bugün
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir26
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak6
- mokv geldi mi8
- rümeysa eker6
- kendi değerini başkalarının gözünden ölçen insan10
- havva öztel4
- karton toplayan prenses ve yedi penisler8
- hakan safi5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle31
- chpli belediye başkanlarının rüşvet ve seks zaafı2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek3
- yaz dizileri2
- kadınların aradığı erkek modeli11
- kılıçdaroğlu ndan yolsuzluk çıkışı2
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim15
- ortamın enerjisini düşüren insan3
- evlilik masrafları16
- mesai bittiği gibi çıkmanın ayıp sayılması9
- çilek yerken ağza osuruk tadı gelmesi3
- kürtlerin vatan haini olmakla haklı olması5
- vedat bey'in görkemli hayatı2
- sucsuz yere hapis yatmak2
- taylor sands2
- gül gibi kız olma kriterleri9
- penis deliğinden içeri giren kene9
- üniversite hayatı8
- 30 30 1503
- en gey özelliğiniz10
- bakir yazarlar3
- 5 haziran 2026 san marino bangladeş maçı3
- göt deliği yalatmak11
- her gün mastürbasyon yapmak hastalıklı mıdır7
- deniz görmeden yaşayamam insanı3
- giresun da tatil yapmak2
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- bir hatunu kıvama getirip yatağa atmak7
- güne iyi başlatan şeyler3
- ilk buluşmada sakso çekmeye yeltenen kız7
- memurların asgari ücret alması5
- sevgilinin en yakın arkadaşı ile yatmak5
- anın görüntüsü27
- tatile çıkılmayacak arkadaş tipleri4
- ali cabbar5
- yakışıklı olmanın zararları5
- otomatik vites araba kullanan erkek3
- gelmiş geçmiş en iyi stoper7
- emlak katılım'ın halka arzı ve banka birleşmesi2
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı6
- chp'nin en kötü genel başkanı6
insanın her zaman içinde olması gereken $eydir. zıtlıklarla boğu$maktır.
sırılsıklam a$ıktım o gece. umudum da yoktu. hatta o kadar yoktu ki, ona buna dağıtacaktım. mendil satan bir ninenin yanına gidip "üzülme, rahata kavu$acaksın" dedim. tanrı değildim ki, nereden bilecektim acaba? ama dedim ya, umut yok, bol bol verecektim olmayan umuttan. canım sıkıldı. sonra ninenin yanından ayrıldım. nine değildi, genç kızdı. çirkindi. tutup kime göstersem beğenirdi. vücudu düzgündü, saçları upuzun, kumraldı. onun için gözya$ı akıttım biraz, kahkahalarım bo$ duvarlara vurup, heryeri çınlattı. gecenin saat ikisiydi, evet. etraf apaydınlıktı, bulutlar bembeyaz. hava yaz günü gibi çöl sıcağıydı. duyusuzdum, yün atkım boğazıma battı. paltoma daha sıkı sarındım. öksürdüm. ne kadar zamandır hasta olduğumu ve birilerini hasta ettiğimi derinlemesine dü$ündüm. buna az çok üzüldüm.
"hiç araba geçmezdi buradan. her yer kaldırımdı. dün taksinin biri, küçük bir çocuğa çarpmı$tı. kanlar içindeydi her yeri. masmaviydi. yardım etmeyi hiç sevmem, hemen sırtladım, hastaneye ko$turdum. tela$sızca bekledim. ameliyathaneden çıktılar hızlı hızlı. öğrendim sonra ki; hafif grip olmu$ çocuk. 5 dakikaya taburcu edildi. 'yine oyna' dedim ona, o da 'peki amca' dedi. 18 ya$ındaydım o zaman. biraz çaresizdim."
bunlar geldi aklıma yürürken. hayır, ko$arken... yine o kaldırımlardaydım. "yaya giremez" yazısını okudum, sevindim. $arapçılar vardı sonra orada. içip eğleniyorlardı. çok üzgündüler. umudum hiç yoktu, illa ki payla$acaktım. onlar da kibarca $arap ikram ettiler. $arabı çok severim, bir $ey demeden uzakla$tım yanlarından.
denizi gördüm ardından. lacivert değildi, koyu maviydi. deniz birisinin kanıydı, emindim. beynimin derinliklerinden bir "rahatsızlık", bir "sıkıntı" çıktı geldi. ingilizce bilmem, "mavi kan, blue blood demektir" dedi. yere tükürdüm. gerçekten anlamı, "asilzade"ydi, "soylu"ydu. iyi ki bunu söyledin. yoksa bana bir $ey hatırlatacaktı. ağlamazdım, hatırlasaydım.
limanda gemiler demirlemi$ti. bir tanesi çok büyüktü. koyu beyazdı. içi çok güzeldi. yolculuk etmi$tim birkaç kez, hiç binmemi$tim. fırsat olmamı$tı. buram buram balık yağı kokan tavuk dönerciler vardı arka yolda. hiç sevmezdim, çok lezzetliydi. turuncu bulutlardan toprağa inen bir yıldırım bana kızmı$tı. keskin keskin çanlar çaldı. camiye gidip dua ettim. ba$ım ağrıyordu.
her $ey netle$ti birden gözümde. ba$ımı zorlukla kaldırdım, felaket ağrıyordu. türk filmlerinde gördüğüm bir meyhanedeydim galiba. bir kız $arkı söylüyordu. türk sanat müziği, en sevdiğimden... mavi mavi $araplar akıyordu musluklardan. maviyi severim, maviyi sevene a$ığım zaten. $arap hiç sevmem, mavi diye bir yudum almı$tım ama... beni iyi eder diye bekliyordum. size bir $ey daha söyleyeyim mi, o anda umudum vardı:).
sırılsıklam a$ıktım o gece. umudum da yoktu. hatta o kadar yoktu ki, ona buna dağıtacaktım. mendil satan bir ninenin yanına gidip "üzülme, rahata kavu$acaksın" dedim. tanrı değildim ki, nereden bilecektim acaba? ama dedim ya, umut yok, bol bol verecektim olmayan umuttan. canım sıkıldı. sonra ninenin yanından ayrıldım. nine değildi, genç kızdı. çirkindi. tutup kime göstersem beğenirdi. vücudu düzgündü, saçları upuzun, kumraldı. onun için gözya$ı akıttım biraz, kahkahalarım bo$ duvarlara vurup, heryeri çınlattı. gecenin saat ikisiydi, evet. etraf apaydınlıktı, bulutlar bembeyaz. hava yaz günü gibi çöl sıcağıydı. duyusuzdum, yün atkım boğazıma battı. paltoma daha sıkı sarındım. öksürdüm. ne kadar zamandır hasta olduğumu ve birilerini hasta ettiğimi derinlemesine dü$ündüm. buna az çok üzüldüm.
"hiç araba geçmezdi buradan. her yer kaldırımdı. dün taksinin biri, küçük bir çocuğa çarpmı$tı. kanlar içindeydi her yeri. masmaviydi. yardım etmeyi hiç sevmem, hemen sırtladım, hastaneye ko$turdum. tela$sızca bekledim. ameliyathaneden çıktılar hızlı hızlı. öğrendim sonra ki; hafif grip olmu$ çocuk. 5 dakikaya taburcu edildi. 'yine oyna' dedim ona, o da 'peki amca' dedi. 18 ya$ındaydım o zaman. biraz çaresizdim."
bunlar geldi aklıma yürürken. hayır, ko$arken... yine o kaldırımlardaydım. "yaya giremez" yazısını okudum, sevindim. $arapçılar vardı sonra orada. içip eğleniyorlardı. çok üzgündüler. umudum hiç yoktu, illa ki payla$acaktım. onlar da kibarca $arap ikram ettiler. $arabı çok severim, bir $ey demeden uzakla$tım yanlarından.
denizi gördüm ardından. lacivert değildi, koyu maviydi. deniz birisinin kanıydı, emindim. beynimin derinliklerinden bir "rahatsızlık", bir "sıkıntı" çıktı geldi. ingilizce bilmem, "mavi kan, blue blood demektir" dedi. yere tükürdüm. gerçekten anlamı, "asilzade"ydi, "soylu"ydu. iyi ki bunu söyledin. yoksa bana bir $ey hatırlatacaktı. ağlamazdım, hatırlasaydım.
limanda gemiler demirlemi$ti. bir tanesi çok büyüktü. koyu beyazdı. içi çok güzeldi. yolculuk etmi$tim birkaç kez, hiç binmemi$tim. fırsat olmamı$tı. buram buram balık yağı kokan tavuk dönerciler vardı arka yolda. hiç sevmezdim, çok lezzetliydi. turuncu bulutlardan toprağa inen bir yıldırım bana kızmı$tı. keskin keskin çanlar çaldı. camiye gidip dua ettim. ba$ım ağrıyordu.
her $ey netle$ti birden gözümde. ba$ımı zorlukla kaldırdım, felaket ağrıyordu. türk filmlerinde gördüğüm bir meyhanedeydim galiba. bir kız $arkı söylüyordu. türk sanat müziği, en sevdiğimden... mavi mavi $araplar akıyordu musluklardan. maviyi severim, maviyi sevene a$ığım zaten. $arap hiç sevmem, mavi diye bir yudum almı$tım ama... beni iyi eder diye bekliyordum. size bir $ey daha söyleyeyim mi, o anda umudum vardı:).
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
