bugün
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez9
- para yok huzur var7
- mazotun yarım litresi 50 tl17
- hangi sözlük kızısın7
- erkekler neden evlenmek ister9
- kürdü sevin21
- ateist5
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar8
- hangi winx kızısın4
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya10
- çinin açtığı davayı kaybeden ticaret bakanlığı5
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı17
- boğazını tutamayanların sır da tutamaması3
- güne almanca bir cümle bırak11
- rock grubu kurmak için köyden beyoğluna gelmek3
- pkk nın silah bırakmayacağı gerçeği2
- boyun tutulması4
- arabesk sefilliğe övgüdür ve teslimiyettir3
- çarlık rusya sını atatürk'ün yıktığı gerçeği2
- hukukun üstünlüğü ve türkiye2
- reddedilince brad pitt ten neyim eksik diyen erkek7
- kölelik yevmiyesi2
- saddam hüseyin8
- mazot 100 tl oyunuzu hırsızlara verin2
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı11
- akın gürlek2
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- insan olmaya ceyrek kala8
- eksi karmalara meslek isimleri verilmesi4
- fren kaliperlerine baktır araçta ses var diyen kız3
- hava muhalefeti6
- vermio6
- karmamın bir gecede 15 puan birden düşmesi4
- yazarların öğle yemekleri3
- seri eksi veren ibne ye açık mektup3
- gecenin korkunç yaratıkları7
- iblis'in sesini duymak14
- çakmak hırsızlığı2
- mazotun litresi 101 lira35
- tulumba tatlısı5
- grup yorum uğurlama3
- vermio vs nervio3
- bakan gürlek borsa soruşturmasında dört tutuklama4
- kanadalı ünlüler10
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması8
- çözüm süreci2
- 28 bine çalışmak9
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- çocukken en sevilen çizgi film2
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz46
umut hiç bitmeyen bahar mevsimi gibidir. içinde karda yağar, fırtınada kopar ama çiçekler hep açmaya devam eder...
dilemek, inanmak ve gerçekleşmesini beklemek.
3 saatlik sınavlar sonucunda çoğu kişinin hayatının ve hayallerinin kendisinden uzak düştüğü günümüzde, ne yazık ki fazla besleyeni delirten, sinsi duygu.
kişinin yaşadığı belkide çektiği acılardan sonra "lan bi ihtimal belki bu olur, olum işte bu lan buna insan hayatını adar be" diye içinden geçirdiği ama kolay olmadığını suratına çarpan bir lodos gibi anladı hayaller birikintisidir.
Umut bizim var olusumuzu surdurmemızı saglayan baslıca duygudur ve ınsanın yenılmesını, pes etmesını engelleyen seydir eger umut olmsaydı kac kere yenılmıstık acaba bu kahpe felege veya nasıl dogacak olan gunesı dusunup yarının guzellıklerı getırecegını dusunebilırdık buyuzden umut onsuz yasanılamıycak olandır.
yarın sabah yeniden yazar olma bekleyişi icerisinde olmak.
yatarken ışıkları söndürdüğünde içinde hala sönmeyen birşeyler varsa işte odur umut...
umut ölürse, tutku can çekişir. *
insanın elinden gittimiydi insanı bitiren kıymetli şey...
bir arif sağ albümüdür. en güzel albümlerinden biridir ve içinde şu türküler vardır:
1. Yol Ver Dağlar
2. Bilene Danış
3. Dostun Cemali
4. Yola Çevirdiler
5. Benim Kurbanlarım
6. Dillerde Kaldım
7. Umut (Enstrumantal)
8. Gel Efendim Gel
9. Öyledir Deli Gönül
10. Dağlar
11. Ötüşün Kuşlar
1. Yol Ver Dağlar
2. Bilene Danış
3. Dostun Cemali
4. Yola Çevirdiler
5. Benim Kurbanlarım
6. Dillerde Kaldım
7. Umut (Enstrumantal)
8. Gel Efendim Gel
9. Öyledir Deli Gönül
10. Dağlar
11. Ötüşün Kuşlar
içinde ruh olan tüylü bir şeydir.
(bkz: nerde duydum hatırlamıyorum)
(bkz: nerde duydum hatırlamıyorum)
....eskiden insanoğulları bu dünyada,
dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı,
bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları.
pandora açınca kutunun kapağını,
dağıttı insanlara, acıları, dertleri.
bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık,
kapağı açılan dert kutusundan.
umut tam çıkacakken
pandora kapamıştı kapağı.
böyle istemişti bulutlar devşiren zeus.
o gün bugündür insanların başı dertte...
.
(Pandora ile prometheus efsanesi)
dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı,
bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları.
pandora açınca kutunun kapağını,
dağıttı insanlara, acıları, dertleri.
bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık,
kapağı açılan dert kutusundan.
umut tam çıkacakken
pandora kapamıştı kapağı.
böyle istemişti bulutlar devşiren zeus.
o gün bugündür insanların başı dertte...
.
(Pandora ile prometheus efsanesi)
insanın her zaman içinde olması gereken $eydir. zıtlıklarla boğu$maktır.
sırılsıklam a$ıktım o gece. umudum da yoktu. hatta o kadar yoktu ki, ona buna dağıtacaktım. mendil satan bir ninenin yanına gidip "üzülme, rahata kavu$acaksın" dedim. tanrı değildim ki, nereden bilecektim acaba? ama dedim ya, umut yok, bol bol verecektim olmayan umuttan. canım sıkıldı. sonra ninenin yanından ayrıldım. nine değildi, genç kızdı. çirkindi. tutup kime göstersem beğenirdi. vücudu düzgündü, saçları upuzun, kumraldı. onun için gözya$ı akıttım biraz, kahkahalarım bo$ duvarlara vurup, heryeri çınlattı. gecenin saat ikisiydi, evet. etraf apaydınlıktı, bulutlar bembeyaz. hava yaz günü gibi çöl sıcağıydı. duyusuzdum, yün atkım boğazıma battı. paltoma daha sıkı sarındım. öksürdüm. ne kadar zamandır hasta olduğumu ve birilerini hasta ettiğimi derinlemesine dü$ündüm. buna az çok üzüldüm.
"hiç araba geçmezdi buradan. her yer kaldırımdı. dün taksinin biri, küçük bir çocuğa çarpmı$tı. kanlar içindeydi her yeri. masmaviydi. yardım etmeyi hiç sevmem, hemen sırtladım, hastaneye ko$turdum. tela$sızca bekledim. ameliyathaneden çıktılar hızlı hızlı. öğrendim sonra ki; hafif grip olmu$ çocuk. 5 dakikaya taburcu edildi. 'yine oyna' dedim ona, o da 'peki amca' dedi. 18 ya$ındaydım o zaman. biraz çaresizdim."
bunlar geldi aklıma yürürken. hayır, ko$arken... yine o kaldırımlardaydım. "yaya giremez" yazısını okudum, sevindim. $arapçılar vardı sonra orada. içip eğleniyorlardı. çok üzgündüler. umudum hiç yoktu, illa ki payla$acaktım. onlar da kibarca $arap ikram ettiler. $arabı çok severim, bir $ey demeden uzakla$tım yanlarından.
denizi gördüm ardından. lacivert değildi, koyu maviydi. deniz birisinin kanıydı, emindim. beynimin derinliklerinden bir "rahatsızlık", bir "sıkıntı" çıktı geldi. ingilizce bilmem, "mavi kan, blue blood demektir" dedi. yere tükürdüm. gerçekten anlamı, "asilzade"ydi, "soylu"ydu. iyi ki bunu söyledin. yoksa bana bir $ey hatırlatacaktı. ağlamazdım, hatırlasaydım.
limanda gemiler demirlemi$ti. bir tanesi çok büyüktü. koyu beyazdı. içi çok güzeldi. yolculuk etmi$tim birkaç kez, hiç binmemi$tim. fırsat olmamı$tı. buram buram balık yağı kokan tavuk dönerciler vardı arka yolda. hiç sevmezdim, çok lezzetliydi. turuncu bulutlardan toprağa inen bir yıldırım bana kızmı$tı. keskin keskin çanlar çaldı. camiye gidip dua ettim. ba$ım ağrıyordu.
her $ey netle$ti birden gözümde. ba$ımı zorlukla kaldırdım, felaket ağrıyordu. türk filmlerinde gördüğüm bir meyhanedeydim galiba. bir kız $arkı söylüyordu. türk sanat müziği, en sevdiğimden... mavi mavi $araplar akıyordu musluklardan. maviyi severim, maviyi sevene a$ığım zaten. $arap hiç sevmem, mavi diye bir yudum almı$tım ama... beni iyi eder diye bekliyordum. size bir $ey daha söyleyeyim mi, o anda umudum vardı:).
sırılsıklam a$ıktım o gece. umudum da yoktu. hatta o kadar yoktu ki, ona buna dağıtacaktım. mendil satan bir ninenin yanına gidip "üzülme, rahata kavu$acaksın" dedim. tanrı değildim ki, nereden bilecektim acaba? ama dedim ya, umut yok, bol bol verecektim olmayan umuttan. canım sıkıldı. sonra ninenin yanından ayrıldım. nine değildi, genç kızdı. çirkindi. tutup kime göstersem beğenirdi. vücudu düzgündü, saçları upuzun, kumraldı. onun için gözya$ı akıttım biraz, kahkahalarım bo$ duvarlara vurup, heryeri çınlattı. gecenin saat ikisiydi, evet. etraf apaydınlıktı, bulutlar bembeyaz. hava yaz günü gibi çöl sıcağıydı. duyusuzdum, yün atkım boğazıma battı. paltoma daha sıkı sarındım. öksürdüm. ne kadar zamandır hasta olduğumu ve birilerini hasta ettiğimi derinlemesine dü$ündüm. buna az çok üzüldüm.
"hiç araba geçmezdi buradan. her yer kaldırımdı. dün taksinin biri, küçük bir çocuğa çarpmı$tı. kanlar içindeydi her yeri. masmaviydi. yardım etmeyi hiç sevmem, hemen sırtladım, hastaneye ko$turdum. tela$sızca bekledim. ameliyathaneden çıktılar hızlı hızlı. öğrendim sonra ki; hafif grip olmu$ çocuk. 5 dakikaya taburcu edildi. 'yine oyna' dedim ona, o da 'peki amca' dedi. 18 ya$ındaydım o zaman. biraz çaresizdim."
bunlar geldi aklıma yürürken. hayır, ko$arken... yine o kaldırımlardaydım. "yaya giremez" yazısını okudum, sevindim. $arapçılar vardı sonra orada. içip eğleniyorlardı. çok üzgündüler. umudum hiç yoktu, illa ki payla$acaktım. onlar da kibarca $arap ikram ettiler. $arabı çok severim, bir $ey demeden uzakla$tım yanlarından.
denizi gördüm ardından. lacivert değildi, koyu maviydi. deniz birisinin kanıydı, emindim. beynimin derinliklerinden bir "rahatsızlık", bir "sıkıntı" çıktı geldi. ingilizce bilmem, "mavi kan, blue blood demektir" dedi. yere tükürdüm. gerçekten anlamı, "asilzade"ydi, "soylu"ydu. iyi ki bunu söyledin. yoksa bana bir $ey hatırlatacaktı. ağlamazdım, hatırlasaydım.
limanda gemiler demirlemi$ti. bir tanesi çok büyüktü. koyu beyazdı. içi çok güzeldi. yolculuk etmi$tim birkaç kez, hiç binmemi$tim. fırsat olmamı$tı. buram buram balık yağı kokan tavuk dönerciler vardı arka yolda. hiç sevmezdim, çok lezzetliydi. turuncu bulutlardan toprağa inen bir yıldırım bana kızmı$tı. keskin keskin çanlar çaldı. camiye gidip dua ettim. ba$ım ağrıyordu.
her $ey netle$ti birden gözümde. ba$ımı zorlukla kaldırdım, felaket ağrıyordu. türk filmlerinde gördüğüm bir meyhanedeydim galiba. bir kız $arkı söylüyordu. türk sanat müziği, en sevdiğimden... mavi mavi $araplar akıyordu musluklardan. maviyi severim, maviyi sevene a$ığım zaten. $arap hiç sevmem, mavi diye bir yudum almı$tım ama... beni iyi eder diye bekliyordum. size bir $ey daha söyleyeyim mi, o anda umudum vardı:).
insana yarardan çok zarar verir ve bir boka yaramaz. olmadıgı zaman uzun vadede daha mutlu olunur. gazı bitmiş çakmak gibidir, defalarca çakarsınız yanmaz ama o çakmak elinizde oldugu sürece birgün yanacagını hayal eder durursunuz. ya o çakmagı dolduracak beceri, yürek, azim gerekir, yada çakmagı atıp parçalamak; boşa eziyet çekmemek gerekir.
geçicidir..
bir zaaf, e$siz bir yanılgı, temas noktaları olmayan bir kürede ya$amaya çabalama belki: ama anlık, unutma. debelendikçe battığın bir bataklıksa eğer ruh halin, eriyorsa içindeki buzdan dağ, perçemi yüzüne değen bir sarho$luk ise artık soluk almak, 'kaç ve kurtul!' diye direten yanlarından yenildiysen, daha formayı giymeden mağlupsan,
her $ey = hiçbir $ey ise güzelim,
umut vardır ama geçicidir..
(mektupları tanrı yırttı kendime gönderdiğim..)
bir zaaf, e$siz bir yanılgı, temas noktaları olmayan bir kürede ya$amaya çabalama belki: ama anlık, unutma. debelendikçe battığın bir bataklıksa eğer ruh halin, eriyorsa içindeki buzdan dağ, perçemi yüzüne değen bir sarho$luk ise artık soluk almak, 'kaç ve kurtul!' diye direten yanlarından yenildiysen, daha formayı giymeden mağlupsan,
her $ey = hiçbir $ey ise güzelim,
umut vardır ama geçicidir..
(mektupları tanrı yırttı kendime gönderdiğim..)
en büyük kötülükmüş, zira işkenceyi uzatırmış.
umut, kalıplaşmış bir yalandır. insanın kendini kandırmasıdır. tembellik için bahanedir. uzanıp alacakken önüne düşmesini beklemesidir. umut en büyük yalandır. özgür ruhun gölgesinde kaybolandır. serüven duygusunun şiddetine ve hızına ayak uyduramayanların ardına sığındığıdır, gerçekleştirmek varken bekleyip bir köşede kök bağlamaktır.
onsuzlukla beraber hayata tutunamayacagınız duygunuz (umudum)...
zall'ın yeni temasının ismi.
umutsuzluğu yaşamamışların hakkında atıp tuttuğudur.
uludağ sözlük'te şimdiye kadar yapılan en şık temadır.
abimin ismi. ayrıca bir tema olarak tek kelime ile imba...
son nefese kadar bizi bırakmayacak duygu:hiçbir umudumuz kalmasa bileyaşayabilecekmiyim biraz daha sorusu..umut işte.
hayat umuttan önce bitmeli...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar