bugün
- sözlüğe gelince alınan koku8
- kimseyi memnun edememek4
- insanın bu hayattaki amacı8
- erikli su5
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- yaşadım demek için ne yapmalı10
- ışıktan daha hızlı olan şey5
- gulmekicinyaratilmis4
- intihar etmek3
- yaya geçidinde yayaya yol vermemek3
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın6
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni7
- sistemin bizi paralı köle yaptığı gerçeği2
- yeni sevgilide olması istenen özellikler5
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması8
- idare etme aynen iade et2
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi6
- peş peşe iki aracın çarptığı 4 yaşındaki çocuk2
- murat kurum3
- ab'nin türkiye'deki terör örgütlerini beslemesi4
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi5
- beşiktaş gain fenerbahçe beko maçı3
- otobüs2
- akademisyen egosu2
- teoman duralı2
- milli takımın 6 puanla grubu lider bitirmesi2
- ortamda herkesi birbirine dolduran kadın2
- mel mel bakan gibson abazanlığı2
- ona bir şey söyle20
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- anın görüntüsü18
- altılı masa diye kıçını yırtıp sonra dama çıkmak2
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak12
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik12
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi2
- sigarayı tersten yakmak9
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu8
- zamanda yolculuk5
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- 12 saat çalışmak7
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- hep kendini suçlamak12
- insan sanatsal bir varlıktır7
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri6
- eşek sucuğu7
benim gibi bir siyahların kullandığı kelimedir. (bkz: whats up mennnnnnn)
iç anadoluca:
noörüyon?
noörüyon?
ne var muğa goduum? anlamındada kullanılır. *
(bkz: so far so good)
* ingilizcede n'aber anlamına gelen tümce
* amerikanın en popüler bira firması anheuser-busch budweiser'ın 1999'dan 2002'ye kadarki reklam kampanyasının ismi.
* 4 non blondes' rock grubunun linda perry tarafından yazılmış 1992 çıkışlı "bigger, better, faster, more!" isimli albümündeki rock şarkı.
* amerika'da massachusetts eyaletinde boston'da whats up magazine adı altında 1997 de yayınlanmaya başlanan yerel gazete.
* amerikanın en popüler bira firması anheuser-busch budweiser'ın 1999'dan 2002'ye kadarki reklam kampanyasının ismi.
* 4 non blondes' rock grubunun linda perry tarafından yazılmış 1992 çıkışlı "bigger, better, faster, more!" isimli albümündeki rock şarkı.
* amerika'da massachusetts eyaletinde boston'da whats up magazine adı altında 1997 de yayınlanmaya başlanan yerel gazete.
genelde turklerin tesekkurler iyiyim, sen nasilsin gibisinden cevap verdikleri, soru sandiklari laftir. amerikalilar bunu selamlasma bicimi olarak kullanmaktadir. whats up diyen birine iki sekilde cevap verebilirsiniz. ya sizde whats up? dersiniz, ya da not much. im doing good, how are you? gibisinden cevaplar sizi tasak oglanina cevirmelerine neden olabilir. whats up? bircok farkli sekilde soylenir ve yazilir.
(bkz: whassup)
(bkz: sup)
(bkz: what up)
(bkz: whot up)
evet telaffuzlari da farklidir.
(bkz: whassup)
(bkz: sup)
(bkz: what up)
(bkz: whot up)
evet telaffuzlari da farklidir.
gta 4 te little jacob ın ağzına tam oturan cümle ...
(bkz: what s up rasta)
(bkz: what s up rasta)
gavurların en uyuz en mal kullandıgı ifadedir. bi de bizimkiler özenmiyor mu?!
(bkz: r-truth)
Özlem tekin'in kesinlikle harika coverladığı 4 non blondes şarkısı.
https://www.youtube.com/watch?v=ktJ4qonPpkE
https://www.youtube.com/watch?v=ktJ4qonPpkE
bu coverini daha cok sevdigim mukemmel sarki.
https://www.youtube.com/watch?v=tHqFWYYOUAM
https://www.youtube.com/watch?v=tHqFWYYOUAM
(bkz: baba naber ya)
Günlük hem espri hem soru olsun diye kullandığım yabancı bir terim.
yıl 2013 olmuş daha yeni kullanmaya başlayan insanların bile olduğu bir yazışma programıdır.
ing. naptın yarram.
4 non blondes şarkısı. sense8 dizisinde çalıyordu ve çok güzeldi, özellikle de güzel gülüşlü riley ablamızın izlanda manzarasına karşı dinleyip eşlik ettiği sahne sanırım şarkıya yeni bir boyut kazandırmıştır. lakin bana öyle geliyor ki gençlikten yetişkinliğe doğru atılan adımda hissedilen boşluğa düşen herkesin bu şarkıda kendine dair bulacak bir şeyi vardır. bir kez kulak verilebilir.
Türkçesi için (bkz: naber)
sosyal medya uygulaması sana çoktur (!) aslında "naber" anlamına gelmektedir.
4 non blondes klasiklerinden, bigger, better, faster, more! albümünün 1992 çıkışlı, sözlerini linda perry'nin kaleme aldığı efsanevi bir rock şarkısı ve benim de belki de ilk 10'umdaki şarkılardan biri. şu an yazarken bile kulaklarımda uğulduyor bu şarkı. sözleri benim için yadsınamayacak kadar harika. ne zaman kendimi kötü hissetsem, ne zaman başımı alıp gidesim gelse, ne zaman yılsam bu şarkı beni onarır, gevşeyen vidalarımı sıkar, ses çıkaran parçalarımı yağlar, susmak bilmeyen zihnimin açlığını giderip uyutur.
"and so i cry sometimes
when i'm lying in bed just to get it all out
what's in my head
and i, i am feeling a little peculiar
and so i wake in the morning
and i step outside
and i take a deep breath and i get real high
and i scream from the top of my lungs
what's going on?"
bu söylediklerimi gerçekleştiren de tam olarak bu kısım. bolca dinlediğim zamanlardan kaynaklı olabileceğini düşündüğüm bir his, bir an çağrışımı da var bu şarkının bana özel olarak. sanki hep meltemler estiren denizin, yaz akşamlarını keyifle dolduran esintilerini hissedermişim tenimde. sanki hep o ilkyazmış, her şey yolundaymış gibi hissederim. zamandan soyutlanır ve kendimi öylece tenimdeki esintiyle savrulurmuş gibi bir hayal içinde bulurum. nikbin bir havaya sokar ruhumu dış mekandan muaf tutarak. içimdeki vaveylalara yol arkadaşı olur. kısaca bana beni, içimdeki beni, buldurur, içimi gördürür. ve nerede mutlu olacaksam beni akıntısına katar ve oralara sürükler içindeki çakıllarıyla. ve yeniden doğuş başlar hüzünle karışık coşumun içinden yeniden çağlayana dek...
and i say, hey yeah yeah, hey yeah yeah
i said hey, what's going on?
"and so i cry sometimes
when i'm lying in bed just to get it all out
what's in my head
and i, i am feeling a little peculiar
and so i wake in the morning
and i step outside
and i take a deep breath and i get real high
and i scream from the top of my lungs
what's going on?"
bu söylediklerimi gerçekleştiren de tam olarak bu kısım. bolca dinlediğim zamanlardan kaynaklı olabileceğini düşündüğüm bir his, bir an çağrışımı da var bu şarkının bana özel olarak. sanki hep meltemler estiren denizin, yaz akşamlarını keyifle dolduran esintilerini hissedermişim tenimde. sanki hep o ilkyazmış, her şey yolundaymış gibi hissederim. zamandan soyutlanır ve kendimi öylece tenimdeki esintiyle savrulurmuş gibi bir hayal içinde bulurum. nikbin bir havaya sokar ruhumu dış mekandan muaf tutarak. içimdeki vaveylalara yol arkadaşı olur. kısaca bana beni, içimdeki beni, buldurur, içimi gördürür. ve nerede mutlu olacaksam beni akıntısına katar ve oralara sürükler içindeki çakıllarıyla. ve yeniden doğuş başlar hüzünle karışık coşumun içinden yeniden çağlayana dek...
and i say, hey yeah yeah, hey yeah yeah
i said hey, what's going on?
ingilizce nörüyon demektir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar