bugün
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı7
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık12
- hırvatistan9
- beni özleyenler elime mum diksin15
- ılımlı islam5
- ayak bileğine dövme yaptıran erkek4
- sümer dili6
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri5
- osmanlıcılar2
- o kaç gram2
- küçük çocukların sizi kahraman olarak görmesi2
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması8
- koç üniversitesi2
- kız kardeş2
- karamürsel2
- anın görüntüsü14
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- şanssız bir insan olmak4
- ortadoğu yerine batı asya demek2
- mutlu kalmak için öneriler2
- diyetteyken kitap okumak3
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- aylık 505 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- yunanistan29
- yuzır ismet gurbuzi hazretleri4
- iq testi4
- kadir mısıroğlu3
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek5
- bey biraderler beydirler3
- 2026 ağustos ayı nasıl geçecek3
- ak parti2
- arkadaşlar naber ya4
- türk ateisti7
- inşaat gürültüsü4
- slip mayo giyen erkek4
- en son aldığınız iltifat14
- arkadaşlar yeni ağırlıklarım nasıl3
- en köylü özelliğiniz4
- yanık akrep dumanı çekmek5
- almanya11
- nervio ile travertenlere gitmek4
- her gördüğünü jandarmaya ihbar eden köylü3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- belçika4
- beynin dopamin salgılamaması3
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- zorunlu eğitim7
- la diyen kadın3
- ioçk'nın müziği4
- sevişirken video çekmek10
ilhan irem'in deLirium kitabında yer aLan Leziz bir denemesi..
--spoiler--
Geceden mavi duruluklar içinde sessiz, sakin bıraktığım gökyüzü, sabah bulutlanmış, gri, yağmur dolu... Uzaklar daha bir kızılötesi, fırtına habercisi. Bahçemi ne güzel derleyip toparlamışım... Kameriyemde sarmaşıklar... Hemen altında dostları bekleşen masalar, sandalyeler... Güller bir yanda renk renk. Karanfiller, menekşeler, begonyalar, akşam sefaları, mis kokulu sümbüller... Daha ötede baharla pıtrak pıtrak aşmayı bekleyen ekinler... Yıllarımı almış hepsi...
Bu sabah ortalık bi tuhaf... Sıkı bir sağnak, şimalden bir deli rüzgâr...
Yeni tohumlar beynimde... Yine de kaygılıyım bahçemden yana...
Doğru arka bahçeye... Vaktiyle ölmüş ağaçlardan otuz-kırk ağır gövde, testere, çekiç, macun ve çiviler...
Yağmur yağdı yağacak... Ekinler yine ekilir, lakin ekmekle büyümüyor dostlar.
Tufan öncesi bir gemi yapmayalım...
...
Günlerce sürdü inşaat...
Tüylü kalemlerle parşömen kâğıtlara yazılmış çağrılar gönderildi dostlara.
"Dostlar, ortalık tuhaf görünüyor, yağmur yağdı yağacak... Fırtına ardında tepelerin... Birileri koştururken, bilerek bilmeyerek ezebilirler çiçeklerimizi... Kaçışanlar arasında değilseniz, arka bahçedeki ahşap gemime gelin... " Gibisinden bir şeyler...
Gelen geldi... Sağnak, fırtına, seller aldı her yanı... Şöyle bir yükseldi, yola çıktı gemi...
Burunda kızılderili duruşuyla yeni sahiller arandı aylarca...
Çok soğuktu... Üşüyenler gövdeden tahtalar söküp yaktılar...
Gemi ahşaptı... Yandı, battı...
Gömülüşü hissettiğimden, günler öncesinden üst güvertede uçma kursları verdim kendi kendime... Kimseler gelmedi... Gizli gizli bakıp, uçmayı öğrenmeye çalışanlar kaçmadı gözümden...
Gemi battı... Değişik yönlere yüzmeye başladı dostlar...
Belli belirsiz gümüşi kanatlarımda seyrettim olup bitenleri...
Bazıları bir adaya yöneldiler... Uçup, adanın yerlileriyle konuştum onlardan önce... "Gelenler bizdendir... Yardım edin... Yardım edelim... Kuru giysiler, yiyecek, sıcak yatak... Bizdendir hepsi... "
Dostlarım sahile doğru yüzerken korkuyorlardı... Dostça karşılandılar...
Benimle uçmadıkları için kızmadım... Dostlarımdı...
Ölümden döndüklerini gördükten sonra huzurla uçup gittim...
Yeni sahillerin keşfine...
Işık hızında yeni renkler buldum asırlarca...
Asırların ötesinde zamansızlığı... Mekansızlığı...
Hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim an, her yere ait olduğumu...
...
içimizde en son kalan ilkel (!) duygu "hasret" galiba...
Dostlarımı özledim...
Yönsüz ve zarif bir dalışla alçaldım onları bıraktığım adaya... Tam onlara gözleri sevinç yaşlı çocuklar gibi anlatacakken gördüklerimi, benden ayak bastı parası istediler...
Basmıyordum ki, görmediler...
Yepyeni bir medeniyet kurmuşlar adaya...
Otoyollar, bilgisayarlar, dev iletişim ağlarında iletişimsizlik...
Şu kadar metrekare içinde yaptıkları tatlı bir gurur yerleştirmişti yüzlerine...
Oysa daha ötelere gidebilirlerdi...
Uçabilselerdi...
Denemediler...
--spoiler--
--spoiler--
Geceden mavi duruluklar içinde sessiz, sakin bıraktığım gökyüzü, sabah bulutlanmış, gri, yağmur dolu... Uzaklar daha bir kızılötesi, fırtına habercisi. Bahçemi ne güzel derleyip toparlamışım... Kameriyemde sarmaşıklar... Hemen altında dostları bekleşen masalar, sandalyeler... Güller bir yanda renk renk. Karanfiller, menekşeler, begonyalar, akşam sefaları, mis kokulu sümbüller... Daha ötede baharla pıtrak pıtrak aşmayı bekleyen ekinler... Yıllarımı almış hepsi...
Bu sabah ortalık bi tuhaf... Sıkı bir sağnak, şimalden bir deli rüzgâr...
Yeni tohumlar beynimde... Yine de kaygılıyım bahçemden yana...
Doğru arka bahçeye... Vaktiyle ölmüş ağaçlardan otuz-kırk ağır gövde, testere, çekiç, macun ve çiviler...
Yağmur yağdı yağacak... Ekinler yine ekilir, lakin ekmekle büyümüyor dostlar.
Tufan öncesi bir gemi yapmayalım...
...
Günlerce sürdü inşaat...
Tüylü kalemlerle parşömen kâğıtlara yazılmış çağrılar gönderildi dostlara.
"Dostlar, ortalık tuhaf görünüyor, yağmur yağdı yağacak... Fırtına ardında tepelerin... Birileri koştururken, bilerek bilmeyerek ezebilirler çiçeklerimizi... Kaçışanlar arasında değilseniz, arka bahçedeki ahşap gemime gelin... " Gibisinden bir şeyler...
Gelen geldi... Sağnak, fırtına, seller aldı her yanı... Şöyle bir yükseldi, yola çıktı gemi...
Burunda kızılderili duruşuyla yeni sahiller arandı aylarca...
Çok soğuktu... Üşüyenler gövdeden tahtalar söküp yaktılar...
Gemi ahşaptı... Yandı, battı...
Gömülüşü hissettiğimden, günler öncesinden üst güvertede uçma kursları verdim kendi kendime... Kimseler gelmedi... Gizli gizli bakıp, uçmayı öğrenmeye çalışanlar kaçmadı gözümden...
Gemi battı... Değişik yönlere yüzmeye başladı dostlar...
Belli belirsiz gümüşi kanatlarımda seyrettim olup bitenleri...
Bazıları bir adaya yöneldiler... Uçup, adanın yerlileriyle konuştum onlardan önce... "Gelenler bizdendir... Yardım edin... Yardım edelim... Kuru giysiler, yiyecek, sıcak yatak... Bizdendir hepsi... "
Dostlarım sahile doğru yüzerken korkuyorlardı... Dostça karşılandılar...
Benimle uçmadıkları için kızmadım... Dostlarımdı...
Ölümden döndüklerini gördükten sonra huzurla uçup gittim...
Yeni sahillerin keşfine...
Işık hızında yeni renkler buldum asırlarca...
Asırların ötesinde zamansızlığı... Mekansızlığı...
Hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim an, her yere ait olduğumu...
...
içimizde en son kalan ilkel (!) duygu "hasret" galiba...
Dostlarımı özledim...
Yönsüz ve zarif bir dalışla alçaldım onları bıraktığım adaya... Tam onlara gözleri sevinç yaşlı çocuklar gibi anlatacakken gördüklerimi, benden ayak bastı parası istediler...
Basmıyordum ki, görmediler...
Yepyeni bir medeniyet kurmuşlar adaya...
Otoyollar, bilgisayarlar, dev iletişim ağlarında iletişimsizlik...
Şu kadar metrekare içinde yaptıkları tatlı bir gurur yerleştirmişti yüzlerine...
Oysa daha ötelere gidebilirlerdi...
Uçabilselerdi...
Denemediler...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar