bugün
- tanrı yok19
- yeni parti4
- 35 yaşında evlenmemiş erkek5
- atatürkçü sanatçı azlığı9
- sabah nasıl uyanıyorsunuz16
- 2026 yılında hala sigara içen kişi12
- oğuzhan uğur'un gözaltına alınması2
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması2
- gizli hesap4
- canim benim cok tatlisin2
- true nickli namussuz yazar15
- hoşlanılan kızın onlyfans hesabı olması6
- ateistlerin nursuz olması23
- 2 ekmek 35 lira2
- ota boka devşirme diyen hırto27
- otobüs beklerken neden sağa sola bakma refleksi2
- nervio bugün ne giydi acabası12
- şaka maka ups boobbs'un da yaşlanmış olması12
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı3
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması2
- sözlüğün tanrıçası olmak12
- gocu nickli lavuğun neden kaşınması13
- türkiye de ruhsatsız silah satışı2
- mason greenwood57
- bana kimse eksi oy atamaz9
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu18
- sözlük kızlarının ateşli olduğu gerçeği13
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak16
- sözlüğün fingirdekleri10
- bir insana akpliliği üzerinden saldırmak31
- sözlüğün en götü güzel kızı8
- çırılçıplak sözlüğe entry girmek7
- seçimde kime oy vereceğiz8
- fetö nün siyasi ayağı19
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar14
- yurtdışında hintli misin diye sorulması11
- sürekli yeme isteği8
- atatürk ün ateist olması8
- yunanlıların yağlı güreşi çalmaları11
- köylü olan ailemden utanıyorum12
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız38
- başkasının ısırdığı yemeği yer misiniz8
- velvet'in silver'a benzemesi15
- uysaljakoben19
- sözlüğün yılanı8
- bir sarma yapmışım9
- canımın waffle çekmesi5
- özgür özel vs kemal kılıçdaroğlu4
- geceye bir şarkı bırak23
Blake maskesi olmayan bir insandı, amacı yalın, yolu doğrudur ve hiçbir şey istemez; bu yüzden özgür, soylu ve mutludur. Savaş ve endüstriyel değişim ile yıkılmış bir dünyada, kendisinin gizemci, düşsel ve özgürlükçü dürtüleriyle hiçbir bağlantısı olmayan maddeci ve zalim bir çağda doğmuş olması onun şanssızlığıydı.
Blake bütün dinsel ve siyasal tahakkümü reddederek, sağlam şekilde kendini halkçı ve özgürlükçü geleneğe yerleştirir. Dünya tarihini ve bireylerin yaşamını otorite ile özgürlük arasında süre giden bir mücadele olarak gösterir.
Blake'in nihai amacı böyle ayrılıkların ve çatışmaların ötesine geçmek, özgür toplum Kudüs'ünü inşa etmek ve insanlıktaki tanrısal gizil güçleri gerçekleştirmektir. Bütün otorite biçimlerini reddetmesi ve her türlü özgürlüğü yüceltmesinden dolayı Blake bir ütopik sosyalisttir. O zamanlar ütopik sosyalistler içinde anarşistlerde vardı. Bu yanıyla da bir anarşisttir. Gerçekten de kişisel özgürlüğe hiçbir sınır koymaz.
''Karşıtlıklar olmaksızın ilerleme olmaz. Çekim ile itimi, us ile enerji, aşk ile nefret insani var oluş için gereklidir. Bu karşıtlıklardan, dinsel olanın iyi ve kötü dediği doğar. iyi, Us'a boyun eğen edilgen olandır. Kötü, enerji'den doğan, etkin olandır. iyi cennettir, kötü cehennem. Her şeyin kökenin de bulunan karşıtlıklar arasındaki bu çatışma sadece kaçınılmaz değil, yararlıdır da; Karşıtlık Hakiki Dostluktur.'' der william blake
Blake dünyanın maddeden değil, örgütlü ruhtan yapıldığına inanan felsefi bir idealisttir. Duyulara sunulan görünürdeki süregen ve dengeli gündelik dünya yanılsamadır, ruhsal ve hayalperest değildir.
''Modern felsefenin ileri sürdüğü gibi bir Ruh ve hayal, bulutumsu bir duman ya da boş bir şey değildir: onlar ölümlü ve çürüyen doğanın üretebildiği bütün şeylerin ötesinde örgütlenmiş ve ölümlü gözünün görebildiğinden daha güçlü ve daha iyi ışıkta, daha güçlü ve daha iyi ayırt edici özelliklerde imgelemeyen, hiçbir şekilde imgelenemez.'' der william blake
alıntı
düzeltme notu:düzeltme için sheep'e teşekkürler.
Blake bütün dinsel ve siyasal tahakkümü reddederek, sağlam şekilde kendini halkçı ve özgürlükçü geleneğe yerleştirir. Dünya tarihini ve bireylerin yaşamını otorite ile özgürlük arasında süre giden bir mücadele olarak gösterir.
Blake'in nihai amacı böyle ayrılıkların ve çatışmaların ötesine geçmek, özgür toplum Kudüs'ünü inşa etmek ve insanlıktaki tanrısal gizil güçleri gerçekleştirmektir. Bütün otorite biçimlerini reddetmesi ve her türlü özgürlüğü yüceltmesinden dolayı Blake bir ütopik sosyalisttir. O zamanlar ütopik sosyalistler içinde anarşistlerde vardı. Bu yanıyla da bir anarşisttir. Gerçekten de kişisel özgürlüğe hiçbir sınır koymaz.
''Karşıtlıklar olmaksızın ilerleme olmaz. Çekim ile itimi, us ile enerji, aşk ile nefret insani var oluş için gereklidir. Bu karşıtlıklardan, dinsel olanın iyi ve kötü dediği doğar. iyi, Us'a boyun eğen edilgen olandır. Kötü, enerji'den doğan, etkin olandır. iyi cennettir, kötü cehennem. Her şeyin kökenin de bulunan karşıtlıklar arasındaki bu çatışma sadece kaçınılmaz değil, yararlıdır da; Karşıtlık Hakiki Dostluktur.'' der william blake
Blake dünyanın maddeden değil, örgütlü ruhtan yapıldığına inanan felsefi bir idealisttir. Duyulara sunulan görünürdeki süregen ve dengeli gündelik dünya yanılsamadır, ruhsal ve hayalperest değildir.
''Modern felsefenin ileri sürdüğü gibi bir Ruh ve hayal, bulutumsu bir duman ya da boş bir şey değildir: onlar ölümlü ve çürüyen doğanın üretebildiği bütün şeylerin ötesinde örgütlenmiş ve ölümlü gözünün görebildiğinden daha güçlü ve daha iyi ışıkta, daha güçlü ve daha iyi ayırt edici özelliklerde imgelemeyen, hiçbir şekilde imgelenemez.'' der william blake
alıntı
düzeltme notu:düzeltme için sheep'e teşekkürler.
''Bu dünyada bir insanın mutlu olabileceğini hissediyorum. Ve bu Dünyanın imgelem ve Vizyon Dünyası olduğunu biliyorum. Bu dünyada resmini yaptığım her şeyi görüyorum, ancak herkes aynı şeyi göremez. Cimrinin bakışına göre Altın Para , Güneşten daha güzeldir ve eski bir para kesesinin üzümlerle dolu bir asmadan daha güzel boyutları vardır. Bazılarında sevinç gözyaşları akıtan ağaç diğerleri için sadece yolda duran yeşil bir nesnedir. Bazıları doğayı alay konusu ve biçimsizlik olarak görür ve bunlara göre boyutlarımı düzenlemeyeceğim; ve bazıları Doğayı hiç görmez. Fakat imgelem insanının bakışına göre doğa imgelemin kendisidir. Bir insan neyse onu görür.''
william blake
william blake
LONDRA
William Blake
Dolaştım kaydedilmiş her caddeyi,
Yanında kaydedilmiş Tayms'ın aktığı yerin
Ve işaretledim her yüzde karşılaştığım
işaretlerini zafiyetin, işaretlerini dertin.
Her insanın her haykırışında,
Korkuyla bağırışında her bebeğin,
Her seste, her yasakta,
Akılla-dövülen kelepçeler işitirim.
Nasıl bağırtısı Baca-süpürücüsünün
Korkutur her siyahlanmış Kiliseyi,
Ve iç çekişi talihsiz askerin
Kanla dökülür saray duvarlarından.
Fakat en çok arasından geceyarısı caddelerinin
işitirim nasıl laneti genç fahişenin
Kavurur gözyaşını yeni-doğmuş bebeğin
Ve felaketlerle yakar cenaze arabasını Evliliğin.
Çeviren: Vehbi Taşar
LONDON
by William Blake
I wander thro' each charter'd street,
Near where the charter'd Thames does flow,
And mark in every face I meet
Marks of weakness, marks of woe.
In every cry of every Man,
In every Infant's cry of fear,
In every voice, in every ban,
The mind-forg'd manacles I hear.
How the Chimney-sweeper's cry
Every blackning Church appalls,
And the hapless Soldier's sigh
Runs in blood down Palace walls.
But most thro' midnight streets I hear
How the youthful Harlot's curse
Blasts the new-born Infant's tear
And blights with plagues the Marriage hearse.
William Blake
Dolaştım kaydedilmiş her caddeyi,
Yanında kaydedilmiş Tayms'ın aktığı yerin
Ve işaretledim her yüzde karşılaştığım
işaretlerini zafiyetin, işaretlerini dertin.
Her insanın her haykırışında,
Korkuyla bağırışında her bebeğin,
Her seste, her yasakta,
Akılla-dövülen kelepçeler işitirim.
Nasıl bağırtısı Baca-süpürücüsünün
Korkutur her siyahlanmış Kiliseyi,
Ve iç çekişi talihsiz askerin
Kanla dökülür saray duvarlarından.
Fakat en çok arasından geceyarısı caddelerinin
işitirim nasıl laneti genç fahişenin
Kavurur gözyaşını yeni-doğmuş bebeğin
Ve felaketlerle yakar cenaze arabasını Evliliğin.
Çeviren: Vehbi Taşar
LONDON
by William Blake
I wander thro' each charter'd street,
Near where the charter'd Thames does flow,
And mark in every face I meet
Marks of weakness, marks of woe.
In every cry of every Man,
In every Infant's cry of fear,
In every voice, in every ban,
The mind-forg'd manacles I hear.
How the Chimney-sweeper's cry
Every blackning Church appalls,
And the hapless Soldier's sigh
Runs in blood down Palace walls.
But most thro' midnight streets I hear
How the youthful Harlot's curse
Blasts the new-born Infant's tear
And blights with plagues the Marriage hearse.
AŞK BAHÇESi
William Blake
Yerleştirdim kendimi bir kıyının üzerinde,
Aşkın uykuya yattığı;
Sazların arasında duydum rutubeti
Gözleri yaşlı, gözleri yaşlı.
Sonra fundalığa gittim ve yabana,
Dikenlerine ve dikenli bitkilerine çorağın;
Ve onlar söylediler bana ne kadar aldatıldıklarını,
Korkutup kaçırıldıklarını ve yalnız yaşamak zorunda bırakıldıklarını.
Aşk Bahçesine gittim,
Ve gördüm hiç görmediğimi;
Ortasında küçük bir Kilise yapılmıştı,
Orda oynardım yeşilliğin üstünde.
Ve kapanmıştı bu küçük Kilisenin kapıları.
Ve kapının üstünde;Sen Yapmayacaksın; yazılıydı;
Böylece yöneldim Aşk Bahçesine
Taşıyan pek çok tatlı çiçeği.
Ve gördüm mezarlarla doldurulduğunu,
Ve çiçekler olması gereken yerlerde mezar taşları vardı;
Ve papazlar yürüyorlardı devriyelerini kara cübbelerinde,
Ve benim sevinçlerim ve arzularım bağlanmış olan yabani güllerle.
Çeviren: Vehbi Taşar, 8 Ağustos, 2006
Not: 1789 da ilk defa olarak Songs of Innocence ya da Suçsuzluğun Şarkıları isimli kitapta basılan bu şiir Willam Blake'in Hristinyanlık Kilisesi ve dinini eleştiren bir şiiridir. Blake Hristiyanlık dininin Tanrıyla insanların arasına girdiğine inandığı için dine karşıydı. Şiirin en son mısrasında geçen binding with briars, yani yabani güllerle bağlanmak; ifadesi Blake'in meşhur ettiği ve ingiliz edebiyatında ve dinsel yazılarda sık sık kullanılan bir ifadedir.
THE GARDEN OF LOVE
by William Blake
I laid me down upon a bank,
Where Love lay sleeping;
I heard among the rushes dank
Weeping, weeping.
Then I went to the heath and the wild,
To the thistles and thorns of the waste;
And they told me how they were beguiled,
Driven out, and compelled to the chaste.
I went to the Garden of Love,
And saw what I never had seen;
A Chapel was built in the midst,
Where I used to play on the green.
And the gates of this Chapel were shut
And "Thou shalt not," writ over the door;
So I turned to the Garden of Love
That so many sweet flowers bore.
And I saw it was filled with graves,
And tombstones where flowers should be;
And priests in black gowns were walking their rounds,
And binding with briars my joys and desires.
William Blake
Yerleştirdim kendimi bir kıyının üzerinde,
Aşkın uykuya yattığı;
Sazların arasında duydum rutubeti
Gözleri yaşlı, gözleri yaşlı.
Sonra fundalığa gittim ve yabana,
Dikenlerine ve dikenli bitkilerine çorağın;
Ve onlar söylediler bana ne kadar aldatıldıklarını,
Korkutup kaçırıldıklarını ve yalnız yaşamak zorunda bırakıldıklarını.
Aşk Bahçesine gittim,
Ve gördüm hiç görmediğimi;
Ortasında küçük bir Kilise yapılmıştı,
Orda oynardım yeşilliğin üstünde.
Ve kapanmıştı bu küçük Kilisenin kapıları.
Ve kapının üstünde;Sen Yapmayacaksın; yazılıydı;
Böylece yöneldim Aşk Bahçesine
Taşıyan pek çok tatlı çiçeği.
Ve gördüm mezarlarla doldurulduğunu,
Ve çiçekler olması gereken yerlerde mezar taşları vardı;
Ve papazlar yürüyorlardı devriyelerini kara cübbelerinde,
Ve benim sevinçlerim ve arzularım bağlanmış olan yabani güllerle.
Çeviren: Vehbi Taşar, 8 Ağustos, 2006
Not: 1789 da ilk defa olarak Songs of Innocence ya da Suçsuzluğun Şarkıları isimli kitapta basılan bu şiir Willam Blake'in Hristinyanlık Kilisesi ve dinini eleştiren bir şiiridir. Blake Hristiyanlık dininin Tanrıyla insanların arasına girdiğine inandığı için dine karşıydı. Şiirin en son mısrasında geçen binding with briars, yani yabani güllerle bağlanmak; ifadesi Blake'in meşhur ettiği ve ingiliz edebiyatında ve dinsel yazılarda sık sık kullanılan bir ifadedir.
THE GARDEN OF LOVE
by William Blake
I laid me down upon a bank,
Where Love lay sleeping;
I heard among the rushes dank
Weeping, weeping.
Then I went to the heath and the wild,
To the thistles and thorns of the waste;
And they told me how they were beguiled,
Driven out, and compelled to the chaste.
I went to the Garden of Love,
And saw what I never had seen;
A Chapel was built in the midst,
Where I used to play on the green.
And the gates of this Chapel were shut
And "Thou shalt not," writ over the door;
So I turned to the Garden of Love
That so many sweet flowers bore.
And I saw it was filled with graves,
And tombstones where flowers should be;
And priests in black gowns were walking their rounds,
And binding with briars my joys and desires.
HASTA GÜL
William Blake
Ey gül, hastasın sen.
Görünmeyen solucan
Geceleyin uçan
Uluyan fırtınada
Arayıp buldu yatağını senin
Koyu kırmızı sevinçten,
Ve onun karanlık gizli aşkı
Mahveder hayatını senin.
Çeviren: Vehbi Taşar
THE SICK ROSE
by William Blake
O Rose, thou art sick.
The invisible worm
That flies in the night
In the howling storm
Has found out thy bed
Of crimson joy,
And his dark secret love
Does thy life destroy.
William Blake
Ey gül, hastasın sen.
Görünmeyen solucan
Geceleyin uçan
Uluyan fırtınada
Arayıp buldu yatağını senin
Koyu kırmızı sevinçten,
Ve onun karanlık gizli aşkı
Mahveder hayatını senin.
Çeviren: Vehbi Taşar
THE SICK ROSE
by William Blake
O Rose, thou art sick.
The invisible worm
That flies in the night
In the howling storm
Has found out thy bed
Of crimson joy,
And his dark secret love
Does thy life destroy.
'istediğini yap, bu dünya bir romandır ve çelişkilerden meydana gelir.'
'Aşk hatalara karşı daima kördür, daima mutluluklara meyillidir. Kanun tanımaz, kanatlıdır ve tutuklanamaz. Kuralların bütün zincirlerini kırar geçer.'
'Yüzü ışıldamayan, hiç bir zaman yıldız olamaz.'
'Dünyayı bir kum taneciğinde görebilmek.'
'Yaşayan hiçbir şey kendi başına sadece kendisi için yaşamaz.'
sözlerinin sahibi özel ruh.
'Aşk hatalara karşı daima kördür, daima mutluluklara meyillidir. Kanun tanımaz, kanatlıdır ve tutuklanamaz. Kuralların bütün zincirlerini kırar geçer.'
'Yüzü ışıldamayan, hiç bir zaman yıldız olamaz.'
'Dünyayı bir kum taneciğinde görebilmek.'
'Yaşayan hiçbir şey kendi başına sadece kendisi için yaşamaz.'
sözlerinin sahibi özel ruh.
William Blake (28 Kasım 1757-12 Ağustos 1827) ingiliz şair, ressam ve mistik vizyoner.
Blake, Londra'da orta sınıf bir ailenin dört çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası mensucatçı annesi de ev hanımıydı.
Blake genç yaşından itibaren hayaller gördüğünü iddia etmiştir. Londra, Peckham Rye'da meleklerle dolu bir ağaç gördüğünü söylediğinde henüz yaklaşık sekiz veya on yaşındaydı. Hayat hikayesini kaleme alan Gilchrist'e göre Blake bu deneyimden sonra eve dönmüş ve gördüklerini ailesine aktarmıştı ancak babasının dayağından annesinin yardımıyla kurtulabilmişti. Bir başka seferinde Blake harmancıları çalışma sırasında izlerken aralarında meleki figürlerin dolaştığı görmüştü.
Blake çocukluğunda gerçek yaşamdaki figürler yerine babasından ödünç aldığı Yunan antik eserlerindeki çizimleri kopyalamayla resme başlamış ve Raphael, Michelangelo, Marteen Heemskerk ve Albercht Dürer'in çizimlerini keşfetmişti. inatçı doğası sebebiyle ailesi onu okula göndermek yerine çizim sınıflarına yollamıştı.
4 Ağustos 1772'de Great Queen Street'de oymacı James Basire'ın çırağı olarak oymacılığa başladı ve yirmibir yaşında profesyonel bir oymacı oldu.
aşağıda Blake'in ünlü filozof-bilimadamı "Newton" ile ilgili çizimi bulunuyor. Blake, Newton'un bilimsel materyalizmini "tek gözlü vizyon" olarak görüp eleştirmiştir. Çizimde Newton gözünü hesapları üzerine dikmiş bir şekilde okyanusun derinliklerinde kendini tecrit etmiş biri olarak gösteriliyor. (1795)
görsel
alıntı
Blake, Londra'da orta sınıf bir ailenin dört çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası mensucatçı annesi de ev hanımıydı.
Blake genç yaşından itibaren hayaller gördüğünü iddia etmiştir. Londra, Peckham Rye'da meleklerle dolu bir ağaç gördüğünü söylediğinde henüz yaklaşık sekiz veya on yaşındaydı. Hayat hikayesini kaleme alan Gilchrist'e göre Blake bu deneyimden sonra eve dönmüş ve gördüklerini ailesine aktarmıştı ancak babasının dayağından annesinin yardımıyla kurtulabilmişti. Bir başka seferinde Blake harmancıları çalışma sırasında izlerken aralarında meleki figürlerin dolaştığı görmüştü.
Blake çocukluğunda gerçek yaşamdaki figürler yerine babasından ödünç aldığı Yunan antik eserlerindeki çizimleri kopyalamayla resme başlamış ve Raphael, Michelangelo, Marteen Heemskerk ve Albercht Dürer'in çizimlerini keşfetmişti. inatçı doğası sebebiyle ailesi onu okula göndermek yerine çizim sınıflarına yollamıştı.
4 Ağustos 1772'de Great Queen Street'de oymacı James Basire'ın çırağı olarak oymacılığa başladı ve yirmibir yaşında profesyonel bir oymacı oldu.
aşağıda Blake'in ünlü filozof-bilimadamı "Newton" ile ilgili çizimi bulunuyor. Blake, Newton'un bilimsel materyalizmini "tek gözlü vizyon" olarak görüp eleştirmiştir. Çizimde Newton gözünü hesapları üzerine dikmiş bir şekilde okyanusun derinliklerinde kendini tecrit etmiş biri olarak gösteriliyor. (1795)
görsel
alıntı
"Deneyim, yitirdiğimiz masumiyetimizdir" diyerek gönlümü fetheden büyük insan.
sadece dört satırla hayat dediğimiz mefhumu bitirmiş insandır;
"to see a world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower,
hold infinity in the palm of your hand,
and eternity in an hour."
"to see a world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower,
hold infinity in the palm of your hand,
and eternity in an hour."
"cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir."
Muhteşem bir şairdir.
Hayatı boyunca hiç yıkanmamıştır.
(bkz: Cennet ve Cehennemin Evliliği)
(bkz: Masumiyet Şarkıları)
(bkz: Masumiyet ve Deneyim Şarkıları)
(bkz: Kehanet Kitapları)
(bkz: Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları)
Hayatı boyunca hiç yıkanmamıştır.
(bkz: Cennet ve Cehennemin Evliliği)
(bkz: Masumiyet Şarkıları)
(bkz: Masumiyet ve Deneyim Şarkıları)
(bkz: Kehanet Kitapları)
(bkz: Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları)
olanca bilinirliğini romantik dönemine borçlu olsa da, o dönemi kendisinin de deyimiyle toyluğuna, hamlığına denk gelir. son dönemleri ise kelimelerin bir şairi, bir şairin kelimeleri taşıyabileceği en üst noktadadır.
Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabildi o korkunç simetrini?
Hangi uzak derinlerde, göklerde
Yandı senin ateşin gözlerinde?
O hangi kanatla yükselebilir?
Hangi el ateşi kavrayabilir?
Ve hangi omuz ve hangi beceri
Kalbinin kaslarını bükebildi?
Ve kalbin çarpmaya başladığında,
Hangi dehşetli el? ayaklar ya da
Neydi çekiç? ya zincir neydi?
Beynin nasıl bir fırın içindeydi?
Neydi örs? ve hangi dehşetli kabza
Ölümcül korkularını alabilir avcuna?
Yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
Göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
Güldü mü o, görünce eserini?
Kuzu'yu yaratan mı yarattı seni?
Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabilir o korkunç simetrini?
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabildi o korkunç simetrini?
Hangi uzak derinlerde, göklerde
Yandı senin ateşin gözlerinde?
O hangi kanatla yükselebilir?
Hangi el ateşi kavrayabilir?
Ve hangi omuz ve hangi beceri
Kalbinin kaslarını bükebildi?
Ve kalbin çarpmaya başladığında,
Hangi dehşetli el? ayaklar ya da
Neydi çekiç? ya zincir neydi?
Beynin nasıl bir fırın içindeydi?
Neydi örs? ve hangi dehşetli kabza
Ölümcül korkularını alabilir avcuna?
Yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
Göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
Güldü mü o, görünce eserini?
Kuzu'yu yaratan mı yarattı seni?
Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabilir o korkunç simetrini?
"Hapishaneler yasaların taşlarıyla, genelevler dinin biriketleriyle inşa edilir."
"ne yaparsan yap bu ya$am bir kurgudur,
ve celi$kilerden olu$ur.."
dedigi icin hep hatirlanacak olan hasta gul..
ve celi$kilerden olu$ur.."
dedigi icin hep hatirlanacak olan hasta gul..
garden of love şiiri, the wind that shakes the barley* filminde kullanılmış ingiliz şair.
türkçe çevirisi :
Yerleştirdim kendimi bir kıyının üzerinde,
Aşkın uykuya yattığı;
Sazların arasında duydum rutubeti
Gözleri yaşlı, gözleri yaşlı.
Sonra fundalığa gittim ve yabana,
Dikenlerine ve dikenli bitkilerine çorağın;
Ve onlar söylediler bana ne kadar aldatıldıklarını,
Korkutup kaçırıldıklarını ve yalnız yaşamak zorunda bırakıldıklarını.
Aşk Bahçesine gittim,
Ve gördüm hiç görmediğimi;
Ortasında küçük bir Kilise yapılmıştı,
Orda oynardım yeşilliğin üstünde.
Ve kapanmıştı bu küçük Kilisenin kapıları.
Ve kapının üstünde " Sen Yapmayacaksın, " yazılıydı;
Böylece yöneldim Aşk Bahçesine
Taşıyan pek çok tatlı çiçeği.
Ve gördüm mezarlarla doldurulduğunu,
Ve çiçekler olması gereken yerlerde mezar taşları vardı;
Ve papazlar yürüyorlardı devriyelerini kara cübbelerinde,
Ve benim sevinçlerim ve arzularım bağlanmış olan yabani güllerle.
türkçe çevirisi :
Yerleştirdim kendimi bir kıyının üzerinde,
Aşkın uykuya yattığı;
Sazların arasında duydum rutubeti
Gözleri yaşlı, gözleri yaşlı.
Sonra fundalığa gittim ve yabana,
Dikenlerine ve dikenli bitkilerine çorağın;
Ve onlar söylediler bana ne kadar aldatıldıklarını,
Korkutup kaçırıldıklarını ve yalnız yaşamak zorunda bırakıldıklarını.
Aşk Bahçesine gittim,
Ve gördüm hiç görmediğimi;
Ortasında küçük bir Kilise yapılmıştı,
Orda oynardım yeşilliğin üstünde.
Ve kapanmıştı bu küçük Kilisenin kapıları.
Ve kapının üstünde " Sen Yapmayacaksın, " yazılıydı;
Böylece yöneldim Aşk Bahçesine
Taşıyan pek çok tatlı çiçeği.
Ve gördüm mezarlarla doldurulduğunu,
Ve çiçekler olması gereken yerlerde mezar taşları vardı;
Ve papazlar yürüyorlardı devriyelerini kara cübbelerinde,
Ve benim sevinçlerim ve arzularım bağlanmış olan yabani güllerle.
Şiirde imgelemin rolünü ön plana çıkarmasıyla ve Fransız Devrimi'ni, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı destekleyen radikal görüşleriyle ingiliz Romantik Okulu'nun hazırlayıcılarından olmuş ingiliz şair, ressam, gravür sanatçısı. Avrupa'da ve Amerika'daki toplumsal hareketlerle yakından ilgilemiş, etkilemiş ve etkilenmiştir.
ingiliz ruh hastasi sair...
"masumiyet ve deneyim sarkilari" ve "cennet ve cehennemin evliligi" kitaplari okundugunda "bu kadar mi tezatlik olur bir sairin yazilarinda" dedirten insan.
ayrıca jim jarmush un yönettiği "dead man" adlı filmde johhny depp in oynadığı karakterin adıdır... filmde "nobody" rolündeki gary farmer,william blake in "auguries of innocence" adlı şiirinden alıntı yapmıştır;
--spoiler--
every night and every morn
some to misery are born.
every morn and every night
some are born to sweet delight.
some are born to sweet delight,
some are born to the endless night.
--spoiler--
"masumiyet ve deneyim sarkilari" ve "cennet ve cehennemin evliligi" kitaplari okundugunda "bu kadar mi tezatlik olur bir sairin yazilarinda" dedirten insan.
ayrıca jim jarmush un yönettiği "dead man" adlı filmde johhny depp in oynadığı karakterin adıdır... filmde "nobody" rolündeki gary farmer,william blake in "auguries of innocence" adlı şiirinden alıntı yapmıştır;
--spoiler--
every night and every morn
some to misery are born.
every morn and every night
some are born to sweet delight.
some are born to sweet delight,
some are born to the endless night.
--spoiler--
Genellikle endusti devriminin kotu etkilerini elestiren siirleri vardir.Avrupanin bugunku sanat anlayisinin temmellerini atan sanatci olarak degerlendirilebilir.
aklının görsel yanı hep ağır basmıştı ve tasarladıklarını canlandırabilme yeteneğine sahipti. blake, imgeleri, sanki kafasının içinde değil, gözünün önündeymişçesine çok canlı bir biçimde aktarırdı. şiirleri, elle tutulabilecek kadar canlı imgelerle doludur. şiirlerini, yaptığı süslemelerle birlikte kendi bulduğu bir teknikle küçük bakır levhalar üzerine kazıyarak bastı ve elle boyadı. 20. Yüzyıl edebiyatı üzerine muhteşem bir etkisi olan songs of innocence ve songs of experience, dönemi için çok önemli yapıtlar olmasına rağmen hiçbir yankı uyandırmadı. ölümünden 50 yıl sonraya değin bu iki kitabı hiç bilinmiyordu. keskin gözlemleri olan, dürüst, dil ve çizim alanındaki büyük yeteneğini doğallıkla kabullenen olağanüstü bir kişiydi. safra taşları yüzünden sağlığı kötüleşti. 70 yaşında strand yakınlarında bir odada öldüğünde hala kitaplarını renklendiriyordu ve isimsiz bir mezara gömüldü.
tarihsel olarak romantizmin öncüleri arasında yeralmasına rağmen, bütün akımların dışında kalan bambaşka bir yol çizmiştir. yaşadığı dönemde 'deli ve dahi', 'maskesiz bir insan', 'ruhsal isyanın prensi'* olarak anılmıştır; kendine özgü bir yöntem ve bir mitoloji yaratmıştır; istek duyan ama eyleme geçmeyenin veba salgını ürettiğini söyler. blake'in sanrılarla örülü dünyası, edebiyat tarihindeki benzersiz yerini hala korumaktadır.
tarihsel olarak romantizmin öncüleri arasında yeralmasına rağmen, bütün akımların dışında kalan bambaşka bir yol çizmiştir. yaşadığı dönemde 'deli ve dahi', 'maskesiz bir insan', 'ruhsal isyanın prensi'* olarak anılmıştır; kendine özgü bir yöntem ve bir mitoloji yaratmıştır; istek duyan ama eyleme geçmeyenin veba salgını ürettiğini söyler. blake'in sanrılarla örülü dünyası, edebiyat tarihindeki benzersiz yerini hala korumaktadır.
blake, devletin ve kilisenin insanları ezdiğini, sömürdüğünü söylemiştir. ayrıca doğa-insan, kilise-hristiyanlık, sermaye-emek arasında bir tutarsızlık olduğunu düşünmüş ve vurgulamıştır. blake otoriteyi başlıca adaletsizlik olarak görürdü. hiçbir yasanın tüm durumları kapsayamayacağını söylüyordu. tüm insanlar için tek bir yasanın çıkmasını da saçma buluyordu. bu düşüncesi üzerine "aslan ve öküz için tek yasa çıkarılması zulümdür." demiştir.
özgür düşünceyi savunduğu ve skolastik düşüncenin baskısını ve karanlığını reddettiği için kendi toplumundan dışlanmış ingiliz yazar ve gravür tasarımcısı. hayattaki en büyük amaçlarından biri dante' nin ilahi komedya adlı başyapıtını gravüre dökmekti ancak ömrü yetmedi.
(bkz: ilahi imge)
(bkz: william wordsworth)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar