bugün
- kolye141
- pizza bira ikilisi5
- cep telefonu17
- nokia16
- erlik3
- rüzgar12
- bal10
- asla evlenilmeyecek erkekler6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler72
- lale14
- sevgiliye uzaktan bakmak4
- pazar günleri ekmek almak3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- asgari ücret2
- var olmak için ne yaptınız13
- pazar günü erken kalkmak3
- günün sözü4
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- kader4
- evi ev yapan şeyler14
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- kaplan17
- fil9
- billie eilish'in memeleri7
- bileklik19
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- kuş5
- galatasaray balı2
- yogartiksen39
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- at6
- sevgili nedir7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- gül7
- brezilya7
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- gece gece sinirlenmek4
- kim kimi neden sevmiyor14
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- hizmet sektörü3
- galatasaray19
- ankara8
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- fenerbahçe18
entry'ler (50)
ali şen.
soneleri çok güzeldir.
ailece cöp sisciye gittik. (amcalar, teyzeler vs. ) garson annemin yanina geldi. Iceride de kalabalik ve gurultu vardi.
Garson: kac kisisiniz?
Annem: ayran.
Garson: kac kisisiniz?
Annem: ayran.
cok tatlı lan. şeker bir tip.
romanlari cok guzel bir sekilde anlatiyordu dizi. Ben severdim. Muzikleride guzeldi ayrica.
cennet mahallesi dizisinin konulari islenir senaryolarinda hep. Zaten bazi muziklerde o diziden alinmistir.
(bkz: cennet mahallesi)
(bkz: cennet mahallesi)
babamda kronik. Cok agridigi zamanlar ayagimla basina basarim. Hemde tum vucut. Dusun ayaktasin ayaginin altinda bir kafa var.
charlie parker kansas citylidir. doğum günü 20 ağustos 1920'dir. ancak 1955'te öldüğünde, cesedini inceleyen doktorlar, 34 değil 55 gibi durduğunu söylediler. ırk ayrımcılığına dayalı bir dünyada büyüdü ve ilk geçlik yıllarında ne tür aşağılanmalara maruz kalmak anlamına geldiğini öğrendi. büyümekten olan charlie ile fazla ilgilenen olmadı. gençliğini sevgiden ve bir yuvanın sıcaklığından yoksun geçirdi. charlie'nin ailesinde ilişkide olduğu kişilerden hiçbiri müzikle ilgili değildi. 13 yaşında bariton nefesli çalmaya başladı. bir yıl sonra buna alto saksafon'u ekledi. charlie parker'ın neden müzisyen olduğu, hep meçhul kaldı. en iyi dostlarından biri olan alto saksafoncu gigi gryce şöyle der: "parker doğal bir dehadır. bence eskici de olsaydı, yine en iyisi olurdu. ". 15 yaşından itibaren kendi geçimini sağlamak zorunda kaldı. "gecenin dokuzundan sabahın beşine kadar durmadan çalmak zorundaydık. normal olarak gece başına bir dolar alırdık" demiştir. 1937'de 17 yaşındayken parker, jay mcshann'ın orkestrasına katıldı; tipik bir kansas city riff ve blues orkestrasıydı. parker " lester young için deli olduğunu" ancak aslında kimseden etkilenmediğini söyler. meslektaşlarının onu önceleri "korkunç kötü" bulmalarının esas nedeni "diğer herkesten farklı" çalmasıydı. bir keresinde parker count basie grubunun elemanlarıyla çalarken, diğerleri tarzından hoşlanmadı ve davulcu jo jones kızara zili öfkeyle parker'a doğru fırlattı. parker ayağa kalktı ve ağlayarak dışarı çıktı. parker şöyle anlatır. " o zamanlar herkesin sürekli kullandığı standart armonilere tahammül edemiyordum. hep başka bir şey olmalı diye düşünürdüm. bazen onu içimde hissederdim ama çalamazdım. işte cherokee üzerine uzun bir doğaçlama yaptığım o akşam başardım. o esnada armonilerin tiz aralıklarını melodik çizgi olarak kullandığımı ve bu çizginin altına benzer yeni armoniler yerleştirdiğimi farkettim. kaç zamandır içimde duyguğumu, artık çalabiliyordum. büyük bir canlılık kazandım" demiştir.
dizzy gillespie'nin babası amatör bir müzisyendi. oğluna çeşitli enstrumanlar çalmayı öğretti. dizzy 14'üne geldiğinde trombon baş çalgısıydı. bir yıl sonra buna trompeti ekledi. başından beri dizzy'nin müzisyen olacağı belli gibiydi. armoni bilimi ve müzik teorisi okudu. öğrenimi sona erene dek geçimini babası sağladı. dizzy mutlu bir gençlik geçirdi. düzenli bir aile ortamı içinde yetişti. bir keresinde karısı lorraine'in doğum günü partisindeki dans esnasında, birisinin ayağı dizzy'nin trompetine takıldı. çalgı yamuldu; boynuz yukarı doğru büküldü. kızgınlığı geçince dizzy aleti çalmayı denedi. bu şekilde tınının kulağa daha iyi geldiğini farketti. hemen ertesi gün bir trompet fabrikasına giderek, seri üretimini yapıp yapamıycaklarını sordu. dizzy aletin patentini almak istiyordu. ancak ortaya çıktı ki benzer bir aletin 150 yıl önce patenti alınmıştı.
ferit odman'ın albümü.
albümde ferit'e eşlik edenler
brian lynch(tp)
vincent herring(as)
burak bedikyan(p)
peter washington(b)
albümde ferit'e eşlik edenler
brian lynch(tp)
vincent herring(as)
burak bedikyan(p)
peter washington(b)
cok mütavazı bir jazz davulcusu. kuşadasında tanışma fırsatı bulduğum harikulade insan. ayrıca alınmasını tavsiye ettiğim nommo isminde bir albümü var. alın dinleyin.
albümde eşlik edenler
brian lynch(tp)
vincent herring(as)
burak bedikyan(p)
peter washington(b)
albümde eşlik edenler
brian lynch(tp)
vincent herring(as)
burak bedikyan(p)
peter washington(b)
hoşuna gidiyorsa dinlesin. ama ingilizce bilmiyorsa söylemesin. sadece dinlesin.
her girdiğimde 'hahahha cok komik lan bu. ulan ne insanlar var yahu' deyip. girmeyi devam ettirdiğim site.
hiç koşamam arkasından başkasınınmış gibi bakarım.
vazgeçilmez. hele ki iyi pes oynuyorsanız. birde her an oynucak kişi yanınızda mevcutsa.
(bkz: pes 2011)
(bkz: pes 2011)
serdar ortaç. another brick in the wall parçasını söyledikten sonra kalbime taht kurdu.
(bkz: pink floyd)
(bkz: another brick in the wall)
(bkz: serdar ortaç)
(bkz: pink floyd)
(bkz: another brick in the wall)
(bkz: serdar ortaç)