bugün
- manifest grubu vs tarkan9
- kedilerin artık fare yakalamaması6
- sinem dedetaş6
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi5
- iş yerindeki kızın resmen yavşaması5
- yeni parti53
- diamond bosphorus26
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı16
- berkant gültekin'in gürsel tekin'e verdiği ayar5
- popüler yazarlara bulaşıp ilgi çekmeye çalışan tip2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- seni onaracağım diyen kadın3
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek5
- çaylaklıktan çıkıp 30 dk sonra yine çaylak olmak2
- hikayeyi devam ettir54
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak12
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek3
- kelmangeeee maaageeee kaakooo kaakooo3
- kemal kılıçdaroğlu15
- sabah sözlüğe girenlerin kaliteli ve elit olması4
- penis ağrısına iyi gelen şeyler3
- kürtlerin 100 bin yıllık tarihi2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin6
- camlar açık çıplak yatmak2
- gezi teknesinde kızlara dans eden erkek2
- dansör3
- öğrenci evinde edinilen alışkanlıklar2
- allah olsanız peygamber yapacağınız kişi2
- araba ve ruhsatı masaya bırakıp gitmek2
- salat nedir2
- cheeseburger2
- nickten isim tahmini yapmak72
- milliyetçi hareket partisi3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj6
- alman finolarının ortak özellikleri2
- sokakta kavga teknikleri15
- türbanlı kızla sevişmek2
- arkadaşlar bakar mısınız28
- izmirlilerin bilmedikleri şeyler2
- mezoterapi11
- pilot bir erkekle sevgili olmak11
- sözlük yazarlarının saatleri10
- geceleri uyutmayan dertler4
- çekirge7
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- oje kurutucu cila2
- beşiktaş ve galatasaray'ın radarındaki futbolcu2
- bitkiler de acı çeker mi sorunsalı2
- büyük filmlerden büyük replikler3
iftiraya varan boyutlarda ise tehlikelidir. namus meselesine dönüşebilir bizim kültürümüzde.
yalani soyleyen kisinin yalani unutmasi durumunda karsi taraf ile olan muhabbetinde gaz hale gececegi, yuz kizartici.
gerçeklerin çıkarlara göre değiştirilerek ortaya konulan şeklidir.
kesinlikle kötü değildir.
kötü olsa herkes yapmaz.
herkes gerektiğinde yalan söylediğini itiraf edebilecek kadar dürüst olsa keşke.
kesinlikle kötü değildir.
kötü olsa herkes yapmaz.
herkes gerektiğinde yalan söylediğini itiraf edebilecek kadar dürüst olsa keşke.
söylemediğini sıkça iddia edenlerin bolca gerçekleştirdiği eylem.
gerçeği saklamamak kaydıyla söylendiği zaman sorun yaratmaz aynı zaamnda ortaya çıkmayacağına emin olunan hususlar üstüne söylendiği zaman da sorun yaratmayacak sözcük öbeğidir. ama söylenilenlerin doğru olmadığının anlaşılması halinde yalaı söyleyen kişi hem "yalancı" hem de "salak" durumuna düşersiniz... insan kesinlikle açıpa çıkacağını ı bildği yalanı söylememelidir, bir yalanı söylemeden dde iyice düşünmelidir.
"sen söyle yalanı, mikeyim inananı" şeklinde bir vecizeye de sebep olmuş eylemdir.
bu eylemi gerçekleştirirken bülent ecevit burnuyla, mesut yılmaz ise gözlüğüyle oynarmış. tayyip de cümlesine bir kere diyerek başlarmış. *
(bkz: rte nin her cümlesine bir kere diyerek başlaması)
(bkz: rte nin her cümlesine bir kere diyerek başlaması)
(bkz: ayıp)
(bkz: kıtır atmak)
(bkz: yalancı)
kötü bir eylemdir, özellikle insan kendisine söylüyorsa...
""
Etrafa sürekli yalan söylüyorsun, çok mutlusun, hayatın güzel, yaşamın müthiş.. oysa evinde her gece ağlıyorsun, her gece kafan gidip geliyor. Düşünceler uçuşuyor ve sen sürekli yalan söylüyorsun...
Okuldan gelmişsindir, yorgun, bütün günün yükü omuzlarında... stres atacak bir yol aramaktasın.. deli gibi bir şeyler dolaşıyor beyninde ama dışa vuramıyorsun.. şiir yazıyorsun satırlarca, onları kalbin gibi kapalı bir yerde, sadece senin açtığın bir defterde saklıyorsun, yerini sadece senin bildiğin, içindekileri sadece senin bildiğin, nasıl açılacağını senin bildiğin, uyduruk bir harita metotta duruyor yazdıkların.. kızgınsın, belki bıkmışsın bu hayattan, intiharın eşiğindesin sen ve bu hayata dair bütün isyanların sadece senin görebildiğin bir yerde.
Kendine geliyorsun yavaş yavaş.."neden sadece ben görüyorum bu isyanları? Bunlar zaten benim olan fikirler, neden bu kısır döngünün içinde kayboluyorum?" diyorsun.. ama içinden diyorsun, dışa vuramıyorsun bunları, çünkü bunlar gerçek. Gerçekler seni acıtıyor. Hele öyle gerçekler var ki, hani duysan birinin ağzından, intihar edeceksin, öyle gerçekler. Senin yıllar boyu reddettiğin, sürekli kirli bir halının altına ittiğin, tozlu raflarda kalmış, o gereksiz deftere tıkılmış gerçekler..uyanmaman lazım uykudan, onlardan kurtulduğunu gördüğün rüyadan uyanmaman lazım..
Ve güm!
Tek bir darbeyle uyanıyorsun, tek bir uyarıyla.. rüyanda bile o gerçek seni rahatsız etmeye başlıyor, "bak ben buradayım işte. Beni inkar etmeye devam edemezsin, ben sendeki bir hücre gibiyim senin için. Kurtulamazsın benden." diyor.. ağlamak geliyor içinden, ağlayamazsın ki. O yürek de yok sende.. sürekli sana yardım eli uzatmış birileri, gerçekten acı çekmek nedir bilmemişsin.. en gerçek olanını da bir kenara itmişsin..derinlerden bağırdığında o sana, "tanımıyorum seni!" diye bağırmışsın kendi kişiliğine.. kendi karakterini çiğneyip, kendine uydurduğun dürüst insan kalıbını alt üst edip, daha en başından kendine yalan söylüyorsun..
Sadece şarkılar dinliyorsun, aşkı anlatan, halkı anlatan, özgürlüğü anlatan, ülkünü anlatan, senin dününü anlatan, bugününü sorgulayan ama sana bir çıkış sunmayan...sadece dinliyorsun ve kaçmaya devam ediyorsun..
iyice kendine geldiğinde, bunları yazman gerektiğini düşünüp oturuyorsun bilgisayarın başına, o eski, koca defterin almaz olmuş senin yalanlarını çünkü. Bu yalanları sığdıracağın kocaman bir mahzene ihtiyacın var.. yazıp, içini döküp, belki de yıllardır beklediğin kişi gelmediği için, belki hayat seni fazla ezdiği için, belki sadece okulun kötü diye, sürekli bahaneler arkasına saklanıp yalanlar savuracağın bir yer arıyorsun, kendini farklı tanıtacağın, kendin olmayacağın ve bu yüzden aslında varolmayacağın bir yere giriyorsun..""
""
Etrafa sürekli yalan söylüyorsun, çok mutlusun, hayatın güzel, yaşamın müthiş.. oysa evinde her gece ağlıyorsun, her gece kafan gidip geliyor. Düşünceler uçuşuyor ve sen sürekli yalan söylüyorsun...
Okuldan gelmişsindir, yorgun, bütün günün yükü omuzlarında... stres atacak bir yol aramaktasın.. deli gibi bir şeyler dolaşıyor beyninde ama dışa vuramıyorsun.. şiir yazıyorsun satırlarca, onları kalbin gibi kapalı bir yerde, sadece senin açtığın bir defterde saklıyorsun, yerini sadece senin bildiğin, içindekileri sadece senin bildiğin, nasıl açılacağını senin bildiğin, uyduruk bir harita metotta duruyor yazdıkların.. kızgınsın, belki bıkmışsın bu hayattan, intiharın eşiğindesin sen ve bu hayata dair bütün isyanların sadece senin görebildiğin bir yerde.
Kendine geliyorsun yavaş yavaş.."neden sadece ben görüyorum bu isyanları? Bunlar zaten benim olan fikirler, neden bu kısır döngünün içinde kayboluyorum?" diyorsun.. ama içinden diyorsun, dışa vuramıyorsun bunları, çünkü bunlar gerçek. Gerçekler seni acıtıyor. Hele öyle gerçekler var ki, hani duysan birinin ağzından, intihar edeceksin, öyle gerçekler. Senin yıllar boyu reddettiğin, sürekli kirli bir halının altına ittiğin, tozlu raflarda kalmış, o gereksiz deftere tıkılmış gerçekler..uyanmaman lazım uykudan, onlardan kurtulduğunu gördüğün rüyadan uyanmaman lazım..
Ve güm!
Tek bir darbeyle uyanıyorsun, tek bir uyarıyla.. rüyanda bile o gerçek seni rahatsız etmeye başlıyor, "bak ben buradayım işte. Beni inkar etmeye devam edemezsin, ben sendeki bir hücre gibiyim senin için. Kurtulamazsın benden." diyor.. ağlamak geliyor içinden, ağlayamazsın ki. O yürek de yok sende.. sürekli sana yardım eli uzatmış birileri, gerçekten acı çekmek nedir bilmemişsin.. en gerçek olanını da bir kenara itmişsin..derinlerden bağırdığında o sana, "tanımıyorum seni!" diye bağırmışsın kendi kişiliğine.. kendi karakterini çiğneyip, kendine uydurduğun dürüst insan kalıbını alt üst edip, daha en başından kendine yalan söylüyorsun..
Sadece şarkılar dinliyorsun, aşkı anlatan, halkı anlatan, özgürlüğü anlatan, ülkünü anlatan, senin dününü anlatan, bugününü sorgulayan ama sana bir çıkış sunmayan...sadece dinliyorsun ve kaçmaya devam ediyorsun..
iyice kendine geldiğinde, bunları yazman gerektiğini düşünüp oturuyorsun bilgisayarın başına, o eski, koca defterin almaz olmuş senin yalanlarını çünkü. Bu yalanları sığdıracağın kocaman bir mahzene ihtiyacın var.. yazıp, içini döküp, belki de yıllardır beklediğin kişi gelmediği için, belki hayat seni fazla ezdiği için, belki sadece okulun kötü diye, sürekli bahaneler arkasına saklanıp yalanlar savuracağın bir yer arıyorsun, kendini farklı tanıtacağın, kendin olmayacağın ve bu yüzden aslında varolmayacağın bir yere giriyorsun..""
ustalık isteyen bir zanaattır. zira yuzunun yere dusmemesi , kızarıp bozarma olmaması , garip vucut tepkileri vermemesi gereklidir.
katıksız, salt 'özel' olan insanı 'hiç' yapan unsurdur.
bazi insanlarin aliskanlik hatta yasam tarzi olarak gerceklestirdikleri üzücü eylem.
yalan söylemekle ilgili bir cümle kurulması gerekirse herhalde şu aşağıdaki dizilerden daha iyi hiç bir şey konuyu izah edemez:
başkasının hesabına utandım yalan söyledim,
yalan söyledim başkasını üzmemek için,
ama durup dururken de yalan söyledim *
başkasının hesabına utandım yalan söyledim,
yalan söyledim başkasını üzmemek için,
ama durup dururken de yalan söyledim *
eski sevgilimin bol bol yaptığı ve profosyonelce yaptığını sandığı zavallıcık eylemi...
zeki olmayı gerektiren bir durumdur. söylediği yalanın ortaya çıkmaması için söylediklerini hep aklında tutmalıdır.
(bkz: kaçmak)
ahlak dışı eylem .
askerlik esnasında ve akabinde tezkere alındıktan sonra hatıraları anlatırken er kişilen sıkça başvurduğu yöntem.
alışkanlık...
* (bkz: yalan konuşmak)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar