bugün
- mel melin palavra sıkması6
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi6
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- herkesle iyi geçinmek8
- en güzel reçel6
- çerçeve yasa18
- ihtiyar yazar5
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak5
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci4
- birikim3
- gelecekten entry2
- apo piçtir piç kalacak6
- çerçeve yasaya hayır diyenler askerliğe alınsın4
- özgürlük3
- özgür özel11
- yaşlı izlenimi veren isimler5
- yalçın çakır3
- gitme isteği2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li2
- türkiyeye gelmiş en kariyerli futbolcu2
- 11 ağustos 20263
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı2
- bir şeyler söyle2
- ümit özdağ yavuz ağıralioğlu müsavat dervişoğlu2
- velvet'in fotoğrafları3
- kolombiya da 7 4 büyüklüğünde deprem3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları17
- canın et şiş dürüm çekmesi3
- iki arada bir derede kalmak4
- perk up coffee2
- nikah davetiyesi2
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- ekşi sözlük referans17
- reçel yiyen erkek2
- reis3
- okul kıyafeti zorunluluğu2
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yaşlandığının farkına varmak9
- adana2
- simko318
- osint metodolojisi2
- 80 yaşında sözlük yazarı olmaz3
- kardeş2
- özkürt özel3
- mekke anlaşması20
- mutlubey2
- ayşen gruda5
soneleri çok güzeldir.
geç tanıştığım mükemmel eserlerin yazarıdır. şair mi yazar mı orası da karışık. nasıl güzel şiirsel diyaloglar onlar öyle!
--spoiler--
shakespeare'de kişinin yazgısı iç dünyasıdır. kişi cenneti de cehennemi de kendi özgür eylemiyle yaratır...
hamlet'ten
kim dayanabilir zamanın kırbacına
zorbanın kahrına,
gururunun çiğnenmesine
sevgisinin kepaze edilmesine
kanunların bu kadar yavaş
yüzsüzlüğün bu kadar
çabuk yürümesine
kötülere kul olmasına iyi insanın?
düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
yürekten gelenin doğal rengini
ve nice büyük, yiğitçe atışlar
yollarını değiştirip bu yüzden bir iş,
bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
--spoiler--
--spoiler--
Kendi basina iyi veya kötü birşey yoktur, bunu düşüncelerimiz yapar.
--spoiler--
--spoiler--
iyimser, yaranın üstünde artık kabuk, kötümser ise kabuğun altında yine yara görür.
--spoiler--
--spoiler--
Aklın bağlamadığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir.
--spoiler--
--spoiler--
Aslında bizler rüyaların yapıldığı kumaştanız!
--spoiler--
shakespeare'de kişinin yazgısı iç dünyasıdır. kişi cenneti de cehennemi de kendi özgür eylemiyle yaratır...
hamlet'ten
kim dayanabilir zamanın kırbacına
zorbanın kahrına,
gururunun çiğnenmesine
sevgisinin kepaze edilmesine
kanunların bu kadar yavaş
yüzsüzlüğün bu kadar
çabuk yürümesine
kötülere kul olmasına iyi insanın?
düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
yürekten gelenin doğal rengini
ve nice büyük, yiğitçe atışlar
yollarını değiştirip bu yüzden bir iş,
bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
--spoiler--
--spoiler--
Kendi basina iyi veya kötü birşey yoktur, bunu düşüncelerimiz yapar.
--spoiler--
--spoiler--
iyimser, yaranın üstünde artık kabuk, kötümser ise kabuğun altında yine yara görür.
--spoiler--
--spoiler--
Aklın bağlamadığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir.
--spoiler--
--spoiler--
Aslında bizler rüyaların yapıldığı kumaştanız!
--spoiler--
bence; (bkz: anonim).
çok feyzli bi abimiz.
1588 de londraya adım atar atmaz tiyatro ile tanışmıştır.
ama sanıldığının aksine oyunculuk veya oyun yazarlığı ile değil, tiyatroya gelen seyircilerin atlarının dizginlerini tutan bir nevi vale olarak.
aradan dört yıl geçer ve shakespeare altıncı henry ile ilk meyvesini verir.
bir diğer shakespeare anekdotu ise ölüm tarihi olan 23 nisan 1616 da, sonsuz yolculuğuna cervantes le birlikte çıkmış olmasıdır.
birbiriyle hiç tanışmamış ama eserleri ile kütüphenlerde yanyana durmaya devam eden bu iki 16. asır dehası ne gariptir ki aynı gün birbirlerinden habersiz vefaat etmişlerdir.
ama sanıldığının aksine oyunculuk veya oyun yazarlığı ile değil, tiyatroya gelen seyircilerin atlarının dizginlerini tutan bir nevi vale olarak.
aradan dört yıl geçer ve shakespeare altıncı henry ile ilk meyvesini verir.
bir diğer shakespeare anekdotu ise ölüm tarihi olan 23 nisan 1616 da, sonsuz yolculuğuna cervantes le birlikte çıkmış olmasıdır.
birbiriyle hiç tanışmamış ama eserleri ile kütüphenlerde yanyana durmaya devam eden bu iki 16. asır dehası ne gariptir ki aynı gün birbirlerinden habersiz vefaat etmişlerdir.
kesinlikle bir sir thomas wyatt değildir.
Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör,
sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur
ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır...
gürültücu bir salağın anlattığı,
ki yoktur hiçbir anlamı.
sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur
ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır...
gürültücu bir salağın anlattığı,
ki yoktur hiçbir anlamı.
edebiyat ve tiyatro dehasıdır.
istanbul trafiğinde bir çok kitabını bitirdiğim ölümsüz yazarlardandır. macbeth hamlet othello bu 3 kitap ezberlenene kadar tekrar tekrar okundu 10 -15 defa ve her defasında ayrı haz alındı.
bir rivayete göre shakespeare londraya gider ve ve cebinde sadece bir tiyatro bileti alacak kadar para vardır. tiyatroyu izler ve orada kalır tiyatronun sahibiyle görüşür iş ister ve şhakespeare den bir dolap temizlemesini ister. yarım saatte bu kitaplığı temizleyebilirsen seni işe alacağım der. şhakespeare ise 10 dakika gibi kısa bir sürede temizliği bitirir ve buna tiyatro sahibi çok şaşırır tamam işe alındın der. fakat şhakespeare in bir sorunu vardır adamcağızın kalacak yeri de yoktur * neyseki tiyatro sahibi ona yine kalacak yer ayarlamıştır ve o ün tiyatroya enteresan bir şekilde bulaşmıştır...
bir rivayete göre shakespeare londraya gider ve ve cebinde sadece bir tiyatro bileti alacak kadar para vardır. tiyatroyu izler ve orada kalır tiyatronun sahibiyle görüşür iş ister ve şhakespeare den bir dolap temizlemesini ister. yarım saatte bu kitaplığı temizleyebilirsen seni işe alacağım der. şhakespeare ise 10 dakika gibi kısa bir sürede temizliği bitirir ve buna tiyatro sahibi çok şaşırır tamam işe alındın der. fakat şhakespeare in bir sorunu vardır adamcağızın kalacak yeri de yoktur * neyseki tiyatro sahibi ona yine kalacak yer ayarlamıştır ve o ün tiyatroya enteresan bir şekilde bulaşmıştır...
tiyatro tanrısı.
insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor dünyaya iyi birşey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
Sevilmekten korkuyor kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor dünyaya iyi birşey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
karamsar bir yazar / şairdir.
R: Senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı.
J:Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
R: Öyleyse ver bana günahımı geri.?
Romeo & Juliet'in en sevdiğim repliğidir.
J:Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
R: Öyleyse ver bana günahımı geri.?
Romeo & Juliet'in en sevdiğim repliğidir.
tanrısal güçleri vardır bu adamın. gekeceği görür , hatta buny kanıtlayacak bir tiradı vardır hamlet'te bugünün oyuncularına dair;
--spoiler--
Verdiğim parçayı, ne olur, dediğim gibi, rahat, özentisiz söyle. Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, mısralarımı şehrin tellalına okuturum daha iyi. Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadında bırak her şeyi. Duyduğun coşkunluk bir sel, bir fırtına, bir kasırga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmalı, buldurmalısın. Doğrusu, yürekler acısı geliyor bana gürbüz bir delikanlının, takma saçlar sakallar içinde, bir acıyı yüreğini paralarca, didik didik ederce bağırıp halkın kulaklarını yırtması; o halk ki çoğu kez anlaşılmaz, dilsiz oyunları, gürültü gümbürtüyü sever. Bir oyuncu Termagant’ın kendisinden daha yaygaracı, Nemrut’tan daha nemrut oldu mu, hak ettiği şey kırbaçtır bence. Bu hallere düşme, rica ederim.
Fazla durgun da olma; aklını kullanıp ölçüyü bul. Yaptığın söylediğini tutsun, söylediğin yaptığını. En başta gözeteceğimiz şey, yaradılışa, tabiata aykırı olmamak. Çünkü bunda sapıttık mı tiyatronun amacından ayrılmış oluruz. Doğduğu gün de, bugün de tiyatronun asıl amacı nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın ne olup ne olmadığını ortaya koymak. Gerçeği büyütmek ya da küçültmekle bilgisizleri güldürebilirsiniz, ama bu bilenleri üzer; oysa bir tek bilgili dost, bilgisiz bütün bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.
Ah ben öyle oyuncular gördüm ki sahnede, öyle beğenilen, alkışlanan oyuncular gördüm ki, günaha girmeyeyim ama, değil Hıristiyan, değil Müslüman, insan bile değillerdi. Öylesine şişirme, uydurma hallere giriyorlardı ki, dedim bunları tabiatın kaba işçileri yaratmış olmalı, insan yapıyorum derken insanlığın berbat bir kopyasını yapmışlar.
Az çok değil, iyice yenmeli bunu. Sakın söyleyeceklerinden fazlasını söyletmeyin soytarılarınıza. Öylelerini gördüm ki, kendi başlarına gülmeye ve seyircilerin en anlayışsızlarını güldürmeye kalkıyorlar. Hem de oyunun anlayış isteyen en can alıcı yerinde. Kötü bir şey bu; acıklı bir budalalık bu yoldan tutunmaya çalışmak. Haydi, gidin hazırlanın.
--spoiler--
--spoiler--
Verdiğim parçayı, ne olur, dediğim gibi, rahat, özentisiz söyle. Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, mısralarımı şehrin tellalına okuturum daha iyi. Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadında bırak her şeyi. Duyduğun coşkunluk bir sel, bir fırtına, bir kasırga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmalı, buldurmalısın. Doğrusu, yürekler acısı geliyor bana gürbüz bir delikanlının, takma saçlar sakallar içinde, bir acıyı yüreğini paralarca, didik didik ederce bağırıp halkın kulaklarını yırtması; o halk ki çoğu kez anlaşılmaz, dilsiz oyunları, gürültü gümbürtüyü sever. Bir oyuncu Termagant’ın kendisinden daha yaygaracı, Nemrut’tan daha nemrut oldu mu, hak ettiği şey kırbaçtır bence. Bu hallere düşme, rica ederim.
Fazla durgun da olma; aklını kullanıp ölçüyü bul. Yaptığın söylediğini tutsun, söylediğin yaptığını. En başta gözeteceğimiz şey, yaradılışa, tabiata aykırı olmamak. Çünkü bunda sapıttık mı tiyatronun amacından ayrılmış oluruz. Doğduğu gün de, bugün de tiyatronun asıl amacı nedir? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın ne olup ne olmadığını ortaya koymak. Gerçeği büyütmek ya da küçültmekle bilgisizleri güldürebilirsiniz, ama bu bilenleri üzer; oysa bir tek bilgili dost, bilgisiz bütün bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.
Ah ben öyle oyuncular gördüm ki sahnede, öyle beğenilen, alkışlanan oyuncular gördüm ki, günaha girmeyeyim ama, değil Hıristiyan, değil Müslüman, insan bile değillerdi. Öylesine şişirme, uydurma hallere giriyorlardı ki, dedim bunları tabiatın kaba işçileri yaratmış olmalı, insan yapıyorum derken insanlığın berbat bir kopyasını yapmışlar.
Az çok değil, iyice yenmeli bunu. Sakın söyleyeceklerinden fazlasını söyletmeyin soytarılarınıza. Öylelerini gördüm ki, kendi başlarına gülmeye ve seyircilerin en anlayışsızlarını güldürmeye kalkıyorlar. Hem de oyunun anlayış isteyen en can alıcı yerinde. Kötü bir şey bu; acıklı bir budalalık bu yoldan tutunmaya çalışmak. Haydi, gidin hazırlanın.
--spoiler--
''okunurluğu zayıf ve fazlasıyla abartılmış bir yazar bence. ama kimse bunu duymak istemiyor. görüyor musun, tapınaklara saldıramıyorsun. yüzyıllarla yerleşmiş bir yazar shakespeare. "kanımca bilmem kim kötü bir aktör!" diyebiliyorsun. ama shakespeare boktan bir yazardır diyemiyorsun. bir şey ne kadar eskiyse züppeler ona o kadar yapışır, vantuz gibi. züppeler bir şeyin emniyetli olduğunu hissetmesinler. yapışırlar. onlara gerçeği söylediğin zaman da delirirler. kaldıramazlar. bütün düşünce sistemlerine saldırmış olursun. tiksindiriyorlar beni.''
3.Richard oyununu sergilerlerken izleyicilerden bir kadın 3.Richard rolünü oynayan aktöre vurulur: Oyun bitiminde aktöre 'bu gece bana gel.Kapıyı tıklat ve 3.Richard'ın geldi Kraliçem' diye seslenmesini geceyi onunla geçirmek istediğini söyler.Aktör heyecanla kulise gelir ve olan biteni Shakespeare'e anlatır.Bunun üzerine Shakespeare aktörden önce kadının evine gider ve işini bitirir.Bu sırada kapı çalar ve dışardan aktör:
-3.Richard'ın geldi kraliçem...
Shakespeare kapıyı açar ve:
-Geç kaldın Richard. Fatih Sultan Shakespeare senden önce davrandı der:)
Böyle de bir anektod...
-3.Richard'ın geldi kraliçem...
Shakespeare kapıyı açar ve:
-Geç kaldın Richard. Fatih Sultan Shakespeare senden önce davrandı der:)
Böyle de bir anektod...
'şiddetle başlayan hazlar,şiddetle son bulurlar,ölümleri olur zaferleri,öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.' yazmış birisi sosyal iletişim sitesinde. altındaki yorumlaşma aynen şöyle
-tatlım çaldım.
+ayıpsın her zaman:)
-:)
git williama söyle alıntı yapıyorum diye lan. adam mezarında ters döndü senin yüzünden. orada sen ne düşünüyorsun? diye soruyor william shakespeare ne düşünüyor diye sormuyor..
-tatlım çaldım.
+ayıpsın her zaman:)
-:)
git williama söyle alıntı yapıyorum diye lan. adam mezarında ters döndü senin yüzünden. orada sen ne düşünüyorsun? diye soruyor william shakespeare ne düşünüyor diye sormuyor..
"insan dünyaya ağlayarak gelir, yeterince ağladıktan sonra da ölüp gider.." demiş. saçmalık.
Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar.
okuduğum en güzel kitap olan kuru gürültünün yazarı kelime oyunu üstadı yazar. sonrasında çok kitabını okudum ama kuru gürültü en iyi eseridir bana göre.
Yalnızlığımda çoğalıp
Kalabalıkta eksiliyorum..
Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım;
Ne yana dönsem sana çarpıyorum...
william shakespeare.
Kalabalıkta eksiliyorum..
Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım;
Ne yana dönsem sana çarpıyorum...
william shakespeare.
bilinenin aksine 23 nisan hem doğum, hem ölüm tarihi değildir. vaftiz edildiği tarih 26 nisan 1564'tür, kesin doğum tarihi bilinmemektedir.
insanın ciğerine işleyen bir dörtlüğü yazmış adamdır. william shakespear'i tanımaya çalışmayın, bırakın kelimeler onu anlatsın.
--spoiler--
yıldızları süpürürsün , farkında olmadan..
güneş kucağındadır, bilemezsin..
bir çocuk gözlerine bakar arkan dönüktür..
ciğerinde kuruludur orkestra , duymazsın..
koca bir sevdadır yaşamakta olduğun ,
anlamazsın uçar gider , koşsan da tutamazsın..
--spoiler--
--spoiler--
yıldızları süpürürsün , farkında olmadan..
güneş kucağındadır, bilemezsin..
bir çocuk gözlerine bakar arkan dönüktür..
ciğerinde kuruludur orkestra , duymazsın..
koca bir sevdadır yaşamakta olduğun ,
anlamazsın uçar gider , koşsan da tutamazsın..
--spoiler--
sembolistler gibi değildir, bir vuruşta her şeyi tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarır. büyük adamdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar