslan filmidir. yelda reynaud baş rolü oynamıştır. film frespici ödülüne layık görülmüştü. bu ödül türk-alman yapımlarına verilen bir ödül.
yelda reynaud hastadır. babası onu türkiye'ye abisinin yanına gönderir. türkiye'de iyileşeceğini düşünmektedir. fakat kırsalda değişen yaşamı onun psikiyatrik rahatsızlıklarını arttırmıştır. amcası kaçmasın diye pasaportunu saklamıştır. pasaportunu bulamasa da yelda reynaud evden kaçar. bir tıra şöföründen habersiz olarak biner. şöför durumu anlayınca kaçmaya başlar. bayılan yelda reynaud'u köylüler evlerine taşırlar. ancak film çok enteresan bir kurguya sahip. filmi anlaşılmaz kılan bu düzende bir yandan da karakolda akabinde tımarhane yaşayan yelda reynaud vardır. onu tımarhaneden çıkarabilecek babası dışında tek kişi vardır; başkasıyla kaçan annesi.
yelda reynaud hastadır. babası onu türkiye'ye abisinin yanına gönderir. türkiye'de iyileşeceğini düşünmektedir. fakat kırsalda değişen yaşamı onun psikiyatrik rahatsızlıklarını arttırmıştır. amcası kaçmasın diye pasaportunu saklamıştır. pasaportunu bulamasa da yelda reynaud evden kaçar. bir tıra şöföründen habersiz olarak biner. şöför durumu anlayınca kaçmaya başlar. bayılan yelda reynaud'u köylüler evlerine taşırlar. ancak film çok enteresan bir kurguya sahip. filmi anlaşılmaz kılan bu düzende bir yandan da karakolda akabinde tımarhane yaşayan yelda reynaud vardır. onu tımarhaneden çıkarabilecek babası dışında tek kişi vardır; başkasıyla kaçan annesi.
pervazlarım ıslanıyor, sabaha karşı
geliyorum geceyi korumak için
peşine güvercinlerin düştüğü bir kırıntı
gibi uzanıyorum soğuk zemine
serinliğim çıplaklığımdandır
senin tenin frezyalar terliyor
gecenin nem vaktinde
ekime yetişmeyi beceremeyen
eylüller gibi kalakaldık yine
kokusu iki mevsim öncesinde unutulmuş
tohumlar gibi çocuklarımız
trabzanlarım tozlanıyor, manzaraya karşı
uzanıyorum , yatağım için
eşine rastlayamayan ayakkabılar
gibi giyilmeden duruyorum çekmecelerde
saklanışım unutulmamdandır
senin tenin nasılsa yara bende
iç içe geçmiş matruşkalar gibi
biri düştü diye
ötekiler hissetti
bekleyişim yorulmamdandır
iki kelimeyi bir (y)araya getirdim yine
gülüşün dudaklarımı öptü diye
kanadı bir tohum içimde
gelmeyeşim beklemediğindendir
*
geliyorum geceyi korumak için
peşine güvercinlerin düştüğü bir kırıntı
gibi uzanıyorum soğuk zemine
serinliğim çıplaklığımdandır
senin tenin frezyalar terliyor
gecenin nem vaktinde
ekime yetişmeyi beceremeyen
eylüller gibi kalakaldık yine
kokusu iki mevsim öncesinde unutulmuş
tohumlar gibi çocuklarımız
trabzanlarım tozlanıyor, manzaraya karşı
uzanıyorum , yatağım için
eşine rastlayamayan ayakkabılar
gibi giyilmeden duruyorum çekmecelerde
saklanışım unutulmamdandır
senin tenin nasılsa yara bende
iç içe geçmiş matruşkalar gibi
biri düştü diye
ötekiler hissetti
bekleyişim yorulmamdandır
iki kelimeyi bir (y)araya getirdim yine
gülüşün dudaklarımı öptü diye
kanadı bir tohum içimde
gelmeyeşim beklemediğindendir
*
''her yara iyileşir, gözlerden saklanır, çünkü hiç bir yara görülmek istemez.'' *
Bir yaraya benzedim sonunda..kabuk bağlayamayan bir yaraya....
Kimi yaralar vardır ki asla kabuk bağlamaz.
yara ; mekanik etkenlerle deride yada vücudun yumuşak dokularında sürekliliğin bir süre için bozulması.
zihinde de geçici olsa iyi olur şeklinde bozulmalar görülebilir mecazi anlamda.
yaranın kapanıp kapanmadığını anlamak için
kabuk kaldırılıp altına bakılmaz
der, kimi kendini kaybetmiş şehirler..
zihinde de geçici olsa iyi olur şeklinde bozulmalar görülebilir mecazi anlamda.
yaranın kapanıp kapanmadığını anlamak için
kabuk kaldırılıp altına bakılmaz
der, kimi kendini kaybetmiş şehirler..
Ark grubunun 3. bestesi.
izlerken buram buram duvara karşı 'yı akla getiren bağımsız bir film. güzel fakat eksikleri var gibi duruyor. film boyu bazı meselelerle yüzleşmekten filme konsantre olamadım. tamam, ülkede adalet çökük, akıl hastanelerinin durumu ona keza falan. ama bu kadar da değili düşündürdü yara bana. değil, sanırım. bu facia bir resim... ya da biz iyimser usturubumuzu koruyoruz, bozmuyoruz. ikisinden biri, çıkamadım.
çocukların küçük yaşta köpek gibi çalıştırılmasıyla ilgili detayı aşan sahne fazlaca mesaj kaygılı. lakin, manidar. yelda reynaud filmi tek başına zirveye taşımış. özellikle kuklayla yalnızlığını aşma seansları... can yakıyor, oyunculuk budur hatrına dahi çekilir bu film. mükemmel bir iş çıkarmış yelda.
film bu haliyle iyi çalışma lakin tam manasıyla kotarılamamış gibi duruyor.
10 üzerinden 7!
çocukların küçük yaşta köpek gibi çalıştırılmasıyla ilgili detayı aşan sahne fazlaca mesaj kaygılı. lakin, manidar. yelda reynaud filmi tek başına zirveye taşımış. özellikle kuklayla yalnızlığını aşma seansları... can yakıyor, oyunculuk budur hatrına dahi çekilir bu film. mükemmel bir iş çıkarmış yelda.
film bu haliyle iyi çalışma lakin tam manasıyla kotarılamamış gibi duruyor.
10 üzerinden 7!
en güzel sertap erener şarkılarındandır. tabi. benim için.
'kör noktalar vardır her aşkta....'
diye başlar.
'kör noktalar vardır her aşkta....'
diye başlar.
vücutta yada ruhta, kesikler, çizikler, oyuklar.
tek başına sadece yara dır.
ama sevgilinin yarası acı verir.
ama sevgilinin yarası acı verir.
tanımadığı oğluyla, yıllar sonra hapishanede karşılaşan bir babanın öyküsünü konu alan bir sadri alışık filmi.
dokunun anotomik ve fonksiyonel yapısının bozulması demektir. deri bütünlüğünün bozulmasına neden olur.
"yaranın çıplağına vurulmaz. anlatmaya soyunanlar buna güvenir. giyinik yaralarla yazanların, anlatanların hikayelerindeyse bizi inandırmayan bir şeyler vardır. sonra yara kilitleri. kimilerinin ilk yarası kendinin kilidi olur; bir daha açılmaz. yarasının farkında bile olmadan yaşayanlarınsa anlatmaya, dinlemeye değer hiçbir hikayeleri yoktur, onların düzayak mutlulukları vardır; kolay sevinçleri."
*
*
sertab erener in güzel sesiyle dile getirdiği bir küçük iskender şiiridir.
yaralar kabuk bağladığında kaşınır. izin verilmez kendiliğinden düşmesi. illa ki deşersin kendin uğraşırsın kabuğu çıkartmak için. ve iyileşmez o yara.
ve yaralar her fırsat bulunduğunda deşilmeli.
hatırlansın diye kayda geçen yaşanmışlıklar.
yaralar kabuk bağladığında kaşınır. izin verilmez kendiliğinden düşmesi. illa ki deşersin kendin uğraşırsın kabuğu çıkartmak için. ve iyileşmez o yara.
ve yaralar her fırsat bulunduğunda deşilmeli.
hatırlansın diye kayda geçen yaşanmışlıklar.
küçük iskender yazar, sertab erener söylerse kötü olabilir mi o şarkı, el şıklatmayla başlayan müthiş şarkı çığlık atmak istememe sebepsin.
''bir gülüş güldün;
tüm güller boynunu eğdi'' dizeleriyle beni benden alan (bkz: çamur)şarkısıdır.
tüm güller boynunu eğdi'' dizeleriyle beni benden alan (bkz: çamur)şarkısıdır.
Yaran kabuk tutmasın her an deş tazelensin!
Sen ağla gafil gülsün,nadan yelpazelensin!
1977
Necip Fazıl Kısakürek.
Sen ağla gafil gülsün,nadan yelpazelensin!
1977
Necip Fazıl Kısakürek.
Soyulması inanılmaz zevk veren şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar