bugün
- flört etmeyen liberter öğretmen2
- queen feristah15
- ölümden korkuyor musunuz11
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bir bela geliyor29
- işiniz gücünüz yok mu11
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu43
- bir kadından hoşlanmak3
- hafızayı sildirmek6
- ayıyla güreşmek7
- gecenin şarkısı18
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- sözlükten korkmak5
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- melatonin2
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- zalbert ramstein4
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- uludağ itiraf15
- intihar düşüncesi2
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- erkekler neden evlenmek ister15
- apo'nun villası11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- kendin hakkında bir entry bırak9
- nervio12
- uludağ sözlük evreni8
- 195 kaslı pilot14
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- kürdü sevin21
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- sevilen kişiden sevilen şarkıyı dinlemek2
- hasan atilla uğur14
- para yok huzur var11
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- ben basit bir insanım2
- heyt bea gocu mu5
- mazotun litresi 101 lira35
ilhan irem'in deLirium kitabında yer aLan Leziz bir denemesi..
--spoiler--
Geceden mavi duruluklar içinde sessiz, sakin bıraktığım gökyüzü, sabah bulutlanmış, gri, yağmur dolu... Uzaklar daha bir kızılötesi, fırtına habercisi. Bahçemi ne güzel derleyip toparlamışım... Kameriyemde sarmaşıklar... Hemen altında dostları bekleşen masalar, sandalyeler... Güller bir yanda renk renk. Karanfiller, menekşeler, begonyalar, akşam sefaları, mis kokulu sümbüller... Daha ötede baharla pıtrak pıtrak aşmayı bekleyen ekinler... Yıllarımı almış hepsi...
Bu sabah ortalık bi tuhaf... Sıkı bir sağnak, şimalden bir deli rüzgâr...
Yeni tohumlar beynimde... Yine de kaygılıyım bahçemden yana...
Doğru arka bahçeye... Vaktiyle ölmüş ağaçlardan otuz-kırk ağır gövde, testere, çekiç, macun ve çiviler...
Yağmur yağdı yağacak... Ekinler yine ekilir, lakin ekmekle büyümüyor dostlar.
Tufan öncesi bir gemi yapmayalım...
...
Günlerce sürdü inşaat...
Tüylü kalemlerle parşömen kâğıtlara yazılmış çağrılar gönderildi dostlara.
"Dostlar, ortalık tuhaf görünüyor, yağmur yağdı yağacak... Fırtına ardında tepelerin... Birileri koştururken, bilerek bilmeyerek ezebilirler çiçeklerimizi... Kaçışanlar arasında değilseniz, arka bahçedeki ahşap gemime gelin... " Gibisinden bir şeyler...
Gelen geldi... Sağnak, fırtına, seller aldı her yanı... Şöyle bir yükseldi, yola çıktı gemi...
Burunda kızılderili duruşuyla yeni sahiller arandı aylarca...
Çok soğuktu... Üşüyenler gövdeden tahtalar söküp yaktılar...
Gemi ahşaptı... Yandı, battı...
Gömülüşü hissettiğimden, günler öncesinden üst güvertede uçma kursları verdim kendi kendime... Kimseler gelmedi... Gizli gizli bakıp, uçmayı öğrenmeye çalışanlar kaçmadı gözümden...
Gemi battı... Değişik yönlere yüzmeye başladı dostlar...
Belli belirsiz gümüşi kanatlarımda seyrettim olup bitenleri...
Bazıları bir adaya yöneldiler... Uçup, adanın yerlileriyle konuştum onlardan önce... "Gelenler bizdendir... Yardım edin... Yardım edelim... Kuru giysiler, yiyecek, sıcak yatak... Bizdendir hepsi... "
Dostlarım sahile doğru yüzerken korkuyorlardı... Dostça karşılandılar...
Benimle uçmadıkları için kızmadım... Dostlarımdı...
Ölümden döndüklerini gördükten sonra huzurla uçup gittim...
Yeni sahillerin keşfine...
Işık hızında yeni renkler buldum asırlarca...
Asırların ötesinde zamansızlığı... Mekansızlığı...
Hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim an, her yere ait olduğumu...
...
içimizde en son kalan ilkel (!) duygu "hasret" galiba...
Dostlarımı özledim...
Yönsüz ve zarif bir dalışla alçaldım onları bıraktığım adaya... Tam onlara gözleri sevinç yaşlı çocuklar gibi anlatacakken gördüklerimi, benden ayak bastı parası istediler...
Basmıyordum ki, görmediler...
Yepyeni bir medeniyet kurmuşlar adaya...
Otoyollar, bilgisayarlar, dev iletişim ağlarında iletişimsizlik...
Şu kadar metrekare içinde yaptıkları tatlı bir gurur yerleştirmişti yüzlerine...
Oysa daha ötelere gidebilirlerdi...
Uçabilselerdi...
Denemediler...
--spoiler--
--spoiler--
Geceden mavi duruluklar içinde sessiz, sakin bıraktığım gökyüzü, sabah bulutlanmış, gri, yağmur dolu... Uzaklar daha bir kızılötesi, fırtına habercisi. Bahçemi ne güzel derleyip toparlamışım... Kameriyemde sarmaşıklar... Hemen altında dostları bekleşen masalar, sandalyeler... Güller bir yanda renk renk. Karanfiller, menekşeler, begonyalar, akşam sefaları, mis kokulu sümbüller... Daha ötede baharla pıtrak pıtrak aşmayı bekleyen ekinler... Yıllarımı almış hepsi...
Bu sabah ortalık bi tuhaf... Sıkı bir sağnak, şimalden bir deli rüzgâr...
Yeni tohumlar beynimde... Yine de kaygılıyım bahçemden yana...
Doğru arka bahçeye... Vaktiyle ölmüş ağaçlardan otuz-kırk ağır gövde, testere, çekiç, macun ve çiviler...
Yağmur yağdı yağacak... Ekinler yine ekilir, lakin ekmekle büyümüyor dostlar.
Tufan öncesi bir gemi yapmayalım...
...
Günlerce sürdü inşaat...
Tüylü kalemlerle parşömen kâğıtlara yazılmış çağrılar gönderildi dostlara.
"Dostlar, ortalık tuhaf görünüyor, yağmur yağdı yağacak... Fırtına ardında tepelerin... Birileri koştururken, bilerek bilmeyerek ezebilirler çiçeklerimizi... Kaçışanlar arasında değilseniz, arka bahçedeki ahşap gemime gelin... " Gibisinden bir şeyler...
Gelen geldi... Sağnak, fırtına, seller aldı her yanı... Şöyle bir yükseldi, yola çıktı gemi...
Burunda kızılderili duruşuyla yeni sahiller arandı aylarca...
Çok soğuktu... Üşüyenler gövdeden tahtalar söküp yaktılar...
Gemi ahşaptı... Yandı, battı...
Gömülüşü hissettiğimden, günler öncesinden üst güvertede uçma kursları verdim kendi kendime... Kimseler gelmedi... Gizli gizli bakıp, uçmayı öğrenmeye çalışanlar kaçmadı gözümden...
Gemi battı... Değişik yönlere yüzmeye başladı dostlar...
Belli belirsiz gümüşi kanatlarımda seyrettim olup bitenleri...
Bazıları bir adaya yöneldiler... Uçup, adanın yerlileriyle konuştum onlardan önce... "Gelenler bizdendir... Yardım edin... Yardım edelim... Kuru giysiler, yiyecek, sıcak yatak... Bizdendir hepsi... "
Dostlarım sahile doğru yüzerken korkuyorlardı... Dostça karşılandılar...
Benimle uçmadıkları için kızmadım... Dostlarımdı...
Ölümden döndüklerini gördükten sonra huzurla uçup gittim...
Yeni sahillerin keşfine...
Işık hızında yeni renkler buldum asırlarca...
Asırların ötesinde zamansızlığı... Mekansızlığı...
Hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim an, her yere ait olduğumu...
...
içimizde en son kalan ilkel (!) duygu "hasret" galiba...
Dostlarımı özledim...
Yönsüz ve zarif bir dalışla alçaldım onları bıraktığım adaya... Tam onlara gözleri sevinç yaşlı çocuklar gibi anlatacakken gördüklerimi, benden ayak bastı parası istediler...
Basmıyordum ki, görmediler...
Yepyeni bir medeniyet kurmuşlar adaya...
Otoyollar, bilgisayarlar, dev iletişim ağlarında iletişimsizlik...
Şu kadar metrekare içinde yaptıkları tatlı bir gurur yerleştirmişti yüzlerine...
Oysa daha ötelere gidebilirlerdi...
Uçabilselerdi...
Denemediler...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar