bugün
- sözlük erkeklerinin göğüsleri18
- iremga6
- dayanamayıp kitap almak7
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- sevdiğiniz yazarlara sürekli artı basmak6
- kocu7
- kızlar acilen konuşmamız gerek20
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği3
- hindistan'a atom bombası atmak7
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması25
- neyin var derler diye hislerini saklamak3
- sözlük sadece bilgi edinmek için değildir4
- abd'nin orta doğu'ya yeni uçak gemisi göndermesi2
- ellerim bos gonlum hos5
- bana sesini yükseltme diyen partner5
- 500 bin tl'ye citroen ami alan akraba2
- şükredilecek şeyler9
- haftanın gammazları listesi25
- dejavu yaşamak7
- domdomusaa2
- zall özel mesajları okuyor mu sorunsalı5
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek6
- arkadaşlar bir konuya açıklık getirelim2
- anın görüntüsü22
- sözlüğümüz iyi ki var2
- din4
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle7
- garibim çaylak olmuş2
- en son ne yediniz5
- osimhen lukaku vlahovic salah6
- bir kızı meyveli sodaya alıştırmak5
- mastürbasyon yapmayı unutmayın6
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- tarih tekerrür eder mi6
- bir daha doğmayacak olmak4
- kaslı serseri mi göbekli iş adamı mı6
- hangi sözlük kızının sağ koltuğuna oturursunuz9
- lanetli çaylak3
- şeytanla pazarlıkta istenecek saçma şeyler2
- uyuyan kızın ayaklarını koklamak4
- zorunlu eğitim paradoksu3
- 2023 te süper güç olacağını zanneden çomar3
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- pforzheim den talimat alan yazarlar5
- beyin ameliyatından çıkmak7
- ispartalı kızların gül kokması8
Güzel olmakla beraber bazı bölümleri içi olayları basite kaçan dizi. Bu kadar olay örgüsü olmak zorunda mı diye düşünüyor insan. Gideri var yine de.
2. sezon 8. bölümü hafızalardan çıkmayacak dizi.
film gibiydi.
film gibiydi.
ikinci sezonu boka sarmış dizi.
Bir dizi final yapmadan izlememe huyumdan dolayı spoiler yememek için zar zor bela dolanabildiğim dizi. Final yapsa da izlesem ben de (Not: evet Game of Thrones'tan bir bölüm bile izlemedim.)
ilk sezonuna bayıldığım fikir olarak hayalim olan bir şeyi ekrana yansıtmış dizidir .ikinci sezonuna katlanamadım maalesef.
Yul brynnersiz westworld mü olurmuş aq.
Yul brynnersiz westworld mü olurmuş aq.
2. sezonunu izleyen yazarlardan yorum beklediğim dizi. nasıl 2 .sezon ? izlenir mi ?
1 sezon boyunca düğümlerin çözülmesini bekleyip 2.sezonda tam anladığınızı düşünürken dahasinin da olduğunu farkettimiz bir dizi.
3.sezonu izlemek için 2020 yi beklememiz gerekiyormus. O zamana kadar diziyi unutmazsak iyidir.
3.sezonu izlemek için 2020 yi beklememiz gerekiyormus. O zamana kadar diziyi unutmazsak iyidir.
Yeni sezonu 2020-2021 tarihlerinde yayınlanacağı söyleniyor. Senede 10 bölüm çekiyorsunuz onu da 2 senede yayınlıyorsunuz. Evet.
orijinal filmi daha bi güzel.
(bkz: yul brynner)
(bkz: yul brynner)
kurgusu, konusu ve mesajları çok sağlam olan dizi. bilim-teknoloji, yaratılış, psikoloji, felsefe... gibi konulara çokça değiniyor. aslında insanın duygularının ne derece sapkınlıkta olduğunu da iğneli bir şekilde anlatmaya çalışıyor. sadece bir konusu yok birden çok olay örgüsü birden çok konu ve anlatış biçimiyle nefis beğenebileceğiniz dizilerden. kaçırmayın...
Sezon 3'ü resmen başlamış olan dizi.
Bu sezon tam olarak Cyberpunk'ın dibine dibine vuracaklar gibi hissettiriyorlar, ilk iki sezonda da aslında vardı fakat bu sezon olduğu kadar ciddi değildi. Ancak ilk sezondaki gibi kompleks bir hikaye anlatımından sanıyorum tam olarak vazgeçtiler gibi, çünkü artık baya baya lineer bir anlatımla basitçe objektife doğru ilerleniyor gibi. Ha kötü değil ama ne bileyim, dizinin insanı bi' ecnebice tabiriyle outsmart etmesi çok daha hoştu. Ama bu sezon gerçekten taze başlangıcın hakkını vermiş, ikinci sezonda ufak artık sıkmaya başladığını hissederken bu sezon inanılmaz bir iştahla izlemeye başladım. Umarım aynı lezzette ilerlerler.
Bu sezon tam olarak Cyberpunk'ın dibine dibine vuracaklar gibi hissettiriyorlar, ilk iki sezonda da aslında vardı fakat bu sezon olduğu kadar ciddi değildi. Ancak ilk sezondaki gibi kompleks bir hikaye anlatımından sanıyorum tam olarak vazgeçtiler gibi, çünkü artık baya baya lineer bir anlatımla basitçe objektife doğru ilerleniyor gibi. Ha kötü değil ama ne bileyim, dizinin insanı bi' ecnebice tabiriyle outsmart etmesi çok daha hoştu. Ama bu sezon gerçekten taze başlangıcın hakkını vermiş, ikinci sezonda ufak artık sıkmaya başladığını hissederken bu sezon inanılmaz bir iştahla izlemeye başladım. Umarım aynı lezzette ilerlerler.
Üçüncü sezon üçüncü bölüm geldi harika gidiyor. ikinci sezon çok baymıştı şimdi heyecan arttı. Evet.
Başlamayı düşündüğüm dizi. Güzel diyorlar bakalım.
Üçüncü sezon iki sezonun üstüne geçti gidiyor. Güzel devam ediyor. Evet
3. sezon umduğum gibi değildir. ama iyi gidiyor.
breaking bad den tanıdığımız aaron paul da dahil oldu diziye.
doleres bacım bu sezon dağıtacak ortalığı.
buda tarihe not olsun. "makineler ben hep sizden yana oldum." *
breaking bad den tanıdığımız aaron paul da dahil oldu diziye.
doleres bacım bu sezon dağıtacak ortalığı.
buda tarihe not olsun. "makineler ben hep sizden yana oldum." *
Bu diziyi 2 bölümden fazla izleyen kalitesiz insan yoktur. Bu diziyi bitiren insanlarla problem yaşamaz benliğinizi tatmin eder ve huzurlu bir hayat içinde birlikte olursunuz. Ama bi aşk101 değildir.
--spoiler--
hbo yapımı kaliteli bir dizi. game of thrones sonrası boşluğu dolduracak cinsten olmasa da "hbo ne eylerse güzel eyler" mottosunu kanıtlar nitelikte. bu adamlar gerçekten, yapıkları işin konuşulmasını, teoriler üretilmesini, gündemde kalmasını çok iyi başarıyor. (bkz: j j abrams) lost dizisinde de bunu çok iyi başarmıştı; ama sonrasında olayları bağlayamaması, tarihin en büyük dizi fiyaskoları arasında en üst sıraya taşımıştı kendisini.
westworld de aynı şekilde beyin yakan zaman çizgileriyle, bir bölümde bile dört-beş defa başa saran döngüleriyle başlıyor. olayları, kişileri, zamanı sürekli birbirine karıştırıyorsunuz. çünkü dizi genel olarak üç farklı zaman çizgisinde ilerliyor.
birinci zaman; arnold'un hayatta olduğu, parkın daha açılmadığı, hala ev sahipleri (host) üzerinde denemelerin yapıldığı dönem. bu dönemde dr.ford* ile aralarında sürtüşmeler oluyor ve arnold parkın açılmaması gerektiğini çünkü yapay zekanın artık bilinç sahibi olduğunu söylüyor. tabii ki ford bunlara aldırmayıp, hayalini kurduğu parkı açmakta ısrar ediyor. arnold ise; wyatt isimli karakter ile dolores* karakterini birleştirip, bir katliam yaparak bütün hostları ve kendini de öldürtüp parkı işlevsiz hale getiriyor.
ikinci zaman; ilk bölümlerde gördüğümüz siyahlı adam'ın gençliği, delos şirketinin müdürü ve aynı zamanda patronun müstakbel damadı, william isimli karakter ile patronun oğlunun, parka eğlence amaçlı geldikleri sekans ile başlıyor. yani park bir şekilde açılmış ve yeni yatırımcılar arıyor. bu dönemde william'ın dolores'e aşık olmasını ve patronun oğlunun sapkın eğlencelerini izliyoruz uzun uzun. buradaki en kritik nokta ise; william'ın yaşadığı her şeyin yalan olduğunu farkettiği andan itibaren geçirdiği değişim. akıllara joker filmindeki bir repliği getiriyor adeta "hayattaki en aklı başında adamı deliliğe indirgemek için, sadece tek bir kötü gün yeterli." benim de dizide kendime en yakın bulduğum karakter de william olmuştur hep. bu yaşadığı değişimden sonra gerçek kimliğini kazanmaya giden yolda, parkın insanlık adına neler ifade ettiğinin de farkına varan bizim çocuk, kayınpederini bu parkın hissedarı olmaya ikna eder. buradaki amaç yapay zeka, eğlencenin dibi vs. konular değildir. asıl olay parka gelen bilhassa zengin ve önemli konumdaki kişilerin gerçek karakterlerinin bir analizini yapabilmektir. çünkü insanlar sadece parkta gerçek fıtratlarına göre davranmaktadırlar. bu şekilde, dünyanın bütün önemli insanlarının yer aldığı bir karakter havuzu olacaktır ellerinde ve bu bilgilerle üretecekleri robotların vücutlarını birleştirip dünyayı yönetmeye kadar gidebilecektir mevzu ya da kendi bilinçlerini hostlara yükleyip, ölümsüzlük denemeleri için bir laboratuvar olarak kullanılacaktır park. kaldı ki delos'un sahibinin böyle bir deneyde kullanılacağını göreceğiz sonradan. bu süreçte de dr.ford ilerleyen süreçte eski ortağı arnold'un kafasına yaklaşmış, hostları bir şekilde özgür bırakmanın kararını vermektedir. hatta arnold'un bir kopyasını da üreterek bernard adını vermiş, eğitim süreci de dolores tarafından yürütülmüştür. yani ara ara gördüğümüz bernard-dolores diyalogları; dolores'in değil bernard'ın eğitim sürecidir. not:bernard lowe ve arnold weber; birbirlerinin anagramıdır. dizi bunun gibi bir çok gönderme, flashback ve foreshadowing içermektedir.
üçüncü zaman; dizinin geçerli zaman dilimi de diyebiliriz. ford ve bernard delos'un başında süreci yönetmektedirler. yaşlı, siyah william parkta istediği gibi at koşturmaktadır. parka gelip gidenler de zevk-i sefa içinde günlerini geçirmektedirler. bu esnada dr.ford robotlara yeni bir güncelleme yükleyerek, uyanmalarını sağlamakla meşguldür. arnold'un zamanında çizdiği labirent oyunu, hostların uyanırken gideceği yolu temsil etmektedir. gel zaman git zaman robotlar bilinç kazanma işini becerirler ve dr.ford da güzel bir konuşmayla, kendini sonunu eski ortağı arnold'a selam çakarak hazırlar.
kabaca böyle ilerliyor senaryo. tabii ki bu hikayeyi öyle güzel, öyle çaktırmadan anlatıyorlar ki bambaşka bir şey izlediğinizi daima hissediyorsunuz. anthony hopkins ve ed harris oyunculuk dersi veriyorlar. evan rachel wood'un masumluğuna hayran kalmamak mümkün değil. güncel şarkıların efsane coverları -ki buraya değineceğim birazdan- olayı bambaşka bir seviyeye çıkarmış. sezon bittiğinde aklınızda pek bir soru işareti kalmıyor. diğer sezonlardan bahsetmeyeceğim. benim için westworld ilk sezon demek. hala zevkle izlesem de hikayenin gideceği yeri merak etmiyorum. ben diziden alacağımı aldım diyebilirim. yapay zekanın nasıl bilinç kazanacağı kısmı beni yapay zeka ile savaş kısmından daha çok ilgilendiriyor. çünkü daha ilk aşamadayız. belki de geçemeyeceğiz o aşamayı. bu sebeple daha gerçekçi geliyor bu minvaldeki hikayeler. "ee matrix'de insanlar ve yapay zeka arasındaki savaşı anlatıyor o'na bayılıyorsun ama" diyebilirsiniz pek tabii. ben de " o kadarını da karıştırmayın artık" derim. *
bir parantez de (bkz: ramin djawadi)'ye. abi sen ne yapıyorsun? neden her sevdiğim dizi müziğinde senin adın var? sekanslar, gözyaşlarımı uçurumun kenarına kadar getirirken senin müziklerin hep son tekmeyi atıyor. heyecanlı ya da epik bir sahne izlerken, senin notaların bir üst zevk doruğuna çıkarıyor hep.
https://www.youtube.com/watch?v=3gMv73Oyvl4 (birinci dakikadan itibaren jon ve sansa'nın castle black'te buluşması. bonus:tormund'un brien'e bakışı *
şarkının tamamı için: https://www.youtube.com/watch?v=Izj3IsXi6Gs. aynı zamanda jon'un aegon targeryan olduğunun ilanı esnasında çalan şarkı.
https://www.youtube.com/watch?v=ef-Nb3nw9hg
bu da belki berbat çekilen son sezonun teselli ödülü. boktan battle of winterfell bölümünü bile güzelleştiren bir başyapıt.
https://www.youtube.com/watch?v=Nxeu6z6serY bu da westworld'ün 3.sezonunun bize armağanı.
kısacası dinleyin, dinlettirin..
--spoiler--
hbo yapımı kaliteli bir dizi. game of thrones sonrası boşluğu dolduracak cinsten olmasa da "hbo ne eylerse güzel eyler" mottosunu kanıtlar nitelikte. bu adamlar gerçekten, yapıkları işin konuşulmasını, teoriler üretilmesini, gündemde kalmasını çok iyi başarıyor. (bkz: j j abrams) lost dizisinde de bunu çok iyi başarmıştı; ama sonrasında olayları bağlayamaması, tarihin en büyük dizi fiyaskoları arasında en üst sıraya taşımıştı kendisini.
westworld de aynı şekilde beyin yakan zaman çizgileriyle, bir bölümde bile dört-beş defa başa saran döngüleriyle başlıyor. olayları, kişileri, zamanı sürekli birbirine karıştırıyorsunuz. çünkü dizi genel olarak üç farklı zaman çizgisinde ilerliyor.
birinci zaman; arnold'un hayatta olduğu, parkın daha açılmadığı, hala ev sahipleri (host) üzerinde denemelerin yapıldığı dönem. bu dönemde dr.ford* ile aralarında sürtüşmeler oluyor ve arnold parkın açılmaması gerektiğini çünkü yapay zekanın artık bilinç sahibi olduğunu söylüyor. tabii ki ford bunlara aldırmayıp, hayalini kurduğu parkı açmakta ısrar ediyor. arnold ise; wyatt isimli karakter ile dolores* karakterini birleştirip, bir katliam yaparak bütün hostları ve kendini de öldürtüp parkı işlevsiz hale getiriyor.
ikinci zaman; ilk bölümlerde gördüğümüz siyahlı adam'ın gençliği, delos şirketinin müdürü ve aynı zamanda patronun müstakbel damadı, william isimli karakter ile patronun oğlunun, parka eğlence amaçlı geldikleri sekans ile başlıyor. yani park bir şekilde açılmış ve yeni yatırımcılar arıyor. bu dönemde william'ın dolores'e aşık olmasını ve patronun oğlunun sapkın eğlencelerini izliyoruz uzun uzun. buradaki en kritik nokta ise; william'ın yaşadığı her şeyin yalan olduğunu farkettiği andan itibaren geçirdiği değişim. akıllara joker filmindeki bir repliği getiriyor adeta "hayattaki en aklı başında adamı deliliğe indirgemek için, sadece tek bir kötü gün yeterli." benim de dizide kendime en yakın bulduğum karakter de william olmuştur hep. bu yaşadığı değişimden sonra gerçek kimliğini kazanmaya giden yolda, parkın insanlık adına neler ifade ettiğinin de farkına varan bizim çocuk, kayınpederini bu parkın hissedarı olmaya ikna eder. buradaki amaç yapay zeka, eğlencenin dibi vs. konular değildir. asıl olay parka gelen bilhassa zengin ve önemli konumdaki kişilerin gerçek karakterlerinin bir analizini yapabilmektir. çünkü insanlar sadece parkta gerçek fıtratlarına göre davranmaktadırlar. bu şekilde, dünyanın bütün önemli insanlarının yer aldığı bir karakter havuzu olacaktır ellerinde ve bu bilgilerle üretecekleri robotların vücutlarını birleştirip dünyayı yönetmeye kadar gidebilecektir mevzu ya da kendi bilinçlerini hostlara yükleyip, ölümsüzlük denemeleri için bir laboratuvar olarak kullanılacaktır park. kaldı ki delos'un sahibinin böyle bir deneyde kullanılacağını göreceğiz sonradan. bu süreçte de dr.ford ilerleyen süreçte eski ortağı arnold'un kafasına yaklaşmış, hostları bir şekilde özgür bırakmanın kararını vermektedir. hatta arnold'un bir kopyasını da üreterek bernard adını vermiş, eğitim süreci de dolores tarafından yürütülmüştür. yani ara ara gördüğümüz bernard-dolores diyalogları; dolores'in değil bernard'ın eğitim sürecidir. not:bernard lowe ve arnold weber; birbirlerinin anagramıdır. dizi bunun gibi bir çok gönderme, flashback ve foreshadowing içermektedir.
üçüncü zaman; dizinin geçerli zaman dilimi de diyebiliriz. ford ve bernard delos'un başında süreci yönetmektedirler. yaşlı, siyah william parkta istediği gibi at koşturmaktadır. parka gelip gidenler de zevk-i sefa içinde günlerini geçirmektedirler. bu esnada dr.ford robotlara yeni bir güncelleme yükleyerek, uyanmalarını sağlamakla meşguldür. arnold'un zamanında çizdiği labirent oyunu, hostların uyanırken gideceği yolu temsil etmektedir. gel zaman git zaman robotlar bilinç kazanma işini becerirler ve dr.ford da güzel bir konuşmayla, kendini sonunu eski ortağı arnold'a selam çakarak hazırlar.
kabaca böyle ilerliyor senaryo. tabii ki bu hikayeyi öyle güzel, öyle çaktırmadan anlatıyorlar ki bambaşka bir şey izlediğinizi daima hissediyorsunuz. anthony hopkins ve ed harris oyunculuk dersi veriyorlar. evan rachel wood'un masumluğuna hayran kalmamak mümkün değil. güncel şarkıların efsane coverları -ki buraya değineceğim birazdan- olayı bambaşka bir seviyeye çıkarmış. sezon bittiğinde aklınızda pek bir soru işareti kalmıyor. diğer sezonlardan bahsetmeyeceğim. benim için westworld ilk sezon demek. hala zevkle izlesem de hikayenin gideceği yeri merak etmiyorum. ben diziden alacağımı aldım diyebilirim. yapay zekanın nasıl bilinç kazanacağı kısmı beni yapay zeka ile savaş kısmından daha çok ilgilendiriyor. çünkü daha ilk aşamadayız. belki de geçemeyeceğiz o aşamayı. bu sebeple daha gerçekçi geliyor bu minvaldeki hikayeler. "ee matrix'de insanlar ve yapay zeka arasındaki savaşı anlatıyor o'na bayılıyorsun ama" diyebilirsiniz pek tabii. ben de " o kadarını da karıştırmayın artık" derim. *
bir parantez de (bkz: ramin djawadi)'ye. abi sen ne yapıyorsun? neden her sevdiğim dizi müziğinde senin adın var? sekanslar, gözyaşlarımı uçurumun kenarına kadar getirirken senin müziklerin hep son tekmeyi atıyor. heyecanlı ya da epik bir sahne izlerken, senin notaların bir üst zevk doruğuna çıkarıyor hep.
https://www.youtube.com/watch?v=3gMv73Oyvl4 (birinci dakikadan itibaren jon ve sansa'nın castle black'te buluşması. bonus:tormund'un brien'e bakışı *
şarkının tamamı için: https://www.youtube.com/watch?v=Izj3IsXi6Gs. aynı zamanda jon'un aegon targeryan olduğunun ilanı esnasında çalan şarkı.
https://www.youtube.com/watch?v=ef-Nb3nw9hg
bu da belki berbat çekilen son sezonun teselli ödülü. boktan battle of winterfell bölümünü bile güzelleştiren bir başyapıt.
https://www.youtube.com/watch?v=Nxeu6z6serY bu da westworld'ün 3.sezonunun bize armağanı.
kısacası dinleyin, dinlettirin..
--spoiler--
birinci sezonu mükemmel, ikinci sezonu güzel, üçüncü sezonu ise güzel başlayıp sonlara doğru sıçıp sıvayan dizi.
birinci sezonu gerçekten hayatımda izlediğim en iyi dizi sezonuydu ki deli gibi dizi tüketirim. karakter gelişimleri muhteşemdi, ilmek ilmek işlenmiş bir plan vardı, varoluşsal sorulara cevaplar aranıyordu. hele bir anthony hopkins detayı vardı ki zevkten dörtköşe ediyordu. abi işte robotlar ayaklanıyor yea'dan ibaret değildi.
ama üçüncü sezon sonu itibariyle gelmiş olduğumuz noktaya diyecek söz bulamıyorum. halbuki 3. sezon da iyi başlamıştı, 4. ve 6. bölümler gayet iyiydi, noldu birden böyle 2 bölümde nasıl sıçtı anlayamadım.
her şeye rağmen günümüzün kaliteli dizileri arasında yer almaktadır.
birinci sezonu gerçekten hayatımda izlediğim en iyi dizi sezonuydu ki deli gibi dizi tüketirim. karakter gelişimleri muhteşemdi, ilmek ilmek işlenmiş bir plan vardı, varoluşsal sorulara cevaplar aranıyordu. hele bir anthony hopkins detayı vardı ki zevkten dörtköşe ediyordu. abi işte robotlar ayaklanıyor yea'dan ibaret değildi.
ama üçüncü sezon sonu itibariyle gelmiş olduğumuz noktaya diyecek söz bulamıyorum. halbuki 3. sezon da iyi başlamıştı, 4. ve 6. bölümler gayet iyiydi, noldu birden böyle 2 bölümde nasıl sıçtı anlayamadım.
her şeye rağmen günümüzün kaliteli dizileri arasında yer almaktadır.
ilk sezonun heyecanı ikinci sezonda, ikinci sezonun heyecanı üçüncü sezonda olmayan dizi.
ah ah nerede ilk sezonun keyfi, heyecanı, insanda bıraktığı merak duygusu. 1.sezon bittiğindeki merak ve heyecan 3.sezon bittiğinde hiçbir şekilde kalmadı bende.
aaron paul da olmasaydı izlenmezdi bu sezon. vincent cassel de vardı üstelik 3.sezonda fakat bana kalırsa çok pasif kaldı karakteri. bu sezona daha fazla yedirebilirlerdi.
2.sezon daha keyifliydi kesinlikle. hele bir de lee sizemore karakterimizi canlandıran simon quarterman'in 2.sezon finalinde bir tiratı var, dillere destan.
ah ah nerede ilk sezonun keyfi, heyecanı, insanda bıraktığı merak duygusu. 1.sezon bittiğindeki merak ve heyecan 3.sezon bittiğinde hiçbir şekilde kalmadı bende.
aaron paul da olmasaydı izlenmezdi bu sezon. vincent cassel de vardı üstelik 3.sezonda fakat bana kalırsa çok pasif kaldı karakteri. bu sezona daha fazla yedirebilirlerdi.
2.sezon daha keyifliydi kesinlikle. hele bir de lee sizemore karakterimizi canlandıran simon quarterman'in 2.sezon finalinde bir tiratı var, dillere destan.
4. bölüme sıkıla sıkıla zar zor geldiğim dizi. izleyenlere sorum sizce devam etmelimiyim açılacak mı ileride ? yoksa bok gibi hiç uğraşmamı diyorsunuz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar