bugün

/15
Ayrılık düşer bazen merhabalarımıza
Oluşturduğumuz biz kalıpları çöker
Var olan iki ayrı kutuptur artık
Ya vazgeçen oluruz bu ayrılıkta
Ya da vazgeçilen

Bir tercihtir vazgeçmek
Eksilmiştir yüklediğiniz değerler, gidip de dönmemeyi, dönüp de bakmamayı göze almışsınızdır
Oluşturduğunuz o biz kalıbından kendinizi alır ve gidersiniz bu merhabadan
Hayata başka bir yerden, başka bir noktadan başlamaktır vazgeçmek
Yeniden başlamaktır
Yarın vardır önünüzde
Ve yarına ait umutlar

Seçeneksizliktir vazgeçilen olmak;
Giden gitmiştir ardında boşluğunu bırakarak
Ve siz kalansınızdır
Orda
Öylece
Eksilmektir vazgeçilen olmak
Bir yokluğun sızısını yüreğinizde anbean taşımaktır
Vazgeçenden geriye kalan tenhalığı,ıssızlığı kalabalıklarla
Sessizliği hiçbir sesle dolduramamaktır
Nedenler ve niçinlerle daha da kararıp uzayan gecelerdir
Bir sızıyla bölünen uykulardır
Dağılmak, parçalanmaktır çokça
Unutmak için zamana umut bağlamaktır

Zaman akıp giderken hayatımızdan
Kimi zaman vazgeçen oluruz bir merhabada
Bir başkasında vazgeçilen belki

Vazgeçmenin umursamazlığında da olsak
Vazgeçilmenin umarsızlığında da
Anlar ve anılardır yanımızda kalan

Sonra
Bir maske takıp yüzümüze
Sevginin çıplaklığını örtsün diye
Katılırız akan zamana yine de...

orhan veli
o kadar sevmene rağmen, acı çekeceğini bile bile, bir daha aşık olmayacağını bile bile, arkana bakmadan gitmektir, bir nevi artık pes etmektir.
gördüğünün bir düş olduğunu anladığında,
artık ne sen ne o kaldığında,
yaralarının tepesinden bakıp derinliğinden ürktüğünde,
söyleceğin sözlerin anlamlarını yitirdiğinde,
en güçlü çığlığın bile bir şey ifade etmediğinde, duyulmadığında...
anlamı yok karabasanlara savaş açmanın..
yapılacak en doğru eylem..
tek eylem..
vazgeçmek..
her tercih bir vazgeçiştir... bu böyledir.
hafiflemiş olmaktır, yükünü hafifletip, omuzlarından atmaktır bazen.
kalbinizi verdiğiniz kişiyle ve onu bir daha asla göremeyecek iseniz gerçekten çok acı bir durum.
yaratılmış bir nimettir. yeri geldiğinde başvurulması icap eder.
nasıl bir şey oldu bu?
kim kazandı bu ben diyeyim beş, belki 6 ve hatta 10 kişilik savaşta?
kimin elleri ısındı soğuk bir kış akşamında? kimlerin yanakları ıslandı sıcak elleri ısıtan kişi olmadıkları, olamadıkları için?
kaç şarkı, kaç kişiye adandı?

şimdi siz, her şeyi söyleyen siz..
susmayın, söyleyin..
kaç gece, kaç kişi uykusuz kaldı? kaçı uykuya verdi kendini?
kaçı evden çıkmanın anlamsız olduğu hatta uyanmanın dahi anlamsız geldiği günlere başladı, devam ettirdi, bitirdi? hem söyleyin, kaç gün böyle geçti, geçecek?

yorgun değil misiniz?
yorgunsunuz..
yorgunuz, hepimiz yorgunuz..
hissiz, nötr ve yorgun..

öyleyse şimdi topluca susma zamanı..
siz tutun, geçmesin zaman.
siz tutun, ben bırakıyorum hayatın bir ucundan..
ingilizcesi yamulmuyorsam give up olan kelime.
ümit edecek gücü kalmayacak kadar yorulmak...
kendi kurduğu hayal dünyasında istediği gibi olamayan insanlardan vazgeçmesi yada daha iyisini bulunca eskisinden vazgeçmek..
şartlara göre etkisi büyüktür.yeterince çaba gösterip karşıdan kaynaklanan nedense aslında bu bir vazgeçme değildir,başkaya yöneliştir.
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti. Söyle saçlarında öldüğüm. Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?
dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir.
çoğu zaman imkansızlıklara inat ederek fedakarlık yapmaktır. kimi zaman en sevdiği şey için... kimi zaman yaşamak için...
bir insan için gerçekleştirdiğinizde, kendinizi bilerek uçurumdan atmak gibidir. bilerek kendinizi ölüme itersiniz. hem de sadece bir kere değil, defalarca ölürsünüz. hatırladıkça bir kez daha ölürsünüz. yapmak istemezsiniz, o uçurumdan atlamak istemezsiniz, içiniz içinizi yer, durup defalarca düşünürsünüz "doğruyu mu yapıyorum?" diye ama verdiğiniz "evet" cevabını duymak istemez yüreğiniz. ama yapmak zorundasınızdır. mecbursunuzdur. çünkü en doğrusu öyle olanıdır.
ölmek kadar acıtır, yakar bir şeyleri yüreğinizde ama anlarsınız ki, vazgeçmek; ölmekten daha zor.
Vazgeçmek

vazgeçmek

Bir hayatı anlatan şiirin

Yarım kalmış üçüncü dizesinde

Yazılmamış birkaç satırsın...

Dizeleri yıllara çarpıp

Ömrü hesaplayacak olursak

Ben şimdi takriben

Altıncı dizedeyim...

Saçlarına aklar düşen, değişen ben...

Nerde ve ne zaman veya zamansız,

Biteceğini bildiğim bu şiir yazmaya devam ediyorum...

Yine buhranlardayım,

Yine yalancı gözlerin tövbelerindeyim,

Geçse de ömür sahte sevdalarla,

Ben hala seni sevmelerdeyim...

içimde çarpan, insafsızca kırık bıraktığın kalbim...

Gelmeyeceğini bildiğim halde,

Ben sana inat bekleyeceğim...

Yalnızlığımı dost bildiklerimden ,

Aldatılmayı yar dediklerimden öğrendim...

Ne koca deryaların sularıyla ne yağan yağmurlarla,

Ben seni gözyaşlarının ıslaklığıyla sevdim...

Sevdaların anasını satmışlığım var benim,

Her sevdanın bıraktığı izler var hocam...!

Ve ölmüş sevdaların üzerine gömdüğüm,

Bir sevdam daha var benim...

Her sevdanın altında ezilmişliğim,

Her defasına yanlış gözlere kapılıp gitmişliğim var ...

Ve daha yirmi birinde bitmişliğim var benim...

Sen mazideki tozlu, saklı, bir ucu yırtılmış...

Beklide yüz binlerce defa bakılmış...

O resmin içindeki ellerce tadılmış dudakların sahibi...

Karşılıksız sevmek hiç sevilmeden,

Uzaktayken hiç görmeden sevmek...

Son kırıntısı bile yem edilmiş bir umutla sevmek...

Çaresizce vazgeçmek, vazgeçtikten sonra bile sevmek...

Bitmedi bitemez bu şiir istesede artık geri alamaz şair...

alıntı...
gerektiğinde yapılması gereken eylem.
kimi zaman kararsızlıktandır kimi zaman ise umutların tükenmesinden. hayatın klişesidir. deneme yanılma yöntemidir. kısa döngüdür... *
vazgeçtim kömür gibi bakan gözlerini rüyalarıma almaktan.
arabesk cümleler kurup her gece, sabah alaturkalarda kıvırmaktan.
içmekten, ağlamaktan, içmekten, ağlamaktan.
ne pahasına olursa olsun yalnız kalmaktan bu gece vazgeçtim.
duydum ki bir esmere vurulmuş gözlerin, bir çift yeşil göze,
duydum ki bir kıvrak bele sarılmış kolların, bir kaypak dile adanmış kalbin
vazgeçtim ne olursa olsun kendimi siper edip seni kollamaktan.
bil ki; artık peşinsıra yürüyen bi gölge olmayacak kaldırım kenarlarında.
bağışlayan bir çift göz, evde tarhana kokusu olmayacak kapıyı açtığında.
şimdi; ne halin varsa görebilirsin rahatla!
vazgeçtim bu dünyadan sevgimden vazgeçtim sevdiğimden vazgeçtim..

"Rafa koyduğum son kitap düşüverdi önüme, kalemi bırakırken. Adını okudum ve pencereme doğru gittim. ilk yaptığım tablomu asmış Tanrı gökyüzüne. Yine gün batıyor.

Bir doğum günüm daha geçti; Artık ben de öğrendim yaşamayı. Okuduğum son sayfa oldu önüme düşen kitaptaki sayfa: "Shakespeare / Vazgeçtim Bu dünyadan!"
Sen de büyüyeceksin ufaklık, ama önemli olan fikirlerinin büyüyüp gelişebilmesidir..."
vazgeçememekten daha kolaydır.
ve nihayet en sonunda pes etmek,
özgür olmaya niyet etmek ve
en önemlisi vazgeçilen şeyin gerçek olmasına izin vermektir..

bu adeta takıldığınız bir mekana siz içindesiniz diye girmeyen bir tanıdığın,siz çıkınca içeri girecek olması gibi bişeydir..

vazgeçen bir daha eskisi gibi olmayacak,vazgeçtiği şeyde artık başka bir şekle bürünecektir.

bu anlamsız yok ediciliğe bir katkıdır belki de sadece..
en zor olanı ve en acıtanı kendinden vazgeçmektir.vazgeçilen her şeyin iyi kötü bir alternatifi vardır, yerini dolduramaz ama oyalar insanı.ama kendinden vazgeçince işte onun sonrası var ya.
birşeyden caymak, peşini bırakmaktır. genelde kaybetmek gibi görülür ama bazen vazgeçenler kazanır.
© copyright 2005 - 2026